Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cuma, 11 Aralık 2015 22:25

İnsan ve çağdaş dünyada özgürlük hakkı önündeki engeller

İnsan ve çağdaş dünyada özgürlük hakkı önündeki engeller

Bugün 10 Aralık dünya insan hakları günü. Dünya insan hakları günü her yıl evrensel insan hakları bildirgesinin onaylanması dolayısıyla 10 Aralık tarihinde kutlanan bir gündür. Bugünde ve 1948 yılında BM genel kurulu, teşkilatın kuruluşu üzerinden üç yıl geçtiği bir sırada evrensel insan hakları bildirgesini tüm beşeriyet için ortak başarı kriteri yaratmak amacıyla onayladı. Bugün o yıldan sonra her yıl dünya genelinde insan hakları günü olarak kutlanıyor.


Evrensel insan hakları bildirgesinde 30 madde yer alıyor ve içinde tüm insanların medeni, kültürel, iktisadi, siyasi ve sosyal temel hakları ifade ediliyor.
30 maddelik bildirgede yer alan ve uluslararası düzeyde gündeme gelen temel düşünceler, aslında insan hakları üzerinde yüzlerce yıl düşünmenin ürünüdür. Ancak uzun yıllar insan hakları üzerinde düşünen filozofların büyük fikri desteğine dayanan bu bildirgenin yine de onaylandıktan sonraki yıllarda bazı ilkelerle takviye edilmesi gerekiyordu. Bu yüzden bildirgeden sonra medeni ve siyasi hukuk misakı, iktisadi ve sosyal ve kültürel hukuk misakı ve diğer bir çok insan hakları belgesi onaylandı.


Bu yıl dünya insan hakları günü özgürlük meselesi üzerinde duruyor. Evrensel insan hakları bildirgesinin ilk maddesi şöyle diyor: Tüm insanlar hür doğar, haysiyet ve keramet ve hukuk bakımından birbiriyle eşittir.
Evrensel insan hakları bildirgesinde yer alan özgürlükler Amerika'nın dönem Başkanı Franklin Ruzvelt tarafından Ocak 1941 tarihinde, yani bildirge onaylanmadan yedi yıl önce Amerikan kongresinde gündeme getirilmişti. Ruzvelt o gün tüm Amerikalı vatandaşlara ve dünyada yaşayan tüm insanlara beşeriyetin geleceği için dört temel özgürlük vaadinde bulunmuştu. Bunlar ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve her türlü korku ve yoksulluktan kurtulmaktı. Ruzvelt özgürlükle ilgili bu dört konunun üzerinde ısrar ediyordu. Çünkü içinde insanlar düşüncelerini özgürce beyan edemedikleri bir toplumda, insanlar özgürce dinine, felsefesine, dünya görüşüne veya siyasi bir hedefe inanmadığı bir toplumda, yöneticileri panik ve dehşet saçarak insanları bastırdığı ve güvenliğini yok ettiği bir toplumda ve yine yöneticileri tüm vatandaşlar için asgari refah şartlarını temin edemedikleri bir toplumda, hür yaşamın en temel şartları yok edilmiş sayılır.


BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon dünya insan hakları günü ve özgürlük konusu hakkında yayınladığı mesajında ise şu ifadelere yer verdi: Dünya genelinde geniş çaplı insan hakları, radikal şiddet ve cinayetlerin arasında dünya insan hakları gününde insan haklarının temel ilkelerinin yaygınlaşması için küresel boyutta koordineli hareket etmek gerekir. Çünkü bir çok ülke evrensel insan hakları bildirgesini onaylayarak insanların en temel haklarına uyma konusunda yükümlülük üstlenmiştir. Şimdi ise BM kuruluşunun 70. Yıldönümünün arifesindeyiz ve hepimiz ikinci dünya savaşından sonra ortaya çıkan insan hakları modern hareketi tarihinden ilham alabiliriz.


Özgürlük, insanların zati ve temel haklarından biridir ve çeşitli alanlarda gündeme gelir. Amerika dönem Başkanı Franklin Ruzvelt ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, yoksulluktan özgürlük ve korkudan özgürlük gibi dört temel özgürlüğün tüm insanların bilinen zati hakları olduğunu belirtti. Daha sonra 10 Aralık 1948 tarihinde Ruzvelt'in eşi Elnore Ruzvelt evrensel insan hakları bildirgesini BM'nin Paris binasında okudu ve tüm ülkeler bu özgürlükleri destekleyeceklerini belirtti. O gün Elnore Ruzvelt dünya genelinde insan haklarını savunanlarla birlikte BM'de evrensel insan hakları bildirgesinde yer alan bu özgürlükleri kutsadı.


BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon bu yılki mesajında, günümüzde söz konusu dört temel özgürlüğün yolunda ciddi engeller bulunduğunu belirtiyor. İfade özgürlüğü tüm insanların en doğal hakkıdır ve herkes bu haktan eşit düzeyde yararlanır ve herkes düşüncesini, başkalarının haklarını ve değerlerini çiğnemeyecek yere kadar ifade etmekte özgürdür.
Ban Ki Moon ilk özgürlük, yani ifade özgürlüğü hakkında yaptığı değerlendirmede, dünyada milyonlarca insanın ifade özgürlüğünün ciddi derecede tehdit altında olduğunu ve inkar ettiğini belirtiyor. Moon ayrıca uluslararası camianın görevini hatırlatarak bu konuda bir çözüm yolu öneriyor ve şöyle diyor:
Bu yüzden bizler ifade özgürlüğünün demokratik yöntemlerini korumak, yaygınlaştırmak, savunmak ve medeni toplumda ifade özgürlüğü için gereken zemini hazırlamakla yükümlüyüz. Bu mesele, insanların ifade özgürlüğü bağlamında kalıcı bir istikrar yaratmak için zaruridir.


Ancak ikinci özgürlük, din ve inanç özgürlüğüdür. Evrensel insan hakları bildirgesi 19. Maddesinde şöyle diyor: Herkes inanç ve ifade özgürlüğüne sahiptir ve bu hak, insan inancını beyan etmekten korkmamasını, bilgi ve düşünceleri öğrenmek ve yaygınlaştırmakta tüm mümkün araç ve gereçleri kullanmakta ve sınır mülahazasını gözetmeksizin serbest olmasını içerir.
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon bu yıl dünya insan hakları günü dolayısıyla yayınladığı mesajında şöyle diyor: Dünya genelinde teröristler dini çalmıştır. Onlar din adına katliam ve cinayet işleyerek dinin ruhuna ihanet etmektedir. Bir başka grup ise dini azınlıkları hedef almakta, korku ve panik saçarak siyasi çıkarları doğrultusunda hareket etmektedir. Günümüz dünyasının bu kargaşasına cevap olarak bizler dinlerin çeşitliliğine saygı duymalı ve tüm insanların eşitliği gibi temel bir ilke çerçevesinde mezhep özgürlüğü hakkını savunmalıyız.


Evrensel insan hakları bildirgesinde yer alan üçüncü özgürlük, her türlü yoksulluk ve muhtaç olmaktan özgür olmaktır. Günümüzde yoksulluk ve muhtaç olmak bir çok insanı usandıran ciddi sorunlardan biridir. Ban Ki Moon yoksulluktan özgürlük hakkında şöyle diyor:
Dünya liderleri geçen eylül ayında 2030 sürdürülebilir kalkınma gündemini dünyada yoksulluğu yok etmek ve tüm insanları barışçıl şartlarla ve sağlıklı bir gezegende onurlu bir yaşama kavuşturmak için onayladı, bu yüzden hali hazırda bizler elimizden geldiğince bu ufkun gerçekleşmesi için çaba harcamalıyız.


Dördüncü özgürlük, korkudan özgür olmaktır. Dünyada milyonlarca sığınmacı ve mülteci bazı ülkelerde avare olması, bu özgürlüğün gerçekleşmemesinin sonucudur. BM genel sekreteri Ban Ki Moon bu konuda da şöyle diyor: Sadece ikinci dünya savaşında değil, günümüzde de bir çok insan evini barkını terk etmek zorunda kalmıştır. Bunlar savaş ve şiddet ve adaletsizlik korkusundan ana vatanından kaçmak ve başka kıtalara ve okyanuslara sığınmak zorunda kalmıştır. Bu göç genellikle bir çok tehlike ile beraberdir, ama onlar hatta bu tehlikelere rağmen hayatını kaybetme pahasına umuttan küçük bir pencerenin açılması umuduyla bu yolculuğa çıkmıştır.
Moon küresel ortak bir derde dönüşen bu sorun için ise şu insani yöntemi öneriyor: bizler sınırlarımızı mültecilere ve sığınmacılara kapatmamalıyız, bilakis onları açık kucakla karşılamalıyız. Biz sınırlarımızı mültecilerin yüzüne açmalı ve hiç bir ayrım yapmaksızın tüm mültecilerin ve sığınmacıların haklarını güvence altına almalıyız. Ülkelerinde yoksulluk ve ümitsizlik yüzünden kaçan mülteciler ve sığınmacılar da temel insan haklarından yararlanma hakkına sahiptir.


BM sekreteri Ban Ki Moon dünya insan hakları günü dolayısıyla yayınladığı mesajının sonunda tüm üye ülkelerin temel insan haklarına yönelik yükümlülüklerine vurgu yaparak şöyle diyor:
Bugün bir kez daha çalışmalarımızın temelini oluşturan insani ilkeleri ve insan haklarını destekleyeceğimizi ilan ediyoruz. BM geniş çaplı bir cephe oluşturmak ve insan hakları ihlallerini engellemek için insiyatifi ele almakla yükümlüdür. BM ayrıca bunca geniş çaplı insan hakları ihlallerine tepki vermekle yükümlüdür. Dünya insan hakları gününde gelin bir kez daha tüm insanların temel özgürlüklerini ve insan haklarını güvence altına almaya yönelik sözleşmemizi tazeleyelim.015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile