Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Perşembe, 15 Ocak 2015 10:49

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 29

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 29

Kameri 4. yüzyıl, İran edebiyat tarihinin en parlak dönemlerinden biri sayılır. Uzmanlar ve edebiyatçılar, İran'ın edebiyat tarihinde bunca şairin bir arada yaşadığı bir döneme seyrek rastlandığına inanıyor. Nitekim kameri 4. yüzyılda şair sayısının çokluğu bu dönemin en önemli edebi özelliklerinden biri sayılıyor.
Kameri 4. yüzyılın en seçkin şairlerinden biri ise Dakiki Tusi'dir. Üstad Ebu Mansur Muhammmed Bin Ahmet Dakiki, Samani döneminin en seçkin şairlerinden biri sayılır. Dadiki'nin kesin doğum tarihi bilinmiyor, ama yine de büyük bir ihtimalle kameri 4. yüzyılın ortalarından İran'ın doğusunda yer alan Tus, Belh veya Merv kentlerinden birinde doğduğu tahmin ediliyor.
Araştırmacılar Dakiki'nin şiir yazmaya gençlik çağında başladığını ve daha sonra kölesi tarafından öldürüldüğünü belirtiyor. Dakiki şiir yazmaya başladığında çok güzel kasideler ve gazeller yazmaya başladı. Ömrünün sonlarına doğru ise Şahname'yi kaleme aldı, fakat ecel bu büyük şaire eserini tamamlamasına fırsat vermedi ve yazdığı Şahname yarıda kaldı.

Geştasbname olarak da ün yapan Dakiki'nin Şahname adlı eseri İranlı bir padişah olan Geştasb'ın yaşam öyküsüyle ilgilidir. İran'ın milli hamasetlerinin en ilginç parçası olan Şahname aynı zamanda Dakiki'nin kısa ömrüne de bir nebze olsun açıklık getiriyor ve şaire İran edebiyat tarihinde ayrı bir cazibe kazandırıyor. Öyle ki bazı araştırmacılar Fars şiirinden söz ederken Dakiki'ye değinmeden geçilemeyeceğine inanıyor.
Dakiki'den başta Lebabul Elbab, tarih ve edebiyat eserleri olmak üzere bazı tezkere kitaplarında dağınık halde bazı kasideler, gazeller ve şiirler geriye kaldığı anlaşılıyor. Bu eserler şairin bu alandaki maharet ve yeteneğini yansıtıyor.
Ancak Dakiki'nin en önemli eseri Geştasbname adlı kitaptır. Eserde kral Geştasb'ın saltanatı, Zerdüşt'ün zuhur etmesi ve Geştasb'la Turanlı Ercasb arasında dini savaş yer alıyor. Fakat Dakiki bu eserin sadece bin beytini yazmayı başardı ve daha sonra hayatını kaybetti. İran'ın büyük şairi Firdevsi ise bu bin beyti olduğu gibi Şahname adlı eserinde ve Dakiki'ye ait olduğunu zikrederek getirdi ve gerçekte bu eserin devamını yazdı.

Edebiyat uzmanları Dakiki'nin şiir divanı da yazdığını, fakat zamanla yok olduğunu ve geriye seyrek sayıda beyit kaldığını belirtiyor. Belgelere göre Dakiki'nin şiir divanı kameri 5. yüzyılın sonlarına doğru ve Nasır Hüsrev'in yaşadığı yıllara kadar vardı. Şu anda da bu divandan bir kaç gazel ve kaside bulunuyor.
Dakiki şiir yazarken gayet sade ve akıcı bir dil kullanıyordu ve bu özelliği kendisinin kentsel bir yaşam sürdürdüğünün işaretiydi. Dakiki'nin benzetmeleri oldukça sade ve hissedilir bir şekildeydi, bu özelliği şiirlerine ayrı bir cazibe katıyordu.
Dakiki'nin düşüncelerini beyan etmek için kullandığı kalıplardan biri medh ve gazel kalıbıydı. Şairden geriye kalan seyrek sayıdaki bu tarz şiirlerinde doğa vasf ediliyor ve methedilen nesne hakkında abartılı sözler sarf ediliyor.

Dakiki'nin gazelleri de gayet sade ve akıcıdır. Fakat bazı edebiyat eleştirmenleri Dakiki'nin gazellerinin sade ama akıcı ve hoş ahenkli olmadığını, bunun da şairin gençliği ve tecrübesizliğinden kaynaklandığını savunuyor.
Dakiki'den günümüze dek geriye kalan şiirlerde, şairin kendi çağında yaygın olan gazel ve medhlerde kullanılan tarzlara pek bağlı olmadığı anlaşılıyor ki bu da uzmanlarca bir kusur sayılıyor.
Dakiki'nin şiirleri ayrıca şairin kısa ömrünü çok mutlu ve iyi yaşadığını gösteriyor. Şair sürekli seyahat halinde bir diyardan bir başka diyara gittiği ve hükümdarları methettiği ve böylece gün geçirdiği anlaşılıyor.

Uzmanlar ve araştırmacılar Dakiki'nin yaşadığı çağda şiir ve şairlerin çok yaygın olduğu Horasan'da eski geleneklerin yeniden ihya edildiği bir dönem yaşandığına inanıyor. O dönemde bir çok şair geçmiş şairlerin ve edebiyatçıların eserlerini ihya etmeye yöneldi. Fars şiiri ve edebiyatı Rudeki ve Şehid Belhi gibi şairlerin eserleriyle seçkin hale geldi. Çünkü o dönemde şairler unutulan eski gelenekleri ihya etmeye ve geçmiş kültürü Arap şiir tarzının yerine geçirmeye çalıştı ve Dakiki de bu şairlerden biriydi.
Dakiki ömrünün sonlarına doğru Şahname'yi yazmaya başladı, ancak bu eserden sadece bin beyitini yazmayı başardı. Bu beyitler ise Geştasb'ın öyküsü, Zerdüşt'ün zuhur etmesi ve Geştasb ile Turani Ercasb arasındaki dini savaşla ilgiliydi.
Dakiki'nin ölümünden sonra Şahname yarıda kaldı ve eğer Firdevsi olmasaydı, belki de Dakiki'nin bu bin beyitlik şiiri de şiir divanı gibi yok olup gidecekti. Fakat Firdevsi Dakiki'nin bin beyitlik şiirini olduğu gibi kendi Şahname adlı eserine aktardı.

Firdevsi Dakiki'nin Şahname'sini olduğu gibi kullanmasının sebebini gördüğü bir rüyaya bağlıyor. Bu rüyada Dakiki Firdevsi'den Geştasbname adlı eserini olduğu gibi Şahname'ye aktarmasını istiyor. Firdevsi de kabul ediyor ve uyandıktan sonra sözünü tutuyor. Nitekim Şahname'de sıra Geştasb'ın öyküsüne gelince Firdevsi sözü Dakiki'ye ve şiirlerine bırakıyor. Firdevsi'nin Dakiki'den Şahname adlı eserinde naklettiği bin beyitlik şiir gerçekte eski İran'da dini hamasetle milli hamasetin birleştiği nokta sayılır.
Araştırmacılara göre Dakiki'nin hamaset şiirleriyle Firdevsi'nin hamaset şiirlerini birbirinden ayıran şey, Firdevsi'nin şairlik yöntemi ve akıcı ve bilge dilidir. Yine araştırmacılar bu iki şairin arasındaki farklılığı, Dakiki'nin yazdığı bin beyitlik şiirin Firdevsi'nin yazdığı şiir kadar muazzam olmamasına ve içinde Rüstem gibi bir pehlivanın rol ifa etmemiş olmasına bağlıyor. Belki de bu yüzden Dakiki'nin Şahname'si mitolojik tarihte yaşanan olaylar zincirini anlatırken, hak ettiği üne kavuşmamıştır. Ama yine de Dakiki'nin şiirleri Şahname adlı eserin bir parçası olmuştur.
Dakiki Geştasbname adlı eserinde öyküsüne kral Geştasb'ın tahtı kral Lehrasb'dan devraldığı andan başlıyor.
Lehrasb tahtı ve saltanatı Geştasb'a teslim ettikten sonra kendisi Belh diyarına gider ve ibadetle meşgul olur. Tahta yeni geçen Geştasb İran diyarının imarı ile ilgilenmeye ve insanları Allah'ın dinine ve doğruluğa ve adalete davet eder ve kendisi de adaletle davranır. O dönemde çevredeki bütün krallar Geştasb'a haraç verir, fakat bir tek Çin kralı Ercasb Geştasb'ı haraca bağlamaktadır. Zerdüşt'ün zuhur etmesinin ardından Geştasb Zerdüşt'ün dinine inanır ve bu dini İran diyarında yaygınlaştırır. Bu haberi duyan Ercasb perişan olur, çünkü Geştasb'ın yeni dine inandıktan sonra Çin'e çıkarmaya yapacağını ve inandığı dini yaygınlaştırmaya çalışacağını düşünür. Ercasb bu yüzden Geştasb'ı kandırmaya çalışır ve ona bir mektupla beraber bol hediyeler gönderir. Fakat mektup Geştasb'ı etkilemez ve savaş hazırlığına başlar. Ardından iki ordu arasında sert bir çatışma yaşanır ve Ercasb kaçmak zorunda kalır.
Dakiki'nin Geştasbname'si burada son bulur ve daha sonra Firdevsi Çinlilerle ikinci savaşı anlatarak öyküyü sonlandırır.015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile