Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cuma, 01 Ocak 2016 21:01

Avrupalı gençlerin IŞİD’e katılma sebepleri - 1

Avrupalı gençlerin IŞİD’e katılma sebepleri - 1

Tekfirci IŞİD terör örgütüne katılan gençlerin önemli bir bölümünü Avrupalı ve özellikle Fransız gençler oluşturuyor. Kimlik krizi, maneviyat sorunu ve sekularizm, Batılı gençleri IŞİD'e yönelten bazı iç etkenlerdir.
Öte yandan dini ve sosyolojik araştırmalarda Batı'da İslam dinine yönelişte yaşanan artış için çeşitli gerekçelere ve delillere işaret ediliyor. Bu sürecin en önemli nedenlerini kimlik krizi, maneviyat krizi, mana krizi, Avrupalı gençlerin arasında bir yandan duygusal eksiklikleri karşılama ve mevcut sıkıntılarla mücadele için ahlaki bir yol bulma çabası ve öbür yandan göçmenlerin yaşadıkları ülkelere ait olmadıkları hissi veya bu toplumlarda karşılaştıkları açık gizli ayrımcılıklar ve ırkçılıklarla mücadele çerçevesinde bir dayanak bulma çabaları gibi nedenlerde özetlemek mümkün.


Aslında İslam'ın çeşitli mezheplerine olan yöneliş gençlerin büyük bir bölümünü İslam'ın ahlak, maneviyat ve akılcı ahkamıyla tanışmalarına vesile oluyor, fakat bazen de bu gençlerden marjinal bir bölümü siyasi ve hatta mali saikler yüzünden veya ideolojik boşluklarını doldurabilmek amacıyla radikal ve şiddet yanlısı örgütlere ve en kötü durumda da tekfirci terör örgütlerine yöneliyor.


Günümüzde kültürün küreselleşmesi ve Batı'da kimlik krizi de Batılı gençlerin IŞİD'e yönelmelerinde etkili olan etkenlerdir. Kültürün küreselleşmesi yeni dini ve kimlikleri gündeme getirmek, milletlerin ve devletlerin kimliklerini tekelleşmesini sorgulamaya başlayan süreçtir.
Küreselleşme insanları bağlı bulundukları yerden koparma ve zaman açısından mesafeleri kısaltma gibi tesirleri ile bilinen milli kimliklere yeni rakipler türetiyor.
Gerçekte bugün ulus devlet sistemi artık vatandaşların tüm kimlik gereksinimlerini karşılamaya yetmiyor ve en iyimser şartlarda vatandaş, kimlik yaratan başka kaynaklara yönelmek zorunda kalıyor.


Gerçekte İslam ve müslümanların Batı dünyasında ve özellikle AB ülkelerinde önem ve etkisinin artması, kültür küreselleşmesi ve kimlik krizinin sonucudur. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Batılı devletlerin başka kültürlere mensup insanları kendi kültürlerinde çözme ve onları kendi kültürleri ile uyumlu hale getirme politikaları göçmen Müslümanlara karşı açık ayrımcılık temelinde inşa edilmiştir. Bu durum Müslüman göçmenleri kendi din ve inançlarına karşı bilincini arttırmanın yanında yer yer radikalleşmelerine de sebebiyet vermektedir.
Öte yandan müslüman göçmenlerin artan nüfuzu ve gelecekte Avrupa ülkelerinde kimlik yapısını değiştirme süreci de Fransa ve Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde radikal sağcı kesimi ciddi derecede kaygılanmaya ve tehlike hissetmelerine yol açmıştır. Bu durumun önemi, müslüman göçmenlerin büyük bir nüfusu da aynı ırkçı ülkelere yerleştiğini ve küreselleşme sürecinde tekfirci terör örgütlerinin insan gücünü karşılama kaynağına dönüştüğünü öğrenince daha iyi anlaşılır.


Burada akla gelen soru şu ki nasıl oluyor da kendini akılcılığın doruğunda sanan 21. Yüzyılın Batılı insan birden bire Vahabi ve tekfirci düşüncenin barbarca düşüncelerinin ürünü olan IŞİD gibi tekfirci ve cani bir terör örgütüne eğilim gösteriyor?
Gerçekte insan ne zaman kimliği, ailesi, toplumu ve kimliğini belirleyen diğer kaynaklardan ve sosyal ilişkilerinden umudunu kesecek olursa, sonuçta ona huzur kazandıracak ve boşluğunu dolduracak bir takım kuruntulara yönelmesi doğaldır. Nitekim IŞİD gibi akımlar da kuruntuya ve tahrifata dayalı ideolojileri ile Avrupalı insanın içine düştüğü bu boşluğu bir nevi dolduruyor gibi gözükür ve barbarlık ideolojisi benimsenir.


Dehşet ve propaganda, IŞİD'in uygulamalarının başında yer alan iki uygulamadır ve tekfirci örgüt bir çok bölgeyi bu iki unsurun aracılığı ile işgal etmiştir. Nitekim propaganda unsuru, Avrupalı vatandaşların IŞİD'e katılmalarında etkili olmuştur.
Aslında Avrupalı gencin IŞİD'e yönelmesini tek boyutlu ve tek etkenli irdelememek gerekir, nitekim Batı toplumunun sosyal ve siyasi şartları ve Batılı gençlerin bireysel psikolojileri üzerindeki etkileri, bu tür radikal tepkileri tetiklediği kesindir. Gerçekte Batı toplumunda Müslümanlara yönelik uygulanan bir dizi ayrımcılıklar ve sosyal ve siyasi baskılar, bazı ırkçı Avrupalı vatandaşların ve göçmen karşıtı radikal sağcı örgütlerin umumi mekanlarda Müslümanlara karşı çirkin davranışları ve tepkileri, bu gençlere öğretilen radikal öğretilerle birleşince, Avrupalı gençlerin arasında IŞİD eğilimli bir kesimin şekillenmesine yol açmıştır.


Batı dünyasında İslamofobi de Batılı gençlerin terör örgütlerine yönelmelerinde doğrudan etkili olan bir etkendir. Gerçekte radikal örgütlerin İslam adını kötüye kullanarak yürüttükleri faaliyetleri İslam dini ve Müslümanların Avrupa'da imajını zedeleyen durumdur.
Bundan başka bu tür örgütlerin medeni ve İslamî olmayan bazı uygulamaları ve İslam dininden sundukları yanlış yorumlar da İslam dininin kültür ve medeniyetten uzak ve savaş ve terör dini gibi bir inanç şeklinde algılanmasına yol açmıştır. Bu tür şiddet içerikli davranışların marjinal radikal bir kesim tarafından uygulanması ise Avrupa'da bazı radikal sağcı düşünürlerin, gazetecilerin, medya ve siyaset çevrelerinin bu tür uygulamaları abartmalarına ve Avrupa'da İslamofobi'yi körüklemelerine ve sonuçta İslam karşıtlığını tırmandırmalarına yol açmıştır.


Avrupa'nın sosyoekonomik durumunu yansıtan başta müslümanlar olmak üzere göçmenlere karşı sosyal ayrımcılığı, İslamofobi baskıları, İslamî ibadetlere ve merasimlere kısıtlamaların getirilmesi ve müslümanlara tehdit eksenli bakış ancak terörist yetiştirmeye hizmet ettiği ve hakiki İslam'la hiç bir ilişkisi olmadığı kesindir.
Fransız ve Alman uzmanların beyan ettiğine göre Avrupa'da seyrek sayıda genç tekfirci terör örgütlere katılmadan önce radikal düşüncelere sahip insanlardı. Bu teröristlerin büyük bir bölümü genellikle Avrupa'da yaşadığı dönemde bir nevi kültürel şok geçiren ve bu yüzden radikalleşen orta kesime ait gençlerdir.
Batılı toplumların bu gençleri benimsememesi ve bu toplumlara hakim olan sekularizm ve materyalizm bazı gençleri hüsrana uğratmış ve genellikle kişisel bir kriz ve şokun ardından yeni kimlik arayışında radikal örgütlere yönelmelerine yol açmıştır.


Dini saikler ise Batılı gençlerin tekfirci IŞİD terör örgütüne yönelmelerinin dış etkenlerinden sayılır. Cihat ve şehadet gibi kavramların tahrif edilerek kötüye kullanılması, Batılı gençleri tekfirci terör örgütlerine çeken önemli etkenlerden biridir. IŞİD özellikle dini bilgisi az olan milletler başta olmak üzere çeşitli milletlerin arasında nüfuz ederek öz Muhammedi –s– İslam'dan tahrif edilmiş bir imaj telkin ediyor ve milletleri selefilerin radikal öğretilerinin gerçek İslam olduğunu aşılıyor ve muhataplarını gerçek İslam'ın onların söylediği İslam olduğunu empoze ediyor.
IŞİD bu yoldan çeşitli milliyetlerden birçok teröristi cezbetmeyi başardığı gözleniyor. Nitekim bugün dünyanın beş kıtasından IŞİD'e yönelen insanlar kendilerini Irak ve Suriye topraklarına ulaştırıyor ve örgüte üye oluyor.


Gerçekten bir örgüt nasıl bunca ülkeden bunca taraftar toplayabiliyor? Neden Amerika ve Avrupa'da yaşayan insanlar oradaki yaşamını bırakıp Irak ve Suriye'ye geliyor ve zorlu şartlarda savaşarak kendi dindaşlarını katlediyor? Bu soruların cevabını ise IŞİD'in hilafet, cihat ve şehadet gibi İslamî değerleri tahrif etmesinde aramak gerekir.
Bugün bir çok İslam ve Arap ülkelerinde bir çok Müslüman insan, Müslümanların sorunlarının sebebini İslamî hilafetin yok olması ve despot ve İslamî olmayan iktidarların İslam ülkelerinde işbaşına gelmesinde görüyor ve bu tür insanlar için İslamî bir devletin kurulması içinde bulundukları sıkıntılardan kurtuluş ve İslamî medeniyetin altın çağına geri dönüşünün başlangıcı gibi görünüyor.


Müslümanların İslamî devlet isteğini fark eden IŞİD ise en önemli hedeflerinden birini büyük İslam devletini kurma şeklinde ilan ediyor. IŞİD hatta bu konudaki kararlılığını göstermek için yıllar önce adını Irak El-kaide örgütünden Irak İslamî devleti olarak değiştirdi.
Öte yandan IŞİD İslamî devlet kurma kaygısını göstermek için hangi bölgeyi işgal ettiyse, hemen o bölgede İslam devleti ilan ediyor ve ardından İslam ahkamını uygulama adına insanları infaz ediyor veya kırbaçlıyor. IŞİD ayrıca Irak ve Suriye topraklarının bir bölümünü işgal ettikten sonra iki ülkenin ortak sınırı boyunca bir çok engeli ve işareti yok etti ve bunu tüm İslam ülkelerinin sınırlarını kaldırma doğrultusunda yaptığını ilan etti.


Tekfirci IŞİD terör örgütü aynı zamanda Irak'ın eski Baas partisinin istihbarat ve ordusunun seçkin kişilerinin deneyimlerinden yararlanmak sureti ile başta Amerikan yapımı olan Batılı ülkelerin gelişmiş imkanlarını ve ayrıca büyüm mali sermayeleri ele geçirdi ve öte yandan Fars körfezinde yer alan Arabistan ve BAE gibi ülkelerden ve daha sonra Irak'ta işgal ettiği Musul gibi kentlerden milyonlarca dolar para temin etti ve böylece hızla bölgenin en zengin ve bir numaralı terör örgütü oldu.
Öte yandan facebook, twitter, watsup, instagram ve youtube gibi sosyal paylaşım siteleri IŞİD düşüncesinin yayılmasında önemli rol ifa etmeye başladı. Nitekim IŞİD'e üye olan teröristlerin %80 kadarının sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgüte yöneldiği belirtiliyor.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile