Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Perşembe, 10 Nisan 2014 22:39

Taşların esrarengiz sırları - 1

Taşların esrarengiz sırları - 1

Birçokları taşları önemsiz birer eşya gibi görür veya değerli taşları ve mücevherleri sırf birer süs eşyası olarak değerlendirir. Oysa taşların ve mücevherlerin ziynet eşyası olmaktan başka fevkalade faydaları da söz konusudur. Kuşkusuz yüce Allah'ın bu dünyada yarattığı hiç bir mahluk sebepsiz yere yaratılmamıştır ve her birinin kendine özgü özellikleri ve tesiri vardır. Gerçi taşların tesirleri ve tedavi özellikleri son yıllarda daha çok ilgi görmeye başladı, ama şunu da bilmeliyiz ki taşların çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılması, en eski beşeri medeniyetlerden beri bilinen gerçeklerdir. İran, Çin ve Hindistan’da geleneksel tıp ve tedavileri içeren eski kaynaklarda taşların tedavi özelliklerine yer yer vurgu yapılmıştır. İbni Sina, Ebureyhan Biruni ve Hoca Nasireddin Tusi gibi ünlü bilim adamları eserlerinde taşların ve değerli mücevherlerin tedavi değerlerine işaret etmiştir. Romalılar da eski Yunan medeniyeti v e diğer tarihi medeniyetlerin etkisi altında kalarak taşlardan hastalıkların tedavisinde yararlanıyordu. Romalı savaşçılar çeşitli taşları şans getiren eşyalar olarak yanlarında taşır veya zırhlarında, kalkanlarında ve kılıçlarında kullanırdı. Yine eski çağlarda bazı hekimler şifa veren taşları insan vücudunun çeşitli yerlerine uygulamak veya içinde özel bir taşı koydukları sudan yararlanmak sureti ile hastalarının acılarını gideriyor ve tedavi bağlamında başarılı sonuçlar elde ediyordu. Günümüzde de dünyada bir çok insan ırmakların veya denizlerin tabanından çıkardıkları taşları veya volkanik taşları vücudun belli yerlerine uygulayarak bu taşların tedavi özelliklerinden yararlanıyor. Bu taşları kullanan bazı hekimler söz konusu taşlardan yararlanarak hastaların streslerini, günlük yaşamın gerginliklerini ve asabi başkalarını tedavi ediyor. Taş tedavisi uygulayan hekimler insan vücudunda enerji merkezi veya Çakra adını verdikleri bazı merkezlerin bulunduğuna inanıyor. Hastalıklarsa bu enerji merkezlerinin tıkanıklığı sonucu ortaya çıkıyor ve değerli taşlar bu tıkanıklıkları gidererek hayati önem arz eden enerjinin vücudumuzda normal ve düzenli bir şekilde akışını sağlıyor. Bir taşın yararlı veya zararlı özelliği, o taşı kullandığımız vakit ortaya çıkıyor. Bu yüzden bu taşları tanımak ve özelliklerini ve mahiyetlerini bilmemiz gerekiyor. İslam dininde de akik, firuze, yakut, zümrüt, yemani ceze, necef incisi ve seyni hadidi adları ile anılan bazı taşlar ve yüzük taşlarının kullanılması müminlere tavsiye edilmişti. Dini kaynaklar baktığımızda peygamberlerin ve dini büyük önderlerin de genellikle bu taşları taşıyan yüzükler kullandığını görmekteyiz. İslam dininde üzerinde vurgu yapılan sünnetlerden biri yüzük takmaktır. Nitekim ehli beyt (sa) fertleri sağ ele yüzük takmanın mümin olmanın işaretlerinden biri şeklinde söz etmiştir. İslam peygamberi (sav) ve İmam Ali (sa) da yüzüğü sağ ellerinde kullanırdı. Nitekim Allah resulü (sav) halefi İmam Ali'ye (sa) şöyle buyurmuştur: Ey Ali, yüzüğünü sağ eline tak ki Allah katına yakın olanlardan olursun. Hadislere göre ise yüzük iki küçük parmağa ve yanındaki parmaklara takılması gerekir. İslam dininde erkeklerin altın süs eşyaları kullanması haramdır. Eğer bir erkek elinde altın yüzük varken namaza duracak olursa, bu amelin haram olmasından başka kıldığı namaz da batıldır. Rivayetlere göre bir gün İslam peygamberi (sav) parmağına altın yüzük takan biri ile karşılaşır. Allah resulü (sav) şöyle buyurur: Senin şu parmağın altın yüzüğü taktığın süre kadar cehennem ateşinde yanacaktır. Aslında İslam dininde altının erkeklere yasaklanmasının sebebi, bu metalin erkeklerin vücudu üzerindeki olumsuz tesirlerine dayanır. Bu konu günümüz tıp bilimince onaylanan ve ispat edilen bir durumdur. Öte yandan İslam dininde altın süs eşyalarının kullanılması kadınlar için caiz sayılırken, bunu kocaları için yaptıkları takdirde büyük sevap ve mükafatları da söz konusudur. Bu arada İslam açısından gümüşten olan yüzük ve diğer süs eşyalarının kullanılması erkekler için haram olmadığı belirtilmelidir. Nitekim peygamberler ve masumlar da gümüşten kullandıkları taşları taşıyan yüzük şeklinde yararlanmış ve başta demir olmak üzere başka metallerin kullanılmasını mekruh saymıştır. Değerli dostlar, şimdi İslam dininde onaylanan taşları ve her birinin İslam açısından tesiri ve özellikleri ve taşla tedavi bulguları ile ilgili sohbetimize geçeceğiz. Firuze taşı, İslam dininin önde gelen büyükleri tarafından büyük ilgi gören taşlardan biridir. Firuze taşının mavi ve yeşil renginde yüz bini aşkın tonu söz konusudur. bir başka nokta şu ki firuze bir bakıma canlı taş olarak adlandırılıyor, çünkü insan gibi havadaki oksijenden yararlanıyor. Bu taş Asya'da Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Fars körfezinde yer alan Arap emirliklerinde sevgi ve muhabbet taşı olarak en değerli taşlardan biri olarak biliniyor. Mücevher uzmanları dünyanın en kaliteli firuze taşı için İran'ın kuzeydoğusunda Nişabur kentinin firuzesinden söz ediyor. Nitekim bu taşın dünyanın birçok zengini ve krallarına değerli hazinelerini süslediği belirtiliyor. İslam peygamberi (sav) yüce Allah'ın kendisine şöyle buyurduğunu anlatıyor: Ey resulüm, ben elinde firuze taşlı yüzüğü olan ve elini dua için kaldıran kulumun duasını kabul etmemek ve onu eli boş geri çevirmekten sakınırım. Firuze için bir çok özellik sayılmıştır. Örneğin bu taş afetlere ve kazalara karşı insanı korur, stres ve depresyonu önler. Firuze taşını kullanmak kalbe huzur verir, korku, dehşet ve düşmanları bertaraf eder ve insanı kazalara karşı korur.   Firuze taşı insanların hamisidir, gözlere güç kazandırır ve üzgün ve depresyonda olan insanları neşelendirir. Bu taş özgüveni arttırır ve insanı korkunç kâbuslara ve kötü rüyalara karşı korur. Firuze taşı olumsuz, zararlı ve dağınık enerjileri ve titreşimleri bertaraf eder ve hatta olumlu enerjileri cezbeder. Firuze kalbi güçlendirir ve insanı sabırlı yapar ve ayrıca işinin revacına vesile olur. İmam Sadık (sa) şöyle buyurur: eline firuze taşı olan yüzüğü takan kimse yoksul olmaz ve parasız kalmaz. Firuze taşı havanın tesiri ile zaman zaman parlar ve zaman zaman mat ve donuk bir hal alır. Bu taş yağlara, kremlere ve kolonyalara karşı tepki verir ve bu yüzden asla bu maddelerle teması olmaması gerekir. İmam Sadık (sa) şöyle buyurur: Her insanın elinde beş yüzük olmasını severim: Akik, seyni hadidi, yakut, necef incisi ve firuze ve firuze taşının şu özellikleri vardır: ona bakmak insanı neşelendirir, gözü güçlendirir. Ona dokunmak insanı sorunlara karşı sabırlı yapar ve tahammül gücünü arttırır. Bu taş kalbi takviye eder ve güçlendirir, hacetleri yerine getirir ve işleri kolaylaştırır. Şimdi necef incisini tanıyalım. Necef incisi bir nevi kuartz taşıdır ve maddi değeri ucuz olmasına karşın manevi değer oldukça yüksektir. Bu taş renksiz cam ve kırmızıya yatkın kırmızı renkleri ile Hüseyni inci olarak ün yapmıştır ve Irak'ın Necef kentinin Vadi-ul İslam yöresinde bulunur. Necef incisi huzur veren bir taştır ve insanda manevi enerjiyi geliştirir. Menfi enerjileri defetmek, bu taşın bir başka özelliğidir. Bu taş oldukça enerjiktir ve din önderleri tarafından yanımızda taşınması tavsiye edilmiştir. Rivayetlere göre bir gün Mufazzal, İmam Sadık'tan (sa) şöyle sorar: Efendim, necef incisinin fazileti ve yüzüğünün parmağa takılmasının özelliği nedir? İmam şöyle karşılık verir: Kim necef incisinin yüzüğünü takar ve ona bakarsa, yüce Allah bu taşa her bakışı için amel mektubunda bir Hac ziyaretinin sevabını yazar, ki bunun değeri peygamberlerin ve salih kulların amellerinin sevabı kadardır ve eğer Allah'ın şii Müslümanlara rahmeti olmasaydı, necef incesinin her tanesinin fiyatı hiç kimsenin onu satın alabilecek gücü olmayacak kadar yükselirdi. Ancak yüce Allah bu taşı şii müslümanlar için mukadder buyurdu ve tüm şii Müslümanların yararlanması için bolca bulunur. 015

Benzer Öğeler (etikete göre)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile