Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 27 Ağustos 2014 23:20

Batı sineması ve sönmüş yıldızların ölümü

Batı sineması ve sönmüş yıldızların ölümü

Yaklaşık 100 yılı aşkın geçmişi ve yıllık 700 film üretimi ile Hollywood, son yıllarda ahlaksızlığı yaygınlaştırıp kurumsallaştırarak, kendi sanatsal konumunu önemli oranda kaybetmiştir. Gerçi Hollywood 20. y.y. da tüm dünya ülkelerine nüfuz etmeyi başardı, fakat ahlaki ve manevi değerleri her geçen gün daha da silikleşerek değer kaybetti. Hollywood sanatçıları kaleme aldıkları kitaplarında veya hatta filmlerinde de bu konuya itiraf ediyorlar, öyle ki Ford Otomotiv sanayi kurucusu Henry Ford, hayatı ile ilgili kaleme aldığı, "Benim Hayatım ve mesleğim" ( My life and work) adlı autobiography kitabında, yaklaşık 80 yıl önce bu örgütlenmiş akıma işaret ederek, ahlaki liberalizmi yaygınlaştırarak Amerika toplumunu fesat ve mahvolmaya doğru sürükleyen güçlü bir düzenden söz ediyor. Tabi Ford bu akımın sadece ekonomi ile sınırlı olmadığını, kültür, sanat ve toplu iletişim araçlarını da kapsadığına inanıyordu. Ford Hollywood'un bir takım Yahudi'nin en önemli propaganda aracı olduğunu, sinema aracılığı ile ahlaki değerler ve inanç temellerini tahrip ve yok etmeye çalıştıklarına inanırdı. Ford söz konusu kitabında şöyle yazıyor: "Bu ülkede, hissedilir bir şekilde bizim edebiyat, eğlence ve sosyal davranışlarımızda fesat ve eksiklikler oluşturan etkin ve belirgin bazı akımlar görülmekte." Fakat günümüzde de bu konu başka bir şekilde göze çarpmakta, öyle ki Hollywood starları bizzat bu konuya işaret ediyor ve aralarında var olan çeşitli sorunlar ve ahlaksızlıkların yayılmasından endişeli olduklarını belirtiyorlar. Örneğin Hollywood yıldızı bayan Gwyneth Paltrow, Hollywood'da değerlerin kaybolmasına işaretle, bu sektörde kadınların, sinema sanayi patronların güç kazanması için sadece bir araç olduğunu itiraf ediyor. İngiliz oyuncu Helen Mirren de Hollywood'un gençlerin kurban edildiği yere dönüştüğünü belirterek, 18-25 yaş arasındaki gençlerin ahlak dışı sahnelerde sıkça oynatıldığını, bunu ise iğrenç olduğunu, üstelik bu durumda kadınlara daha fazla baskı uygulandığını söyledi. Fakat batı sineması ve özellikle Hollywood'daki ahlaki çöküş sadece bunlarla sınırlı değildir. Bu sektörde çalışanların bir çoğu ruhsal ve psikolojik sorunlarla pençeleşmekte ve bir çok sanatçı ruhsal hastalıklardan acı çekmekte. Günümüzde bir çok yıldızın, şatafatlı ve lüks filmlerde oynayarak kahraman ve süper stara dönüşürken özel yaşamlarında ailevi sorunlar ve psikolojik hastalıklar yaşadıkları, Hollywood'un inkar edilemeyen gerçeğidir. Her geçen gün Hollywood yıldızları arasında boşanma oranının arttığına şahit oluyoruz. Söz konusu yıldızlar bazen de beraberliklerine meşruiyet kazandırmaktan kaçınıp, her arada bir, başkası ile beraber yaşamaya devam ediyorlar. Çeşitli uyuşturucu ve alkollü içeceklere bağımlı olmak da Hollywood oyuncuları arasındaki bir diğer sorun olarak, ailelerinin dağılması, sorunların yaşanması ve hatta intiharların yaşanmasına sebep oluyor. Sinema eleştirmenlerinden Roger Ebert, Hollywood yarsının uyuşturucu ve alkol bağımlılığından kurtulmaya çalıştığını belirtti. İntihar, dünyada ölümlerin %10'unu oluştururken, her 40 saniyede bir kişi intihar ederek ölüyor ve her 3 saniyede bir kişi intihara kalkışıyor. İntiharla yaşamlarına son veren oyuncuların listesine baktığımızda, bir çoklarının psikolojik sorunlara karşı yenilerek intihar ettikleri göze çarpıyor. Freddie Prinze, Jon Erik Hexum, George Sanders, Lupe Velez, James Whale ve Heathcliff Ledger gibi oyuncular, psikolojik bunalım, uyuşturucu veya alkol yüzünden intihar edenler arasında. Bu bağlamda duyulan en son haber ise komedi filmlerin yıldızı Robin Williams'ın intihar haberi idi. 30 yılı aşkın sinema filmlerinde çeşitli rollerde oynayan Williams bundan bir süre önce uyuşturucu bağımlılığına yenilerek hayatına hazin bir şekilde son verdi. Defalarca Oscar ödülüne aday gösterilen Williams sinemadaki başarılarına rağmen alkol ve uyuşturucu gibi sorunlarla mücadele ediyordu. Kendisinin de belirttiği gibi hatta bir süre kampta uyuşturucu madde bağımlığından kurtulmaya çalışmış fakat alkole olan aşırı bağımlılığı onu 20 yıl boyunca adeta işkence etmiştir. Williams bir konuşmada, "Bir kayanın kenarında duruyor ve aşağıya bakıyorsun, bir ses duyuyorsun, "Atla" diyen zayıf bir ses. İşte o ses," Sadece bir kere" diyor, ve her kes bir kereden bir şey olmaz diye düşünüyor, fakat daha sonra hiçbir olanak yoktur" dedi. Tüm bu olaylar ve konuşmalar, Williams'ın bir süreden beri intiharı düşündüğünü, uyuşturucu ve bunalımdan acı çektiğini gösteriyor. Fakat gerçek şu ki Hollywood’un sağlıksız sistemi, sadece çalışanlarını bu yöne doğru sürüklemekle kalmadığını, onlarla ilgili söylenti ve magazin haberlerini arttırarak kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştığı gösteriyor. Nitekim benzer haberlerin yüksek reytingler ve büyük gürültü kopartılarak yayınlandığını, sanatçılar ve süper starların ise uyuşturucu bağımlılığı veya ahlaki fesat yüzünden serzeniş bile edilmediklerine şahit oluyoruz. Batı sineması için sanatçıların şüpheli ölümleri veya intiharları, aslında medya için bir malzeme olduğu ve bu sürecin durdurulması veya yapılan hataların düzeltilmesi için hiçbir faaliyette bulunmadığı görülmekte. Böylece Robin Williams gibi sanatçıların ölümü ardından, sadece diğer sanatçılar ve hatta Amerika başkanının olaydan üzüntüleri ile ilgili haberler, flaş haber olarak geçtiğine şahit oluyoruz. Fakat bu düşüşün sebebi ile ilgili hiçbir ciddi tartışma veya eleştiriden haber bile yok. Gerçi bu, diğer ülkelerde intihar vakaların yaşanmadığı anlamına gelmez, fakat star yaratmakta ilk sırada yer alan Hollywood'un kendi içinde bulunan sorunları nasıl açıklayabileceği ve starlarını intiharını önleyebileceği ise merak konusu. Aslında Hollywood sineması artık şöhrete ulaşmak için eski muazzam sanayi sektörünü hatırlatmıyor. Hollywood artık aktör ve aktrislerin bunalım ve başarısızlıktan intihar eden, şüpheli bir şekilde ölü bulunanların bir mekandır. Hollywood'daki şüpheli ölümler ve intiharlar dizisi, bölüm bölüm ilerlemekte, fakat hepsinin ortak noktası starların şiddetli psikolojik hastalıkları ve bunalımlar nedeni ile uyuşturucuya yakalanmalarıdır. Nitekim dünyaca tanınan Oscar ödüllü Philip Seymour Hoffman'in şüpheli ölümünden uzun süre geçmeden bu kez komedi filmlerin yıldızı Robin Williams'ın intihar haberi magazinlerde yerini aldı. Fakat sanat ve sinema dünyasının muhataplarına ne yapacağı sorusuna cevap vermeli. Yıldızları ve oyuncuları ahlaki sorunlar, uyuşturucu ve bunalımdan acı çeken, Siyonist sermaye sahipleri sayesinde ürünlerinin kültürel, siyaset ve ekonomi reklam araçlarına dönüşen bir sinema sektörünün, nasıl bir kültür ve sanat aracı olabilecek? Bu sorunun cevabını sizlere bırakıyoruz.009-015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile