Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 24 Şubat 2016 09:06

Türkiye silah alımında 6. sırada

Türkiye silah alımında 6. sırada

Dünyada silah iharcatı son 5 yılda yüzde 14 artarken, Türkiye dünyada en çok silah satın alan 6. ülke oldu.

Dünya genelindeki artan terör tehdidi ve bölgesel çatışmalar silah satışlarına da yansıdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), silah pazarının en iyi müşteri ve ihracatçı ülkelerini açıkladı. Rapora göre, Hindistan, Suudi Arabistan ve Çin dünyanın en çok silah ithal eden ilk 3 ülkesi, en çok ihraç eden ilk üç ülke de ABD, Rusya ve Çin. Çin silah ihracında da ithalinde de dünya üçüncüsü durumunda.

Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev, bu ay içinde yapılan Münih Güvenlik Konferansı'nda yeni soğuk savaş uyarısında bulundu. Ukrayna ve Ortadoğu'da zaten sıcak savaş sürüyor. Doğu Asya'da Çin'in tutumu komşuları arasında tedirginliğe yol açıyor. Güney Asya'da ise, ezeli rakip ülkeler Hindistan ile Pakistan arasındaki gerginlik varlığını koruyor. Diğer yandan dünya genelinde terör tehdidi nedeniyle güvensizlik artıyor. Dünya çapındaki gerginlik silah satışlarına da yansıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) açıkladığı son veriler de bu gelişmeyi doğruluyor. Dünya genelindeki silah satışlarını 5 yıllık dönemler halinde inceleyen SIPRI, son 5 yıl içinde silah ihracatında yüzde 14'lük artış kaydedildiğini bildirdi.

Silah satışlarındaki bu artışla ilgili raporların açıklandığı bir ortamda AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’den ‘sıcak savaş’ uyarısı geldi. Mogherini, “Bir sıcak savaş tehlikesi var. İlle de ABD ve Rusya arasında değil ama Rusya’yla Türkiye arasında olabilir,” dedi.

Suriye’de yaşananları, bölgesel aktörlerin vekalet savaşı olarak adlandırdıklarını ancak tehlikenin bundan çok daha büyük olduğunu dile getiren Mogherini, bahsettiğinin bir soğuk savaş olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Karşımızda, her zaman üzerinde durduğumuzdan farklı bir sıcak savaş tehlikesi var. İlle de ABD ve Rusya arasında değil ama Rusya’yla Türkiye arasında olabilir.”

Öte yandan uzmanlar Türkiye tarafından silah satın alınmasının bu ülkenin Milli çıkarlarına ters düştüğünü belirtmekteler. Özellikle de Türkiye'nin Suriye ve Irak gibi bir takım bölge ülkelerinde ifa ettiği rol ve özellikle de bu ülkelere askeri müdahalesi dikkate alınarak ister istemez Türkiye'nin böylesine yüksek hacimdeki askeri alımlarının bölge ülkeleri için bir tehdit sayıldığını belirtmekteler. Mevcut şartlarda bölge ülkeleri Türkiye'nin silah alımlarını anlamlı bulmakta ve Ankara yönetiminin militarist ve Neo Osmancılık siyasetleri doğrultusunda atılmış bir adım olarak değerlendirmekteler. İşte tam da bu hengamede Türkiye Başbakanı Ahmed Davutoğlu Neo Osmancılık siyasetlerini gündeme getirmekte. Uzmanlar Türkiye'nin özellikle son bir kaç yıl içinde izlediği dış siyasetler ve bir takım bölge ülkelerinin içişlerine müdahalesinin bu doğrultuda yapıldığını ve bu siyasetin hayata geçirilmesine çalışıldığını belirtiyorlar. Fakat Türkiye'de 10 milyon civarında bir Kürt nüfusun bulunması, Suriye'de Beşar Esad yönetiminin beklentilerin aksine çok dişli çıkarak başarılı bir direniş sergilemesi, Türkiye'nin fazlasıyla bel bağladığı NATO ve AB gibi ittifakların pek de güvenilir olmaması ve hiç beklenmedik bir anda ülkelerin arkasını rahatlıkla boş bırakabilecek konumda olmaları Türkiye'nin önündeki ciddi sorunlardandır. Buna karşı kendi içlerinde ciddi meşruluk sorunu yaşayan bir takım gerici arap yönetimleri Türkiye'nin arkasında yer alarak, Türkiyeyi pohpohlamak suretiyle kendi cesaret edemedikleri bir çatışma ve savaş ortamına sürüklemeye ve bu hususta Türkiye'nin maddi ve silah ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü temin etmekteler. Nitekim Suudi Arabistan, Katar ve BAE'liği gibi gerici bölge yönetimleri bu ülkelerin başında gelmekte. Fakat tüm bu destek ve imkanlara rağmen Türkiye kendi bölgesel siyasetleri ve hedeflerinde her hangi bir başarı elde edemediği gibi uluslararası alanda tamamen yalnızlığa itilmiş ve her taraftan baskı altında bulunmaktadır. Özellikle ülke içinde de gerek siyasi parti ve gruplar olsun ve gerekse halk kesinlikle hükümetin savaş yanlısı politikalarını kabul etmemekte ve gözlemciler hükümetin bu siyasetinde ısrarcı olmaları durumunda yeniden kitlesel protesto hareketlerinin baş göstereceği konusunda uyarıda bulunmaktalar.

Militarist siyasetler peşinde olan dünyanın en büyük güçlerinin bile bu siyasetlerini ilerletemeyip başarısız kaldığı ve sonunda siyasi diyaloğu sürüklendiği bir ortamda şimdi Türkiye gibi bölgesel yönetimlerin bu gibi siyasetlere yönelmesine mantık sahibi hiç kimse akıl erdiremiyor.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile