Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 30 Ocak 2016 12:25

İmam Humeyni –ks– ve İslamî Uyanışın Siyasi Pratiğe Dönüşmesi

İmam Humeyni –ks– ve İslamî Uyanışın Siyasi Pratiğe Dönüşmesi

İran'da İslam inkılabının İmam Humeyni –ks– önderliğinde zafere kavuşması ve asil İslam öğretileri temelinde yeni bir hükümetin kurulması, siyaset aleminde yeni bir pencerenin açılmasına vesile oldu. Türlü devrimleri ve hükümetleri tanımlayan ve yorumlayan çeşitli tezlerin arasında İran İslam inkılabı siyaset adamlarının bilinen hesapları ile asla örtüşmeyen eşsiz bir hareketti. Gerçekte İran İslam inkılabı öz itibarı ile çağımızda yaşanan diğer devrimlerle hiç bir benzerliği yoktu. Kanadalı düşünür Robert Kalstone şöyle diyor: Batılı ve gayri müslim olan benim gibi birinin açısından ilahi ve ideolojik bir devrimin günümüz dünyasında bu şekilde gerçekleşmesi ve adaleti inşa yönünde ilerlemesi bir mucizedir. Bu inkılap hiç kuşkusuz Allah tarafından desteklenmektedir.


Mişel Fuku İran İslam inkılabını post modern bir devrim niteliyor ve İslam inkılabını yorumlarken siyasi maneviyatçılığı temel alarak şöyle diyor: İslamî hükümet bir yandan İslam toplumun geleneksel yapılandıran daimi ve tanımlanmış rol sunarken, öbür yandan manevi boyutları siyasi yaşama yerleştirme yolu oldu.
Batılı düşünürlerin görüşlerine bakıldığında, İran İslam inkılabının gerçekleşmesi karşısında şaşkınlık yaşadıkları rahatça anlaşılır. Aslında bu şaşkınlık pek de beklenmedik bir durum değildir, çünkü Batı'da asır boyunca dinin siyasetten ayrı olduğu benimsenen bir ilke olmuştur. İslam aleminde de İslamî medeniyetin sönmeye yüz tutmasının ardından alimlerin arasında siyaset alemi dini kirleten bir iş olduğu düşüncesi hakim olmaya başladı. Seyyid Cemaleddin Esedabadi'nin ünlü talebesi şeyh Muhammed Abdu siyasi faaliyetlerden umudunu kestikten sonra şöyle diyor: siyasetten ve siyaset kelimesinden ve siyaset manasından ve siyasetle birlikte telaffuz edilen her sözcükten ve aklımdan siyasetle ilgili geçen her düşünceden ve içinde siyasetten söz edilen her alandan ve siyasetle konuşan her insandan veya siyaset hakkında düşünen her insandan ve siyasetin tüm türevlerinden Allah'a sığınırım.


Dinin siyasetten ayrı olduğu düşüncesinin iki kaynağı vardır. Bazıları dinin siyaset aleminde gerekli olan araç ve gereçlerden ve muhtevadan yoksun olduğunu düşünebilir ve böylece dinin siyasetten ayrı olması gerektiğine inanır. İmam Humeyni –ks– bu kesime vasiyetnamesinde şöyle cevap veriyor:
Kur'an'ı Kerim ve Resulullah'ın –s– sünneti hükümet ve siyaset için içerdiği ahkam kadar başka şeyler hakkında ahkam içermediği gibi, İslam'ın bir çok ibadi ahkamı da ibadi-siyasi ahkamdır ve bunlardan gafil kalmak İslam dünyası için bu musibetlere sebep olmuştur.
Bazıları da dinin tam, geniş kapsamlı ve zaaftan uzak olduğuna inanır, ancak siyaset aleminin hile, yalan, zulüm ve benzeri durumlara bulaştığı için dini siyasi amellere alet etmemek gerektiğini düşünür.
İmam Humeyni –ks– bu ikinci düşünceyi İslam dünyası için büyük bir facia biliyor ve bu düşünceyi yaygınlaştırmayı İslam düşmanlarının bir komplosu olarak tanımlıyor ve düşmanların bu şekilde İslam toprakları üzerindeki şom sömürü ve istismar düzenini yaygınlaştırmaya çalıştıklarını vurguluyor.


Gerçekte siyaset sözcüğü örf ve adette olumsuz özelliği bulunan ve hile, şike, kandırma ve yalanla beraber anılan bir terimdir. Ancak burada sözü edilen siyasetten maksat, bu tür bir siyaset değil, bir ülkeyi yönetme yöntemidir. Daha kesin bir ifade ile siyaset, toplumu toplumun maddi manevi her türlü maslahatını karşılayacak şekilde yönetme anlamına gelir. İmam Humeyni –ks– İslam'ın zenginliğine iman etmek ve İslam Peygamberi'nin –s– siyerini izlemek sureti ile siyasetin diyanetten farksız olduğuna inanırdı ve dindarlığın, ilahi ahkamı uygulamak için çalışmaksızın anlamsız ve sapkın bir şey olduğunu vurgulardı.


İmam Humeyni –ks– ilahi kıyamını başlattığı zaman, dini topluma hakim olan atmosfer, siyaset işine girmeyi uygun bulmuyordu, öyle ki siyasi alim terimi dinsiz alim terimi ile eş anlamlıydı. Ancak İmam Humeyni –ks– Kur'an'ı Kerim öğretileri ve İslam Peygamberi'nin –s– siyerini izleyerek başka bir yöntem izlemeye başladı. İmam Humeyni –ks– zulümlere ve Pehlevi rejiminin ihanetlerine karşı susmayı bu cinayetlere ortak olmak şeklinde yorumluyordu ve yolun başında toplumun şartlarını ve kapasitelerini gözeterek, ilkin Şah rejiminin davranışlarını düzeltmeye çalıştı. Ancak bir süre sonra halkın bilinç ve iradesi gelişince ve özellikle toplumda dini ve ilahi saikler güç kazanınca, İmam Humeyni –ks– de bu rejimin ıslah olmasından umudunu kesti ve mücadele sürecinde rejimi değiştirmek amacıyla yeni bir aşamaya geçti.


Gerçekte dünya düşünürlerinin üzerinde hemfikir olduğu konu, son bir asırda İslamî uyanışın öncüsünün İmam Humeyni –ks– olduğudur. İmam Humeyni –ks– İslam'a yönelik bakışları değiştiren ve sulta düzeninin küresel dengelerini bozan bir inkılabın temelini attı. İmam Humeyni –ks– dini öğretilerin temelinde insanların Pehlevi kukla rejiminin din ve insanlık karşıtı davranışları ve süper güçlerin İslam dünyasında işledikleri cinayetleri hakkında aydınlatmaya başladı ve bu zümrenin zulüm ve adaletsizliğine karşı sessiz kalmadı.
İmam Humeyni –s– aydınlatıcı ve uyandırıcı hareketinin eksenini İslam'ın ve Müslümanların kurtuluşu olarak belirledi ve şöyle buyurdu: Ey tüm beldelerde ve dünyanın dört köşesinde yaşayan müslümanlar, ayaklanın. Ey İslam dünyasının alimleri İslam'ın ve müslümanların beldeleri ve müslümanların imdadına yetişin ve her yerde İran milleti gibi ve devleti gibi ve bu diyarın ulema ve büyükleri gibi Doğu ve Batı zalimlerini reddedin ve onların işbirlikçilerini ve sahte uzmanlarını ve petrol müsteşarlarını beldelerinizden atın ve İran'ın silahşörleri gibi şehadeti zillete ve İslam'ın şerefini ve insani şerefi horluk ve utanç içinde bir kaç günlük refaha tercih edin ve siyasi ve askeri savaş arenasında onlara galip gelin ve onların propaganda yaygaralarından korkmayın, çünkü yüce Allah sizinledir.


Ancak İmam Humeyni'nin –ks– hareketi sadece itiraz etme ve aydınlatma ile sınırlı kalmadı. İmam Humeyni –ks– sorunların çözümü için İslamî ve Kur'anî bir plan sundu ve bu plan, dini hükümeti inşa etmekti.
Gençler İmam Humeyni'nin –ks– yüzünde ve kelamında dini bir lideri ve aynı zamanda ülkenin sorunları ve beşeri toplumların meselelerinin çözümü için dini çerçevede çözüm üretebilecek inkılapçı ve uzlaşmaz bir önderi görüyordu.
İmam Humeyni'nin –ks– kutsal İslam dinine barışı çok yönlü ve derin bir bakıştı ve sürekli İslam'a eksik bakış konusunda uyarıda bulunuyor ve böyle bir bakışın ecnebi komplosu olduğunu vurguluyordu. İmam Humeyni –ks– ulemaya şu tavsiyede bulunuyordu:
Sizler İslam kanunlarını ve sosyal tesirlerini ve faydalarını yazın ve yaygınlaştırın. Tebliğ tarzınızı ve yönteminizi ve faaliyetlerinizi tamamlayın. Özgüven duygusuna kavuşun ve bilin ki bu işin üstesinden gelebilirsiniz. İslam'ın insanlara tanıtın ki genç kuşak zannetmesin ulema siyasetle uğraşmıyor ve diyanet siyasetten ayrı olması gerekiyor. Diyanetin siyasetten ayrı olması ve İslam alimleri sosyal ve siyasi işlere karışmaması gerektiğini sömürücüler söylüyor ve yaygınlaştırıyor. Bunu dinsizler söylüyor.


İmam Humeyni –ks– öz İslam olan siyasi İslam'ı Amerikan İslam'ı karşısına çıkardı. Amerikan İslam'ın maksat, zulüm ve adaletsizlik ve sömürü karşısında pasif olmanın propagandasını yapan uydurma bir İslam'dır. Müstekbirler İslam'dan bu şekilde sunulan pasif bir tanımla sorun yaşamıyor, çünkü böyle bir inancın izleyenleri pasif ve hedefsiz insanlardır ve dünyada yaşanan gelişmelere ve kendi kaderlerine karşı tepkisizdir. Ancak İmam Humeyni –ks– bu tanıma karşı İslam Peygamberi'nin –s– siyerine dayanarak İslamî hükümetin kurulmasına ve müstekbirlerin müslümanların kaderi ve çıkarları üzerindeki sultasına son verilmesine vurgu yaptı. İmam Humeyni –ks– şöyle diyordu: İslam, hak ve adaletin peşinde olan mücahit insanların dinidir; özgürlük ve istiklal isteyenlerin dinidir; mücadelecilerin ve sömürü karşıtı insanların dinidir. Ancak sömürücüler İslam'ı başka türlü tanıtmıştır. İslam'ın geniş kapsamlı bir din olmadığını ileril sürmüştür. İslam'ın yaşam dini olmadığını ve toplumu yönetmek için kanun ve düzenden yoksun olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet tarzı ve hükümet kanunları olmayan bir din olduğunu iddia etmiştir. Bu propagandalar, İslam'ın inkılapçı ve hayati özelliklerini yok etmek ve Müslümanların çabalarını engellemek için yapılmıştır.


İran'da İslam inkılabının İmam Humeyni –ks– önderliğinde zafere kavuşması ve İslam Cumhuriyeti nizamının İslamî ve Kur'anî değer ve düşüncelere dayanarak kurulması İslamî toplumların tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. İslamî İran'ın türlü komplolara karşı direnişi ve çeşitli bilimsel, kültürel, sosyal ve siyasi arenalarda ilerlemesi, dünya mazlumları ve mustazaflarının gönlünde umut nurunun doğmasına vesile olmuştur. Bu zaferin ardından İslam ülkelerinde ise İslamî uyanış dalgası yükselmeye başladı, öyle ki son yıllarda Müslümanlar artık Batı kuklası rejimleri istemediklerini ve asil İslam'a ve gerçek kimliklerine geri dönmek istediklerini ortaya koydu. Gerçi başta Amerika olmak üzere küresel istikbar türlü entrikalarla bu kıyamları saptırmaya veya bastırmaya çalıştı, ancak İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei'nin de vurguladığı üzere uyanış asla bastırılamayacağı kesindir.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile