Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 19 Aralık 2015 20:39

Uluslararası göçmenler günü özel programı

Uluslararası göçmenler günü özel programı

Bugün 18 Aralık uluslararası göçmenler günü. BM 2000 yılında göçmen sayısı artması yüzünden bu günü uluslararası göçmenler günü olarak adlandırdı.
Her yıl çeşitli ülkelerde, vatanını daha iyi bir yaşam umuduyla terk eden milyonlarca insana saygı göstermek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Uluslararası göçmenler gününde ayrıca insanların neden başka diyarlara göç ettiği ve gittikleri ülkelerde nasıl karşılandıkları ve hakları neler olduğu tartışılıyor.


Tarih boyunca göç, insanların zorluklara galip gelmek ve daha iyi bir yaşama kavuşmak için yerine getirilen cesurca bir hareket telakki edilmiştir. Dolaysıyla göç ta eski çağlardan insanların bir diyardan bir başka diyara bireysel ve toplu halde gerçekleştirdikleri bir ameldir. Aslında bu tür göç durumları belli bir mekanda uygunsuz yaşam koşullarından kurtulmak ve daha uygun yaşam koşullarına sahip olan mekanlara gitmek için gerçekleştirilmektedir.
Gerçekte göçmen, vatanını bilinçli bir şekilde ve başka bir yerde daha iyi yaşam koşullarına kavuşmak için terk eden kimseye verilen addır. Böyle biri belli bir süre içerisinde göçmen kabul eden ülkenin hakkında ve orada çalışma şartları, dili ve diğer imtiyazları etrafında bilgi toplar. Bu şahıs ayrıca yolculuğu için plan yapar ve mümkünse, mal varlığını da beraberinde götürür. Göçmenler istedikleri zaman bağlı bulundukları ülkeye dönebilir.


Ancak günümüzde göç meselesi hem yoğunluğu bakımından ve hem gerekçeleri itibarıyla farklı şekillerde gündeme gelmektedir. Günümüzde savaş, güvensizlik, epidemik hastalık, kıtlık, güvenli yaşam yeri arayışı gibi şartlar insanların geniş çapta göç etmelerine sebebiyet veren bazı etkenlerdir. Bundan başka küreselleşme, iletişim ve ulaştırma alanında kaydedilen gelişme de insanlarda göç eğilimini arttıran etkenler sayılır. Bu şartlarda yeryüzünün bir çok bölgesinde daha geniş boyutlarda göç meselesi söz konusudur.
İklim değişikliği ve doğal afetler de insanların göç etmesine neden olan başka etkenlerdir. Uzmanlar ve yer bilimcileri göçün yeni dalgalarının yükselmesinin kaygı verici işaretlerinden söz ediyor ve bu dalgaların iklim değişikliği ve doğal afetler sonucu ortaya çıktığını vurguluyor. Orman yangınları, adaların yok oluşu, çevre değişikliği, yerkürenin ısınması, toz bulutlarının yayılması ve meteorolojik krizler, yeryüzünde bazı noktaları yaşanmaz hale getiren etkenlerdir. Bu yüzden gelecekte çevre ve iklim sorunları yüzünden ülkelerinde göç eden ve hatta ülkelerini terk eden ve dünyanın başka bölgelerine sığınan milyonlarca göçmene şahit olmak kaçınılmazdır.


Uluslararası yasalara göre göçmenler de diğer tüm insanlar gibi tüm temel ve insani haklara sahiptir. Uluslararası camianın göçmen haklarını koruma yönünde attığı en önemli adımlardan biri, göçmen işçiler ve ailelerinin haklarını koruma altına alan uluslararası bir konvansiyonu 1990 yılında BM genel kurulunda onaylamasıdır. Bu konvansiyon göçmenlerin gittikleri ülkeyi terk etme hakkı ve bağlı bulundukları ülkenin onları kabul etmesi hakkı, yaşam hakkı, aşağılayıcı davranışlar ve işkencenin engellenmesi hakkı, insani kişiliklerini aşağılayan durumların önlenmesi hakkı, din özgürlüğü, mülkiyet hakkı, başına buyruk gözaltına alınmama hakkı gibi haklara vurgu yapıyor. Bu konvansiyon gerçekte evrensel insan hakları bildirgesi, medeni ve siyasi haklar misakı, iktisadi, sosyal ve kültürel haklar misakı gibi uluslararası belgelerde yer alan temel insan haklarının tekrarından ibarettir.


Uluslararası göçmen işçiler ve ailelerinin haklarını koruma konvansiyonunun 7. Maddesine göre göçmenler istedikleri her ülkede yaşamakta serbesttir ve bu hakkı milli güvenlik, kamu düzeni, sağlık ve genel ahlak ilkelerine uyulduğu takdirde hiç bir şey kısıtlayamaz. Göçmen hakları gittikleri ülkelerin yasalarında güvence altına alınmalıdır. Hiç kimse göçmenlere işkence edemez, zalimane uygulamalarda bulunamaz, onları köle gibi kullanamaz veya zorla çalıştıramaz. Göçmenler gittikleri ülkede özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir ve onları kabul eden ülke bu insanların şiddete, darp edilmeye, tehdit vesaire durumlara maruz kalmasını engellemek için etkili tedbirler alması gerekir.


Son yıllarda dünya büyük göç dalgaları ile karşı karşıya kaldı. Uluslararası resmi verilere göre göçmen sayısı 2000 yılında 175 milyondan geçen yıl 232 milyona yükseldi. 2015 yılında başta Avrupa olmak üzere göçmenlerin büyük göçü şimdiye kadar görülmemiş seviyelere yükseldi. Göçmenlerin 2015 yılında gelişmekte olan ülkelerden Avrupa kıtasına akını, Avrupa tarafından göçmen krizi olarak adlandırıldı. Avrupalı yetkililerin bu yılki göç süreci ikinci dünya savaşından beri hiç görülmemiş seviyeye yükseldi.


Avrupa birliği göçmen işlerinden sorumlu komiseri Dimitris Aframopulos'un açıklamasına göre, sadece Temmuz 2015'te Avrupa'ya giren illegal göçmen sayısı 50 bini aşmış durumda. Bu rakam 2014 yılının aynı ayına oranla sekiz kat artığı belirtildi.
BM sığınmacı işleri komiserliği ise yayınladığı raporda, cari yılın başından beri Akdeniz üzerinden Avrupa kıtasına gelen göçmen sayısı 250 bini aştı. Bu rakam 2014 yılında Akdeniz'den Avrupa'ya gelen tüm göçmen sayısından fazlaydı. 2014 yılında Avrupa'ya giriş yapan göçmen sayısı 219 bin kişiydi.
Buna karşın Avrupa ülkelerinin göçmenlere karşı ilk tutum büyük talihsizlikti. Bazı AB ülkeleri sınırlarını sığınmacılara kapattı, bazı ülkeler göçmenleri polis ve güvenlik güçlerinin yumrukları ve şiddet uygulamaları ile karşıladı. Bu davranış defalarca BM ve insan hakları örgütlerinin itirazlarına yol açtı.


BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon geçen yıl dünyada göçmen sayısının aşırı derecede artmasından duyduğu kaygıyı dile getirerek, tüm ülkeleri göçmen haklarına uymaya davet etti. Moon, bir çok göçmenin tehlikeli ve kötü şartlar altında yaşadığını, bu insanların her türlü ölüm riskini göze alarak denizleri ve okyanusları daha güvenli bir yer bulmak umuduyla aşmaya çalıştığını, göçmenler ve aileleri yaşadıkları ülkelerde sömürüye ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını, bunların bir çoğunun gittikleri ülkelerde özgürlüğe kavuşmak yerine özgürlükten mahrum kaldıklarını ve ev sahibi ülkenin ayrımcılığı ve zulmü ile karşılaştıklarını, bu durumun ev sahibi ülke için bir nevi tehdit sayıldığını ve sonuçta şiddet uygulamaları ve ölümcül saldırıların artmasına yol açtığını belirtti.


Gerçekte iş umuduyla göç eden insanlar yaşadıkları ülkenin bir çok meziyetinden vazgeçerek vatanını terk ediyor, fakat gittiği ülkede daha ağır şartlar ve daha zorlu engellerle karşılaşıyor. Göçmenler gittikleri ülkelerde çifte ayrımcılığa maruz kalıyor. Örneğin bu insanlar çalıştıkları işlerde daha az maaş alıyor, mesleklerinde ilerleyemiyor ve her zaman işten atılma riski ile karşı karşıya bulunuyor. Yine göçmenlerin büyük bir bölümü yerli işçilerin yapmaktan kaçındığı işleri yapmak zorunda kalıyor. Bir çok ülkede göçmenler zorunlu olarak vasıfsız işçi sıfatı ile çalışmak zorunda kalıyor. Avustralya'da bir TV programında yayınlanan bir rapor, göçmenlerin adeta köle gibi çalıştırıldığını ortaya koydu. Bazı göçmenler günde 18 saat ve haftanın yedi günü en ağır şartlarda çalışmak zorunda kalıyor, üstelik günde 25 dolardan daha az bir maaş alıyor. Raporda bazı göçmen kadınların çalıştıkları ortamlarda cinsel tacize maruz kaldıkları da belirtildi.


Ancak göçmenlerin ana vatanını terk etmeye zorlayan en temel sorun, ülkelerinde baş gösteren güvensizlik şartları, krizler ve radikal örgütlerin dayattığı iç çatışmalardır. Afganistan, Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde göze çarpan ilk şey, Amerika ve bölgesel müttefiklerinin askeri ve siyasi ayak izleridir. Bu zümre radikal akımları ve terör örgütlerinin veya dikta rejimlerini desteklemek, onlara mali ve askeri açıdan destek temin etmek sureti ile hedef ülkelerini istikrarsızlaştırıyor. Sonuçta bu ülkelerde yaşayan insanlar ülkelerinden kaçmak zorunda kalıyor.
Yine ilginçtir ki son yıllarda Ortadoğu bölgesinde yüz binlerce ecnebi askerin konuşlanmasına rağmen bölgede barış ve huzur sağlanmadığı gibi terör örgütlerinin faaliyetleri daha da arttı.


Ancak göç, göçmenler için umut noktası ve kurtuluş kapısı da olamıyor, çünkü onları sömürü ve kölelik düzeni bekliyor. Bazı uzmanlar, Batılı toplumlarında içine düştükleri iktisadi krizden çıkış için önemli oranda ucuz işçiye ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Göçmen işçilerse en düşük maaşla uzun süre çalışabilecek tek insan gücünü oluşturuyor. Bir başka tabirle uzmanlar gelişmiş ülkelerde insan gücünü sömürme bağlamında yeni bir fasıl açıldığını belirtiyor. Bu açıklama, Batılı insan hakları havarilerinin neden göçmenleri, özellikle genç ve güçlü göçmenleri kabul etmeye başladıklarına bir nebze olsun açıklık getiriyor. 015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile