Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 03 Mart 2015 04:23

Terörizm, Amerika liderliğinde Batının çifte standart politikası sonucu

Terörizm, Amerika liderliğinde Batının çifte standart politikası sonucu

Ali Keremi

İran İslam cumhuriyeti dış işleri bakanı Muhammed Cevad Zarif İsviçre'nin Cenevre şehrindeki katıldığı BM merkez binasında düzenlenen BM insan hakları konseyinin 28. dönem toplantısında yaptığı konuşma; Batılı güçlerin insan hakları ve terörizmle mücadele konusunda uyguladığı ikili ve çifte standart politikaları kınadı. Muhammed Cevad Zarif, IŞİD tekfirci terör örgütünün ilahi ve rahmani İslam ile uyuşmadığını ve bu terör örgütünün oluşum kökenleri ve nedenlerinin tespit edilmesi gerektiğini ifade ederek, IŞİD teröristlerinin daha önceleri Batılı yönetimler tarafından özgürlük savaşçıları olarak tanıtıldıkları ve desteklendiklerini belirtti. Zarif bölgedeki nüfus ile toplumsal ve siyasi yapıyı değiştirmek ve kurulu devletleri zayıflatmak için bazı güçlerin terörizmi desteklediklerini, bunun dostça bir politika olmadığını söyledi.

İran dış işleri bakanı Muhammed Cevad Zarif, bölge ve dünya çapındaki aşırıcılık ve terörizmin yayılma tehlikesi uyarısında bulunarak, bütün ülkelerin ve dünya toplumunun aşırıcılık ve terörizmle İslam korkusunun yaygınlaştırılması, fanatizm ve terör örgütleriyle mücadele konusunda kararlı bir tutum izlemesi gerektiğini vurguladı.

BM insan hakları bildirgesiyle BM'nin aşırıcılık, ayırımcılık ve terörizmle mücadele ilkeleri ve konvansiyonlarına rağmen sömürgeci güçler, çıkarcı politikalar ve militarist girişimleriyle BM ilkelerini çarpıtıp suiistimal ve ihlal ediyorlar. İki kutuplu dünya ve soğuk savaş döneminde, toplam sıfır ile sonuçlanan bir stratejik oyun başlatıldı. Ve kayıp-kayıp temelinde dünya'daki güç dengeleri kuruldu. Bu oyunun sonucu, beşeri toplumun büyük bir kayıp ve acı yaşamasıydı. Soğuk savaşın sona ermesine rağmen, beşeri toplumda bir çok akımlar art niyetli hedefler doğrultusunda kullanılıp, beşeri topluma benzer acılar ve yıkımlar yaşatmaktadır. Soğuk savaş döneminde askeri ve silah temelli politikalar, çıkarları temin etmek için güç dengelerini sağlamaya yönelikti. Bu politikalar dünya barış ve güvenliğini sarstı, bölgesel savaşlara sebep oldu. Çağımızda demokratik ilke ve kıstaslar gündemde tutulduğu halde, dünya toplumuna barış ve kalıcı güvenlik getirmedi.

BM ve uluslar arası hukuk ve kuralları göz ardı ederek çıkarlar sağlamak, dünyada şiddet ve güvensizlikle kanlı savaşlara sebep olmaktadır. Sömürgeci ve emperyalist güçler, diğer ülkeleri ve özellikle bağımsız ülkeleri baskı altında tutmak, gayri meşru çıkarlarını temin etmek için insan hakları ve özgürlükleri suiistimal edip, onları bu ilkeleri ihlal etmekle suçluyorlar. Süper güçler son yıllarda terörizmi kullanarak kendi çıkarlarını temin etmeye çalışıyorlar. Batılı devletlerle onların bölgesel işbirlikçileri  son 4 yılda Ortadoğu ve İslam ülkelerinde etnik ve tekfirci teröristleri örgütleyip desteklemektedirler. Buna ilaveten tekfirci terör örgütlerinin işledikleri cinayetler ve katliamları, İslam korkusu salmak için de kullanıyorlar.

Emperyalist güçler tekfirci terörizmi türettikleri halde, bunların bölge ve uluslar arası alandaki vahşi cinayetlerini ve terör saldırılarını İslam'a mal etmeye ve barış ile insanlık dini olan İslam'ı karalamaya çalışıyorlar. Amerika ve diğer sömürgeci güçlerin koruması altındaki Siyonist medya gurupları, IŞİD gibi katiller sürüsünün terörist ve insanlık dışı saldırılarını İslam kaynaklı olarak yansıtmaya özen gösterip, karalama propagandasını sürdürüyorlar.  Halbuki İlahi ve Rahmani bir din olan İslam hiçbir kimseyi tekfir etmez, masum insanların ölümüne ve yakılmasına hükmetmez. İslam saldırılara karşı direniş ve savaş açanlara karşı sınırlı ve adilane savunma savaşına-yani cihad'a izin verir. Hz. Muhammed'in –saa- tebilğ ettiği İslam bütün insanları bilgilendirme yoluyla tevhide çağırır. Bütün dinlere inananlara karşı barışçı ve saygılı bir tutum izler. Halbuki tekfirciler ister Sünni, ister Şii ve Alevi Müslümanları katliamdan geçirip, sivil katliamı yaparak sivil-asker ayırımı yapılamayacağını ve kendi sapık inançlarını kabul etmeyenleri katliamdan geçirebileceklerini iddia edip, bu konuda hadisler uyduruyorlar.

Batılı güçler İslam korkusunu salmak için Ortadoğu ülkelerinde tekfirci teröristlerin yaptıklarını örnek gösteriyorlar. Halbuki tekfirci sapık teröristlerin saflarında sözde yeni Müslüman olmuş Batılı gençler de göze çarpıyor. IŞİD gibi hunhar ve ruh hastası Tekfirci teröristlere katılan batılı gençler eğitimli gençlerdir. Batılı güvenlik güçleri ve istihbarat örgütlerinin desteğinde veya göz yummasıyla bu teröristler Suriye ve Irak'a taşınıp, insan avcılığı yapıyor ve İslam'da yasak her türlü tecavüz, işkence ve kan dökme eylemlerine katılıyorlar. Bu nedenle bütün ülkeler ve dünya toplumu yakın işbirliğiyle her türlü terörizme ve terör guruplarına karşı kararlı mücadele etmelidirler.004

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile