Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 01 Şubat 2016 09:32

Şafakta On Gün – 5

Şafakta On Gün – 5

Bercam’dan sonra tehditlerin yeniden tanımlanma zarureti

Amerika'nın İran'a yönelik hedefleri ve amaçları açıkça ortadadır. İran milleti ise Amerika'nın hasmane mahiyetini çok iyi tanıyor ve bu yüzden Amerika'ya asla güvenmiyor. Amerika sürekli İran'ın ilerlemesini ve kalkınmasını engellemeye ve İslamî nizamı baskı altında tutmaya çalışıyor. İran'ın nükleer programına yönelik asılsız ve mesnetsiz iddiaları da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Amerika elinde hiç bir belge ve delil bulunmaksızın İran'ı nükleer ve kitle imha silahları üretmeye çalışmakla suçluyordu. Ancak şimdi Bercam nükleer anlaşması ile beraber İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğu tescillendi ve bu senaryo kapandı, fakat bu durum Amerika'nın İran'a karşı husumetinin de son bulduğu anlamına gelmiyor.


Amerika Başkanı Obama Bercam nükleer anlaşması imzalandıktan sonra Amerikan yönetiminin gerçek mahiyetini ortaya koyan açıklamada şu ifadelere yer verdi: .. iki yıl müzakerelerin ardından Amerika uluslararası ortakları ile beraber onlarca yıl husumetle elde edemediğini elde etti.
Obama nükleer anlaşmayı, İran'ın nükleer silah üretmesini engelleyen geniş kapsamlı ve uzun vadeli bir anlaşma niteledi. Obama'nın sözleri açıkça ve net bir şekilde Washington yönetiminin İranofobi politikasını sürdürme niyetinde olduğunu ortaya koydu.


Gerçekte Amerika İran'ın bölgesel ve küresel rolünün gündeme gelmesine karşıdır, çünkü bu durumda İran'ın bölgesel bir güç olduğunu kabul etmek zorunda kalıyor. Gerçi Amerika yönetimi Afganistan ve Irak meseleleri gibi bazı bölgesel meselelerde İran'ın etkili bir güç olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştır. Örneğin Obama geçen yılın Temmuz ayında Bercam nükleer anlaşması imzalandıktan sonra Newyork Times gazetesine verdiği mülakatta bu noktaya temas ederek, İran da Arabistan, Türkiye ve Rusya'nın yanında Suriye krizinin çözümünün bir parçası olması gerektiğini belirtti. Obama IŞİD terör örgütü ile mücadele konusunda Amerika yönetimi İran ile doğrudan işbirliği yapamayacağını, fakat nükleer anlaşma bu işbirliği için bir ufuk belirleyebileceğini kaydetti.


Ancak Obama aynı mülakatta İran'a yönelik menfi tutumunu yansıtan sözler de sarf etti. Obama Amerika'nın eski başkanlarından Richard Nicson'un Sovyetler birliği ile nükleer müzakereleri ile ilgili anılarını yazdığı kitabına işaretle İran ve ABD arasındaki nükleer müzakerelere yönelik bakışını beyan ediyor ve şöyle diyor:
Ronald Rigan ve başkaları Sovyetler birliği ile silah anlaşması üzerine müzakere etti ve sonra da başkaları ile müzakere ettiler. Biz de şimdi İran nizamında kendilerine has tarihi bakışları ve anıları olan kişilerle iletişim kurmaya çalışmalıyız.
Richard Nicson anılarını yazdığı kitabında Amerika'nın hangi yöntemle Sovyetler birliği ile nükleer anlaşmaya varmak üzere müzakere ettiğini ve böylece bu devletin içten çöküşüne zemin hazırladıklarını anlatıyor.
Obama Newyork Times gazetesine verdiği mülakatta bu gelişmeyi değerlendirerek şöyle diyor: Bizim Sovyetler birliği ile müzakerelerimiz sonunda Amerika'nın lehine sonuçlandı ve İran ile müzakereler de aynı şekilde sonuçlanacak. Bu müzakereler Amerika ve İsrail'in daha güvende olması ile sonuçlanacak.


Aslında bu sözler Amerikalı devlet adamlarının yıllardır kafalarında tasarladıkları İran'a nüfuz etme ve sonuçta İslam Cumhuriyeti nizamını yumuşak savaşla çökertme hayallerini ve planlarını ortaya koyuyor.
Amerikalı devlet adamları İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra sürekli İran'a karşı üstün konumdan yaklaşmaya çalıştı ve özellikle son on küsur yılda da İran'ın nükleer programının mahiyetini bahane ederek BM güvenlik konseyi üzerinden zalimane yaptırımları ve Washington ve AB'nin tek yanlı yaptırımlarını dayatarak kendilerince bölgeyi daha güvenli hale getirmeyi ve İran'ı nükleer silah üretme iddiasından uzaklaştırmayı amaçladı, Oysa Amerika bu iddiası için hiç bir zaman hiç bir belge veya kanıt gösteremedi.


Şimdi ise Bercam nükleer anlaşmasının yürürlüğe girmesi ile beraber bu haksız süreç 12 yılın ardından durduruluyor. Ancak bu durum Amerika'nın İran'a yönelik hasmane ve yapıcı olmayan eğilimlerinin de son bulduğu anlamına gelmiyor. Nitekim Amerika bu kez İran'ın füze programından kaygı duyduğu iddiasını gündeme getirmeye başladı ve Bercam'dan bir gün sonra bu bahaneye dayanarak İran'a dayattığı nükleer olmayan yaptırımlara yenilerini ekledi.
Amerika son otuz küsur yılda sürekli İran'ı terörü desteklemek ve insan hakları ihlalleri ile suçlayarak bazı yaptırımları dayattı. Amerikalı yetkililerin bu tutumu, İranofobi projesi hala gündemlerinde olduğunu ve beyaz sarayın Bercam'a rağmen İran'a karşı hasmane tutumunu sürdürmek istediğini ortaya koyuyor.


Şimdi Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdikten sonra iki tarafın yerine getirmeleri gereken bazı yükümlülükleri bulunuyor. Geçen yılın 18 Ekim tarihinde, yani Bercam onaylandığı gün, Amerika Başkanı bu ülkenin iç kurumlarına yaptırımları kaldırmaları doğrultusunda talimat verdi, ancak kararın uygulanmasını İran yönetiminin yükümlülüklerini yerine getirmesine bağladı. AB bakanlar konseyi de yaptırımları kaldıran bir kararnameyi onayladı, fakat uygulanmasını İran yönetiminin yükümlülüklerini yerine getirmesine bağladı. Şimdi iki taraf karşılıklı olarak yükümlülüklerini yerine getirme noktasında bulunuyor ve yaptırımların kaldırılması ile beraber yükümlülükler yerine getiriliyor.
Şimdi yeni oluşan ortamda çeşitli fırsatları ve kapasiteleri değerlendirmek gerekiyor, fakat aynı zamanda tehditlerden de gafil olmamak gerekiyor. Bercam anlaşması da diğer tüm siyasi alış verişler gibi bazı fırsatlar ve bazı tehditlerle beraberdir. Bercam'la birlikte iktisadi, siyasi ve hatta güvenlik alanında İran için sayısız fırsat doğduğu gibi tehditler de devam ediyor. Bu yüzden İran milleti açısından Amerika'nın geçmişte ve şimdiki zamanda davranışlarında önem arz eden konu, atılan adımlarla beraber İran milletinin Amerika'ya güvenmemesinin unutulmamasıdır.


İran sivil savunma kurumu Başkanı General Golamrıza Celali, nükleer anlaşmanın ardından tehditlerin mahiyeti hakkında şöyle diyor: Bercam'dan sonra tehditlerin çerçevesinde yaşanan gelişmeler doğal olarak düşman tarafından yeni bir eğilim olacaktır.
General Celali Amerikalı yetkililerin edebiyatında Bercam'dan sonra İran'a nüfuz etme eğilimine şahit olduklarını belirterek, tehditlerin yeniden tanımlanması gerektiğini vurguluyor. Düşmanın nüfuz ve tehditleri ülkenin altyapılarına yönelik casusluk ve bilgi toplama üzerinde odaklandığını belirten General Celali, bu alanları dikkatle rasat etmek gerektiğini belirtiyor.


Gerçek şu ki Amerikalı devlet adamları sözünü tutmama ve müdahaleci huylarından bir türlü vaz geçemiyor. Bu yüzden İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Cumhurbaşkanı Ruhani'nin Bercam nükleer anlaşması ile ilgili müzakerelerin sonuçları ve anlaşmanın yürürlüğe girmesi ile ilgili yazdığı mektubuna verdiği cevapta Amerika'nın nükleer müzakerelerde güvenilmez olduğuna işaretle bundan böyle de karşı tarafın anlaşma çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Bercam'ın öngörülen yasal yörüngesinden çıkmaması titizlikle rasat edilmesini ve muhtemel ihlal durumlarında gerekli müdahale ve engellemelerin yapılmasını vurguladı.
Rehber Hamanei Ruhani'ye mektubunda nükleer müzakerelerin sonuçları hakkında belirttiği üzere son günlerde bazı Amerikalı devlet adamlarının açıklamaları sui zan yarattı. Ayetullah Hamanei İranlı devlet adamlarını karşı tarafın yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmelerini rasat etmelerini hatırlattı. Ayetullah Hamanei ayrıca bu anlaşmada elde edilenler için ağır bedel ödendiğinin de unutulmamasını istedi.


Her halükarda Amerikalı yetkililerin sözleri ve tutumu, bu zümrenin davranışlarında ve eğilimlerinde herhangi olumlu bir değişiklik gerçekleşmediğini gösteriyor. İran'ın bilimsel ilerlemelerine muhalefet etmek, İslamî nizamı asılsız iddialarla suçlama politikasını ve İranofobi projesini sürdürmek, Amerikalı yetkililerin otuz küsur yıldır izledikleri politikalardır. Şimdi İslam inkılabının zaferi üzerinden 37 yıl geçiyor, ancak Amerika'nın husumetleri ve komploları hala devam ediyor ve bu hasmane tutumu İran milleti hiç bir zaman unutmayacak ve ona göre Amerika hakkında yargıda bulunacaktır.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile