Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazar, 17 May 2015 20:16

Dünya Medyasının Yapısını Gözden Geçirme Zarureti

Dünya Medyasının Yapısını Gözden Geçirme Zarureti

Bugün 17 Mayıs, dünya telekomünikasyon günü olarak kutlanıyor. Bu sözcük dünyanın durumunu yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren değiştirmeye başladı ve hızla yayılarak bu dönemin en önemli özelliklerinden biri haline geldi.
Günümüzde iletişim ve enformasyon teknolojilerinin yaygınlaşması ile beraber dünya adeta küçük bir köye dönüştü, öyle ki hiç kimse veya hiç bir grup veya ülke kendini bu ağın dışında tutumaz veya etkilenmediğini söyleyemez.
ICT olarak anılan enformasyon ve iletişim teknolojileri günümüzde insan yaşamının tüm alanlarını sarmış ve beşeri çeşitli alanlarda belirleyici ve aynı zamanda etkileyici rol ifa etmeye başlamıştır. Kuşkusuz beşeri bilimlerin zirvelerinin fethedilmesi de bilim adamları ve düşünürlerin arasında geniş iletişim ve teamül sayesinde daha kolay gerçekleşmiştir.


Siyaset alanı da insanların arasında iletişimin genişlemesi ve mesafelerin azalmasından en çok yararlanan alanlardan biri sayılır. Günümüzde kamuoyu, siyaset ve medya arasında oluşan zincirin önemli bir halkasıdır, nitekim medya da kamuoyunu ve siyasi güç ve iktidarı etkileme konusunda etkili bir bileşin haline gelmiştir. Bu şartlarda iletişimin ağırlık merkezi olarak medya çeşitli yöntemlerle hedef kitlelerin zihnini ve düşüncesini iktidarların istekleri doğrultusunda etkilemeye çalışır. Nitekim medyanın kamuoyunu etkilemek, yönlendirmek ve yönetmek gibi alanlarda tesirleri inkar edilemeyecek kadar fazladır.


Bu konuya örnek vermek gerekirse, dünyada bir savaşın başlaması veya barışın sağlanması, siyaset arenasındaki faaliyetlerin iki önemli meselesi olarak büyük ölçüde medyanın oluşturduğu atmosferin etkisi altında kaldığı söylenebilir. Gerçekte devletler bir başka ülkeye karşı bir savaş başlatmak istediklerinde bir süre öncesinden kamuoyunu hazırlamaya başlar ve bu yolda en çok medyadan yararlanır.
Kanadalı teorisyen Mashal Mc luhan şöyle diyor: Gelecekte yaşanacak savaşlar savaş arenasındaki askeri teçhizat ve silahla değil, asıl medyanın kamuoyu üzerindeki telkinlerin yüzünden olacaktır.
Bu görüş ve dünyanın çeşitli yörelerinde gözlemler, medyanın kamuoyunu bir savaş için hazırlamakta çok önemli rol ifa ettiğini ve siyasi açıdan inkar edilemeyecek bir zaruret olduğunu gösteriyor.
Amerikalı ünlü düşünür Noam Chamsky "medya kontrolü" başlıklı kitabında Amerikan demokrasisine eleştirel bir açıdan yaklaşarak liberal demokrasi havarilerinin anti demokratik eğilimlerinden söz ediyor. Chamsky kibatın son bölümünde, Amerikan medyasının kamuoyunun 1991 Fars körfezi savaşı için nasıl hazırladığını ve masum insanların katledildiğini ve çevrenin tahrip edildiğini anlatılıyor.
Bu arada unutmamak gerekir ki kitle iletişim araçlarının yayılmasının savaşların önlenmesinde ve barışın sağlanmasında da etkili olmuştur. Nitekim günümüzde medyanın kamuoyunu harekete geçirerek bir savaşı önlediği veya sonlandırdığı ve barışı sağladığı örneklerine de rastlamaktayız.


Bilindiği üzere çağımız enformasyon çağı, iletişim ve bilgilerin serbest dolaştığı çağ gibi adlarla adlandırılmıştır. Bu tür adlandırmalar bir dış gerçek ve halk kitlelerinin bilgiye ulaşma imkanına göre gerçekleşmiştir. Günümüzde uydu, internet, sosyal paylaşım siteleri, web siteleri, irili ufaklı haber siteleri gibi iletişim araçları sayesinde demokrasilerin gerçekleşmesi için gereken zemin hazırlanmıştır. Devlet adamlarının faaliyetlerinin kamu tarafından gözetilmesi ve medeni toplumun çeşitli kurumları arasındaki irtibatın güçlenmesi, ister istemez demokrasinin inşa edilmesi için bir ölçüde zemin hazırladığı kesin bir gerçektir. Buna göre siyasi iktidarlar kamuoyu baskıları yüzünden en azından görecede diktatörlük ve istibdat iddiasında bulunamıyor ve kendini demokrasi yandaşı gibi göstermeye çalışıyor. Gerçi bu şartlarda maalesef siyasi iktidarların kamuoyunu kandırmaları için de gereken zemin de hazırlanabiliyor.


Günümüzde ICT'nin demokrasilerin inşa edilmesi için gerekli ideolojik altyapıyı hazırlamakta etkili olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Ancak şu gerçeği de unutmamak gerekir ki medya, tekelcilik afetinden korunamıyor. Maalesef günümüzde Batı'nın uluslararası arenada bilginin üretilmesi ve dağıtımı ile ilgili hareketlerin üzerindeki sultası yüzünden bu süreç dünya genelinde tek yanlı ve adaletten uzak bir sürece dönüşmüştür. Batı tüm iletişim imkanları ile başka ülkeleri hedef alıyor ve sultacı emelleri uğruna hedef toplumların kimliğini ve kültürünü yok etmeye ve bu toplumları Batı'nın inşa ettiği değerlerin tutsağı yapmaya çalışıyor. Bu saldırının karşısında bazı hedef ülkeler ise Batı'nın uluslararası bilgi sultasından oluşan düzenini düzeltmeye çalışıyor, fakat maalesef şimdiye kadar bu düzen düzeltilmediği gibi iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber Batı'nın sultasının her geçen gün daha da arttığı ve nüfuz alanının genişlediği anlaşılıyor.


Amerika birleşik devletleri kendini başka toplumlarda sözde demokrasi inşa etmekle yükümlü bilen devletlerden biridir. Amerika'da çeşitli kitle iletişim araçlarına rağmen bilgi akışı çok yönlü değildir ve ancak Newyork Times, Washington Post ve Wall Street Journal gazeteleri Amerika'nın iç arenasında veya uluslararası arenada yaşanan siyasi gelişmeleri yansıtıp yansıtmama konusunda karar verebilir. Bu gazete Amerika'da habercilik alanında rakipsiz sayılıyor ve hazırladıkları haberlerle başka medya organlarını da onları izlemeye zorluyor. Burada dikkat çeken nokta, her üç gazetenin yahudi politikacıların ve serameye sahiplerinin kontrolü altında bulunması ve izledikleri çizginin de siyonist sermaye tarafından belirlenmesidir.
Gerçekte dünya medyasının mülkiyeti hakkında dikkat çeken en önemli nokta da siyonist azınlığın güçlü ve inkar edilemez varlığıdır. Bu zümre büyük bir birliktelik çerçevesinde kitle iletişim araçlarını dünya genelinde kontrol ediyor ve böylece dünya kamuoyunu yönlendiriyor.


Evet, siyonistler Amerikan medyasının kayıtsız şartsız patronlarıdır. Bundan başka Amerika'da ABS, CBS, NBC, CNN ve Foxnews adında beş devasa medya organı da görsel medya alanında Amerika'nın iç gelişmelerini ve yine uluslararası gelişmeleri muhataplarına iletiyor, fakat bu organların büyük bir bölümü yine siyonistlerce yönetiliyor. İngiltere ve Avustralya'da en büyük gazete yayıncısı Rupert Murdoch da tanınmış siyonist simalardan biridir. Murdoch'ın sahip olduğu medya organlarında kara karnesi Batı'da enformasyon sistemine hakim olan ve dünya kamuoyuna sultası söz konusu olan hasta düzenin bir başka somut örneğidir.


Tüm bu anlatılanlara karşın dünya iletişim günü hür milletlerin dünyaya hakim olan iletişim sistemini yeniden gözden geçirmeleri ve medya alanında hür ve demokratik ve eşit bir atmosfer oluşturmaları için uygun bir fırsat sayılır.
Kuşkusuz barış, insan hakları, özgürlük, demokrasi, şiddet ve istibdadın durdurulması gibi ülküler mevcut düzende mümkün değildir. Bu düzen dünyada çoğunluğun sesini susturuyor ve dünyada duyulmasına engel oluyor. Ancak bilgilendirme hareketine hakim olan ilişkileri değiştirmek ve başka milletlerin ve kültürlerin medya arenasına ortaklık etmeleri için uygun fırsatlar oluşturmak bu ülkülerin gerçekleşmesine katkı sağlayacaktır.015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile