Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 18 Ağustos 2010 08:31

Avrupa gelişmeleri

Rusya’daki orman yangınları, iki hafta aradan sonra beyaz Rusya ve Ukrayna sınırlarına dayandı. Rusya’nın yangınları söndürme çalışmalarında yetersiz kalması ile Moskova, diğer ülkelerin yardım tekliflerini kabul etti.

 Bu bağlamda Amerika, Rusya’ya iki iftaiye uçağı gönderdi. Rusya başbakanı Veladimir Putin, bazı yetkililerin yangınlarla ilgili duyarsızlıkları ardından bir takım kişisel girişimlerde bulundu. Bu bağlamda Putin, Moskova’nın 200 km güney doğusundaki yangınları söndürme çalışmalarına yardım amacı ile Be-200 itfaiye uçağına binerek, itfaiyecilere yardım etti. Bu arada Rusya’nın çeşitli TV kanalları, Putin’in düğmeye basarak yangınları söndürmek için suları boşalttığı görüntüyü defalarca yayınladı.

Rusya basınından Vodomosti gazetesi Putin’in bu girişimini eleştirerek, bu göstermelik girişimin ülkede yaşanan kriz için bir çözüm sayılmadığını belirtti. Gazete Rusya akademisi sosyoloji hocası Leonti Bayzov’a dayanarak, yaşanan orman yangınlarının, ülke yetkililerinin halk arasındaki popülaritesini büyük ölçüde olumsuz yönde etkileyeceğini ve hükümet karşıtı itiraz seslerinin yükselmesine sebep olacağını yazdı.

 

Bağımsız Levada kamuoyu araştırma merkezinin bildirdiğine göre Medvedev ve Putin’in halk arasındaki desteği şimdiden %38 ve %44’lere gerilemiştir.

Rusya yangınlarının sonuçlarından biri de milyonlarca hektar buğday tarlalarının yok olmasıydı. Bu durum, buğday fiyatlarının artması ve yine halk arasında hükümetten hoşnutsuzluğun tırmanmasına sebep olabilir. Bu yüzden Moskova, belirsiz bir süre için buğday ihracatını yasakladı. Son yangınların tarım ürünlerine vermiş olduğu hasar tespit çalışması sonucu, ülkede üretilen buğdayın 3’te 1’inin yok olduğu yönünde. Rusya geçen yıl yaklaşık 97 milyon ton buğday üretirken %25’ini ihraç etti. Rusya dünyada buğday ihracatında 3. Sırada yer alıyor. Bu yüzden Moskova’nın buğday ile ilgili aldığı her karar dünya piyasalarında buğdayın fiyatını doğrudan etkiliyor.

İtalya’daki siyasi kriz, geçen hafta yine gündemdeki yerini korudu. İtalya başbakanı Silvio Berluskoni ve temsilciler meclisi başkanı Franko Fini, birbirlerinin özel konularını ifşa ederek ülkede resmen bir siyasi show başlattılar. Tabi ki Silvio Berluskoni elindeki medya imparatorluğu ile eski müttefiki Fini karşısında elinde bir koz bulunduruyor. İktidar Halkın Özgürlüğü partisindeki ayrılmalar, cumhurbaşkanı Georgio Napolitano’yu ilk kez tepki göstermeye yöneltti. Napolitano, yaz tatilini yarıda keserek Roma’ya döndü ve iki tarafı barışmaya davet etti. Napoliatano, Fini ve Berluskoni arasındaki gerginliğe işaretle söz konusu mücadelenin, ülkeyi son derece istikrarsızlaştıracağı yüzünden, münakaşaya son verme zamanının geldiğini söyledi. İtalya Cumhurbaşkanı ayrıca politikacılardan, erken seçim isteklerinden vaz geçemelerini istedi. Zira parlamentonun fesh edilmesi ve yeni seçimlerin yapılması durumunda, tehlikeli bir siyasi boşluk oluşacaktır.

İtalya’da cumhurbaşkanlığı makamı protokol bir konum sayılıyor, fakat kriz dönemlerinde siyaset alanında özel ve anahtar rol ifa ediyor. Cumhurbaşkanı siyasi kriz döneminde parlamentoyu fesh etmek, erken seçimleri düzenlemek veya geçici ve teknokrat hükümet kurma hakkına sahiptir. Hali hazırda Georgio Napolitano da benzer bir durumda bulunuyor. Napolitano son iki yılda, Berluskoni ile çok gergin ilişkileri oldu. Fakat neden İtalya cumhurbaşkanı erken seçimlere karşıdır?

Bu muhalefet sol partilerin sarsılmakta olan konumları ve aralarında derin çatlağa dönüyor. Aslında sol partiler de sağ koalisyon partileri gibi, erken seçim durumunda parlamentoda çoğunluğu kazanacak halk desteğine ve gereken vahdete sahip değiller. Bu yüzden Georgio Napolitano da erken seçimlerin yapılmasına karşı çıkarak, ülkede siyasi boşluğun oluşabileceğini belirtiyor.

İtalya’dan, romanların çok zor günler geçirdiği Fransa’ya geçiyoruz. Fransa polisinin romanların kamplarını toplama sürecindeki ırkçı davranışları nedeni ile BMT ırkçılıkla mücadele komitesi Cenevre’de düzenlediği toplantıda Nikolas Sarkozy’nin ırkçı ve göçmen karşıtı politikalarını masaya yatırdı. Yapılan toplantıda BMT uzmanları, Elize yetkililerinin göçmen romanlar, yabancı uyruklular ve yabancı kökenli fransızlara kaşrı ırkçı davranışlarını, çok tehlikeli olarak tanımladı. Komite yetkilileri düzenlenen toplantının ardından, Fransa’da romanlar ve göçmenlere karşı ırkçı davranışlardan şoke olduklarını açıkladılar.

Sarkozy hükümeti, göçmenlere yönelik sert tutumlarını, güvensizliğe karşı alınan önlemler olarak lanse ediyor. Fakat mevcut deliller ve kanıtlar, Fransa milli meclisindeki muhalefet partilerini bile ikna edemezken, Fransa cumhurbaşkanının göçmenlere ve romanlara karşı sert tutumunu BMT ırkçılıkla mücadele komitesine taşımış bulunuyor. Fransa milli meclisindeki muhalefet partileri, Sarkozy’nin bu tutumunu, sağcı radikal kesimlere yaranma şeklinde yorumluyor. Nitekim Fransa’nın aşırı sağcı Milli Cephesi partisi uzun zamandan beri göçmen yasalarının ıslah edilmesi ve göçmenlerin kısıtlanmasını talep ediyor.

Fransa’da göçmenler ve romanlara karşı sert politikalar, halkın Sarkozy’ye verdiği desteğin son 3 yılda en düşük seviyeye gerilediği bir dönemde uygulanıyor. Bu arada Sarkozy ve kabinesi geniş mali skandallarla boğuşuyor. Ana muhalefet Sosyalist parti Sarkozy’nin göçmen karşıtı politikalarına tepki olarak yayınladığı bildiride, Sarkozy’nın halkın dikkatini saptırmaya çalışmakla suçluyor. Fakat ortada bir gerçek varsa o da demokrasi havarisi olan Fransa’nın gerçek mahiyetinin gün ışığına çıkmasıdır.

 

Geçen hafta İngiltere de medya gündeminde yerini korudu. Zira Irak işgali üzerinden geçen 7 yıla rağmen, eski başbakan Tony Blair’in Irak’a saldırı konusundaki yalan iddiaları hala tartışmalara sebep oluyor. Bu bağlamdaki en son haber, bazı İngiliz hukukçuların, savunma bakanlığı silahlanma eski uzmanı Dr. David Kelly’nin şüpheli ölümünün incelenmesi talebidir. Hatırlanacağı gibi Kelly Irak’ın kitle imha silahları ile ilgili belgelerinde, Blair kabinesi güvenlik teşkilatınca sahtekarlık yapılığını ilk kez açıklama cesaretinde bulundu ve bu yolda hayatını kaybetti. Bir ingiliz tabip ve 8 hukukçu TIMES gazetesine yazdıkları mektupta Kelly’nin ölüm dosyasının tekrar incelenmesi talebinde bulundular. Mektubun altında imzası olanlardan biri İngiltere adalet bakanı ve başsavcı Kenet Klark’tır. Mektupta Kelly’nin ölümü ile ilgili kanıtlar ve açıklanan ölüm sebebi arasında çelişki bulunduğu belirtiliyor.

 

Kelly’nin cesedi temmuz 2003 tarihinde ve Avam kamarası araştırma komitesinde Irak savaşı konusunda gizli bir belge hakkında açıklamada bulunmasından sadece bir kaç gün sonra evinin yakınında bulundu. İngiltere savunma bakanlığı silahlanma ve mikrobioloji uzmanı David Kelly’nin ölüm haberi, dönem başbakanı Tony Blair için büyük bir skandala dönüştü. O dönemde Kelly’nin, Irak savaşını haklı çıkarmak için sunulan belgelerin tahrif edildiğini ifşa eden BBC muhabiri Andrew Gilikan’ın haber kaynağı olduğu söylendi.

29 mayıs 2003 tarihinde BBC savunma işleri muhabiri Andrew Gilikan BBC radyosu 4. kanal programında yayınlanan bir raporda, güvenilir bir kaynağa dayanarak şöyle dedi: Irak’ın kitle imha silahları ve tehlike boyutları konularını içeren ve Saddam Dosyası olarak bilinen belge, İngiltere istihbarat teşkilatının isteğine karşı tahrif edilmiş; böylece biraz abartılarak daha etkili olmaya çalışılmıştır.

 

Bu açıklamadan 3 gün sonra Gilikan, Londra’da yayınlanan Mail On Sunday’de yazdığı makalede, Blair kabinesinde yer alan medya ve iletişim işleri başkanı Alester Kambel’i, söz konusu belgenin değiştirilmesinden sorumlu tuttu. Belgede en büyük tahrif ise, Irak’ın 45 dakika içinde kitle imha silahlarını hazırlayabileceği konusuydu. David Kelly, BMT silahlanma denetçisi olarak en az 37 kez Irak’ı ziyaret etmiş ve Saddam rejiminin kitle imha silahları hakkında çok detaylı ve dakik bilgilere sahip biriydi. Bu yüzden David Kelly’nin BBC kaynağı olarak ifşa olması, İngiltere’de siyasi depreme sebep oldu. Tabi Kelly’nin şüpheli ölümü de Blair hükümetini daha da zor durumda bıraktı; bu yüzden Blair, Lord Haten başkanlığında bir komiteyi, Kelly’nin şüpheli ölümü konusunda araştırma yapmakla görevlendirdi. Lord Haten, ölüm sebebini, sol bileğin kesilmesi ve intihar olarak açıkladı. Fakat TIMES gazetesine mektup yazan 9 uzman, Lord Haten raporunun güvenilmez olduğu, zira sol bilekteki kesiğin hafif olduğu, bu yüzden Kelly’nin kanamadan ölmediği kanaatindeler.009-007

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile