Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 20 Şubat 2016 17:51

Uluslararası Anadil Günü

Uluslararası Anadil Günü

Dil, dünyada en etkili iletişim aracıdır ve insanlar dili kullanarak birbiriyle irtibat kurar. Dil ayrıca bir toplumun sosyal davranışlarının bir bölümünü belirler. Dil insanları birleştiren ve her ülkede milli vahdet etkeni olarak bilinen bir etkendir. Dil her etnik grubun kimliğini koruyan bileşendir ve bu yüzden en önemli insani endeks olarak da gündemdedir.

Anadil BM ve UNESCO tarafından dünyanın sözlü kültürünün en önemli unsurlarından biri olarak tanınmış ve bu çerçevede 21 Şubat günü UNESCO tarafından uluslararası anadil günü olarak adlandırılmıştır. Bu gün UNESCO’nun 1999 yılında düzenlediği konferansta, dil ve kültür çeşitliliğine katkı sağlamak amacıyla uluslararası anadil günü olarak adlandırılmıştır. Çünkü gerçekte anadil her etnik grubun veya milletin tarihi ve kültürel kimliğidir.

Bu çerçevede biz de 21 Şubat uluslararası anadil günü dolaysıyla kısa bir söyleşi hazırladık. Birlikte dinleyelim.

Küresel komünikasyonda beşeri medeniyetler sürekli yok olma tehdidi ve tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ancak küresel gelişmelere karşı ayakta kalma gücüne kavuşan medeniyetler hiç kuşkusuz asaletini koruyacaktır.

Anadili meselesini tehdit eden süreçlerden biri küreselleşme süreci olabilir. nitekim anadili korumakta gösterilen her türlü zaaf durumunda bu iletişim aracı küreselleşme sürecinde zayıf düşürek yok olabilir.

Son üç asırda ise dillerin yok olma süreci korkunç ve artan bir çizgi izlemiştir, öyle ki insanoğlu her ayda iki dili kaybetmektedir. UNESCO’nun tahminlerine göre dünyada şimdiye kadar tanınan 6 bin dilden 3 bin kadarı yok olmak üzeredir. Bu diller hali hazırda da çok marjinal bir nüfus tarafından kullanılır ve hemen hemen hiç birinin beka şansı yoktur. nitekim dünyada kullanılan dillerin yüzde 96 kadarı sadece dünya nüfusunun yüzde 4’lük bir kesimi tarafından kullanılır.

Çeşitli küçük kavimlerin ve aşiretlerin doğal yaşam alanlarının yok olması yüzünden dağılması veya bu insanların büyük kentlere ve kamplara göç etmeye zorlanması, anadilleri tehdit eden etkenlerden biridir. Buna göre son onyıllarda ormanlarda yaşayan bir çok aşiret bu şekilde dilini ve etnik kimliğini kaybetmiştir.

İç savaşlar ve bu yüzden mağlup kavmin geniş çapta komşu ülkelere göç etmesi de bazı dillerin yok olmasına yol açan etkenlerden biridir. Modern çağ ve insan yaşamının geleneksel yapısında yaşanan değişiklikler, küçük grupların yaşam alanını daraltmanın yanında bir kaç belli başlı dilin dünya camiasının büyük çoğunluğu arasında yaygınlaşmasına ve bu dillerin hakimiyetine yol açmıştır.

Dünyada sözlü dillerin sayısı 1200 kadar tahmin edilirken, bu dillerin hemen hemen tümünün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor. Bu dillerin önemli bir oranı ise Afrika kıtasında yaşayan etnik gruplara aittir. Bu dillerin sayısı ise 2 bin kadar tahmin ediliyor.

Bir örnek vermek gerekirsa, Büyük okyanusta yer alan Yeni Gine Papao adalarında 800 dil konuluşuluyor. Bu dillerden bazıları nüfusu 200’den az olan topluluklara aittir. Bu adaların nüfusu toplam yedi milyonu aşmıyor. UNESCO, pek fazla yaygın olmayan dillere, çok yaygın olan dillerin yanında beka şansı tanımak gerektiğini savunuyor. Böyle bir çaba her dilin bir etnik grubun veya milletin kültürel kimliğini ve bireysel kişiliklerin gelişmesinde ifa ettiği role bakıldığında küresel kültüre katkı sağlayabileceği kesindir. Kuşkusuz her dilin ölümü, yerkürede yaşayan insanların tarih, edebiyat ve kültürünün bir parçasının yok olması anlamına gelir.bu yüzden yerel ve bölgesel iletişimlerde insanoğlunun medeni altyapı temelllerinden biri, anadili korumaktır, nitekim bu diller dünyanın bir çok insanı için bir miras ve kuşaklar arası bir hazine olarak gündemdedir.

Anadil gerçekte bir bebeğin gerçek dünya ile iletişim kurmasının ilk aracıdır ve bebek, annesi onunla irtibat kurduğu sözcükler ve kavramlardan yararlanarak dış dünyası ile irtibat kurmaya başlar. Bir başka ifade ile bebeğe kişilik ve kimlik kazandıran ilk etken, anadilidir. Gerçekte anadil her şeyden daha çok bir insan için çeşitli kavramları ve mısdaklarını idrak etme ve anlama imkanı sağlar ve çeşitli şeylerle irtibat kurmasını kolaylaştırır. Belki bu yüzden yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de  her kavime o kavimden bir peygamber gönderdiklerini ve böylece o peygamberin kendi kavmine hakikatleri o kavmin diliyle açıkça beyan etmesine imkan tanıdıklarını buyuruyor.

Güney Afrika’nın ilk siyasi Cumhurbaşkanı Nelson Mandella anadilin muhatabın kalbine nüfuz etmenin en önemli aracı olduğunu ve iletişim kurmakta çok etkili olabileceğini belirtiyor. Mandella şöyle diyor: eğer bir insanla anladığı dille konuşursanız, sözünüz beynine işleyecektir, ama eğer bir insanla anadili ile konuşursanız, o zaman sözünüz kalbine nüfuz eder.

Dillerin çeşitliliği ise ilahi muhibet ve mucizelerden biridir. Nitekim Allah teala da Kur'an'ı Kerim’de insanlara hitaben onları bir kadın ve bir erkekten yarattığını ve daha sonra çeşitli milletlere ve aşiretlere ve soylara ayırdıklarını buyuruyor. Gerçekte eğer dil ve etnik çeşitlilik iyi bir şey olmasaydı, yüce Allah da mahluklarını çeşitli etnik gruplara ayırmaktan kaçınır ve hepsini aynı dilden ve aynı ırktan yaratırdı, oysa böyle yapmadı.

İranlı antropoloji uzmanı Dr. Fukuhi şöyle diyor: İran medeniyeti ve kültüre en azından on bin yıldan beri bir dizi medeniyetlerden ve kültürlerden oluşmuştur. İran medeniyeti ve kültürününün bir özelliği çok dilli, çok kültürlü oluşu ve farklı yaşam tarzlarını, farklı giysilerden farklı yemeklere kadar büyük bir çeşitliliği kapsamasıdır. Bu durum günümüz İran’ını 21. Yüzyılın başında dünyanın eşine ender rastlanan hazinelerinden birine çevirmiştir. Bu topraklarda on binlerce yıl yaşamış milyarlarca insanın toplu çalışmasının ürünü olan Fars dili ise hepimizin kıymetini belmesi gereken bir mirastır ve günümüzde dünyanın ilk on veya on beş büyük dilinden biridir. Ancak biz dünyanın Arapça, Kürtçe, Türkçe vesaire temel dilleri olan ve aynı zamanda dil bilimi bakımından değil de, kültürel bağlamda İranlı dillerden sayılan çeşitli dillerin arasında yaşadığımız için şanslıyız ve bu eşsiz şansı değerlendirmeliyiz.

İran topraklarında bir çok azınlık da yaşıyor ve bu azınlıkların her biri kendi dilini konuşuyor ve farklı aksanlardan ve şivelerden yararlanıyor. İran anayasasında da tüm kavimlerin haklarını savunmaya ve her türlü ırkçı yaklaşımı engellemeye yönelik olan bazı maddeler yer alıyor. Örneğin İran anayasasının 19. Maddesinde İran milleti hangi kavimden veya aşiretten olursa olsun eşit haklara sahip oldukları ve renk, ırk, soy ve dil gibi etkenleri imtiyaz sayılamayacağı vurgulanıyor.

Buna göre ve bu hakların en önemli olanlarından biri kültür ve dil hakkı olduğundan, çeşitli kavimlerin kültür, dil ve edebiyat alanında eşit haklardan yararlanmaları gerekiyor. Yine anayasanın 3. Maddesinin 9. Bendi de tüm maddi ve manevi alanlarda her türlü haksız ayrımcılığın bertaraf edilmesine ve herkes için eşit imkanlar tanınmasına vurgu yapılıyor.

İran anayasasının 20. Maddesinde de milletin tüm bireyleri ister kadın ister erkek, yasaların himayesi altında oldukları ve hepsi İslam ilkeleri çerçevesinde insani, siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel haklardan yararlandıkları vurgulanıyor.

Bu yüzden anayasanın 15. Maddesi de İran milletinin resmi ve ortak dili ve yazısı Farsça olduğu ve tüm resmi belgelerin ve yazışmaların ve metinlerin ve ders kitaplarının bu dilde ve bu yazıda olması gerektiği belirtiliyor ve ardından hemen yerel ve etnik dillerden basında ve kitle iletişim araçlarında yararlanmak ve okullarda edebiyatının ders verilmesi, Farsça’nın yanında serbest olduğu vurgulanıyor.

İran’da Kürdistan üniversitesinde Kürt dili ve edebiyatı branşının açılması ve yeni eğitim yılında Kürdistan milli eğitim müdürlüğü tarafından kürt dili ve edebiyatının ders müfredatına eklenmesi ve ayrıca devlet radyo ve televizyon kurumunda yerel dillerde yayın yapılması da anayasada belirlenen bu hakkı hayata geçirmeye yöneliktir.

İsviçreli dil bilimci Susur şöyle diyor:

Modern dünyada gerçi dil bir iletişim aracı olarak telakki ediliyor, ancak dil sadece iletişim aracı değildir. Dil, dünyayı ve varlığı oluşturan şeydir ve gerçekte insanın dünya görüşünü şekillendirir ve insanların kişiliğinin şekillenmesinde de önemli rol ifa eder. Eğer bir insanı yok etmek istiyorsanız, anadilini ondan almanız yeterlidir.

Anadil, çeşitli kuşaklar için miras bırakılan zengin kültürel bir hazinedir ve gelecek kuşaklar için korunması gerekir. Anadil gözardı edildiği takdirde yeni kuşaklar anadiline ve kültürüne yabancılaşır ve unutur. Gerçekte her dil, o dili konuşan insanların kültürünü yansıtır, kimliklerini yansıtır, dünyalarını anlatır. Dil canlı bir nesle gibidir ve onu konuşan insanlarda bir arada yaşar, onlara dünyalarını beyan ve idrak etmekte yardımcı olur ve bazen de ölür. Özetle dil de onu konuşanlarla birlikte yaşar. 015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile