Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 18 Ocak 2016 12:40

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 72

 İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 72

"İranlı ünlüler, evrensel mefahirler" başlığı altında hazırladığımız sohbetimizin her bölümünde, sizleri şu anda mezarları İran sınırlarının dışında kalan ünlü İranlı şahsiyetlerle tanıştıracağız.

Bir çoklarının eserleri hem İran'da ve hem dünyada yayınlanan bu ünlü şahsiyetlerin ve düşünürlerin kendileri ve eserleri evrensel miras sayılıyor. Mevlana, Nizami Gencevi, Şeyh Şahabeddin Suhreverdi, Ebureyhan Biruni, Hoca Nasreddin Tusi, sözünü ettiğimiz İranlı bilgin, arif ve düşünürlerin örnekleridir.


Ebulvefa Buzcani olarak ün yapan Muhammed bin Muhammed bin Yahya, kameri dördüncü ve miladi onuncu yüzyılın ünlü matematikçisi ve müneccimi, kameri 328 yılının Ramazan ayının birinci gününde İran'ın Horasan velayetinin şimdiki Torbeti Cam kentinin Buzcan beldesinde dünyaya geldi. Kameri 348 yılında Buzcani henüz 20 yaşındayken o çağın ilimlerini öğrenmek ve büyük ustatlardan feyz almak üzere Bağdat'a gitti ve bu kentte ikamet etmeye başladı. Buzcani daha sonra Bağdat kentinde vefat etti ve orada toprağa verildi.
Buzcani, geometri, trigonometri, aritmetik, uygulamalı geometri, nucum ve matematik bilimlerinin ilerlemesinde ve bu bilimlerde yeniliklerde büyük payı olan bir bilgindi ve bu yüzden ona Haseb ve Mühendis lakapları da verildi ve bilime olan hizmetinden ötürü ayda bir bölge onun adı ile adlandırıldı.


Ebulvefa Buzcani matematik biliminin üçüncü evrimine denk gelen bir dönemde yaşadı ve eserleri de bu dönemin matematiğinin belirgin yüzünü yansıtır.
Matematik evrimi sürekli olmayan, uygulamalı ve teorik aralıklarla gerçekleşen bir evrimdir. Matematiğin ilk evrimi milattan önce altıncı ve beşinci yüzyıllarda gerçekleşti ki yunan öncesi matematik olarak ün yapmıştır. Bu dönemde matematik biliminin yönü uygulamalı matematiğe doğrudur ve bununla birlikte ilk tanımlar ve ilk meseleler teorik bir şekilde şekillenmeye başlar. Bu dönemde tüm milletler az çok matematik biliminin yaşadığı evrimde rol ifa etmiştir.
İkinci matematik evrim süresi yaklaşık on yüzyıl sürdü ve merkezi de ilk olarak Yunanistan ve ardından İskenderiye oldu. Bu dönem ise teorik yönelmelerle bilinir. İkinci dönemde mantıksal istidlal ve sonuçlandırma, tecrübe ve algılamanın yerini alır.
Matematiğin üçüncü evrim dönemi ise genellikle miladi sekizinci ila on altıncı yüzyılları kapsar ve gerçekte uygulamalı matematiğin ikinci evrimini temsil eder. Bu dönem ilk döneme kıyasla çok daha ileri seviyededir ve geçmişteki tüm kazanımları kullanırken istidlallerde çatlakları ve dikkatsizlikleri bertaraf etmiştir.


Matematik biliminin üçüncü evrimini kapsayan dönemde teorik boyutlar daha zenginleşir ve her şeyden çok, o dönemin en zorlu ilmi meselelerini çözmenin üstesinden gelir. Bu dönemde matematiksel araştırmaların ağırlığı İranlı Müslüman matematikçilerin omuzuna yüklenir ve Benu Musa ve Harezmi'den başlar ve Kıyaseddin Cemşid Kaşani'de son bulur ve yerini matematiğin dördüncü evresine bırakır ki bu kez yine teorik yöneliş söz konusu olur ve daha çok Batı Avrupa'da devam eder.
Gerçekte İranlı matematikçiler sadece Yunan matematikçilerin tercümanı,yorumcuları ve geçmiş mirası Batı Avrupa için koruyan kişiler olmadı ve bilakis kendileri matematiğin evriminde mükemmel bir evrenin temelini attı ve matematiğin teorik boyutunu zenginleştirdi. İranlı matematikçiler yeni dallar ve yeni yöntemlerin temelini attı ve uygulamalı yaklaşımları ile başka bilimlerin gelişmesine katkı sağladı ve matematiğin yeni evrimine zemin oluşturdu.


Bilim tarihçileri kameri dördüncü ve miladi onuncu yüzyılı İslamî medeniyetin altın çağı olarak adlandırıyor, çünkü bu dönem İran'da Al-i Buye'nin o günün İran toprakları ve Irak diyarının büyük bir bölümüne musallat olmuş ,ilim ve felsefenin gelişmesine katkı sağlamıştı. O dönemde matematik ve nücum bilimleri de büyük ilerleme kaydetmişti. Yüksek okulların açılması ve aralarında dini, felsefi ve ilmi meseleleri tartışan filozofların, bilginlerin ve edebiyatçıların katıldığı ilmi ve felsefi toplulukların kurulması, Al-i Buye padişahı Azdeddole'nin önemli icraatından biriydi. Azdeddole tüm bilginleri, filozofları, ulemayı ve ahlak alimlerini işlerinde teşvik ediyordu ve gerçi Arap dilinde yazılmayı teşvik eden biriydi, fakat İran kültürünün yeniden ihya edilmesine de büyük ilgi gösteriyordu. Al-i Buye tarafından oluşturulan ilmi atmosfer Ebu Süleyman Mantıki Secistani, Ebu Sahl Kuhi ve Ebulvefa Buzcani ve diğer bir çok bilgini kendi yurdundan el çekip o dönemde İranlı bir kente dönüşen ve İslam dünyasının önemli ilmi merkezlerinden biri haline gelen Bağdat'a göç etmeye teşvik ediyordu.


Al-i Buye'nin en ünlü kralı Azdeddole, ilimden halkın güncel yaşamının iyileşmesinde yararlanması üzerinde ısrar ediyordu. Bu yüzden o dönemde doğal bilimler ve matematik sadece merak duygusunu tatmin etmek için değil de, aynı zamanda toplumun gelişmesi ve iyileşmesi için ders veriliyordu. Bu dönemde ilim ve araştırma merakı aynı dönemde yaşayan bilginlerin kitaplarından rahatça anlaşılan bir durumdur. Bu dönemde Bağdat büyük bir ilmi merkeze dönüşmüş ve bilim adamları burada çeşitli araştırmalar yapmaya başlamıştı. Bu dönemde bilim adamları bir çok bilim dalında ve ilmi deneyimlerde yunanlı hocalarından sıyrılmaya ve yavaş yavaş uygulamalı bilimleri tedvin etmeye başladı. Azdeddole ile çağdaş olan Ebulvefa Buzcani bu yüzden aritmetik ve geometri üzerine iki uygulamalı kitap tedvin etti. Buzcani'nin katiplerin ve muhasebecilerin aritmetik biliminden ihtiyaç duydukları şey ve zanaatkarların geometriden ihtiyaç duydukları şey adlı kitapları, uygulamalı matematiğin en önemli örnekleridir. Buzcani aynı eğilimle uygulamalı matematik üzerine başka risaleler ve makaleler de yazdı ki bunlardan biri Fi Marifetul Ebad Beynul Mesakin adlı kısa risalesidir. Buzcani bu risalede Bağdat ile Mekke arasındaki mesafeyi iki farklı yöntemle hesapladı ve ardından bu yöntemi başka kentlerin mesafesini hesaplamak için kullandı. Bu risale de Buzcani'nin diğer risaleleri gibi biliminin genişliğini ve hesaplarının dikkatini yansıtıyordu.


Ebulvefa Buzcani bir çok kitap yazdı, fakat bu eserlerin bir çoğu kayboldu, ama adları İbni Nedim'in El Fihrist adlı eserinde yer aldı. Bu eserlerden biri Zicul Kamil adlı eserdir. İbni Nedim'in El Fihrist adlı eserinde belirttiği üzere kitapta üç makale yer alıyordu. İlk makale, yıldızların hareketlerinden önce öğrenilmesi gereken şeylerle ilgiliydi. İkinci makale yıldızların hareketi ve üçüncü makale de yıldızların hareketini etkileyen etkenlerle ilgiliydi.
El Macsati, bir kopyası Paris'te bulunan matematik ve nücum üzerine Buzcani'nin en önemli eserlerinden biridir. Bazıları bu kitabın aslında Zicul Vazih adlı eserle bir olduğunu ve Buzcani ve arkadaşlarının kameri 360'lı yıllarda Bağdat'ta gerçekleştirdikleri rasatların sonuçlarını içerdiğini belirtiyor. Fakat Ebu Reyhan Biruni defalarca bu eserlerden ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız iki eser şeklinde söz etmiştir.
Buzcani bu eserinin giriş bölümünde geometri meselelerinin geometrik yöntemlerle ispatı ve aritmetik meselelerin aritmetik delillerle ispatından söz ediyor ve böyle başka ilimlerde gerekli mahareti olmayanların sıkıntı yaşamamasını sağlıyor. Bu eserin bir başka önemli yönü, uzmanlık konusu olmasına rağmen Buzcani tarafından sade bir şekilde kalemi alınmış olmasıdır. Kitapta trigonometre, trigonometri kanunlarının rasatlarda kullanılması ve gezegenler teorisi olmak üzere üç bölümden oluşur.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile