Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 02 Kasım 2015 20:15

İranlı ünlüler, evrensel mefahirler - 60

İranlı ünlüler, evrensel mefahirler - 60

Bugün İranlı büyük ariflerden Yusuf Hemedani ile tanışmak istiyoruz. Hoca Ebu Yakub yusun Bin Hasan Buzencerdi Hemedani kameri 440 miladi 1049 yılında İran'ın Hemedan kentinin Buzencerd köyünde dünyaya geldi. Bu köy Moğol istilasına kadar imarlı bir köydü, fakat daha sonra yıkıldı.
Hoca Yusuf Hemedani ilk eğitimini tamamladıktan sonra 18 yaşına geldiğinde Bağdat'a gitti ve Nizamiye medresesinde, o dönemin ünlü fakihlerinden biri olan Şeyh Ebu İshak Şirazi nezdinde fıkıh, hadis ve kelam dersleri aldı.
Şeyh Ebu İshak Şirazi o dönemde Nizamiye medresesinin hocası ve müdürüydü. Şirazi, Hoca Yusuf Hemedani'yi yaşı küçük olmasına karşın diğer talebelerinden üstün tutuyordu.
O dönemde Bağdat özellikle Hanbeli ve Şafii mezhepleri başta olmak üzere çeşitli İslamî mezheplerin fakihleri arasında tartışma ve münazara merkeziydi. Bu yüzden Hoca Yusuf Hemedani Hilaf ve Nazar ilminde usta bir hoca oldu ve yıllar sonra 65 yaşına gelerek pişkin bir bilgin olduğu sırada Bağdat'ın büyük vaizi ve sofisi oldu ve yine okuduğu Nizamiye medresesinde ders ve vaaz meclisleri düzenliyordu.


Hoca Yusuf Hemedani Bağdat'ta seçkin üstatların nezdinde okuduktan sonra İsfahan, Simnan ve Horasan diyarlarına seyahat düzenledi ve o çağın Şeyh Ebu Abdullah Cüveyni ve Şeyh Hasan Simnani ve özellikle Hoca Yusuf'un tasavvufla tanışmasını ona borçlu olduğu Şeyh Ebu Ali Farmadi ile tanıştı ve bu büyük insanlardan feyz aldı.
Hoca Yusuf Hemedani daha sonra Semerkand, Buhara, Merv ve Hirat'a gitti ve buralarda talebelerini yetiştirmeye başladı. Hoca Yusuf Merv'de ikamet ettiği yıllarda müritlerini yetiştirmek için eşsiz bir dergah inşa ettirdi ve bir çok insan burada okumaya başladı.
İbni Halkan, Hoca Yusuf'un dergahını emsalsiz nitelemiştir. Hoca Yusuf Hemedani hakkında en eski bilgileri veren İranlı tarih yazarı Sam'ani, Merv'de Hoca Yusuf'un dergahını ziyaret etti. Yine bazı rivayetlere göre Hoca Yusuf Hemedani'nin müritlerinden biri olan İranlı büyük şair Senai de
Hadikat-ul Hakikat adlı mesnevisini yazdıktan sonra bir süre Merv'de Şeyh Yusuf Hemedani'nin müritleri arasında yer aldı ve onun müritlerinden biri oldu.


Hoca Yusuf Hemedani ömrünün son günlerini Merv ve Hirat'ta geçirdi ve sonunda kameri 535 yılında hakka yürüdü. Hoca Yusuf Hemedani Halkın daveti üzerine Merv'den Hirat'a giderken Hirat ve Bağşur arasında yer alan Badgays yöresinin Bamin kentinde vefat etti ve orada toprağa verildi. Fakat daha sonraları Hoca Yusuf'un İbni Neccar adında hayranlarından biri hocanın na'şını Merv'e getirdi ve şimdiki mezarında defnetti. Bugün Merv'in 30 kilometre kuzeyinde Bayram Ali adı ile ün yapan bir mekanda Hoca Yusuf Hemedani'nin mezarı halkın ziyaret ettiği mekanlardan biri sayılıyor.
Hoca Yusuf Hemedani tasavvuf ve irfana merak saran müritlerini ve talebelerini eğitmek için dört seçkin talebesini kendisinden sonra halife olarak seçti ve müritleri ve talebeleri hoca vefat ettikten sonra tasavvuf merhalelerini geride bırakmak üzere onları izledi.
Hoca Yusuf Hemedani seçkin talebelerinden biri olan Hoca Abdulhalik Gacdavani ile birlikte irfan ve tasavvufta ünlü bir tarikatın temelini attı. Bu tarikat daha sonraları Bahaeddin Muhammed tarafındın tamamlandı ve o dönemden sonra Nakşibendi tarikatı olarak ün yaptı ve tasavvuf halkalarının en büyüklerinden biri oldu. Hoca Yusuf Hemedani'nin temelini attığı Nakşibendi tarikatı asırlar boyunca orta Asya, Maveraünnehir, Afganistan, Türkistan, Hindistan, Irak, İran, Türkiye ve Kuzey Afrika'da İran'ın en büyük tasavvuf düzenini oluşturdu.


Üstad Said Nefisi, Abdulhalik Gacdavani'ye ait olduğu belirtilen ve Hoca Yusuf Hemedani hakkında yazılan Sahibiye adlı risaleyi yayınlamış ve bu kitabın Hoca Yusuf Hemedani hakkında en ünlü eser olduğunu belirtmiştir. Ancak Dr. Muhammed Emin Riyahi, Hoca yusuf Hemedani hakkına yaptığı değerli araştırmasında bu risalede Hoca yusuf Hemedani ile ilgili konuların ve yine kendisinden sunulan imajın bu İranlı ünlü arifin gerçek kişiliği ile örtüşmediğini belirtiyor. Dr. Riyahi'ye göre Hoca Yusuf Hemedani'yi ancak Rütbet-ul Hayat adlı eserine istinaden tanımak mümkün.
Hoca Yusuf Hemedani'den geriye kalan tek eser, Rütbet-ul Hayat adlı kitaptır. Bu kitabı hacim bakımından küçük ama muhteva ve anlam bakımından çok büyük ve çok değerlidir ve üzerinde durmak gerekir. Bu kitap insan yaşamı ve dereceleri hakkında soru cevap şeklinde yazılmıştır. Eserin nesri gayet sade, akıcı ve pişkindir ve içinde yeni sözler yer alırken, kullanılan sözcükler ve tabirleri de yenidir.


Hoca Yusuf Hemedani, Rütbet-ul Hayat adlı eserinde irfanı tartışma ve delil yolu ile ifade ediyor ve bu risalesi Farsça kaleme alınan sofivari eserlerin arasında bir ilk sayılıyor. Bu eseri düzenleyen Dr. Muhammed Emin Riyahi'ye göre, Hoca Yusuf Hemedani Fars dilinde irfani eserleri yazma yolunu açan ilk ariflerden biridir. Bazı araştırmacılar Menazil-ul Sairin ve Menazil-ul Salikin adlı eserlerin de Hoca yusuf Hemedani'ye ait olduğunu belirtiyor, fakat şimdiye kadar bu eserlerden her hangi bir nüshası bulunmadığı anlaşılıyor.
Hoca Yusuf Hemedani arif bir vaizdi ve irfanı tartışma ve delil yoluyla beyan ederdi. Araştırmacılar bu durumu Hoca Yusuf hemedani'nin Bağdat'ta Nizamiye medresesinde eğitim almasına bağlıyor.
Hoca Yusuf Hemedani ile çağdaş olan Sem'ani'nin görüşüne göre ve hocadan yad eden en eski kaynak olarak Hoca Yusuf fıkıh, mezhep ve hilaf ilimlerini Ebu İshak Şirazi'den öğrenmişti ve bu tarz onun Rütbet-ul Hayat adlı eserinde ve hakkında zikredilen öykülerde göze çarpıyor.


Hoca Yusuf Hemedani'nin yaşadığı çağın ilmi ve sosyal durumuna bakıldığında bağnazlığın kameri 5. Yüzyılın arifleri arasında yaygın bir yöntem olduğu anlaşılır, zira o dönemde Gazneliler ve Selçuklu devletlerinin mezhebi siyasetlerinin egemen olmasının yanında Eş'ari tarikatı da bilim ve düşünce alanında bağnazlığı ve dar görüşlülüğü körüklemişti. O dönemde sofiler artık Bayezid Bestami ve Hüseyin Bin Mansur Hallac gibi kameri 3. Ve 4. Yüzyılın ünlü arifleri gibi pervasız ve hür düşünmüyordu, nitekim o çağın irfanının üç temel direği olan Şeyh Cam, Hoca Abdullah Ensari ve İmam Muhammed Gazali bağnazlığının en mükemmel örnekleriydi. Ancak o dönemde Hoca Yusuf Hemedani açık görüşlü, hür düşünen ve hür yaşayan pirlerinden biriydi, öyle ki bazı araştırmacılar onu Ebulhasan Harakani, Ebul Said Ebulhayır ve Baba Tahir Hemedani ile mukayese ediyor.


Ariflerin arasında Hoca Yusuf Hemedani'nin kişiliğini en çok kameri 6. Yüzyılın ünlü arifi İmam Muhammed Gazali'ye benzetiyorlar. Bu iki şahsiyetin ortak yönü, her ikisinin de Ebu Ali Farmadi'nin talebeleri olması ve her ikisi tasavvufu sade ve akıcı bir dille beyan ederek İslam şeriatına uygun bir şekilde düzenlemeleridir. Gerçi Gazali telif sayısının çokluğu bakımından daha çok ün yapmıştır, fakat hoca Yusuf Hemedani daha fazla mürit yetiştirme ve tasavvuf ta bazı tarikatların temelini atma bakımından irfani yönü ön plana çıkmaktadır.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile