Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 09 Aralık 2015 01:57

İranlı ünlüler, evrensel mefahirler - 66

İranlı ünlüler, evrensel mefahirler - 66

Bir çoklarının eserleri hem İran'da ve hem dünyada yayınlanan bu ünlü şahsiyetlerin ve düşünürlerin kendileri ve eserleri evrensel miras sayılıyor. Mevlana, Nizami Gencevi, Şeyh Şahabeddin Suhreverdi, Ebureyhan Biruni, Hoca Nusireddin Tusi, sözünü ettiğimiz İranlı bilgin, arif ve düşünürlerin örnekleridir.

Bugünkü yazımızda İran'ın kameri 6. Yüzyılın ünlü şairi Hekim Ebu Muhammed İlyas Nizami Gencevi ile tanıştırmak istiyoruz.
Hekim Ebu Muhammed İlyas Nizami Gencevi İran'ın miladi 12 ve kameri 6. Yüzyılın ünlü şairidir. Kısaca Nizami olarak anılan bu şairin kesin doğum tarihi bilinmiyor, ancak tarihçiler şairden geriye kalan eserlere ve şiirlerine bakarak kameri 530 ila 540 yılları arasında, yani miladi 1135 ile 1145 yılları arasında doğmuş olabileceğini tahmin ediyor.
Nizami doğduğu çağda İran topraklarının bir parçası olan Gence kentinde dünyaya geldi ve burada büyüdü. O dönemde Gence İran'ın kuzeyinde ve Kancaçay adıyla anılan ırmağın iki kıyısında yer alan ve Fars şiiri ve edebiyatının merkezlerinden biri sayılan bir kentti. Bu kent Hakani, Feleki, Şervani ve Ebulala Gencevi gibi büyük şairlerin yetiştiği bir kentti ve Mahasti ve Nizami gibi büyük şairler yazdıkları şiirleri ve eserleri ile bu kenti Fars şiirinin önemli bir merkezi haline getirmişti.
İranlı büyük şair Nizami yaklaşık 70 yıl bu kentte yaşadı ve kameri 599 yılında aynı kentte vefat etti. Daha sonraları Nizami'nin mezarı üzerinde bir anıt inşa edildi ve böylece mezarı hayranlarının uğrak yeri oldu.
Yeni Gence eski Gence'nin yanı başında bina edilirken, Nizami'nin bu mezarı da yıkılmaya yüz tuttu ve yeni kentin dışında kaldı. Bugün aynı mekanda bir mimari şaheseri sayılan yeni anıt kabri inşa edilmiş bulunuyor.


Son yıllarda Nizami Gencevi hakkında İranlı ve yabancı araştırmacıların onca araştırma yapması ve yayınlamasına rağmen hala bu büyük şairin yaşamı üzerindeki sır perdeleri aralanamadığı anlaşılıyor. Nizami'nin yaşamı ve düşünceleri konusunda ancak tezkere yazarları ve yine şairin kendi eserlerinde yaşamı ve düşünceleri hakkında beyan ettiğini dağınık yazılar ve yine araştırmacıların hakkında yayınladıkları araştırma sonuçları ile yetinmek gerekiyor.
Nizami eserlerinde yer yer hanedanından söz etmiştir. Şair, babası Zeki Muvayyid oğlu Yusuf'tan söz ederken, annesinden de Reise Kürd olarak yad ediyor ve kendisinin anlattığı üzere bir ana gibi kendini oğlu uğruna feda ettiği anlaşılıyor. Şair ayrıca şiirlerinde eşinden ve oğlundan söz ediyor.


Geçmişten günümüze dek kalan belgelere göre Nizami bezirgan ve zengin bir ailede dünyaya geldi ve gönül rahatlığı ile çocukluk yıllarını eğitimle geçirdi ve o çağın ilimleriyle tanıştı.
Nizami şiirlerinde de beyan ettiği üzere Fars ve Arap şiiri ve edebiyatı ile tanışmanın yanında nücum, kimya, felsefe ve kelam ilimleri ile yeteri kadar aşina biriydi ve ergenlik ve gençlik çağının büyük bir bölümünü o çağın büyük üstadları nezdinde ilim öğrenmekle geçirdi.


Biraz önce belirtildiği üzere Nizami'nin ailesi Gence kentinin önde gelen zengin ailelerinden biriydi ve bu yüzden Nizami gelir elde etmek için bir meslekle uğraşma kaygısı yoktu. Buna göre Nizami gençlik çağının başından itibaren inzivaya çekildi ve okumaya ve öğrenmeye devam etti. Araştırmacılar Nizami'nin inzivaya çekilmesinin etkisi, henüz kırk yaşına gelmezken çok pişkin insanlar gibi davranmaya başlamasında göze çarpmaya başladı.


Gerçi Nizami yaşadığı çağda şiir sanatında çağdaşları arasında en üstün konumdaydı ve şiirleri de oldukça güzel bir tarzdan faydalanmıştı, fakat çağdaş şairler gibi şairlikten bir meslek gibi yararlanmadı ve asla saray halkını medhetmek ve onlar için kaside yazmak gibi işlere kalkışmadı.
Nizami ünlü beş Mesnevi'sinden başka gazel ve kaside tarzında başka eserleri de vardı ve kendisinin anlattığı üzere gazelleri musiki eşliğinde okunuyor ve çağdaşları onun gazellerini ve kasidelerini taklit ediyordu.
Kuşkusuz Penç Genc şiirlerini yazan bu şair şairlikte izlediği tarzın bu denli pişkin olabilmesi için şiir yazarlığı uğruna kafasını çok yormuş olması gerekir.


Nizami'nin divanından geriye kalan dağınık şiirlerinden başka, şaire bunca ünü kazandıran eseri, beş Mesnevi adlı ünlü eserleridir. Bu eserler Penc Genc veya Nizami Hamsesi olarak da anılmaktadır. Nizami bu eserlerin tümünü şiir kalıbında ve öykü olarak yazmış ve öykü anlatımında yeni bir tarzın temelini atmıştır. Bu beş eserin adları Mahzen-ul Esrar, Hüsrev ve Şirin, Leyli ve Mecnun, Heft Peyker ve İskendername'dir. İskendername ise İkbalname ve Şerefname olmak üzere iki bölümden oluşur.
Bu eserlere sözün gelişine göre yer yer değineceğiz elbet.


Nizami yazdığı şiirlerin akıcılık ve tarzı itibarıyla Fars şiirinin temel direklerinden biri ayılır. Şair bu yüzden sürekli diğer şairlerin ve tezkere yazarlarının ve araştırmacıların geniş takdirini almıştır.
Ufi, Lebab-ul Elbab adlı eserinde Nizami hakkında yazdığı satırlarda, şairin yazdıkları şiirleri ile fazilet hazinelerini Fars edebiyatına güçlü kelamı ve beyanı ile kazandırdığını ve dünyanın önünde inceliklerle dolu bir hazinenin kapısını açtığını beyan ediyor.
Kameri 9. Yüzyılın ünlü şairi Cami ise Nizami'nin eserlerini taklit eden şairlerden biridir. Cami de Nefehat-ul Üns adlı eserinde şöyle diyor: şairin Penc Genc olarak ün yapan beşli mesnevisinin büyük bir bölümü görecede efsane gibidir, fakat gerçekte ilahi hakikatleri ve maarifi beyan etme bahanesidir.
Habib-ul Seyr adlı eserin yazarı Handemir ise Nizami'yi şöyle takdir ediyor: Nizami aziz ömrünü gençliğin başından orta yaş ve yaşlılık çağına kadar kanaat ve inziva ile geçirdi. O asla diğer şairler gibi nefsin hevası peşinde olmadı ve sultanların ve büyüklerin sarayına girmedi, bilakis başkaları onu ziyarete gider ve değerli sözlerinden yararlanırdı.


Nizami'nin şairlik tarzı kendisinden sonra bir çok şairin ve Fars şiirinin önde gelen büyüklerinin üzerinde durduğu bir tarz oldu ve bir çokları hatta onun gibi mesneviler yazmaya çalıştı ki bunlara Cami, Emir Hüsrev Dehlevi, Hacu Kirmani, Vahşi Bafıki ve Örfi Şirazi'yi örnek vermek mümkün.
Çağdaş yazar ve araştırmacı merhum üstad Muctaba Minevi, Nizami'nin konumu ve geleceklerin şiir anlayışı üzerindeki tesiri hakkında şöyle diyor:
Kuşkusuz onun talebelerinin sayısı üstadlarının sayısından fazlaydı, çünkü kim şairane bir ruhu varsa ve nazım tarzında öykü yazdıysa Nizami'nin eserlerini örnek almıştır. Hatta Hafız bazı şiirlerinde onu izlemiş ve Sakiname ve Muganniname adlı eserlerini Nizami'nin Şerefname ve İkbalname adlı eserlerinin her bir bölümünde kullandığı tarzda yazmıştır.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile