Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 28 Aralık 2015 02:08

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 69

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 69

"İranlı ünlüler, evrensel mefahirler" başlığı altında hazırladığımız sohbetimizin her bölümünde sizleri şu anda mezarları İran sınırlarının dışında kalan ünlü İranlı şahsiyetlerle tanıştıracağız.

Birçoklarının eserleri hem İran'da ve hem dünyada yayınlanan bu ünlü şahsiyetlerin ve düşünürlerin kendileri ve eserleri evrensel miras sayılıyor. Mevlana, Nizami Genceyi, Şeyh Şahabeddin Suhreverdi, Ebureyhan Biruni, Hoca Nusireddin Tusi, sözünü ettiğimiz İranlı bilgin, arif ve düşünürlerin örnekleridir.

Geçen bölümde anlatıldığı üzere, Hekim Ebu Muhammed İlyas Nizami Gencevi İran'ın miladi 12 ve kameri 6. yüzyılının ünlü şairidir. Kısaca Nizami olarak anılan bu şairin kesin doğum tarihi bilinmiyor, ancak tarihçiler şairden geriye kalan eserlere ve şiirlerine bakarak kameri 530 ila 540 yılları arasında, yani miladi 1135 ile 1145 yılları arasında doğmuş olabileceğini tahmin ediyor. Geçen bölümde ayrıca Nizami'nin kendi çağının yaygın ilimleri ile yakından tanıştığını ve zengin bir aileye mensup olduğu için çalışmaya veya şairlikle geçinmeye ihtiyaç duymadığını, bu yüzden inzivaya çekilerek derin bir şekilde ilim ve bilim öğrenmeye, tefsir, hadis, kelam, felsefe ve irfan alanlarında büyük ilerleme kaydettiğini anlattık.


Nizami'yi Fars dilinde öykü anlatımının Ganai tarzına zenginlik kazandıran şairlerin başı saymak gerekir. Fars edebiyatında ganilik anlamına gelen Ganai tarzı, içi duygularla dolu olan şiirlere verilen addır. Dr. Said Hamidian gibi bir çok çağdaş edip ve araştırmacı ve Nizami eserleri üzerinde araştırma yapan uzmana göre nasıl ki Firdevsi hamaset öykülerinin anlatımında İran edebiyatının üstün çehresidir, Nizami de Ganai şiir tarzında İran dilini ve edebiyatını temsil eden en üstün şairdir.
Nizami'den kaside ve gazel divanlarından başka beş mesnevi miras kalmıştır. Mahzen-ul Esrar, Leyla ile Mecnun, Hüsrev ile Şirin, Heft Peyker ve İskendername, Nizami'nin Ganai ve Hekemi tarzlarında yazdığı mesnevilerdir ve beş hazine anlamına gelen Penc Genc olarak ün yapmıştır. Bu eserlerin çoğu dünya edebiyatına da yansımış ve çeşitli dillere çevrilmiş, İranlı ve yabancı uzmanlarca irdelenmiştir.


Nizami'nin mesnevilerini taklit ederek benzer eserlere imza atan veya eserlerini inceleyen çağdaş şairleri ve düşünürlerin dışında son bir iki asırda da özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın diğer ülkelerinde Nizami hakkında geniş araştırmalar gerçekleşmiş ve bazı eserleri başka dillere çevrilerek irdelenmiştir.
İngiltere'den William Jones, Fen Hamer Porgeştal, Almanya'dan Helmuut Riter ve Wilholm, İtalya'dan İtalo Pitzi, Rusya'dan Edvardoviç Bertles ve Arap dünyasından Abdulmün'em Hasaneyn ve diğer bir çok araştırmacı ve mütercim, Nizami'nin eserlerini irdeleyen veya çeviren yabancı düşünürlerdir.
Nizami'nin mesnevileri muhteva bakımından farklı olmakla beraber uygun ve harmonik bir geometri ile yan yana dizilen uyumlu parçalar sayılır. Her mesnevi Allah'ı ve peygamberini hamd ve takdir ederek başlıyor ve bu şiirlerin neden yazıldığı anlatılıyor. Ardından esas konuya geçilerek nihai amaca ulaşılmaya çalışılıyor ki burada her biri ötekilerden farklılık arz ediyor.


Nizami'nin Penc Genç adlı beşli mesnevisinin ilki, Mahzen-ul Esrar adlı mesnevidir. Nizami bu kitabı ömrünün gençlik çağı henüz sona ermediği bir sırada yazdı ve doğal olarak akıl onun için aşktan çok daha yüksek ve daha geniş bir konumu söz konusuydu.
Gerçekte Nizami bu dönemde henüz aklın bacağının kırık olduğunu anlamamıştı ve ilahi marifete ulaşmak için en iyi araç olduğunu düşünüyordu. Oysa şair daha sonraları bu inancı bir kenara itti ve ilahi hakikate ulaşmanın tek yolunun aşk olduğu sonucuna vardı.
Edebiyat eleştirmenleri, Nizami'nin Mahzen-ul Esrar'ı yazarken Senai'nin eserlerini gözetlemesine karşın bu eserin kendine özgü özellikleri taşıdığını belirtiyor.
Nizami'nin Mahzen-ul Esrar adlı eseri beyan ve bütünlük arz etme bakımından çok kez Senai'nin Hadika adlı eserinden güçlüdür. Muhteva bakımından da Nizami'nin ahlak eksenli ve müspet bakışlara sahip olduğu, zulüm ve zalimle savaştığı söylenebilir. Oysa Senai zihni ve irfani eğilimleri yüzünden zulmün benimsenmesine ve tahamlül edilmesine tavsiye ediyor.


Mahzen-ul Esrar, sırf ahlaki bir kitaptır ve içinde insan eksenli ve insan eğilimli nasihat verici öyküler barındırır. Bu mesnevi talim ve irfan rengindedir ve Nizami bu serinde çok karmaşık ve muğlak konuşmuştur. Mahzen-ul Esrar Nizami'nin en kısa manzumesidir ve sadece 2400 beyt şiir içermektedir. Eser giriş bölümünden sonra yirmi bölümde tedvin edilmiş ve her bölümde şair ahlaki ve insani manaları insan nefsine hitap ederek beyan etmiş ve her bölümün sonunda da konu daha iyi anlaşılsın diye bir hikâyeyi anlatarak o bölümdeki tüm söylemek istediklerini veya önemli bir bölümünü beyan etmiştir.
Bu öyküler içerdikleri tüm muğlaklıklara rağmen, diğer bölümlere kıyasla daha sadedir ve genellikle temsil sanatından veya temsili masallardan yararlanılmıştır. Gerçekte Nizami bu yöntemle söylemek istediklerini sıradan halkın idrak gücüne yaklaşarak beyan etmeye çalışmıştır.


Örneğin Nizami Mahzen-ul Esrar adlı eserinin dokuzuncu bölümünde okuruna yüce himmetli olmayı ve dünyevi meseleleri terk etmeyi tavsiye ediyor ve muhatabına uhrevi âlemdeki yaşam için hazırlanmayı ve her işin akıbetini düşünmeye sevk ediyor.
Nizami'nin bakışında dünya kalınacak yer değildir ve insanın karşısında bulunan ve dünya adı verilen yer geniş bir çöl gibidir. Her insan ister istemez bu çölü kat etmek için bir merkebe ihtiyacı vardır ki onu da arayıp bulması ve onun yardımıyla bu uzun yol kat etmesi gerekir. Nizami'ye göre bu dünyadan geçmek için gerekli olan merkep ancak dindir.
Nizami bu konuyu şiir kalıbında anlattıktan sonra sözünün daha iyi anlaşılması için camiden ayrılarak fani âleme yönelen ve ardından tövbe ederek kötülüklerden uzaklaşan, tekrar dine ve ibadete yönelik bir dervişin öyküsünü anlatıyor.


İnsan Nizami'nin düşüncesinde takdire şayan, sınırsız yetenekli bir mahlûktur. Nizami'nin bakışına göre eğer insan amellerinde melekler gibi davranır, düşünce ve idrak etmekte ilahi davranırsa, âlemin güzelliğine ve mahlûkların onur kaynağı olmaya aday olur. Şair insanın zekâ ve sanatını ve aklını derinden benimsiyor. Bunu, insanı başka mahlûklardan farklı kılan önemli etken olarak tanımlıyor. Bu yüzden Nizami Mahzen-ul Esrar'ın giriş bölümünde kelam ilminin faziletinden ve insanoğlunun şan ve mertebesinden söz ediyor. Burada şairin sanki insanlara eşrefi mahlûkat olduklarını hatırlatmak istiyor. Şair insanın cismi ve ruhu semavi, ulvi ve dünyevi unsurların bileşiminden oluştuğuna inanıyor. Nizami şairane kelamı ile insanın iki yüzünü gün ışığına çıkarıyor. Şair insanın görece varlığının biraz toprak ve bir kaç damla sudan oluştuğuna inanıyor ve bu yüzden bu mahlukun varlığının yüce boyutunu da görüntülemeye çalışıyor.


Genelde Nizami'nin düşüncesinde insan eksen ve merkezde yer alan bir varlıktır ve tüm her şey onunla uyum içinde ve onunla doğrudan irtibatla hareket halindedir. Gerçekte şair tüm olaylardan ve imkanlardan yararlanarak insanın dikkatini ruhani boyutuna çekmeye ve onu gerçek kemale erdirmeye çalışıyor.
Nizami'ye göre insanın ruhu dünyevi hırs ve şehvet ve günah yüzünden pas tutmuş ve Rabbinden uzaklaşmış bir ayna gibidir ve bu yüzden bu insan temel fıtratına aykırı hareket ediyor. Nizami Manzen-ul Esrar adlı eserinde bu pası insanın yüzünden silmeye çalışıyor.


İranlı çağdaş edip ve araştırmacı Dr. Abdulhüseyin Zerrinkub, Mahzen-ul Esrar ve konularının özelliği hakkında şöyle diyor:
Nizami Mahzen-ul Esrar adlı eserinde acı ve sert ve sitem edici sözlerini her bölümün sonunda yazdığı kısa ama içerikli kıssalarla dinlemeye değer hale getirmiştir. Bu öyküler Genceli şairin gece halvetlerinde ve gençlik yıllarında inzivaya çekildiği günlerin kalbi sonuçlarıdır.
Nizami Mahzen-ul Esrar'ı yazarken, Senai'nin eserlerini ve özellikle Hadikat-ul Hakikat adlı eserini dikkate almıştır. O çağda Senai'nin eserlerinin ünü ve makbuliyeti Hakani,Nizami ve Fariyabi gibi şairleri şairlik tarzında Senai'nin yolunu izlemeye ve onun araştırma ve talim tarzını kendi eserlerine yansıtmaya yöneltmiştir.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile