Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 02 Ekim 2013 21:10

Mevlana'nın düşünce ve eserlerinin etkileri - 3

Mevlana'nın düşünce ve eserlerinin etkileri - 3

Celaleddin Muhammed Mevlevi, İran'ın en büyük şair ve ariflerinden biridir. Mevlana olarak anılan bu büyük şair ve arif sadece İran milletini değil, düşünceleri ile bütün dünyayı hayran bırakan bir dahidir, öyle bir dahi ki ilahi nur ve kur’an-i maarif onun gönül aynasından ve neyinden çıkarak bütün alemi aydınlatmış ve ününü evrenselleşmiştir. Mevlana’nın düşünceleri hiç bir zaman zaman ve dil gibi etkenlerle sınırlanmadı. İranlı büyük şair Celaleddin Muhammed Mevlevi Konya’da vefat ettiğinde, cenaze törenine sadece Müslümanlar değil, Yahudiler ve Hıristiyanlar da katıldı. Mevlana’nın düşünceleri ve eserleri yaşadığı dönemde ve vefatından sonra Fars dili ve edebiyatını seven tüm çevrelerde yayıldı ve birçok araştırmacı ve şarkiyatçıyı hayran bıraktı. Mevlana üzerine araştırma, başta Amerika olmak üzere İngilizce konuşan bir çok ülkede derin maziye dayanırken, son yıllarda özellikle Amerika’da büyük ivme kazanmıştır. Bu çerçevede Reynold Nicholson ve Arthur John Arberry Fars dili ve edebiyatı ve irfan alanında ve özellikle Mevlana’nın mesnevisinin şerhi ve düzeltilmesi bağlamında dünyaya değerli eserler sundu. Bugün sözü geçen araştırmacılardan sonra İngiliz düşünür ve araştırmacıların arasında prof. William Chittick’in adı ön plana çıkıyor. Bu düşürür de irfan ve dinler aralarında birçok esere imza atmış ve Mevlana hakkında önemli araştırma yapmıştır. Chittick’in Mevlana hakkında yaptığı araştırmalar bu büyük şairin eserlerini anlamaya ışık tutuyor. Mevlana’nın eserlerinin eski çevirilerinden sonra günümüzde bu eserlerin İngilizce yeni rivayetlerine rastlıyoruz. Bu eserlerden biri Amerika’nın Georgia üniversitesi İngilizce edebiyatı hoca Kolman Barks’in Mevlana’nın şiir örnekleri adı ile 1996 yılında yayınlanan seridir. Bu kitap özellikle Amerika başta olmak üzere İngilizce konuşan ülkelerde büyük ilgi gördü ve yok satan şiir kitaplarının başında yer aldı. Farsça bilmeyen Barks, Mevlana’nın eserleri ile tanıştıktan sonra bu eserlerin çevirilerini yeniden yazdı ve daha sonra arkadaşı Cevad Muin’in yayınlanmamış eserleri ile bir yandan ve Amerika’da yaşayan Sri Lankalı Baba Muhiddin adlı bir sofinin teşvikleri ile öbür yandan kendine göre Mevlana şiirlerinden yeni bir yoruma ulaştı. Ancak maalesef Barks, Mevlana şiirlerini çağın zevkine uyumlu ve Amerika piyasasındaki şartlara uygun hale getirmek için bu büyük arifin irfani inceliklerini Mevlana’nın sosyal ve tarihi çıkış noktasından ayırarak çağdaş dünyanın kültürü ile uyumlu hale getiremedi. Örneğin Barks’ın rivayetine göre fiziksel aşk, Allah’a, peygamberlerine ve evliyalara hayranlıktan ibaret olan Ruhani aşkla sonuçlanabilir. Gerçekte Barks mesnevi’de cinsel mana içermeyen aşk kavramını olduğu gibi tanıtmak yerine bu kavramı tahrif etmiş ve aşık olmayı ifade ederken, şairin irfanı aşkını kadın ve erkek arasındaki aşk sanmıştır. Şarap, mürşid ve mesih, Barks’ın Mevlana’dan sunduğu rivayette tahrifata uğrayan diğer bazı kavramlardır. Nitekim Barks’ın rivayetinde Mevlana’nın mecazi anlamda işaret ettiği şarap kavramı, bilinen şaraptan farksızdır. Yine Barks’ın algılamasına göre Hz. İsa’nın öykülerine temas etmek, Mevlana ile İsa Mesih arasında güçlü bir bağın işaretidir. Oysa mesnevide Hz. Musa, Hz. Süleyman ve Hz. Yusuf gibi İsrail oğullarının peygamberlerine Hz. İsa’dan daha fazla işaret edilmiştir. Bu işaretler şairin yahudi inancına meraklı olmasından değil, daha çok İslamî rivayetlerde nakledilen masal ve kıssalara dayanır. Tüm bunlardan başka Barks hiç bir zaman Mevlana’dan ve yaşadığı çağdan, Mevlana’nın İslamî bir toplumda yaşadığından ve Farsça şiir yazdığından söz etmiyor. Barks sanki Mevlana gökten nazil olmuş ve hiç bir kültüre veya diyara bağlı değilmiş gibi davranıyor. Gerçekte Barks, kendisinin de itiraf ettiği üzere Mevlana’nın şiirlerinden tamamen özgürce bir çeviri sunmuş ve şairin asil düşüncelerine yönelik hiç bir yükümlülük hissetmemiştir. Barks da birçokları gibi Mevlana’nın düşünce ve inancını idrak edememiş ve doğal olarak bu düşünce ve inancı iyi bir şekilde muhataplarına aktaramamıştır. Nitekim Barks’ın Mevlana şiirlerinden rivayeti asla irfanı ve İslamî bir havası yoktur ve sadece sözel ve görece olarak güzeldir. Barks’tan başka Fars dili ve edebiyatı ve irfanı seven İngilizlerin arasında Amerikalılara ve Batı insanına Mevlana Celaleddin Muhammed’den bilimsel araştırmaların sonuçlarını sunan bir uzmana rastlıyoruz. Dr. Franksin Dean Lewis, hayatının 25 yılını Fars dili ve edebiyatını öğrenmek için harcadı ve 7 yılı aşkın bir süredir Fars dili ve edebiyatını ders veriyor. Dr. Lewis’in bilimsel yaşamında dikkat çeken noktada, bu bilginin 32 yıllık Fars dili ile uğraşmasında bu dilin gereksinimleri olan Arap dili ve edebiyatı ve İslamî bilimleri de bilmesi ve bu alanlarda araştırma yapmasıdır. Dr. Lewis doktora tezini İranlı büyük şair Sanai ve Fars gazelinin ortaya çıkışı hakkında yazdı ve İranlı araştırma vakfının ödülünü kazandı. Lewis’in Hafız ve Sadi hakkındaki makaleleri ies İranica ansiklopedisinde yayınlandı. Yine Lewis’in Mevlana hakkında yazdığı eseri Britanya Kuveyt dostluk derneğinin ödülüne layık görüldü. Franklin Lewis 1970’li yıllarda California eyaletinde Mevlana’nın irfani düşünceleri ile tanıştı ve ona hayran oldu. Lewis ayrıca Brown, Nicholson ve Arberry’nin Mevlana ile ilgili araştırmalarını akademik eğitimi sırasında gözden geçirdi ve daha sonra Fars dili ve edebiyatını öğrendikten sonra Mevlana’nın Farsça eserlerini okumaya başladı. Lewis zamanla ve büyük şaşkınlık içinde Amerika halkının güncel kültürü bu ilahi aşık ve arifin semavi mesajını dejenere ettiğini ve Amerika’nın sırf satışın yüksek olmasını düşünen kitap piyasalarının dini olmayan kültürünün seviyesine kadar indirgediğini fark etti. Bu yüzden Lewis Mevlana hakkında geniş ve detaylı bir araştırma yapmaya ve hakkında bazı kitaplar yazmaya karar verdi. Dr. Lewis’e göre kendisinden önceki araştırmacılar Mevlana’nın yaşamının tarihi boyutuna asla dikkat etmemiş ve üzerinden hızla geçmişti. Bu yüzden Lewis araştırmasını tarihi gerçeklerin üzerinde odakladı ve bir kaç yıllık çabalarının sonucunu Mevlana dünden bugüne, doğudan batıya başlıklı bir kitapta topladı. Lewis bu kitapta Mevlana’nın yaşamı, düşünceleri ve dünya görüşünü tarihi gerçekler penceresinden bakmaya ve kaleme almaya ve yine Mevlana’nın doğulu ve batılı düşünürleri, yazarları, sanatçıları ve hatta politikacıları etkilemesini anlatmaya çalıştı. Dr. Lewis’in detaylı araştırmaları gerçekte Mevlana’nın doğuşundan vefatına kadar geçen süreci kapsayan geniş bir ansiklopedi gibidir. Lewis eserinin bir bölümünde de Mevlana’nın eserlerini tanıtıyor. Eserin büyük bölümü ise özellikle Mevlana’nın kendisi ile ilgilidir. Dr. Lewis eserinde eleştirel ve ince bir yaklaşımla Mevlana’nın yaşamı ile ilgili bazı gerçekleri hakkında söylenen efsanelerden soyutlayarak gün ışığına çıkarmaya çalışıyor. Gerçekte Lewis eserinde Mevlana’nın çocukluk, gençlik ve yaşlılık çağlarında hangi İranlı, Arap, Müslüman ve hatta Hıristiyan insanlarla oturup kalktığına, hangi dersleri okuduğuna, nerelerde eğitim gördüğüne ve hangi ortamlarda yaşadığına ışık tutmaya çalışıyor. Yine Lewis, Mevlana’nın hangi dünyevi ve maddi, manevi ve hatta siyasi etkenin düşüncelerini etkilediğini ve bu etkinin mesnevi ve Şems divanına yansıdığını açıklamaya çalışıyor. Dr. Franklin Lewis Mevlana dünden bugüne, doğudan batıya adlı eseri hakkında yaptığı açıklamada, Batı insanının Mevlana’ya yönelik ilgisinden başka kendisinin bu kitabı yazmaya yönelten etkenin Mevlana’yı bilimsel ve tarihi belgelere dayanarak tanıtmak olduğunu belirtiyor. Lewis’in bir başka amacı kalıcı bir bilimsel çalışma yapmaktır. Lewis bu konuda şöyle diyor: Mevlana’nın Batı’daki imajı ticarileştirildi ve hatta Mevlana hakkında araştırma yapan bilginler bile onun imajına tarihi açıdan pek bakmadı. Ben bu kitapta Mevlana’ya bu açıdan bakmaya çalıştım ve acaba Mevlana’yı daha iyi tanımak için tarihi belgeler var mı, yok mu, bunun üzerinde durdum. Ayrıca umarım bu kitap gelecekteki araştırmalara ışık tutar. Dr. Franklin Lewis’in eserinde gündeme getirdiği en ilginç ve en yeni tartışmalardan biri, Batı’nın Mevlana ile tanışma tarihidir. Bu tarih 200 yıl önce ve batılı seyyahların Türkiye’yi ziyaret etmesi ve Konya’da Mevlevi’ye tarikatı ile tanışması ve semazenlerin sema gösterisini ve diğer gelenekleri görmeleri ile başlar. 015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile