Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 16 Şubat 2015 20:33

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 32

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 32

Bugünkü sohbetimizi geçen bölümde ele aldığımız İranlı büyük arif Şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın yaşamı ve eserleri ile tanışmaya ayırdık.
Geçen bölümde Ebu Said Ebulhayır'ın kameri 5.yy büyük şair ve ariflerinden biri olduğunu ve o dönemde İran topraklarının bir parçası olan ve şimdi Türkmenistan topraklarında kalan büyük Horasan yöresinin Mihene köyünde dünyaya geldiğini ve 81 yaşındayken fani dünyadan ayrıldığını ve mezarının ise doğduğu Mihene köyünde tarihi Nesa kentine yakın bir yerde yer aldığını anlattık.
Yine dedik ki Ebu Said Ebulhayır, çağının seçkin hocaları nezdinde o dönemde yaygın olan ilimleri öğrendi ve çocukluk çağından itibaren irfan alemiyle tanıştı. Uzmanlar Ebulhayır'ın İranlı iki büyük arif ve şair olan Senai ve Attar'dan önce geldiğini belirtiyor.

Şeyh Ebulhayır'ın yaşamı ve eserleri hakkında Farsça kısa bir risale bulunuyor. Şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın halleri ve sözleri adıyla hazırlanan bu risale, şeyhin ölümünden yaklaşık yüz yıl sonra Cemaleddin Ebu Ruh Bin Ebi Saad tarafından kaleme alındı. Bu eser kendi türünde en eski eser sayılır, çünkü Fars dili ve edebiyatında kameri 541 yılından önce tasavvuf şeyhleri hakkında Fars dilinde yazılan eser yoktur. Bu eser incelendiğinde ise yazar Ebu Ruh'un hem Farsça ve hem Arapçayı çok iyi bildiği anlaşılıyor.
Eseri hakkında bir açıklama yapan araştırmacı Dr. Şefii Kedkeni, eserin sağlam bir kopyasının bulunduğu takdirde yazarın kendi çağında Farsça ve Arapça edebiyatında ne denli usta olduğunun daha iyi anlaşılacağını belirtiyor.
Bu eser hem Fars dili ve edebiyatı ve hem İranlı İslamî tasavvuf ve hem Fars dilinde kullanılan tarzların bazı özelliklerinin anlaşılması bakımından büyük önem arz ediyor. Bu eser aynı zamanda tasavvuf şeyhlerinin biyografisini içeren eserlerin arasında en eskisi ve hatta eşsiz bir eser sayılır.

Şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın halleri ve sözleri adlı eserden hareketle şeyhin torunlarından Muhammed Bin Münevver Miheni daha detaylı bir eseri kaleme aldı. Şeyh Ebulhayır'ın daha detaylı biyografisini içeren bu eser Esrar-ul Tevhid Fi Makamat-ı Şeyh Ebu Said adıyla bilinmektedir. Bu kitap büyük ihtimalle kameri 6.yy ikinci yarısında ve kesin olarak kameri 574 yılında kaleme alındı. O yıl, Horasan diyarı savaş, güvensizlik ve Selçukluların Doğu hükümetinde fesat yüzünden büyük musibet yaşadığı ve İranlı büyük arif Şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın torunlarının Mihene köyünde katliam edildiği ve şeyhin mezarından başka bu hanedandan hiç bir iz geride bırakılmadığı yıldır. Bu kitap gerçekte Şeyh Said Ebulhayır'ın biyografisidir. Bu eserin özelliği, o güne kadar Fars dili ve edebiyatında biyografi yazmanın bu ölçekte yaygın olmaması ve bu yüzden eserin eşsiz bir eser olmasıdır.
Eski Fars dilinde nesir kalıbında yazılan eserlerin arasında Esrar-ul Tevhid adlı eser, bir arifin yaşamı hakkında kaleme alınan ilk eserdir. Bu kitap Şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın kerametlerini, yaşam tarzını ve müritlerinin durumunu anlatıyor ve aynı zamanda kameri beşinci yüzyılın Horasan hallkının tarihi ve dini yaşamı hakkında çok değerli bilgiler içeriyor. Gerçi bu eseri yazan şeyhin torunlarından Muhammed Bin Münevver şeyhten beş kuşak sonra dünyaya geliyor, fakat o çağda sözlü rivayetlerin yaygın olması göz önünde bulundurulduğunda, insanların biyografileri hiç bir değişikliğe uğramaksızın daha sonraki kuşaklara ulaştığı söylenebilir. Eğer şeyhin söyledikleri torunları tarafından nakledilmemiş olsa bile, yine bu sözlerin özü ve özetinin şeyhin yakınları tarafından gelecek kuşaklara aktarıldığını söylemek mümkün.
Gerçi bu sözlerin gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı, başka kaynakları inceleyerek doğrulamak da mümkün görünmüyor.
İsviçreli araştırmacı Frits Mayer, Şeyh Ebulhayır ve müritlerini "Ebu Said Ebulhayır; hakikat ve efsane" adlı eserinde ikna edici bir şekilde anlatıyor. Gerçi şeyhin ve müritlerinin işlerinin daha çok bir psikolog veya dini patoloji üzerine uzman olan insanlarca incelenmesi daha makul gözüküyor.

Esrar-ul Tevhid adlı eserde şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın biyografisi ve sözleri yer alıyor. Bu eser şeyhin yaşadığı çağda İran'ın sosyal tarihini, İran'da irfan tarihi ve İranlı şeyhlerin ve ariflerin biyografisini yansıtan ve anlatan en değerli belgelerden biridir.
Esrar-ul Tevhid Fi Makamat-ı Şeyh Ebu Said adlı eser hiç kuşkusuz irfan alanında nesir kalıbında yazılan en önemli eserdir. Bu eser tasavvuf şeyhlerinin düşüncesi, yaşam tarzı ve gelenek ve göreneklerinin yanı sıra sofilerin sosyal ilişkilerini ve iç ve dış ilişkilerini de beyan ediyor ve ebedi bakımdan büyük önem arz ediyor. Eserin öykü anlatım tarzı, sözcük seçimi, İranlı eski şairlerin dağınık şiirlerinin bir araya getirilmesi için sarf ettiği çaba, eseri Fars dili ve edebiyatı ve İslamî tasavvuf alanında en önemli referans haline getirmiştir. Bu eser şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın dördüncü kuşağından Muhammed Bin Münevver tarafından yazılmıştır. Yazar büyük dedesinin yaşamı ile ilgili bilgi toplamaya ve yazmaya başladığında şeyhin ölümü üzerinde 134 yıl geçmişti. Gerçi bu süre çok uzun gibi gözükebilir, fakat Ebu Said'in sözleri sadeliği ve samimiyeti ve mücizevi özelliği itibarıyla o çağın büyük Horasan yöresinde unutulmamış, sofiler ve meraklıları tarafından kulaktan kulağa aktarılmıştı.
Esrar-ul Tevhid Fi Makamat-ı Şeyh Ebu Said adlı eser incelendiğinde, Şeyh Ebu Said Ebulhayır'ın yaşam tarzı, sözleri o çağda yaşayan diğer şeyhlerin ve sofilerin arasında yaygın olduğu, öyle ki hatta bunu yazmaya bile gerek görmedikleri anlaşılır. Bu yüzden Muhammed Bin Münevver'in şeyh Ebu Said'in hallerini ve sözlerini rivayet ettiğinde doğru yazdığı ve eğer sahte rivayetler varsa daha çok şeyhin kerametleri ve harikulade işleriyle ilgili olduğu ve mesajları veya irfani ve hikmet dolu sözleriyle ilgisi olmadığı söylenebilir.
Kuşkusuz şeyh Ebu Said'i yakından görmeyen eve sadece duyduklarına göre şeyhi hayal etmeye çalışan insanlar ve müritleri şeyhten insan üstü bir görüntü yaratmaya ve hakkında efsaneler türetmeye çalışmıştır. Dolaysıyla şeyh Ebu Said'den öykülerde anlatılan sözlerin şeyhin kelamı ve kullandığı sözler olduğu söylenebilir. Bu görüşü doğrulamak için bu noktayı da unutmamak gerekir ki şeyhi izleyen müritleri için vefatından sonra sözleri adeta hadis kadar önemliydi ve şeyhin kelam ve maneviyatının cazipliği yüzünden söylediklerini aynen kulaktan kulağa aktarıyordu. Bundan başka Esrar-ul Tevhid'de yer alan öyküler de bu görüşü doğrular niteliktedir.

Esrar-ul Tevhid Fi Makamat-ı Şeyh Ebu Said adlı eser Fars dilinin nesir türünde en değerli ve en güzel eserlerinden biridir ve ebedi açıdan oldukça akıcı sayılır. Eserin yazarı Muhammed Bin Münevver'in yazı tarzı sade yazma ilkesine dayanıyordu. Yazar eserde her türlü abartmadan ve karmaşık cümleler kurmaktan kaçınmıştır. Yazarın ifade yeteneği ve yine şeyhin hallerini ve sözlerini beyan etmekte kullandığı sözcükler ve tabirler adeta emsalsiz sayılır. Yazar tüm fasahat ve belagat inceliklerine uymakla beraber kavramları beyan etmekte de harikulade bir yetenek sergilemiştir.
Esrar-ul Tevhid Fi Makamat-ı Şeyh Ebu Said adlı eserin bir başka özelliği ise şeyh Ebul Said Ebulhayır'ın şiirleriyle süslenmiş olmasıdır. Öte yandan Ebu Said Ebulhayır'ın eserlerini ve yaşamını inceleyen tüm araştırmacılar ve uzmanlar da bu eserin Fars ve Dari dillerinin şiir tarihinin ilk yıllarının en iyi belgesi olduğu konusunda hemfikirdir. Şairleri bilinmeyen ve Esrar-ul Tevhid Fi Makamat-ı Şeyh Ebu Said adlı eserde yer alan şiirlerin kullandığı tar ve ifade biçimi o kadar eskidir ki hiç biri kameri dördüncü yüzyılın sonrasına ait olabileceği düşünülemiyor.
Şeyh Ebu Said Ebulhayır hakkında kaleme alınan üçüncü eser, şeyhin mevkilerinden söz eden eski yeni tüm rivayetleri içeren bir eserdir. İranlı uzman Dr. Şefii Kedkeni bu kitaba "Zamanın tadını tatmak" adını vermiş ve kitaba yazdığı önsözde şu ifadelere yer vermiştir: Bu kitap ne Ebu Said'in halleridir, ne de Esrar-ul Tevhid'dir. Bu kitabı şeyhin mevkilerinden söz eden eski yeni tüm rivayetleri içeren bir eser olarak niteleyebiliriz. Bu eserin şimdiye kadar zaman içinde ve olayların arasında yok olup gittiği sanılıyordu.
Dr. Şefii Kedkeni ariflerin zaman kavramıyla ilgili görüşlerini beyan ettikten ve Ebu Said'in zamanın tadını tatmaya verdiği önemi anlattıktan sonra şeyhin fikri temelleri olarak şeriat, tarikat ve hakikat kavramlarını detaylı bir şekilde açıklamaya çalışıyor.
015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile