Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 15 Aralık 2015 20:58

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 67

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 67

Bugünkü sohbetimizde geçen bölümde ele aldığımız İranlı büyük şairlerden Nizami Gencevi ve eserleri ile tanışmaya devam edeceğiz. Nizami'nin aldığı eğitim ve inzivaya çekildiği dönemde düşüncelerinin ürünü olan hikmeti ve yüksek düşüncesi kendisinden seçkin bir bilgin de yaratmıştır. Nizami'nin hikmetini eserlerine açıkça yansıyan düşüncelerinde görmek mümkün. Şimdi sohbetimizin devamında Nizami'nin hikmeti ve düşüncelerini gözden geçirmek istiyoruz.


Geçen bölümde anlatıldığı üzere, Hekim Ebu Muhammed İlyas Nizami Gencevi İran'ın miladi 12 ve kameri 6. Yüzyılın ünlü şairidir. Kısaca Nizami olarak anılan bu şairin kesin doğum tarihi bilinmiyor, ancak tarihçiler şairden geriye kalan eserlere ve şiirlerine bakarak kameri 530 ila 540 yılları arasında, yani miladi 1135 ile 1145 yılları arasında doğmuş olabileceğini tahmin ediyorlar. İranlı büyük şair Nizami yaklaşık 70 yıl bu kentte yaşadı ve kameri 599 yılında aynı kentte vefat etti. Daha sonraları Nizami'nin mezarı üzerinde bir anıt inşa edildi ve böylece mezarı hayranlarının uğrak yeri oldu.
Geçen bölümde ayrıca Nizami'nin kendi çağının yaygın ilimleri ile yakından tanıştığını ve zengin bir aileye mensup olduğu için çalışmaya veya şairlikle geçinmeye ihtiyaç duymadığını, bu yüzden inzivaya çekilerek derin bir şekilde ilim ve bilim öğrenmeye, tefsir, hadis, kelam, felsefe ve irfan alanlarında büyük ilerleme kaydettiğini anlattık.


İran'ın eski eğitim sistemi de hikmet, kelam ve felsefe öğrenmekten ibaretti ve Nizami her iki ilimden yeteri kadar yararlanmıştı. Nizami'den geriye kalan özellikle Mahzen-ul Esrar, İkbalname ve tüm mesnevilerinin önsözü bu iddiayı doğrular nitelikte olup gerçekte Nizami'nin hikmette üstünlüğünü gösteriyor.
Bu arada Nizami'nin eserlerini inceleyen çoğu edebiyat uzmanı ve araştırmacı, şairden geriye kalan şiirleri sadece şiir ve öykü anlatım sanatı açılarından ele almamak gerektiği konusunda hemfikirdir. Çünkü şair öykü kalıbında kendisine özgü has bir dille tüm hikmetle ilgili düşünceleri ve tezleri beyan ediyor ve gerçekte bu düşünceleri beyan ederek kendi inancını ve düşüncesini insanlara intikal ettirmeye çalışıyor.
Nizami'den geriye kalan beş mesnevi, kaside ve gazel divanından oluşan eserleri kelam, ahlak ve irfan açılarından kayda değer sayılır.


Nizami bazı eserlerinde kelam ve ahlakla ilgili düşüncelerini oldukça sanatsal bir yaklaşım ve akıcı bir beyanla ifade etmiştir. Nizami'nin eserlerinde göze çarpan hikmet ise bilinen İran hikmetidir. Felsefe uzmanı Dr. Asger Dadbeh'e göre Nizami'nin tarzı Firdevsi'nin başlattığı hareketin devamı veya bilinen İşkark hikmetidir.
Nizami'nin eserlerini araştıran uzmanlara göre Nizami'yi insani toplumların talim ve terbiyesine, ahlak ilkelerine özel önem gösteren ahlak ilkelerine bağlı münezzeh bir insan olarak tanımlamak mümkün. Bu nokta şairin tüm eserlerinde göze çarparken, Mahzen-ul Esrar adlı eserinde ahlaki ve hikmet tartışmaları daha belirgindir.Aynı özellik Leyla ile Mecnun, Hüsrev ile Şirin ve Heft Peyker adlı eserlerinde saklı bulunmaktadır ve bu yüzden daha dikkatli bir şekilde üzerinde inceleme yapmak gerekir.

Nizami yazdığı mesneviler ve kısa uzun öyküleriyle iyi ahlak ve yüce yaşam ilkelerini öğretiyor. Şairin şiirlerine bakıldığında çeşitli masalları nazım tarzına çevirerek insanların nasıl kendi türleri ile ister bireysel ister sosyal yaşamlarında davranmaları gerektiğini sergiliyor ve öğretmeye çalışıyor. Nizami hatta bazı eserlerinde daha da ileri giderek sosyal sorunları ve meseleleri irdeliyor. Hükümdarların insanlara karşı davranışlarını değerlendirerek adil olmak ve adil hükümdarın nasıl olması gerektiği sonucuna varıyor.


Nizami'nin yazdığı yaşlı kadın ve kral Sencer veya Nuşirvan ile Vezir hikâyeleri bu tarzda hikâyeler sayılır. Yaşlı kadın ve kral Sencer öyküsünde, yaşlı bir kadın kral Sencer'in huzuruna çıkıyor ve adalet talebinde bulunuyor. Yaşlı kadın krala, insanlar senden zulüm ve adaletsizlikten başka bir şey görmediğini ve senin hizmetinde olan işgüzarların da zulüm ve cinayetten başka bir iş yapmadığını anlatıyor. Yaşlı kadın daha sonra da kral Sencer'i mazlumlarından ahından korunmak istiyorsa, zulümden el çekmesi konusunda uyarıyor.


Nizami'nin şiirlerinde zevk ve irfan cilveleri, şairin yazdığı şiirlerinin en seçkin özellikleridir. Uzmanlar şiirin çıkış noktasının aşk, zevk ve duygu olduğunu, buna göre şiir yazmayan şairin şair olamayacağını belirtiyorlar. Buna göre Nizami'nin şiirlerine bakıldığında, yazdığı şiirlerin bu özellikleri tümüyle taşıdığı anlaşılır. İrfan ilkelerine göre aşk sevginin nihai aşaması ve erdeme ulaştığı noktadır ve irfan ehli olanlar dünya görüşlerini aşkla izah etmeye çalışır, hakikati ve yaratılış âlemi ve insanın yaratılışının etkenini tanıma unsuru olarak anlatır. Nizami de irfan ehli olanların tarzına uyarak varlık ve yaşamın temelini aşk şeklinde tanımlıyor.


Nizami'ye göre sırf akıl ve düşünce ile hidayete ermek ve ilahi marifete ulaşmak mümkün değil. Şair Mahzen-ul Esrar adlı eserinde daha da ileri giderek aklı, kuruntu ile bir tutuyor. Akıl da düşünce ve kuruntu gibi ilahi hakikati idrak etmekten aciz olduğunu ve aşk olmaksızın Allah'ı idrak etmenin ve Allah'ı bulma yoluna girmenin mümkün olmadığını vurguluyor. Belki bu yüzden şair eserlerinde yer yer aklın ilahi hakikatleri keşfetmekten aciz olduğunu vurguluyor.


Gerçi nizami İslamî ilimlerde nakli ilimlerden akli ilimlere kadar ve felsefe, dünya bilimi, nücum ve diğer bir çok ilimle aşina olmasına rağmen onu Meşai veya Eş'eri gibi belli bir felsefe ve kelam düşüncesinin izleyicisi sayamayız. Belki Nizami'nin Meşailer, Eş'eriler ve Mutezelilerin kelam ve felsefesinden haberdar olduğu ve imana dayalı, kökü Kur'an'ı Kerim'e uzanan bir hikmet arayışında olduğu söylenebilir. Nizami ilahi zat, ilahi isimler ve sıfatlar, insanın çıkış noktası gibi konularda çok uzaklara ve Ruhani tarikatı ile seyahat eden ve iç gözü ile manevi dünyayı görebilen fadıl ve uzman bir üstad gibi konuşuyor. Şair yazdığı şiirlerinde ilahi zatı ve tüm seviyelerde ve düzeylerde tecellilerini beyan etmek için büyük arif şeyhlerin eserlerinde kullandıkları bir dili kullanıyor.


Nizami'ye göre yüce Allah sadece yaratıcı değil, aynı zamanda büyük ariflerin de beyan ettiği üzere varlığın başlangıcı ve tüm tecellilerin kaynağıdır. Şaire göre bu dünyada ve varlık âleminin her yerinde ne var olduysa, yüce Allah'ın isim ve sıfatlarının tecellisinden başka bir şey değildir.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile