Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Perşembe, 28 Ocak 2016 11:30

İslam İnkılabı Getirileri 1

İslam İnkılabı Getirileri 1

İslam inkılabı zafere kavuştuğu günün üzerinden zaman geçtikçe, bu inkılabın getirilerinin ele alınması ve İslam Cumhuriyeti nizamının ilerlemelerinin beyan edilmesinin önemi daha da belirgin hale geliyor. Bugün düşmanların İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı yürüttüğü yumuşak savaşın stratejik hedeflerinden biri, İran milleti ve diğer Müslüman milletler ve özellikle bu milletlerin genç kuşaklar arasında umutsuzluk ve hüsran duygusu yaratmaktır. Gerçekte düşmanlar İslamî nizamı karalamak ve mevcut sorunları abartmak için kullandığı medya gücünden yararlanarak İslam Cumhuriyeti nizamının değerli kazanımlarını göz ardı etmeye veya bu kazanımları olumsuz bir açıdan yaklaşmaya çalışıyor. Buna göre düşmanlar İslamî nizamı yetersizlik gibi yaftalarla suçlamanın yanında, inkılabın ve İslamî nizamın halk desteğini de saldırılarının hedefi olarak seçiyor.
Ancak Şafakta On Gün etkinliği ve İslam inkılabının zafer yıldönümü, bu inkılabın çeşitli alanlarda getirilerini yeniden gözden geçirmek ve yeni kuşaklara tanıtmak için en iyi fırsattır. İslam inkılabının getirilerini siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi ve bilimsel alanlara ayırmak mümkün. Bu getirileri yeniden gözden geçirmek ise İran milletinin 37 yıl önce gerçekleştirdiği büyük inkılabın değer ve önemini gün ışığına çıkarmakta yararlı olabilir.


Her siyasi nizamı değerlendirmek için o nizamın getirilerini değerlendirmek kaçınılmazdır, çünkü her hükümetin getirileri ve kazanımları o hükümetin icraatının aynısı gibidir ve güçlü veya pasif bir yönetim olduğunu ispat etmekte önemli payı bulunur. İran İslam Cumhuriyeti nizamı da siyasi bir nizam olarak bu kaideden müstesna sayılamaz.
İran İslam Cumhuriyeti 1991 yılından beri şimdiye kadar beş adet beş yıllık kalkınma programını geride bıraktı ve pek yakında altıncı beş yıllık kalkınma programına başlıyor. Kalkınma programlarının uygulanması bir yandan önemli bir iç etken olarak ve öbür yandan da iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel açılardan bir dış etken olarak İran'ın çeşitli alanlarındaki gelişmelerin üzerinde önemli tesiri olmuştur. Bu gelişmeleri ve getirilerini irdelerken, yaptığımız analizlerin ve değerlendirmelerin gerçekçi ve insaflı olabilmesi için iki önemli ilkeyi kriter olarak göz önünde bulundurmamız gerekir. Bu ilkelerden birincisi, elde edilen kazanımların hangi şartlar altında elde edildiğidir. İkincisi ise İran İslam Cumhuriyeti nizamının o şartlarda sahip olduğu güç ve imkanları göz önünde bulundurmak gerekir.


Sohbetimizin en başında hatırlatılması gereken önemli bir gerçek, İran İslam inkılabının kültürel bir inkılap oluşudur. Gerçekte İslam inkılabı, toplumun kültürel gelişmesi ve başta genç kitle olmak üzere çeşitli halk kitlelerinin İslamî değerlere yönelişinin sonucu gerçekleşen bir inkılaptır.
Yine İslam inkılabının temel ülkülerinden biri, insani ve İslamî gelişme ve yücelme göstergelerine kavuşan örnek bir toplumu inşa etmek olmuştur.
İslam inkılabının temelini atan İmam Humeyni –ks– kültürü bir milletin milliyeti ve istiklalinin temeli olarak tanımlamış ve toplumun kültürünün Pehlevi rejimi tarafından tahrip edilmesini de bu rejimin verdiği en büyük zararlardan biri olarak nitelemiş ve telafi edilmesini de maddi hasarlara nazaran çok daha zor saymıştır.
Dolaysıyla İslam inkılabının en yüce hedeflerinden birinin toplumun kültürünü ıslah etmek ve kültürel yücelişine zemin hazırlamak olduğu söylenebilir.
Şimdi burada gündeme gelen soru, İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonraki yıllarda bu hedefin ne denli gerçekleştiği ve İslam inkılabı ve İslamî nizamın bu alandaki beklentileri karşılayıp karşılayamadığı sorusudur.


Bilindiği üzere her milletin ve her kavmin kimliği ve kıvamı sahip olduğu kültür ve medeniyetine bağlıdır ve yine her milletin küresel ve uluslararası arenada iktidarı da bağımsızlığı ve kültürel zenginliğine bağlıdır.
İran milletinin kültürü zengin ve köklü olmasına karşın İslam inkılabından önceki yarım asırda ecnebilere bağımlılık, aşırı Batı hayranlığı ve devlet adamlarının Batı'nın uşaklığını yapmaları yüzünden ciddi hasara uğradı. Gerçekten de eğer İslamî kıyam ve İslam inkılabı bu duruma son vermemiş olsaydı, İran kültürünün tamamen yok olup gitmesi içten bile değildi.
İran toplumu İslam inkılabından önce tamamen umudunu yitirmiş, hüsrana uğramış, kendini kaybetmiş ve şaşkınlık içinde olan bir toplumdu. İran toplumunda yaşanan bu durum aslında Gacar krallarının kifayetsizliği, halkın meşrute döneminde başarısızlığı ve Pehlevi rejiminin 57 yıllık döneminde ecnebi güçlerin İran üzerinde tam sulta kurmalarının sonucuydu. Ancak İran milleti İslam inkılabı ışığında yeniden canlandı ve o karanlık döneme ve nefsine güvenmeme duygusuna bir son verdi. İslam inkılabı İranlı gençlerin arasında muazzam bir ruhi değişim yarattı ve onları gaflet uykusundan uyandırarak yücelme yoluna yönlendirdi.


Gerçekte İslam inkılabı, İslam kültürü eksenine dayanarak şekillendi ve topluma maneviyat ruhunu kazandırarak ileriye ve kemale doğru bir hareketi başlattı. İslam inkılabının büyük lideri ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurucusu Hz. İmam Humeyni –ks– İslam inkılabı zafere kavuştuğu hş. 22 Behmen 1357 tarihinden vefat ettiği hş. 1368 tarihine kadar çeşitli konuşmalarında veya yayınladığı mesajları ve bildirilerinde İslam inkılabı ve İslam Cumhuriyeti nizamının getirilerine işaret etti, ki bu getirilerin en önemlileri belki de kültürel getirileriydi.
İmam Humeyni –ks– bir konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Yüce Allah bizim milletimize inayet buyurduğu şey çok büyüktür. Yüce Allah bu milleti kültürel ve ahlaki sapkınlıktan kurtardı ve ahlak ve kültürde ve cephelerde zaferde yüksek mertebelere erdirdi ve daha da önemlisi gençlerimizin arasında nefislerine galip gelme nimetine vesile oldu.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile