Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 16 Ağustos 2010 10:35

Siyonist Arapların elebaşının sonu

Mısır’ın 83 yaşındaki cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek son günlerde yolun sonuna geldiği anlaşılıyor. Raporlar, Mübarek’in kanser hastalığı Almanya’da bir askeri hastanede yapılan tüm müdahalelere ve gerçekleşen ameliyata karşın hızla ilerlediğini, şimdiye kadar Mısır halkından bir sır gibi saklanan hastalığın kendisini ve batılı müttefiklerini Mısır’da Firavunvari bir hükümetin son günlerine gelindiği gerçeği ile karşı karşıya getirdiği anlaşılıyor.

 

Bu şartlarda bazı haber ajansları Mübarek’in İran’ın devrik şahı Rıza Pehlevi kaderini paylaştığını ve Şerm'ul Şeyh’in ölüm adında yeni bir konuğu ağırlaması gerektiğini dile getirmesi, pek de haksız bir durum olmasa gerek.

 

Geçen hafta Economist dergisi Mübarek’in resmini kapağına taşımış, Mısır liderini Firavunlar kılığında Sina çölüne batarken göstermişti. Batılı siyasi ve iktisadi yetkililerin görüşlerini yansıtan Economist, konu ile ilgili yazısında şu ifadelere yer verdi:

Bu görüntü, aslında hızlı bir değişimi tecrübe eden ve bu değişimlerin kaçınılmaz olduğu ve kuşkusuz batıda bazı kaygılara yol açtığı Mısır’ın şimdiki durumunu yansıtıyor. Mısır halkının kaygısı, batının kaygılarından köklü olarak farklıdır, zira batı, Enver Sedat suikastinden sonra dördüncü cumhurbaşkanı olarak Mısır’ın yönetimini üstlenen ve bölgede durumu Amerika’nın lehine yönetebilen vefakar ve eski bir müttefikini kaybediyor. Buna göre Amerika son yıllarda Avrupa ülkelerinin yaptığı onlarca milyar dolarlık yardımın yanı sıra tek başına Mübarek rejimini ayakta tutabilmek için 60 milyar dolar harcadı. Bu müttefik, hezimete uğrayan uzlaşma sürecinde ilerleme sağlanma imkânı yaratmış, öte yandan siyonist rejime yönelik her türlü tehdidi engellemiştir.

Aslında batının Mübarek’in sağlık durumu ile ilgili kaygıları sebepsiz değil, çünkü bu durum Mısır’da sulta düzenini bozacağı gibi, bölgede güç dengesinin Amerika ve korsan İsrail aleyhinde da bozacaktır. İşte bu yüzden Siyonistler Kahire’deki müttefiklerinin düştüğü durumdan duyduğu kaygıyı gizleyemiyor ve katil rejimin büyük hahamı ve Tel aviv yetkilileri uysal komşularının sağlığı için dua etmenin yanı sıra Mısır cumhurbaşkanını gözetim altında tutacak özel uzman tıp heyeti göndermekten de çekinmemiştir. İşte bu yüzden bazı siyonist çevreler için Hüsnü Mübarek güvenilir bir piyon ve Arap siyonistlerin elebaşısıdır. Çünkü Mübarek siyonist politikaların başarılı olması ve Arap rejimleri uzlaşmaya yanaşmaya ikna etmek veya daha iyi bir ifade ile bu rejimleri zillete düşürmek ve korsan rejimin güvenliğini sağlamak için büyük gayret sarf etti. Kuşkusuz batı ve Siyonistler Mübarek’ten sonra Ortadoğu bölgesindeki gayri meşru çıkarları ne olacak diye kaygılanmaları ve bu boşluğu nasıl dolduracaklarını düşünmeleri doğrudur. Çünkü onlar bölgede en güvenilir ve en eski müttefikini kaybediyor. Fakat bu durum, Mısır halkı için istisna bir fırsattır.

 

Mısır halkı yıllardır ülkelerine musallat olan Mübarek’in despot rejiminden acı çekiyor ve sadece son bir kaç yılda bazı itirazlar ve grevler kalıbında muhalefetini dile getiriyor ki bunlar da Mübarek’in güvenlik güçlerince en sert biçimde bastırılıyor.

Aslında Mısır şu anda Mübarek’in kifayetsizliği yüzünden ve Amerika’nın tüm askeri ve mali yardımlarına kaşın derin siyasi ve iktisadi kriz yaşıyor, öyle ki ülkenin felç olduğu ifade ediliyor.

Mübarek, 28 yıllık iktidarı boyunca Amerika’nın bölgedeki politikalarının uygulayıcısı olduğu halde hiç bir zaman Mısır halkına demokrasi ve medeni hakları vermedi ve ilginçtir ki hiç bir zaman da batılı insan hakları havarileri tarafından eleştirilmedi.

 

Askeri mazisi olan Hüsnü Mübarek 28 yıllık iktidarı boyunca hiç bir zaman Mısır halkına itiraz hakkı tanımadı ve basın ve medyayı darmadağın ederek ülke hapishanelerini de Mısırlı müslüman ve hür insanlarla doldurdu. Aslında tüm bu zalimane eylemler, Mısır’da cumhurbaşkanlığı koltuğunu kimseye bırakmamak içindi. Mübarek hatta Mısır anayasasını kendi lehine değiştirmeyi de düşündü, ancak bugün ilahi intikam eli yakasına yapıştı, öyle ki hatta cumhurbaşkanlığı makamını miras yolu ile oğluna devredemiyor. Bu yüzden son günlerde sadece Mısır’da değil, Kahire ile müttefik olan tüm ülkelerde Mübarek’in çekilmesi ve yerine başkasının gelmesi konuşuluyor. Bu arada Mısır halkı da Mübarek’in gitmesi için gün sayıyor. Son günlerde Mısır Firavunu da yolun sonuna yaklaştığını hissediyor. Aslında bu son, Mübarek’in asla istemediği bir sondu, fakat bu son, tüm diktatörleri ve istikbar uşaklarının sonudur.

 

Bu arada Mısır’da şimdiden Mübarek’in yerini kimin alacağı ve ülkeyi kimin yöneteceği sorusu dilden dile dolaşıyor. Mısır halkı doğal olarak şu tarihi ve hassas süreçte en önemli meselenin en başta Mübarek’in siyaset arenasından çekilmesi ve bölgenin onun kirli varlığından kurtulması ve daha sonra ülkeye yeni bir cumhurbaşkanı seçilmesi gerektiği sonucuna varmış bulunuyor. Belki de yeni cumhurbaşkanı yasalara uymak ve despotlukla mücadele etmek ve Amerika ve korsan rejim karşısında dik durmakla bu ülkenin tarihinin yeni bir sayfa açabilir.

 

7

Mısır’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine henüz 15 ay var ve doğal olarak o zamana kadar Hüsnü Mübarek’in siyasi halefini kendi eli ile belirleme ve batının gayrimeşru çıkarlarını güvence altına alma çabalarından gafil olmamak gerekir. Nitekim iktidarın Hüsnü Mübarek’in baş oğlu Cemal Mübarek’e devretme bağlamında yürütülen faaliyetler, Mısır anayasasının 188. maddesinin lağvedilmesi ve karşısına çıkacak her hangi bir ciddi rakibi devre dışı bırakmasına yol açabilir.

Kuşkusuz Mısır’da iktidarı miras yolu ile devretmek ve Cemal Mübarek’e teslim etmek, Mübarek ailesinin iktidarını sürdürme bağlamında Firavunvari ve despot bir karar olacak ve bu yüzden açık tepkilere ve muhalefete yol açacaktır.

 

Öte yandan Mısır’ın siyasi geleceği ve iktidarı pratikte kaybetmesine sebep olan Hüsnü Mübarek’in sağlık durumu dikkate alındığında şu anda Mısır’da iki numaralı adam olarak bilinen Mısır istihbarat başkanı 73 yaşındaki Ömer Süleyman’ın iktidarın başına geçmesi muhtemeldir. Ömer Süleyman Ortadoğu’nun sözde barış müzakerelerinin ihya edilme sürecinde önemli rol oynadı ve Siyonistler ve Amerika için anahtar bir simadır. Nitekim Arapların hain liderleri ile Süleyman’la yakın ilişkileri söz konusudur.

 

Bu arada Mısır’da yeni bir şahsiyetin devreye girmesi, bu ülkenin tüm dengelerini alt üst etmiştir. Yeni şahsiyet, Mısırlı muhalefet ve Müslüman kardeşler gibi siyasi teşekkül ve partiler ve bazı akademisyenler ve aydınlarca desteklenen UAEA eski genel müdürü Muhammed El Baradei’den başkası değildir.

Gerçi El Baradei’nin Mısır’ın gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma ihtimali, Mübarek karşıtları arasında bazı umut ışıklarının yanmasına sebep oldu, lakin iç ve dış politika arenalarında beklediği güdümlü destekleri bulamayan El Baradei’nin bu konuda kesin karar veremediği anlaşılıyor. Öte yandan El Baradei’nin gerçekten Mısır halkının taleplerini mevcut özel şartlar altında temin edip edemeyeceği de bilinmiyor.

Her halükarda Mısır ve Sina çölü yıllardır baskı ve despotluk sonucu korsan İsrail’in politikaları ile eşgüdümlü hareket ederek Ortadoğu bölgesinde nisbi istikrar arz eden bir devlete dönüşürken bugün içinden kurtulamadığı ciddi değişim rüzgarlarına yakalanmış gözüküyor. 007/005

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile