Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazar, 24 Ocak 2016 15:56

Toplu idam Arabistan tarihinin ayrılmaz parçası

Toplu idam Arabistan tarihinin ayrılmaz parçası

Arabistan yetkilileri, yeni miladi yılın ikinci gününde 47 kişinin idam edildiğini duyurdu. Bu idam sayısı 1980 yılından itibaren en büyük toplu idam sayılıyor. 47 kişinin tümü başları kesilerek infaz edildiler. Geçen yıl da Arabistan'da toplam 153 kişinin idam kararı infaz edilmişti. 2016 yılının 2. gününde idam edilenler arasında şeyh Bakır Nemr ile birlikte 3 Şii de bulunuyordu. Seçkin Şii lider şeyh Nemr, sırf Suudi yetkilileri eleştirdiği için 2014 yılında idama mahkûm oldu, fakat infazı birkaç kez ertelendi. Şeyh Nemr, aleni düzenlenmeyen mahkemede, Al-ı Suud hanedanına sadakatsizlik gibi tuhaf bir suçlama ile 2 yıldan az bir süre hapsin ardından idam edildi. Şii din adamı, Suudi yönetimini, özellikle Şii azınlığı inzivaya sürüklediği için eleştiriyordu.
Şii din adamı Şeyh Nemr Bakır Nemr'in idamı, Müslümanlar arasında büyük bir itiraz dalgasına sebep olurken, İslam dini alimleri, siyasi ve uluslar arası çeşitli şahsiyetler ve insan hakları aktivistleri de bu haksız idamı kınadılar.

Amerika'da uluslararası Af Örgütü Ortadoğu uzmanı Cefri Mok (Geoffrey Mock) şöyle diyor: Çarmıha germek, kurşuna dizmek ve kafa kesmek gibi Suudi Arabistan'ın işlediği vahşi idamlar, genelde şüpheli kovuşturma ve keyfi suçlamalarla yapılmakta.
Mock Arabistan'ın yargı sistemini şöyle anlatıyor: Suudi Arabistan yargı sistemi uluslararası standartlardan yoksun. Adaletsiz yargılamalar, zanlılardan işkence ile alınan itiraflar, keyfi girişimler e savunma avukatından yoksun olma veya kısıtlı ulaşma imkanı, Arabistan'ın uluslararası standartlara aykırı yargı ve adalet sisteminin özellikleridir. Arabistan yönetimi, her türlü muhalefet ve karşıt görüşü, terörist faaliyetler olarak tabir etmekte. Suudi Arabistan Şeyh Nemr'i ülkenin korunması için idam ettiğini iddia ediyor, fakat Şeyh Nemr'in suçsuz olduğu tamamen açıktır. Suudi Arabistan'ın terörizm ile mücadele adı ile gerçekleştirdiği eylemler, sadece Müslümanların sosyal toplumunda siyasi muhalefeti sindirmek ve bastırmaktan ibaret.

İdam cezalarının infazı bakımından dünya 3.sü olan Suudi Arabistan'da, geçen yıl en az 153 kişi idama mahkûm oldular. İdam cezalarının bir çoğu da uyuşturucu madde gibi şiddet içermeyen suçlarla ilgili. Geoffrey Mock'un tabiri ile Suudi Arabistan'ın son yıllarda idam ve ölüm cezaların kraliyeti olduğu söylenebilir.
Suudi Arabistan'da idamlar genelde halka açık meydanlarda ve kafaların kesilmesi ile gerçekleşiyor. Zanlılar genelde adaletli bir şekilde yargılanmıyor ve yetkililer de infazın gerçekleşmesinden önce suçluların ailesini haberdar etmiyor. Arabistan'da kutsallıklara hakaret, uyuşturucu madde kullanmak ve büyücülük suçlarının cezası, idamdır.
Uluslararası Af Örgütü'nün bildirdiğine göre Suudi Arabistan, ergenlik çağında olanlar hakkında da idam cezasını infaz ederken, yoksullar, göçmenler ve yabancılar hakkında da orantısız cezalar vermekte.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu işler araştırmacısı Adam Google şöyle diyor: "Suudi Arabistan'da geçen yıl ve bu yıl idam edilenlerin yaklaşık yarısını yabancılar oluşturuyor. Arabistan yargı sisteminde, Suudi olmayanlar bir çok sorunla karşı karşıya bulunuyorlar; örneğin tercüme sorunu ve onların iktidar ailesi ile bağlantılı olmamaları, dosya sürecini etkileyebilir. Arabistan'da kafaları kesilerek infaz edilenlerin bedenleri, halk arasında teşhir edilir."

"Middle East Eye" sitesi yayınladığı raporda Arabistan'da idam edilenlerin bazılarının, yakalandıklarında çocuk yaşta olduklarını belirtirken, bazılarının psikolojik sorunu olduğunu ifade ediyor. Söz konusu raporun bazı bölümlerinde Arabistan'ın 2016 yılın 2. gününde terör suçundan idam ettiği 47 kişiden, Şeyh Nemr'in de aralarında bulunduğu 4'ünün eş-Şarkiye bölgesi ahalisi olduğunu belirtti. Geriye kalan 43'ünden bazıları 2003-2006 yılları arasında Arabistan'a yapılan saldırılara ya destek ya da ortak olma suçundan infaz edildikleri ifade edildi. Yine 43 kişiden 4'ü hırsızlıkla suçlanıyordu, diyeti ise vücut organlarını kesmektir.
Arabistan, söz konusu tutukluların nasıl infaz edildiklerini bildirmedi, fakat Riyad'da idam cezaları infaz meydanlarından bir bekçi Middle East Eye'a yaptığı açıklamada şöyle anlatıyor:" Bu, bir katliamdı. Kan ve kesilen organlar her yerde görülüyordu. İdamlar hapishane içinde gerçekleşmedi ve başkentin özel bir mekanında yapıldı. İdamlar sabahtan akşama kadar devam etti. Kan her yeri kaplamıştı." Söz konusu bekçi, Riyad'da kaç kişinin infaz edildiğini onaylayamadı.

İnsan hakları örgüt ve kurumlar, ergenlik çağındaki gençlerin idamı ile ilgili bazı dosyalara değiniyor. İdam karşıtı kampanyalar, Şeyh Nemr'in yeğeni Ali Nemr, Davudi el-Merhun ve Abdullah el-Zehir hakkındaki idam kararlarını durdurmasını istiyor. Onlardan biri 18 yaşın altında ve 3'ü de Şarkiye ahalisinden.
Başta çocuklar olmak üzere Arabistan'daki tüm tutuklular, yargı ve soruşturma sürecinde bir çok geniş çaplı sistematik adaletsizlikle karşı karşıyadırlar. Açıkça yaşanan bu sistematik adaletsizlikler her şeyden çok, keyfi tutuklamalar, tutuklama sürecinde işkenceler ve insanlık dışı davranışlarda yaşanıyor. Arabistan yargıçları sürekli bir şeklide, tutukluları yüzlerce kırbaç cezasına çarptırıyor. Yargıçlar bu ülkede başta çocuklar olmak üzere her kes hakkında geçici veya daimi tutuklama kararı verebilir. Tutuklanan âkıl olmayan çocuklar bile yetişkinler gibi yargılanıp cezalandırılıyorlar.

Arabistan'da hiçbir ceza kanunu yoktur bu yüzden yargıçlar kendi şahsi görüşleri uyarınca ve tamamen ilkel bir şekilde karar veriyorlar. Bu konu, ceza kararlarındaki suiistimal ve haksızlıkları daha da arttırıyor. Özellikle " halife ile biati geri almak" veya " kralın itibarını zedelemeye çalışmak" suçlamaları, söz konusu suiistimallerin yolunu daha da açıyor. Maalesef bir çok dosyada, zanlılara suçları anlatılmıyor ve yargı sürecinin sonuna kadar, kendilerine yöneltilen suçlardan habersizce hapiste kalıyorlar; üstelik dosyaların bir çoğunda zanlıların avukat edinme şansı azken, inceleme sürecinde tanık ve kanıt sunma da yasaktır. Fakat Suudi Arabistan yargı sisteminin en önemli ve temel sorunlarından biri, yargılamaya gerektirecek bir suç ortada yokken uzun süreli tutuklamalardır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu işler Sorumlusu Sarah Leah Whitson şöyle diyor: " Suudi Arabistan bir günde 47 kişiyi idam etmekle, 2016 yılına utanç verici bir başlangıç yaptı, geçen yıl da idam en fazla idam sayısını kendi tarihinde kaydetti, başka bir ifade ile ölüm meydanına dönüştü. Bu hareket, sadece bu ülkenin insan hakları konusunda kötü bir geçmişe sahip olmasına sebep oldu."
İnsan hakları kurum ve teşkilatları için, şeffaf bir yargı sistemi olmayan Arabistan'da idam sayılarındaki artışı incelemenin zor olduğu söylenebilir. Uluslararası Af Örgütü, Arabistan'da gerçekleşen infazların, aslında barışçıl şekilde itirazlarını açıklayan protestoculardan alınan bir intikam olduğu kanaatinde. Gerçekleşen idamlar, aslında Al-ı Suud muhaliflerine sokaklara döküldükleri takdirde bunun bedelini ödeyecekleri mesajı çemrekte.

Uluslar arası Af Örgütü'nün bildirdiğine göre Ocak 2015'te ölen eski kral, Abdullah'ın son dönemlerinde verilen idam kararları sayısı arttı ve kral Salman'ın göreve gelmesi ile bu korkun süreç hız kazandı. İşin ilginç ve gülünç tarafı ise Suudi Arabistan'ın 2013 yılında ve 3 yıl boyunca BM insan hakları konseyi üyesi olarak seçilmesidir. Üstelik birçok güçlü eleştiriye rağmen konseyde bağımsız uzmanlar komitesinin başkanı olarak atanmasıdır. Uluslararası Af Örgütü Riyad'ın insan hakları komitesi başkanı olarak seçilmesini eleştirerek, Arabistan'ın BM'ye bağlı insan hakları komitesine üye olması durumunda inan hakları üstün kriterlerine bağlı kalarak destek vermesi gerektiğini belirtti.

Hukuki kurumların Arabistan'da insan hakları ile ilgili sürekli uyarılarına rağmen yine bu ülke insan hakları kriterlerine göre asala uluslararası sorun ve baskılara maruz kalmadı. Suudi Arabistan yönetiminin, ülke yapısı ve insan haklarına kayıtsız kalması, aslında Riyad'ın bölgedeki krizler ve Amerika ile İngiltere'nin desteklerine olan güveninden kaynaklanıyor. Riyad'ın bölgede krizlerin giderilmesi ile huzurun sağlanmasından duyduğu en büyük endişe, kamuoyun dikkatinin ülke içindeki yapıya yönelmesidir. Diğer taraftan Arabistan kendi toplumu tarafından da uzun süreli bir tehdidi hissetmekte; bu yüzden bu ülkenin Ortadoğu'da macera peşinde olması ise, ülke içindeki potansiyel krizi örtbas etmek için olduğu söylenebilir. 009-015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile