Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 01 Ekim 2013 20:35

Oryantalistler açısından Farsça şiir

Oryantalistler açısından Farsça şiir

Fransız oryantalist Rene Gruse (René Grousset) şöyle diyor: insanlığın, İran'a çok şey borçlu olduğunu söylemem gerek. Zira tarihin de kanıtladığı gibi İran sahip olduğu güçlü kültür ve İslami zarafeti ile asırlar boyunca milletler arasında anlayış, anlaşma ve koordinasyon aracı olmuştur, öyle ki onlar tek bir felsefe, düşünce ve hedefe sahip oldular. Farsça şiir ve edebiyatı, İranlıların kimliği ve hüviyetidir ve eskiden beri İran, güzellikler, güller, şiirler ve büyüleyici hikayeler diyarı olarak tanınır. Çağdaş Fransız şair Abel Bounar'a göre " Asya'nın tüm ülkelerini gezmiş, hepsinde seyahat etmiş ve halkı ile tanışmış olan biri, Hindistan'ın felsefesinden mest olabilir, Çin'in azametinden hayrete düşebilir ve Japonların zekasından şaşırabilir; fakat İran'ın sanatından kesinlikle büyülenmiştir, tüm sanat dallarında zirvede parlayan bu millet, sanat dallarından birine daha gönül bağlamış ve o da şiir ve edebiyattır." Doğuda Fars edebiyatı ve şiiri ile tanışmak, Gazneviler silsilesi ve haçlı savaşlar döneminde gerçekleşti. Oryantalistlere göre İran efsaneleri, şiirleri ve hikayeleri İspanya yolu ile ve İslam dünyası vasıtasıyla orta çağda Avrupa'ya ulaştı. Böylece Avrupalılar arasında, doğunun büyülü dünyası ve Müslümanların toprakları ile tanışma isteği belirdi, nitekim bu özel ilgi Avrupa'nın ortaçağ efsanelerinin bir çoğuna da yansıdı. Fransız oryantalist Rene Gruse (René Grousset) şöyle diyor: insanlığın, İran'a çok şey borçlu olduğunu söylemem gerek. Zira tarihin de kanıtladığı gibi İran sahip olduğu güçlü kültür ve İslami zarafeti ile asırlar boyunca milletler arasında anlayış, anlaşma ve koordinasyon aracı olmuştur, öyle ki onlar tek bir felsefe, düşünce ve hedefe sahip oldular. İran'ın düşünce ve şiirleri sayesinde çeşitli ırklar, ortak iman ve düşünceye sahip oldular. Tüm bir dünya, İranlı şairlerin düşüncelerinden yararlandı. İranlı şairlerin açıkladığı duyguları, bir Fransız'ı bir Hintli gibi, bir Türkü de tıpkı bir Gürcü gibi etkiledi. İranlı arifler, tam bir Müslüman olmalarına rağmen, bir Hıristiyan'ın yüreğini etkilediği gibi, bir Brahman'ı da etkileyebilirler, işte bu yüzden onlar tüm insanlığa aitler. Çek düşünür Yerji Beçka (Yrzhy Bchka) İran'ın gazel yazan eşsiz şairini şu sözlerle övüyor: Farsça şiirin bin yıllık tarihi sürecinde, birincilik sırası İran'ın seçkin şairi Hafız'a verilir. Kesinlikle hafız dünya edebiyatı ve tarihi boyunca en büyük şairdir. Hafız Şirazi ve onun şiirlerine hayran olan üstelik onun kardeşi olmayı arzulayan büyük Alman şair Gote (Johann Wolfgang von Goethe) " Doğu Divanı" adlı ebedi eserinde Hafız'ı överek şöyle yazıyor: Ey hafız, senin sözün ebediyet kadar yücedir, zira onun başı ve sonu yoktur. Senin sözlerin gök kubbe gibi sadece kendine bağlıdır ve gazellerinin ortası, başı ve sonu arasında bir fark yoktur, zira hepsi mükemmel ve güzeldir… Dünya sona erse de, bir tek arzum var, ey semavi hafız, seninle e yanında olayım tıpkı bir kardeş gibi, sevinç ve hüznünde ortak olayım. Seninle bade içeyim ve senin gibi aşık düşeyim, zira bu benim hayattaki onurumdur ve yaşam kayağım. Hafız, senin gazel yazma tarzını taklit etmek istiyorum, gazellerimi senin sözlerindeki inceliklerle süslemek istiyorum. Önce anlamını düşünüp sonra onlara kelime kılıfı giydirmek istiyorum. Hafız Şirazi şiirlerinin Almancaya çevrilmesi, bir çok düşünürü, şarkın bu olağanüstü şairine hayran bıraktırdı. Dünyaca tanınmış olan Alman filozof Niçe (Friedrich Nietzsche) Hafız'ın şiirlerini muazzam bir binaya benzetiyor. Hafız'ın şiirleri Niçe'yi öyle etkileyip büyülemiştir ki ondan "olağan üstü bir olay" şeklinde söz ediyor, öyle bir olay ki onun tekrar yaşanması veya canlanması mümkün değildir. Fransız düşünür Şarl Hanri Fuşekur (Charles-Henri de Fouchécour) sanki hafız'ın şiirleri ile yaşıyormuş gibi şöyle diyor: Hafız'ın şiirleri, yaşamın tüm anları içindir. Hafız'ın romantik ifadeleri İslam çerçevesinde şekillenmiş, öyle bir çerçeve ki çok güçlü bir tevhid anlamına sahiptir. Maşuk, tek bir varlıktır ve aşk, mükemmel, yegane, kıskandıran ve başkası ile yabancı olan bir aşktır. Hafız'ın aşk anlayışı, tamamen arifane bir ortamdan kaynaklanıyor. Doğudan batıya tüm büyük düşünürleri Fars edebiyatına hayran bırakan ise, Fars edebiyatının büyük şairlerin eserlerinde yayınlanan Yüce düşünceleridir. Hayyam'ın felsefi soruları, Mevlana'nın arifane aşkı, Firdevsi'nin mantıkçılığı ve Sadi'nin hikmeti, dünya çapında bir çok hayranları bulunuyor. Bir dönemde ünlü İngiliz yazar Edward FitzGerald'ın hayam rubailerinin tercümesi, kutsal kitap ve William Shakespeare'in tiyatro oyunlarının ardından en çok satan kitaptı. Bir şiir sınırlarını aştı ve bir slogan oldu, bir ayaklanma ve sıçrayışın simgesi oldu. 20. y.y.da Amerika ve İngiltere'nin tüm kütüphaneler ve evlerinde hayam rubailerinden bir nusha bulunuyordu. Hayam Avrupalıların evlerine girmiş, onların her zaman yanlarında bulunduran kitabı haline gelmişti; öyle ki birçok İngiliz asker her iki dünya savaşında bu kitabı beraberinde götürmüştür. İngiliz şair Richard Le Gallienne Hayyam rubailerini okumanın ardından şöyle ona övgüler yağdıran edebiyatçılardan bir diğeridir. Mevlana şiirlerinin tercüme edilmesi, dünya edebiyatında bir devrim niteliğindedir. Şems divanının tercümesi uzun yıllar boyunca en çok satan kitaplar listesinde yerini korudu. Dünya Mevlana’nın mesajını duydu ve onun aşk dolu nağmelerinden mest oldu. Alman oryantalist Hermann Ethe, Sema’nın yıldızlar ve gezegenlerin dönmesi ve İlahi aşktan mest olan bir düşüncenin şifresi olduğunu belirterek şöyle diyor: “ bu topluca yapılan sema dansının ahenkli hareketlerinden coşan Mevlana, İlahi vahdetin sırrını yolunu bulma şevkinden coşunca, o eşsiz irfani gazelleri yazıp, büyük divanını oluşturdu. Öyle bir divan ki anlam, lisan güzelliği ve beytlerin ahengi, dünya edebiyatında değerli bir cevher sayılır. Hiç şüphesiz Şahname, insan zekası ve yeteneğinin en değerli eserlerinden biri olarak, Homer ve Dante’nin dünyaca tanınmış destanları ile yarışıyor, ve güç, zerafet, saflık, berraklık, zerafet, stil ve dil olarak Yunan’ın en seçkin örnekleri ile yarışabilir. Oryantalistler ve özellikle Rus uzmanları, Firdevsi’nin Şahnamesini, dünya edebiyatının benzersiz cevheri olarak biliyor. Iranologist Yevgeni Bertles’e (Evgeny Berthels) göre, “ Madem ki dünyada İran kavramı var olacaksa, kalbindeki tüm yanan aşkını vatanına adayan büyük şair Ferdevsi’nin adı da ebedi olacaktır. Firdevsi Şahname’yi büyük acılar ve çileler çekerek yazdığından iran halkının sevgi ve saygısını kazandı ve böylece dünya edebiyatının en kıymetli ve eşsiz eserini yarattı.” Çek cumhuriyetinin büyük düşünür ve oryantalisti Yan Ripka (Jan Rypka) Firdesi’yi, İran edebiyatının Rüstem’i olarak tanıtıyor. On agöre “ Firdevsi, İran edebiyatında Rüstem gibi dim dik ayaktadır. Onun eşsiz eserinden yapılan tercümeler ve batılı oryantalistlerin onun hakkındaki sayısız telifleri sayesinde iran sınırlarının ötesinde büyük bir üne sahip olmuştur. Şahname hikayesi, insanoğlunun hamasetini bir gözlemcisidir ve yaşandığı yer ise İran tarihidir.” Şahname, emanettar biri olarak geçmiş geleneklerini koruyan tarihi bir kanıt ve belgedir; içinde barındırdığı tüm hayal ürünü hikayaelere rağmen, İnsanlık tarihinin ve tariin başlangıcı incelemek açısından önemli sayılır, üstelik Sasaniler döneminde sosyal yapı ve yaşam tarzı ve bazı tarihi konular hakkında arap kaynaklardan daha aydın ve açık bir kaynak sayılır. Fransız oryantalist Henry Massie’ye göre de “İran’ın tüm hamasi eserleri arasında Şahname kendine has bir üstünlüğe sahiptir. Zira konu, bir milletin bağımsızlığını ve milliyetini korumaya dayalı tarihi mücadelesidir. Şahname iftiharlar ve bir milletin çektiği acıların şiirleridir. İşte sırf bu konu, Şahname’nin en seçkin edebiyat eserleri arasında yer almasına sebep olmakta. Fakat Şahname başka bir özelliğe de sahiptir. Şahname, bir birinden çok farklı olan iki dönemi bir birine bağlıyor: bir yandan dünyanın en eski ve bilinen mezheplerden birirnin beşiği olan eski İran ve diğeri ise 11.y.y.ın yeni İran’ı. Zerdüşt ve islam dünyasını birbirine bağlayan bu milli hamaset, Asya’nın en etkin yönlerinden birini gözlerde canlandırıyor.” 009/015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile