Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 20 Ocak 2015 20:04

Yeni iletişim teknolojilerinin yaşam tarzı üzerindeki etkileri - 27

Yeni iletişim teknolojilerinin yaşam tarzı üzerindeki etkileri - 27

Hatırlanacağı üzere geçen bölümde sosyal paylaşım sitelerinin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerini inceledik. Ancak çocuklar ve gençlerden başka yetişkinler ve ebeveynlerin de bu zararlardan korunamadığı anlaşılıyor.
Günümüzde internet ve sosyal paylaşım siteleri insanların yaşamının ayrılmaz birer parçaları sayılıyor, nitekim bir çok yetişkin insan da gençler gibi zamanının bir bölümünü bu sitelerdeki arkadaş gruplarına ayırıyor.
Eğer gerçekten tarafsız bir şekilde yargıda bulunmak istersek, yeni teknolojilerin ve sosyal paylaşım sitelerinin beşeriyet toplumu için bir çok olumlu getirisi olduğu söylenebilir. Fakat bu tür sitelerin bizlere zarar vermesi yine bizlerin bu sitelerden nasıl yararlandığımızdan kaynaklanır. Aslında her işte dengeler aşıldığı takdirde bir takım zararlar söz konusu olur. Bu durum sosyal paylaşım siteleri için de geçerlidir.

Gerçekte yeni teknolojilerin insanların yaşamını rahatlatmak ve kolaylaştırmakta büyük payı olmuştur. Bilim ve teknolojilerin ilerlemesiyle beraber insanların bir çok sorunu çözümlenmiş ve örneğin bir çok ölümcül hastalığa çare bulunmuştur.
Gerçi geçmişte insanların arasındaki mesafeler aralarındaki iletişimi zorlaştıran bir etken sayılıyordu. Fakat günümüzde insanların internet ve sosyal paylaşım sitelerinin yardımıyla bu sorunun üstesinde geldiği ve iletişim ve irtibat kurmaları oldukça yaygın hale geldiği anlaşılıyor.
Geçmişte eğer aile fertlerinden biri uzak bir yerde ve ailesinin kolay kolay ulaşamayacağı bir yörede yaşıyor olsaydı, aralarındaki irtibat özellikle telefon sistemiyle oldukça masraflı oluyordu. Fakat günümüzde benzer bir durumda aile fertleri dünyanın dört bir yanında dağılmış olsalar bile hemen hemen bedava denebilecek kadar az bir masrafla ve sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile birbiriyle rahatça irtibat kurabiliyor. Bundan başka ailenin her üyesi yaşamının en güzel anlarını görüntüleyerek kişisel sayfasında veya profilinde kayda geçirerek ailenin diğer fertleri ve akrabaları ve dostlarıyla paylaşabiliyor.

Sosyal paylaşım siteleri kendine özgü cazibeleri ve özellikleriyle bir çok kullanıcının ilgisini çekiyor. İnsanların birbiriyle irtibat kurma eğilimi ve sosyal katılım duyguları, kullanıcıları sürekli sanal âleme ve sosyal paylaşım sitelerine girmeye teşvik ediyor. Öte yandan sanal âlemde aşırı derecede zaman harcamaya da internet bağımlılığı deniliyor ve bu durum bireysel ve sosyal bir çok zarara sebebiyet veriyor. Özellikle aile ortamında bağları ve samimiyetleri olumsuz yönde etkiliyor.
Aile ocağı beşeriyetin en önemli sosyal kurumu olarak sağlıklı ve becerikli insanların yetişmesinin merkezi sayılır. Sağlıklı sevgi ve samimiyet dolu ailelere sahip olan bir toplumun geleceği de aydın sayılır.

Bir anne son zamanlarda çocuğunun çok utangaç ve sıkılgan olmaya başladığını fark ediyor. Bu sorunun çözüm için psikoloğa başvurduğunda psikolog anneden bir sonraki gelişinde çocuğun yaptığı resimlerden bir kaç örnek getirmesini istiyor. Bu resimlerde psikoloğun dikkatini resimlerde babanın yer almaması çekiyor. Uzman anneden acaba eşinden ayrıldı mı diye soruyor. Anne şaşkınlıkla hayır diyor ve on yılı aşkın bir süredir eşiyle birlikte yaşadığını anlatıyor. Bu kez uzman psikolog şaşırıyor ve o zaman neden çocuğunuz babasının resmini çizmiyor diye soruyor. Anne ise şöyle karşılık veriyor: Maalesef kocam her gün eve gelir gelmez bilgisayarın başına geçiyor ve çocuğumuzla asla ilgilenmiyor. Ne zaman da çocuk babasının yanına giderse onu bağırarak kendisinden uzaklaştırıyor ve dikkatini bozmamasını söylüyor. Aslında sadece çocuğum değil, ben de yıllardır kocamdan sevgi görmedim ve kendimi çok yorgun ve bitkin hissediyorum. Bu yüzden çocuğumun çocuksu oyunlarına bile tahammül edemiyorum.
Bu gerçek öykü, aslında günümüz insanları arasında bir çok kişinin öyküsü olabilir. Üstelik sadece babalar değil, hatta bir çok anne ve eş de saatlerce sosyal paylaşım sitelerine dalıp gidiyor, öyle ki kendilerine geldiklerinde saatlerce zaman harcadıklarını hiç fark edemediklerini anlıyor.
Sosyal paylaşım sitelerine yönelik bağımlılık ve bu sitelerde uzun süre dolaşmak, bir çok ailevi ilişkilere ve bağlara da zarar veriyor. Gerçekte karı kocanın birbirine sevgi ve aşk için veya ailevi sorunları çözümlemek amacıyla ayırmaları gereken zaman genellikle başkalarının fotoğrafları hakkında görüş beyan etmek veya özel yaşamlarını kurcalamakla geçiyor. Bazen anne ve baba sanal âleme dalarak çocukların talim ve terbiyesinden gafil kalıyor ve bu durum eş ve çocukların hoşnutsuzluğunu beraberinde getiriyor.
Öte yandan uzmanlar internet kullanıcılarının sosyal paylaşım sitelerinde genellikle güzel anılarını paylaştıklarını ve yaşamlarında karşılaştıkları sorun ve sıkıntıları göstermediklerini belirtiyor. Bu durum başkalarının daha zor şartlarda yaşayarak üzülmelerine neden oluyor. Bu tür üzüntülerse sonuçta depresyon gibi hastalıklara yol açıyor veya insanın başkalarının yaşamını kendi yaşamı karşılaştırmasına ve evde gerginliğe sebebiyet veriyor.
Gerçi bu gerçekler teknolojilerin yıkıcı olduğunu ispat etmiyor. Çünkü teknolojiler öz itibarıyla yıkıcı ve zarar verici değil, sadece biz insanların bu teknolojileri yanlış kullanmamız bu tür sorunlara sebep oluyor.

Sosyal paylaşım sitelerine ayrılan zamanın dışında evin kadınının eş ve çocuklarına ilgisizliği ve yine evin erkeğinin eş ve çocuklara sevgisizliği aile temellerini ve ailevi ilişkileri olumsuz etkilerken, sanal ortamda karşıt cinsten insanlarla tanışmak ve onlarla irtibat kurmak bu ortamın bir başka tesiridir. Sosyal paylaşım sitelerinde insanlar genellikle seçkin ve ilginç özelliklerini sergiliyor, kusurlarını ve eksikliklerini beyan etmemeyi tercih ediyor. Bu durum ister istemez başka kullanıcıların ilgisini çekiyor. Oysa eğer bu insanlar aynı çatı altında yaşasaydı, birçok sorun ve sıkıntı ve anlaşmazlıklarla karşı karşıya kalabilirdi. Uzmanlar facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde karşıt cinsle irtibat kurmanın bir kaç tıkla çok hızlı bir şekilde mümkün olduğunu belirtiyor. Kuşkusuz bu tür ilişkiler eşlerin hassasiyetine yol açıyor ve birbirine kuşku gözüyle bakmalarına sebebiyet veriyor.
Öte yandan eşler evli oldukları için ve izdivacı kutsal bir anlaşma saydıklarından, sanal ortamda sanal ilişkilerin ahlaki açıdan daha hafif günah sayıldığını ve eşe ihanet sayılmayacağını zannediyor. Oysa psikologların araştırmaları bu tür insanların eşi bu tür ilişkilerden gerçek dünyada karşılaştıkları ihanet durumlarında olduğu kadar acı çektiğini gösteriyor. Bazen bazı kişilerin hatta evlendikten sonra sanal ilişkilerini ve internet ortamındaki karşıt cinsle arkadaşlıklarını sonlandırma ihtiyacı hissetmiyor ve ilişkilerini sürdürüyor. Kuşkusuz bu tür ilişkiler eşin rahatsız olmasına ve tepki göstermesine yol açıyor ve bazen bu durum boşanma noktasına kadar ilerliyor. Nitekim Batılı ülkelerde sırf eşlerden birinin sosyal paylaşım sitelerindeki faaliyetleri ve zan altında kalmaları yüzünden boşanma vakalarının büyük artış göstermesi, sanal ilişkilerin ne denli yıkıcı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Aile ortamına hâkim olan samimi atmosferin zarar görmesi ve eşlerin birbirine karşı sevgi ve aşk duygularının yok olmasının toplum üzerinde de yıkıcı etkileri vardır. Gerçekte sorunlu ve gerilimli ortamlarda ve ailelerde yetişen insanlar ağır psikolojik baskılara katlanıyor ve bu durum ahlaki sağlığını ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor. Ancak sağlıklı ailelerde yetişen insanlar daha iyi bir gelecek inşa etmekte daha başarılı oluyor. Nitekim dini öğretilerde de, ailenin mükemmel ve sağlıklı olduğu takdirde toplum da mükemmel ve sağlıklı olacağı vurgulanıyor.
Din meselelerin uzmanlar aile fertleri arasında duygusal bağların güçlendirilmesi, kitle iletişim araçlarının olumsuz etkilerini engellemek için etkili bir etken olduğunu belirtiyor. Duygusal bağlar ise aile ortamında ve aile fertleri arasında sürekli samimi diyalog ve görüş alış verişi ile oluşur. Bu yüzden eşlerin sanal ortamın ailenin duygusal ve köklü ilişkilerini etkilemesine müsaade etmemeleri ve teknolojileri doğru biçimde kullanarak aile fertleri arasındaki duygusal bağları güçlendirmeleri gerekir.015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile