Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 04 Ocak 2016 20:06

3. milenyumun gerçekleşmeyen ülküleri – 10

3. milenyumun gerçekleşmeyen ülküleri – 10

BM kurulduğu günden beri bu teşkilatın en temel hedeflerinden biri, üye ülkelerin sosyal ve iktisadi kalkınmasına yardım etmek olmuştur. Bu hedef teşkilatın temel belgelerinde ve özellikle ünlü bildirgesinde de yer alan bir hedeftir.
BM yarım asrı aşkın bir süre üye ülkelerin önemli bir bölümünün kalkınma ve refah seviyesini geliştirme yolunda var olan engelleri ortadan kaldırmak üzere çeşitli teorik ve pratik boyutlarda çaba harcamış ve türlü türlü stratejiler belirlemeye çalışmıştır. Bu çabaların sonucu BM'nin Eylül 2000'de düzenlediği milenyum zirvesinde Milenyum Bildirgesi adı altında bir belge olarak dünyanın 189 ülkesinin liderleri ve yüksek temsilcileri tarafından onaylandı. Belgede insan hakları, ideal hükümet yapısı ve demokrasi gibi geniş bir yelpazeyi kapsayan çeşitli ülküler yer aldı.


Ve işte böyle dünya camiası üçüncü milenyuma girdiği bir sırada şimdiye kadar görülmemiş bir azim, irade ve ciddiyetle başta yoksulluk olmak üzere küresel bir çok sorunu çözmeye karar verdi.
Buna göre BM genel kurulu bir bildirge onayladı. Bildirgeye göre gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler 2015 yılının sonuna kadar yoksulluğu gidermek, insani şerefi ve eşitliği geliştirmek, barış ve demokrasiyi inşa etmek ve çevreyi korumak için söz verdi. Gerçekte bu hedeflere ulaşmak, yoksul ülkelerde kalkınma politikalarına katkı sağlayacağı gibi dünyanın bir milyar yoksul nüfusu için de sağlıklı bir yaşama kavuşma umudu oldu, ayrıca dünya camiasını da küresel barış ve güvenlik konusunda ümitvar hale getirdi.


Bugün 2015 yılının sonuna geldik ve yeni yıldan da bir iki günü idrak ettik. Ancak şimdi kalkınma konusu ile ilgilenen bir çok düşünür, bilgin ve kanaat önderi, son 15 yılda milenyum kalkınma belgesinde belirlenen hedeflere ulaşma yolunda bazı başarılar sağlanmasına rağmen bu hedeflerin tümünün kabul edilebilecek düzeyde gerçekleşmesi değil şimdi, hatta yakın gelecekte de mümkün olmadığını dile getiriyor.
Bu kesimin görüşünü dayandırdığı gerekçe ise bazı Asya ve Okyanusya ülkelerinin genellikle yeterli bütçeye sahip olmadıkları için 2015 yılının sonuna kadar milenyum kalkınma belgesinde yer alan hedeflere ulaşamamış olmalarıdır. Çin gibi bazı Asya ülkeleri yoksullukla mücadelede ciddi başarılara imza atarken, bazı Afrika ülkeleri bu yolda ciddi sıkıntılarla karşılaştı ve belgede yer alan hedeflerin çoğunu gerçekleştiremedi.
Öte yandan Doğu Asya, Latin Amerika, Karayipler, Kuzey Afrika ve Batı Asya bölgelerinde bir çok gelişmekte olan ülke milenyum kalkınma belgesinde yer alan hedefleri gerçekleştirme doğrultusunda adım atmalarına rağmen pek fazla başarı sağlayamadı. Bu yüzden ve bazı devletlerin milenyum kalkınma belgesindeki hedefleri gerçekleştirme doğrultusunda yavaş hareket ettikleri için bazı düşünürler milenyum kalkınma belgesinden milenyum kalkınma delikleri şeklinde söz etmeye başladılar.


Küresel kalkınma merkezi topladığı bilgilere ve BM raporlarına dayanarak son 15 yılda en az kalkınan 12 geri kalmış ülkenin listesini hazırladı. Listenin sonunda ise Gine Bisao ve Afganistan yer alırken, demokratik Kongo Cumhuriyeti, Brundi, Papoa yeni Gine, Tanzanya, Zimbabve, Nijerya, Liberya, Haiti, Fildişi Sahili ve Merkezi Afrika Cumhuriyeti de bu listede yer alan diğer ülkelerdir. Suriye ve Yemen gibi bazı devletler de dayatılan savaşlar yüzünden doğal olarak milenyum kalkınma belgesindeki hedeflere ulaşma yönünde adım atamadı.
Uzmanlar diğer ülkeler hakkında da bu ülkelerin bazı hedeflere doğru ilerleme kaydeden ülkeler olduğunu belirtiyor.


BM kalkınma programı yoksullukla mücadele Başkanı Selim Cahan yayınladığı raporlarından birinde bu gerçeğe işaret ederek şöyle diyor:
İlerleme konusunda elimizde muğlak bir tablo var. Bazı özel alanlarda takdire şayan ilerleme kaydedilmiş, ama bir yandan da bazı çatlaklar göze çarpıyor. Bazı ülkeler ve bazı bölgeler milenyum kalkınma belgesinde yer alan bazı hedeflerin doğrultusunda iyi adım atmış, ama bazı ülkeler de atamamıştır. Hatta bazı ülkelerde bazı kazanımlar göz ardı edilmiştir. Bazı krizler ve bazı doğal afetler veya insan kaynaklı afetler de milenyum kalkınma hedeflerinin gerçekleşme hızını kesmekte etkili olmuştur. Örneğin son yıllarda küresel mali kriz veya Aralık 2004'te Hint okyanusunda yaşanan tsunami faciası veya Ocak 2010'da Haiti'de yaşanan deprem veya Pakistan'da korkunç sel felaketi, hepsi bu yolda engel teşkil etmiştir. Öte yandan bir çok ülkede de milenyum kalkınma hedefleri savaşlar, siyasi veya sosyal istikrarsızlıklar yüzünden ciddi sıkıntılarla karşılaşmış, öyle ki bazı dünya liderleri, iktisadi kurumlar ve medeni kurumlar milenyum kalkınma hedeflerine ulaşmakta tamamen başarısız olmuştur.


Öte yandan analizler, milenyum kalkınma hedefleri ile gayri safi iç hasılanın büyüme endeksi, ekonomik büyüme, mağdur kesimlere destek oranı ve iktisadi kurumların niteliği arasında sıkı bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor. Yine fesat durumu da hedeflere ulaşma üzerinde olumsuz etkisi olan etkenlerden biridir. Bir başka ifade ile devletlerin yönetim biçimi milenyum kalkınma belgesinde belirlenen hedeflere ulaşma oranı üzerinde çok etkili olmuştur. Oysa iktisadi kurumlarda yapılacak reformlar ve bu kurumların takviye edilmesi veya hükümetlerin çeşitli alanlarda hizmetlerini iyileştirmesi, milenyum kalkınma hedeflerine ulaşma yolunda etkili olabilirdi.
Fesatla mücadelede şeffaflık, toplumun mağdur ve az gelirli kesimlerine destek için uygun politikalar üretmek, kentsel alanlarda hizmetleri geliştirmek, piyasaları şeffaflaştırmak ve insan haklarına saygı duymak da söz konusu hedeflerin gerçekleşmesine katkı sağlayabilecek diğer etkenlerdi.


Kalkınma uzmanları, ekonomik büyüme tek başına milenyum kalkınma hedeflerine ulaşmak için yeterli olmadığını, bu hedeflere ulaşmak için gelişmekte olan ülkelerin iktisadi yapılarını düzeltmeleri ve ayrıca milli kalkınma stratejilerinde uygun değişimleri yapmaları da gerekli olduğunu belirtiyor.
Gerçekte aşırı kırılganlık ve ayrıca bir takım yapısal sorunlar da milenyum kalkınma hedeflerine ulaşmayı zorlaştıran etkenlerdir. BM genel sekreteri Ban Ki Moon genel kurulda yaptığı konuşmada bu gerçeğe işaret ederek şöyle dedi: biz milenyum kalkınma hedeflerini gerçekleştirme yolunda geçmişe kıyasla büyük başarılar sağladık, ama buna rağmen bu hedeflere ulaşmak için daha fazla çalışmak gerekiyor.


Kalkınma uzmanlarına göre milenyum kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi için ülkelerin yönetim biçimi, sağlık, eğitim, altyapı, küresel piyasalara ulaşma ve çevreyi koruma alanlarında bazı minimum seviyelere ulaşmaları gerekir. Aksi takdirde bu ülkeler yoksulluk ve çevrenin artan tahribatı gibi sıkıntılarla karşı karşıya kalır ve bu temel sorunlardan kurtulmak onlar için çok zorlaşır ve bu ülkeler her geçen gün daha fazla çevre tahribatına ve uluslararası piyasalardan uzak kalmaya ve doğal afetlere karşı daha kırılgan hale gelmeye ve bir takım sosyal gerginliklere şahit olur. Kuşkusuz geniş kapsamlı programlar geliştirmeden ve uygulamadan milenyum kalkınma belgesindeki hedeflere ulaşmak mümkün değildir ve bu tür ülkeler yoksulluk ve geri kalmışlık çemberinde kalmaya mahkumdur.


Şimdi üçüncü milenyum kalkınma belgesinin süresinin sonuna geldik. Bu yüzden dünya camiası süresi sona eren bu eski belgenin yerine uzun vadeli yeni bir sürdürülebilir kalkınma programı hazırlaması gerekir. Kuşkusuz bu yeni programın doğru ve uygun biçimde uygulanması için en başta her insanın ifade ve düşünce özgürlüğünden yararlanması gerekir. Bu hakların karşılanması demokrasi, yönetimlerin şeffaflaşması ve yetkililerin sorumluluk üstlenmesi ve kanunun hakimiyeti bakımından zaruridir. Bu hakların yerine getirilmesi insani şerefin korunması ve sosyal ilerleme ve çok yönlü kalkınma açısından da hayati önem arz ettiği kesindir. 015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile