Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 16 Şubat 2015 03:21

Uluslararası Fecr Film Festivali Üzerine

Uluslararası Fecr Film Festivali Üzerine

33. uluslararası Fecr film festivali kapanış töreni 11 Şubat Çarşamba günü gerçekleşti. Törende festivalin seçkin eserleri açıklandı. Törende belgesel, yeni bakış, sanat ve tecrübe bölümlerinde en seçkin eser olarak seçilen eserler açıklanarak ödüllendirildi.
Törenin devamında İran sinemasının Simurg Sevdası adı ile anılan yarışma bölümünün seçkin eserleri de jüri heyetinin takdiri ve seyircilerin alkışları arasında ödüllerine kavuştu.
Deli yüz adlı sinema eseri en iyi film ve en iyi yönetmen başta olmak üzere toplam beş ödülle 33. Uluslararası Fecr film festivalinin en çok ödül kazanan filmi oldu. Bu esere ayrıca en iyi seslendirme ve en iyi özel efekt ödülleri de verildi. Deli yüz adlı eserin yönetmeni Ebulhasan Davuti jüri heyetinin oylarını kazanmanın yanında halk anketinde de en yüksek puanı kazandı ve seyircilerin seçtiği en iyi eser ödülünü de aldı.

33. uluslararası Fecr film festivali bir bakıma gençlerin film festivali de oldu, çünkü bu yıl festivale katılan filmlerin konuları ve yine genç yönetmenlerin boy göstermesi bakımından geçmiş yollarla kıyaslanamayacak kadar fazlaydı.
Deli yüz adlı eser gerçi İranlı eski bir yönetmen tarafından yönetildi, ama konusu gençlerle ilgiliydi. Bu eserde sosyal paylaşım siteleri üzerinden birbiriyle irtibatta olan bir kaç gencin yaşamından söz ediliyor. İlk buluşmada çocuksu bir şaka ve şart koyma yüzünden bu gençlerin yaşamı karmaşık ve korkutucu bir sürece giriyor ve karşılaştıkları olumsuz olaylar onları yaşamdan ve toplumdan yeni bir algılama ile karşılaştırıyor.

Deli yüz adlı eserin senaryosunu son bir kaç yılda İran sinemasının en yaratıcı senaryosu saymak mümkün. Senaryo seyircilerin ilgisini çekmek ve her an onları sürpriz etmekte çok etkili görünüyor. Eserin yaratıcılığı ise hem eserin şeklinde, hem muhtevasında göze çarpıyor. Gözlemciler yönetmen ve yazarın mazisine bakıldığında eserin böyle bir özelliğinin olmasının beklenen bir durum olduğunu belirtiyor.
Deli yüz adlı eserin yönetmeni Ebulhasan Davudi 1955 yılında İran'ın Nişabur kentinde doğdu ve otuz yılı aşkın bir süredir İran sinemasında senaryo yazarlığı ve yönetmenlik alanlarında faaliyet yürütüyor. Deli yüz Davudi'nin yönettiği on birinci eseridir. Davudi'nin bundan önceki eserleri genellikle sosyal ve komedi içerikli eserlerdi. Davudi yeni eserinde yeni teknolojilerin mahiyetini mercek altına alıyor, sosyal paylaşım siteleri ve çat ortamlarının yarattığı dünyaya benzer bir dünya yaratmaya çalışıyor. Davudi hatta insanları tanıtırken sosyal paylaşım sitelerinde yaşanan tanışma yöntemlerini kullanmaya çalışıyor.

Deli yüz adlı eseri izleyen seyircilerin büyük bir bölümü eseri oldukça karmaşık bir eser olarak yorumluyor. Senaryo ve görüntünün adeta iç içe dokunduğunu ve bir bütün hale geldiğini belirtiyor. Aslında olaylı ve dakik bir öykü olan Deli yüz seyirciyi filmin son anına kadar sürpriz edebiliyor ve eserin yedi sekansının her sekansı başladığında olayların gerçek yüzünün bir yeni yüzünü gösteriyor.
Deli yüz içerik bakımından yeni bir konu sayılıyor ve yönetmen gerçekçi bir yaklaşımla sosyal paylaşım sitelerinin tehditlerini ve fırsatlarını irdeleyerek toplumun genç kuşağının ciddi sorunlarından birini işliyor.

Mezar şerif adlı eser 33. uluslararası Fecr film festivalinde seyircileri ile buluşan ve büyük ilgi gören ve 9 dalda ödüle aday olan, fakat sonuçta iki ödüle layık görünen bir eserdi. Esir ayrıca festivalin özel takdir belgesini de kazandı. Eserin yönetmeni Abdulhasan Berzide idi ve senaryosunu Taliban terör örgütünün İran'ın Afganistan'ın Mezar Şerif kentinde başkonsolosluğuna düzenlediği ve 8 Ağustos 1998 tarihinde İranlı diplomatları katlettiği olayın üzerine hazırlamıştı.
Bu cinayet Sahab ordusu adlı terör örgütü tarafından gerçekleşti ve saldırı sırasında 10 diplomat ve İranlı gazeteci Mahmut Saremi şehit düştü. Bu olay Mezar şerif kentinin Taliban teröristleri tarafından işgal edildikten sonra İran'ın başkonsolosluğuna düzenlenen saldırı ve diplomatların ortadan kaybolması ile yaşandı. Daha sonraları İranlı diplomatların şehit edildiği ve konsolosluk binasının dışında bir alana gömüldüğü açıklandı. İran'ın olayı uzun süre takip etmesi sonucu şehitlerin naaşı bulundu ve İran'a getirilerek törenle toprağa verildi.
Mezar şerif adlı eser bu olayın tek tanığı tarihi belgelere göre hazırlandı ve olayın öyküsünü anlatmanın yanı sıra bazı boyutlarını da ifşa etti ve Pakistan'ın bu olayda Taliban ile işbirliği yaptığını vurguladı.
Eserin yönetmeni hazırladığı senaryonun güçlü bir araştırmaya dayandığını ve kendisinin bu araştırmaların sonuçlarını öykünün dramatik boyutu ile bütünleştirmeye çalıştığını belirtiyor.

Gerçekte Mezar şerif adlı eser bir sanat eseri olmaktan ziyade çağdaş tarihin önemli bir sayfasıdır ve Berzide'nin yıllarca film yapımındaki deneyimlerinin devamında İran sinema sanatı tarihinde kalıcı bir eser ve bölge olacaktır.
Yönetmen Berzide bundan önce de kutsal savaş sineması alanında faaliyet yürüttü ve yeni eserinde profesyonel oyuncuların ve meslektaşlarının yardımı ile acı bir olaydan ilginç bir eseri yaratmayı başardı.
Eserin yönetmeni Berzide bu eserinde sinema dilini gerçekleri anlatmakta kullandı ve bunu en mükemmel biçimi ile gerçekleştirerek ekranlara yansıttı. Bu tarihi olay Taliban gibi şiddet yanlısı bir terör örgütünün gerçek vahşi mahiyetini yansıtırken, Afgan halkının çektiği acıların yanı sıra İran'a verdikleri zararı de en iyi şekilde gösteriyor.
Eserin yönetmeni ve yazarı bu eserlerin savaş konusunda insani ve üzücü bir yaklaşımla yaklaşıyor ve bu da Mezar şerif adlı esere seçkin bir konum kazandırıyor. Berzide eserinde böylece acı ve insanlık dışı bir katliamı Afgan halkının sonu gelmeyen acıları ile bütünleştirerek dinamak ve güzel bir eser yaratmak, konuyu belgesel hale getirerek tarihi bir olayın unutulmamasını sağlıyor.

Hüsrev Sinai İran sinemasının çok eski yönetmenlerinden biri ve belgesel sinemasında ün yapan bir sanatçısıdır. Sinai kapanış töreninde bu yıl 33. uluslararası Fecr film festivaline katılan gençleri takdir ettiği konuşmasında şöyle dedi: Bizim kuşağımızda, yani 50 yıl önce sinemanın değerli bir sanat olmasını ve sadece eğlenmek için olmamasını arzu ediyorduk. Bugün genç kuşağın gurur verici eserler yaptığına şahit oluyoruz. Bizim sinemamız gerçekten genç kuşağın saygın bakışına muhtaçtır ve bütün film yapımcılarına uğraştıkları mesleğin kıymetini bilmelerini tavsiye ediyorum. Bizler size ve topluma tanıttığınız kültüre muhtacız.
İranlı yönetmen Sinai'nin bu sözleri aslında bu yıl düzenlenen 33. uluslararası Fecr film festivalinin en önemli özelliğiydi. Çünkü bu yıl festivale katılan eserlerin büyük bir bölümü İranlı genç sanatçıların eserleriydi.
Bu yıl genç kuşağın yapımını gerçekleştirdiği önemli eserlerden biri, buzlanma çağı adlı eserdi. Eseri Mustafa Kiyai yönetti ve seyircilerden büyük alkış topladı. Buzlanma çağı sosyal içerikli bir eserdir ve kullandığı yeni kalıbı ve İran sinemasının en iyi oyuncularından oluşan kadrosu ile bu alanda yeni bir tecrübeye imza attı.
Buzlanma çağı bir ailenin öyküsünü anlatıyor. Karı koca bir dönem bazı sorunlar ve yanlış anlaşılmalarla karşı karşıya geliyor, bu yüzden yanlış bir yola adım atıyor ve bu yanlış yol filmin ana temasını oluşturuyor.
Buzlanma çağının şekli ve rivayet biçimi yenilikçilik ve yaratıcılık özellikleriyle beraberdir ve yönetmen bazı flash back taktikleriyle seyircilerin sorularına cevap veriyor. Buzlanma çağının hızlı temposu ise seyircilerin yorulmasına müsaade etmezken, aktörlerin güzel oyunu da eserin cazibesine cezibe katıyor. Filmin yönetmeni Mustafa Kiyai eserin gerçeklerden korku ve gerçeklerle yüzleşme korkusunu işlediğini belirtiyor. Eser klasik ve kalıplaşmış olmayan ama aynı zamanda seyirci tarafından beğenilen bir sonla son buluyor ve yapımcı senaryonun ümit verici bir şekilde son bulması için çaba harcıyor.
Film eleştirmenleri ve uzmanlar buzlanma çağının eğlendirici bir eser olarak İran sinemasının gişe rekorları kıran eserlerinden biri olacağı tahmin ediliyor.

Uluslararası Fecr film festivali her yıl İran'da sinemaseverler ve bu kültürel gelişmenin meraklıları için adeta bir sinema bayramı özelliğini taşıyor. 33. uluslararası Fecr film festivali de sona erdi ve İran sinemasının gelecek yıl ekranlarda nelerle karşılaşacağı belli oldu. Bu genel tabloda sosyal ve komedi eserlerin daha çok yer alacağı ise dikkat çekiyor ve seyircilerin bu eserleri olumlu karşılamaları ile sinema sektörünün çarkının biraz daha dönmesi umuluyor.015

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile