Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 22 Aralık 2015 09:31

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 68

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 68

Geçen bölümde anlatıldığı üzere, Hekim Ebu Muhammed İlyas Nizami Gencevi İran’ın miladi 12 ve kameri 6. Yüzyıl ünlü şairidir. Kısaca Nizami olarak anılan bu şairin kesin doğum tarihi bilinmiyor, ancak tarihçiler şairden geriye kalan eserlere ve şiirlerine bakarak kameri 530 ila 540 yılları arasında, yani miladi 1135 ile 1145 yılları arasında doğmuş olabileceğini tahmin ediyor. Geçen bölümde ayrıca Nizami’nin kendi çağının yaygın ilimleri ile yakından tanıştığını ve zengin bir aileye mensup olduğu için çalışmaya veya şairlikle geçinmeye ihtiyaç duymadığını ve bu yüzden inzivaya çekilerek derin bir şekilde ilim ve bilim öğrenmeye ve tefsir, hadis, kelam, felsefe ve irfan alanlarında büyük ilerleme kaytettiğini anlattık.

Nizami kameri 6. Yüzyılın edebi akımının öncülerinden biri sayılır. Şairin Fars şiirinin dilinde yarattığı değişim, tüm araştırmacıların ve edebiyatçıların itiraf ettiği bir gerçektir. Nizami, yenilikçilik peşinden giden İranlı ender şairlerden biridir. Şair yeni tabirler ve bileşik kelimeler üretmekte ve bunları kullanmakta özel yeteneğe sahipti. Gerçekte şiir alanında yenilikçilik ve ayrıca gazel ve hamaset şiirlerini bütünleştirmede sergilediği beceri, Nizami’yi İran edebiyatının unutulmaz ve ebedi simalarından biri yapmıştır. Nizami’nin kelamında ince düşünce ve akıcı beyan, her okurun dikkatini çeken özelliklerdir. Bu durum şairin kelamını halk kelamı seviyesinde tutmayı başarmış ve asırlar boyu edebiyat ustaları ve haylarının takdirine toplamıştır.

Nizami kendi çağında yaygın olan ilim ve maariflerin arasında edebiyattan başka tıp, hikmet, musiki ve nücumu da çok iyi bilen bir bilgindi ve tüm bu ilimlerden şiirlerinde de yararlandı. Bu yüzden Nizami’nin şiirleri İran’ın kameri beşinci ve altıncı yüzyıllarındaki kültürünün tam yansımasıdır. Şair ayrıca şiirlerinde onlarca atasözü misal şeklinde beyan etmiş ve onlarca milli ve dini öyküyü de anlatmıştır.

Dil ve beyan bakımından Nizami’nin şiirlerinde dikkat çeken ve şiirlerini gani hale getiren en önemli nokta, şairin sözcükleri seçmekte ve birleştirmekte sergilediği fevkelade yeteneğidir. Sözcükler Nizami’nin şiirlerinde güdümlü ve şairin dil yapısını bezeme becerisine göre seçilmiştir. Öte yandan Nizami’nin kelamının halk arasında yaygınlaşmasına vesile olan şey ise, kullandığı dilin sadeliği ve akıcılığıdır ve bu sadelik ve akıcılık, şairin tüm şiirlerinde göze çarpar.

Öte yandan Nizami’nin şiirlerinde Kuranî kavramlara da sık sık rastlanır. Şair nerede fırsatını bulduysa vahiy kavramlarını şiir kalıbında çok güzel bir şekilde beyan etmiştir. Gerçekte Nizami’yi çağımıza kadar taşıyan en önemli özelliği güçlü şairane dili ve kullandığı güzel ifadeler, güçlü haya gücü ve uygun beyanıdır.

Nizami’nin şiirleri hem görünüşü ve hem mana itibarıyla şiir sanatının doruğunda yer alır. Şair her daim en iyi sözleri seçmeye gayret etmiştir. Nitekim sözcüklerin kalıbında sarf ettiği güzel sözler ve kullandığı güzel tabirler, şairin hayal gücü ve bilgisi ile birleşince, şiirlerine ayrı bir zenginlik kazandırmıştır.

Nizami şiir ve şairliğinde yeni manalar üretmek ve görülmemiş tabirler sunmaya özel özen göstermiştir. Bu kabiliyet hiç kuşkusuz şairin çevresindeki dünya üzerinde daha fazla odaklanmasını ve derinlemesine düşünmesini gerektirdiği kesindir. Gerçekte şairin şiirlerine bakıldığında da yeni kavramları ve yeni manaları kullanmak için büyük çaba sarf ettiği ve işte başarılı da olduğu kolaylıkla anlaşılır. Nizami eski ve tekrarlı kavramları kullanmaktan kaçınmış, şiirlerinde yeni ve taze kavramları kullanmıştır.

Nizami şiirlerinde yaratmak istediği görüntüler için kullandığı yöntemler ve araç ve gereçler, kendisinden önceki şairlerin kullandığı yöntemlerin ve araç ve gereçlerin aynısıdır, fakat şair bunlara ayrı bir renk kazandırmayı başarmıştır. Aslında şiir sanatında her türlü görüntü, benzetme, vasıf ve benzeri özelliklerden yararlanmak ve böylece hayal ve kuruntu perdesinin ardından bir gerçeği beyan etmek mümkündür. Nizami de şiir sanatında bu teknikleri kullanarak şiirlerine ayrı bir tazelik ve ruh kazandırmıştır, öyle ki şairin sergilediği görüntüler çok renkli ve çok parlak gözükür.

İranlı seçkin edebiyat uzmanı Dr. Abdulhüseyin Zerrinkub, Nizami’nin şiir ve sanat özellikleri hakkında şöyle diyor: şairin sözcükleri ve tabirleri, kafiyeleri bir sırada dizdiği mısra ve beyitler cevherler gibi parlamaktadır.

Nizami’nin şiirlerinde kullandığı vasfetme dili oldukça doğal, latif ve akıcıdır. Şair genellikle çeşitli konuları çok dakik ve ince bir bakışla  fevkelade bir şekilde görüntülüyor. Nizami’nin eserleri üzerinde araştırma yapan uzmanlara göre şairin ilkabahar, hazan ve gece gibi doğal cilveleri vasfı güzel ve eşsizdir. Nizami’nin insanları ve doğal cilveleri vasfetme gücü o kadar fazladır ki İranlı çağdaş edip ve araştırmcı Golam Hüseyin Yusufi’nin tabiri ile şair en çirkin manzaraları bile en güzel biçimde görüntülüyor. Nizami’nin sahne arayışı da genellikle acayip ve şaşırtıcıdır. Örneğin Nizami Heft Peyker adlı eserinde ejderha ve Behram hazinesi öyküsünde dişi bir atı o kadar güzel anlatıyor ki okur kendini bir anda karşısında hareketli bir sinema sahnesi bulunduğunu düşünüyor. İnsanların ruh halini ve masalların şahsiyetlerini anlatmakta da şairin gücü eşsizdir.

Varlık alemindeki fenomenlere ve ruhsuz cisimlere kişilik kazandırmak, Nizami’nin ifade ve sanat gücünün özellikleridir ve şiirsel anlatımına ayrı bir titizlik ve güç kazandırmıştır. Şair bu tekniği kullanarak genellikle ruhsuz ve hayatsız nesnelere kelam gücü ve idrak ve şuur kazandırır ve okurunu eseri boyunca en canlı ve en dinamik bir masal dünyasında seyrettirir.

Nizami zengin hayal gücünü şiir kalıbına dökerek ruhsuz nesnelere hayat kazandırmıştır. Şair bir şiirinde hazan rüzgarını en güzel biçimde anlatmıştır. Bu şiirde hazan rüzgarı, yağma yapan ve insani bir karakteri simgeleyen bir laleye saldırarak onu dağıtan bir eşkiyaya benzetiyor.

Yine Nizami’nin Heft Peyker manzumesinde rüzgar ve bulut birer hademe olarak sahnede yerini alıyor, bahçeyi ve çimleri süpürüp siliyor, suluyor ve masalın diğer karakterleri gibi kendilerine göre rol ifa ediyor.

Nizami’nin bu özelliği özellikle gece vakti yıldızları ve gökyüzünü anlatırken de ortaya çıkıyor ve tüm alemi hayat halinde ve hareket içinde ve düşünen bir varlık olarak gösteriyor.

Dr. Zerrinkub bir eserinde Nizami Gencevi’nin düşüncelerini ve şiirlerini irdelerken, İranlı şairin şiir ve sanat dili hakkında şöyle diyor:

Şairin görüntüleri genellikle uzun, muhtemelen tekrarlı ve rengarenktir. Şair masal karakterlerinin yalnızlık, korku, hicran ve şevk gibi nefsani halini anlatmakta eşsizdir ve Leyla ile Mecnun veya Hüsrev ile Şirin adlı eserlerinde defalarca okurunu çizdiği görüntülerle hayran bırakır.015

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile