Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 06 Ocak 2015 08:33

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 28

İranlı Ünlüler, Evrensel Mefahirler - 28

Bugünkü sohbetimizde Fars şiirinin babası olarak ün yapan Rudeki'nin yaşamı, düşünceleri ve şiirlerini irdelemeye devam edeceğiz.
Geçen bölümde Ebu Abdullah Cafer Bin Muhammed Rudeki'nin Kameri 3. yüzyılın ortalarında o çağda İran topraklarının bir parçası olan Semerkant kentinin dağlık bölgesinde bulunan bir köyde doğduğunu anlattık.
Rudeki'nin yaşamı ve eğitimi hakkında pek fazla bir şey bilinmiyor ve yazdığı yığınla şiirlerden sadece 960 beyt şiir günümüze dek ulaştığı ve bunlardan 115 beytinin Rudeki'nin Samani kralı Ebu Nasr'ın talimatı üzerine şiir kalıbına döktüğü Kelile ve Demne adlı esere ait olduğu belirtiliyor.

Alman Şarkiyatçı Paul Hern'in araştırmalarına göre Rudeki'nin bazı şiirleri Sinbat'ın öyküsünü anlatan Sinbatname adlı eserler ilgilidir ve hatta Bin Bir Gece masalıyla ilgili de bir beyt şiiri günümüze dek gelmiştir.
Sinbatname de Kelile ve Demne adlı eser gibi bir eserdir ve Sasaniler döneminde İran'a getirildiği ve Pehlevi diline çevrildiği tahmin edilmektedir. Bu eserden günümüze dek kalan beyitlerden anlaşıldığı üzere Rudeki Sinbatname'nin tamamını veya bazı öykülerini ve masallarını şiire döktü. Yıllar sonra Ebulfuvaris Kanarzi bu eseri Farsça nesir şeklinde çevirdi. Rudeki Sinbatnane'yi de Kelile ve Demne'de yaptığı gibi şiir şeklinde yeniden yazdı, fakat bu şiirlerden seyrek sayıda beyt günümüze dek ulaştı.

Rudeki'den günümüze dek kalan şiirlerin bir bölümü de kaside, gazel ve kralları medh ettiği şiirlerden oluşuyor. İran edebiyatında eski çağlardan geriye kalan bazı şiirlere göre büyükleri medh eden şiir türü Fars dili ve edebiyatında bir tarzı oluşturuyor ve bu tarza da "Medihesarayi" adı veriliyor. Nitekim eski ünlü şairlerin şiirlerinde bu tarzın önemli bir yeri olduğu anlaşılıyor. Bu yüzden Fars dili ve edebiyatında kaside yazan şairlerin önemli bir konumu olduğu gibi, bu arada Rudeki Medihesarayi tarzında bu tarzın en büyüklerinden biri sayılıyor, öyle ki bu tarzda şiir yazan bir çok büyük şair Rudeki'yi kendi üstadları kendilerini de onun talebesi şeklinde tanıtıyor.
Rudeki bu tarzda şiir yazarken asla abartmalara kaçmıyor ve gayet net ve sade bir şekilde şiir yazıyor.

Rudeki'nin çok sevdiği bir başka tarz ise gazeldir. Gazel İran şiirinin her zaman en şaheserlerinden biri olmuştur ve İran toprakları hiç bir zaman büyük gazel ustalarından mahrum kalmamıştır.
Fars şiirinin mazisi üzerinden bin yılı aşkın bir süre geçmesine karşın Rudeki hala sayısız gazel yazan şairlere yönelik üstünlüğünü korumayı başarmıştır. Rudeki'nin vasıfları gayet güzel, etkileyici ve benzetmeleri de gayet net, sade ve açıktır.

Rudeki'den geriye kalan şiirlerin arasında mersiye de göze çarpıyor. Gerçi Rudeki'den önceki dönemlerde yaşayan şairlerden elimize mersiye tarzında her hangi bir eser bulunmuyor ve bu yüzden Rudeki'nin mersiye yazmakta ne denli usta olduğu hakkında fikir yürütülemiyor. Ama yine de Rudeki'den geriye kalan bir kaç beytlik mersiye, şairin bu tarza da gayet musallat olduğunu gösteriyor.
Rudeki şair dostu Şehid Belhi için yazdığı mersiyede yine gayet sade ve akıcı bir şekilde şair arkadaşının ilmi ve manevi mevkiini takdir ediyor.
Yaşlı bir şairin kaybettiği yine şair arkadaşı hakkında yazdığı bu şiir üzerinden asırlar geçmesine karşın hala bir yakınını kaybeden insanların neler hissettiğini çok iyi anlatıyor. Günümüzde yine bilim ve edebiyat büyüklerinin vefatını anlatmak için kullanılıyor.

Rudeki'nin yazdığı sayısız şiirden günümüze sadece 960 beyt ulaştığını anlatmıştı. Bu yüzden hiç bir araştırmacı bu az sayıda şiir örneklerinden hareketle Rudeki'nin düşünceleri hakkında doğru ve tam bir tablo sunamıyor ve hatta şairin fikri yapısını yeniden inşa ederek beyan edemiyor. Fakat bu şiirleri inceleyen araştırmacılar Rudeki'nin düşünür bir şahsiyet olduğu konusunda hemfikirdi. Bu şiirler şairin felsefi düşünceden de yararlandığını gösteriyor. Rudeki kasidelerinden birinde kendinden edip, hatip, hekim ve fakih ve hikmet yolunu arayan biri şeklinde söz ediyor.

Rudeki'den geriye kalan şiirlerde akılcılık, bilimcilik, aşk, fani dünyanın değersizliği, saadet düşüncesi veya daha doğrusu saadetin nerede olduğunun düşüncesi göze çarpıyor.
İspanyol şair ve yazar Miguel De Unammuno, gerçek bir şiirde iki asil meselenin yer alması gerektiğini belirtiyor. Bunlardan biri dünyanın değersizliği ve diğeri aşktır. İspanyol şaire göre dünyanın değersizliği insanın kalbinde âlemleri yaratana ve sonsuzluğuna yönelik aşkı geliştirir ve bu da insan yaşamına tazelik kazandırır ve ebedileştirir.

Gerçekte eğer Rudeki'den daha fazla şiir geriye kalmış olsaydı, belki de bu iki mesele hakkında daha fazla konuşabilirdik. Ama yine de geriye kalan seyrek sayıda şiir örnekleri, Rudeki'nin de dünyanın değersizliği ve insan yaşamının sonu olan ölüm meselesi üzerine ciddi bir şekilde düşündüğünü gösteriyor.
Rudeki dünyayı bir rüya gibi görüntülüyor. Rudeki'nin gözünde gerçek dünyada rüyanın temeli bulunmadığı gibi dünya da değersizlik bakımından rüyaya benziyor.
Rudeki'nin bu kavramı aktardığı şiirlerindeki etkili ifadesi, şairin adeta bir filozof gibi kalbinin en derin noktalarından duygularını ve düşüncelerini beyan ettiği anlaşılıyor.

Rudeki hatta yazdığı mersiyelerde de bu felsefi bakışı koruyor ve sürekli ömrün değersizliğinden ve geçici oluşundan söz ediyor. Şair ancak aşkla şu değersiz dünyaya galip gelinebileceğine inanıyor.
Rudeki'den geriye kalan şiirlerde biri fani aşk ve diğer yüce doğal aşk olan iki çeşit aşktan söz ediliyor. Yüce aşk şairin sanat ruhunun ürünüdür ve gerçekte asırlara rağmen hala şiir ve edebiyat hayranlarının onu takdir etmesine vesile olan şeydir. Gerçekte Rudeki'nin sözünü ettiği yüce ve doğal aşk, irfani aşk kavramına yakındır.

Rudeki'nin üzerinde durduğu bir başka konu, saadettir. Rudeki'nin şiirlerine bakıldığında şairin insanoğlunun kaderi, yaşam gayesi ve saadeti üzerinde çok düşündüğü anlaşılır. Rudeki saadete ermek ve mutlu yaşamak için dört şeyin gerekli olduğunu belirtiyor. Bunlar sağlık, iyi ahlak, düşünce ve iyi ad peşinden gitmektir. Şairin şiirlerine bakıldığında, kendisi bizzat bu söylediklerinin peşinden gittiği, uygulamaya çalıştığı ve her zaman sağlıklı ve mutlu yaşadığı anlaşılır.015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile