Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 21 Ocak 2015 05:57

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 30

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 30

Kuşkusuz İranlı İslamî tasavvuf, İran kültür ve edebiyat tarihinin en zengin mirası sayılır ve günümüzde dünya maneviyata susadığı bir sırada hem onur kaynağı ve hem değerli bir mirastır.
Kuşkusuz İslam tasavvuf akımının zenginleşmesinde İran'ın ünlü sofilerinin ifa ettiği rol takdire şayandır. Çünkü eğer irfan ve tasavvuf dünyasından İranlı seçkin şahsiyetleri silecek olursak, bu alanda geriye pek önemli şahsiyet kalmayacağı açıktır.
İrfan ve tasavvuf âleminde tarih yazan Hallac, Şebelli ve Cüneyt gibi şahsiyetlerin bugünkü Irak coğrafyasında ve yine Bayezid, Harakani ve Ebu Said Ebulhayır gibi ünlü şahsiyetler büyük Horasan yöresinde adeta birer yıldız gibi doğmuştur. Nitekim Fars dili ve edebiyatı alanında tasavvufun seçkin eserlerini silecek olursak İran edebiyatı çok yoksullaşır, çünkü gerçekte şimdiki gücünü büyük ölçüde bu büyük arif ve sofilere borçludur.

Ebu Said Ebulhayır kameri 5. yy'da büyük Horasan yöresinin en büyük arif ve muhaddislerinden biridir. İranlı büyük arif Ebulhayır kameri 357 yılında o dönemde İran topraklarının bir parçası olan büyük Horasan yöresinin Mihene köyünde dünyaya geldi ve 81 yıl sonra kameri 440 yılında yine aynı yerde fani dünyaya gözlerini yumdu.
Şeyh Ebulhayır'ın yetişkinlik çağını geçirdiği büyük Horasan o yıllarda Gaznevi hanedanının hâkimiyeti altındaydı. Gaznevi hanedanı Türk boylarından biriydi ve Gazne kenti de hanedanın başkentiydi. Gaznevi hanedanı İran'ın batısından Hindistan'ın doğusuna kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuştu. Ebu Said Ebulhayır'ın ömrünün sonlarına doğru Orta Asya'dan Selçukluların önderliğinde akın eden bedevi Türkler büyük Horasan yöresini fethetti.
Ebu Said Ebulhayır'ın babası irfan ehli bir insandı ve kendi çağında yaşayan ariflerle ilişkisi vardı ve onları düzenlediği meclislere davet ediyordu. Ebu Said de ta çocukluk çağından itibaren bu meclislere katılıyordu ve böylece babası ve arkadaşlarının aracılığı ile irfan ve irfani siyerle tanıştı.

Ebu Said Ebulhayır eğitiminin ilk yıllarını doğduğu Mihene köyünde ve o diyarın hocaları nezdinde tamamladı. Edebiyat, dini ilimler ve Arap edebiyatı ile tanıştıktan sonra Sarahs diyarına gitti ve orada fıkıh, tefsir ve hadis dersleri aldı.
Ebu Said gençlik çağında o dönemin ünlü arifleri olan Ebulhasan Harekati, Ebulkasım Beşer Yasin ve diğer bazı ünlü ariflerden ders aldı ve kendi çağının resmi ilimleri olan fıkıh, tefsir ve hadis gibi ilimlerde büyük bir şahsiyet oldu.
Ebu Said Ebulhayır hem ailevi terbiye, iç eğilim ve hem de hocalarının Ruhani talim ve terbiyesi sayesinde ta çocukluk çağından itibaren irfana ilgi duymaya başladı. Bu yüzden birden bire derslerini ve eğitimini bıraktı ve inzivaya çekilerek irfan yolunu izlemeye başladı. Ebu Said bu yıllarda bir çok talebe yetiştirdi.

Günümüze dek geriye kalan eserlerden anlaşıldığı üzere Ebu Said Ebulhayır konuşma meclislerinde ve vaazlarında sürekli kendisinden önce gelen şairlerin şiirlerini kullanıyor ve böylece konuşmalarına özel bir heyecan ve cazibe katıyordu.
Ebu Said Ebulhayır'ın yazdığı belirtilen 1500 beyt şiirin büyük bir bölümü kendisinden önce gelen şairlere aittir. Ebu Said bu şiirleri konuşmalarının arasında ezbere okuyor ve onları kendi düşüncesine birer şahit olarak kullanıyordu.
Ebu Said Ebulhayır'ın eserlerini inceleyen tüm araştırmacılar, Ebulhayır'ın düşüncelerini şiir kalıbına döken ilk İranlı seçkin arif ve şair olduğu konusunda hemfikirdir ve bu açıdan Ebulhayır'ın İranlı diğer iki büyük arif ve şair olan Senai ve Attar'dan önce geldiği belirtilir.
Gerçekte Ebu Said Ebulhayır'ın eserlerini ona ait olduğu söylenen şiirlerin arasından çıkarmak oldukça zordur, çünkü bir çok araştırmacı Ebulhayır'ın şiirlerinin pek fazla olmadığına inanıyor.

İranlı büyük arif ve şair Ebul Said Ebulhayır hakkında en çok araştırma yapan İranlı çağdaş araştırmacı Dr. Şefii Kedkeni, Ebulhayır'ın şiirleri ve özellikle arif şairler başta olmak üzere İranlı şairlerin arasındaki konumu hakkında şöyle diyor:
Ebulhayır'a ait olduğu ileri sürülen tüm şiirler ve rübailer arasında bir kaç rübaiyi Ebulhayır'ın kendisi yazdığı kesindir ve seyrek sayıda şiirler bile onu büyük şairlerin arasında yerleştirmiştir. Ebulhayır Fars dili ve edebiyatı tarihinin en büyük şairlerinden biridir. Ebulhayır irfani şiirin öncüsüdür, İranlı büyük şair ve filozof Hayyam'ın yanında rübaileri zirveye taşıyan en güzel irfani rübailerin şairi sayılır. Ebulhayır ayrıca iyilik, paklık ve hür düşünmenin en büyük hocalarından biridir.

Bir çok araştırmacı Ebu Said Ebulhayır şair olmaktan ziyade şiir seven ve şiirle yaşayan ve bir çok şiiri ezberleyen biri olduğuna inanıyor. Torunlarından birinin derlediği Ebu Said'in biyografisine baktığımızda, büyük arifin şiir sevgisinin ta çocukluk çağından başladığı ve ömrünün sonuna kadar devam ettiği anlaşılır. Ebulhayır şiirden irfani kavramları talebelerine aktarmakta yararlanırdı. Büyük arifin kullandığı şiirler ise genellikle basit rübailer ve şiirlerdi, öyle ki herkes bu şiirlerin anlamını gayet kolay bir şekilde anlıyordu.
Ebu Said Ebulhayır'ın konuşmaları ve hikâyelerinden oluşan Esrar-ul Tevhid adlı eserinde bu tür şiirlere sık sık rastlanır.

Öte yandan Ebu Said Ebulhayır'ın bir çok keramete sahip olduğu zikredilir. Bu kerametlerden bir bölümü ilahi bir lütuf olan arifin kendi zamirine musallat olması veya ferasetinden kaynaklanıyordu. Kendi zamirine musallat olmak veya ferasat, tasavvuf ehli olanların bir çeşit kerametidir ve bir nevi muhatabın düşüncelerini okumaktır. Arifler ve sofilere göre feraseti olan insanlar daha büyük imana sahiptir. Bu özellik ise Ebu Said Ebulhayır'ın yaşamında sık sık göze çarpar.
Ebulhayır'ın biyografisine göre bu büyük arif harikulade zekâya sahipti ve talebelerini irşad ederken de onların iç düşüncelerini açıklayarak onları şaşırtırdı. Ebu Said Ebulhayır harikulade işler yapan biri olarak ün yapmasının sebebi de insanların içinden geçenleri okumasından kaynaklanıyordu.
Dr. Şefii Kedkeni bu konuda şöyle diyor: Ebu Said Ebulhayır'a isnat edilen kerametlerin ana ekseni feraseti ve başkalarının içinden geçenleri okuyabilmesiydi. Ebulhayır böylece bir çok kişiye ve halk kitlelerini mucizevi muhibetlerden yararlandığı konusunda ikna etmişti. Gerçekte halk kitleleri bir insanın özel ilahi inayet olmaksızın mucize ve kerametlere sahip olması imkânsızdı.

Ebu Said Ebulhayır'ın müritleri ve izleyenleri genelde hanedan üyeleri, ticaret ve çeşitli işlerle uğraşan taraftarları ve sevenlerinden oluşuyordu. Bu insanlar kendilerini bir nevi ruhani yaşam kurallarına uymakla yükümlü görüyordu.
Ebu Said Ebulhayır'ın talimatı üzerine irfan yoluna yeni adım atanların hidayete erdirilmeleri için on talimat yazılmıştı. Bu on talimat, Ebulhayır kendini yetiştirmek için izlediği 18 talimatın arasından seçilmişti. Evin kapısını yoksullara ve mustazaflara açık tutmak, boş zamanlarda dini ahkâmı gözden geçirmek ve insanlara hizmet etmek, bu talimatların arasında yer alan bazı talimatlardır.015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile