Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 17 Aralık 2014 23:09

CIA’nin Uyguladığı Korkunç İşkenceler – 2

CIA’nin Uyguladığı Korkunç İşkenceler – 2

Geçen bölümde CIA ajanlarının sanıklara uyguladığı bazı işkence metotlarını anlattık. Şimdi konumuza CIA'nin uyguladığı diğer bazı işkence yöntemleriyle devam ediyoruz.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporuna göre, CIA'nin sanıklara işkence etmek ve baskı altında tutmak için izlediği yöntemlerden biri de, sanığı aralıksız bir kaç gün ve hatta bir kaç hafta boyunca sürekli sorgulamaktan ibaret olduğunu gösteriyor. Raporun 42. sayfasında CIA'nin Ağustos 2002'de Ebu Zubeyde adlı sanığı sorgulama sırasında sanığa 17 gün boyunca suni boğulma, tokatlama, uygunsuz ve rahatsız edici ve stresli şartların altında tutma ve 24 saat boyunca uykusuz bırakma gibi işkence yöntemlerinden oluşan karışık işkence uyguladığı belirtiliyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporuna göre CIA'nin sorgulama görevlilerinden biri şöyle anlatıyor: Bazen bir sanık bir kaç gün veya bir kaç hafta boyunca aynı şekilde bırakılabilirdi ve kimse gidip ona bakmazdı. Söz konusu ajan ayrıca bir keresinde bir sanığı tam 17 gün boyunca bir duvara bağlanmış vaziyette bulduklarını belirtiyor. Bu ajan bazı sanıkları yuvasına hapsedilmiş köpeğe benzetiyor, öyle ki sanığın hücresinin kapısı açıldığında korkudan eğildiği anlaşılıyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporu, sanıkların darp edilmesi ve onlara dayak atmak, CIA ajanlarının itiraf almak için başvurduğu en sıradan işkence yöntemlerinden biri olduğunu gösteriyor.
Raporun başlıklarını kapsayan 19 sayfalık özetin 4. sayfasında Kobalt adıyla anılan hapishanenin durumuna işaret ediliyor. Afganistan'da bulunan bu hapishanenin zanlıların tutulduğu en korkunç hapishanelerden biri olduğu anlaşılıyor. Raporun bu bölümünde Kobalt hapishanesinde tutulan sanıkların durumu şöyle anlatılıyor:
Kobalt hapishanesinde bazen sanıklar soyulurdu veya elleri uzun süre başlarının üzerinde bağlanırdı. Bazen de Kobalt hapishanesindeki sanıklar sert gözaltına alma adıyla anılan bir işkenceye maruz kalırdı. Bu yöntemde dört beş CIA ajanı sanığın başına bağırıyor ve onu hücresinden dışarı çıkarıyor, elbiselerini yırtıyor ve ellerini bağlıyordu. Ardından sanığın kafasına bir torba geçiriliyor ve tekme tokat dövülerek yerlerde sürükleniyordu.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunda sanıkların tokatlanması, iki güvenlik firmasının sanıklardan itiraf almak için CIA'ye önerdikleri 12 yöntemden biri olduğu belirtiliyor.
Raporun 36. sayfasında belirtildiği üzere 24 Temmuz 2002 tarihinde bu 12 yöntemden onu kabul edildi. Sanığı şaşırtmak (aniden yakasından tutmak ve yerden kaldırmak), sanığı çok küçük hücrelerde tutmak, sanığı küçük hücrelerde haşerelerle bir arada hapsetmek, sanığın kafasını tutmak, sanığa tokat atmak, sanığı uykudan mahrum bırakmak, sanığı rahatsız edici stresli şartlarda tutmak, sanığı duvara vurmak ki bu yönteme walling deniliyor. Sanık esnek bir duvara çarpılıyor ve duvardan sanığı şok edecek bir ses çıkıyor, sanığı duvarın önünde tutmak ki bu yöntemde sanığa yorgunluk telkini doğrultusunda uygulanıyor ve sanığın uzun süre bir duvarın önünde uzun süre hareketsiz kalması ve ellerini duvara dayaması gerekiyor ve suni boğulma işkencesi CIA'nin onayladığı işkence yöntemleriydi.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 41. sayfasında Ebu Zubeyde'nin sorgulanması hakkında şu ifadelere yer veriliyor: Ne zaman Ebu Zubeyde daha fazla bilgi verme karşısında direnseydi, sorgulama görevlisi yüzüne tokat atar veya yüzünü elleriyle tutarak sıkardı.
Raporun 278 sayılı dipnotunda da bir CIA yetkilisinden naklen Gül Rahman adlı sanığın sert gözaltına alma yöntemi sırasında darp edilmesi hakkında şöyle deniliyor: Onlar yani ajanlar bir kaç kez yüzüne tokat ve yumruk attı, onu yerlerde sürüklediler. Bir kaç kez yere yığıldı, ama onlar onu yerlerde sürüklemeye devam ettiler. Gül Rahman'ın elleri, ayakları ve yüzü yaralanmıştı, ama bunların hiç biri tıbbi bakım gerektirmiyordu.
Gül Rahman Afganistan uyrukluydu ve CIA tarafından terör eylemlerine karışmakla suçlanıyordu. Gül Rahman 29 Ekim 2002'de gözaltına alındıktan sonra Kobalt hapishanesine getirildi. Kasım 2002'de Gül Rahman CIA'nin uyguladığı ağır işkenceler yüzünden ve yere zincirle bağlandığı bir sırada aşırı soğuk sebebiyle hayatını kaybetti.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 497. sayfasında Gül Rahman'ın nasıl öldüğü hakkında şu ifadelere yer veriliyor: Kasım 2002'de Gül Rahman kısa bir zincirle hücrenin duvarına bağlanmıştı ki bu da onun hücrenin beton tabanı üzerinde oturmaya zorluyordu. Rahman'ın üstünde bir elbise vardı, ama altı çıplaktı. Kasım 2002'de Kobalh hapishanesinin gardiyanları Gül Rahman'ın cansız bedenini buldu. Gerçi CIA görevlisi onu diriltmek için çok çaba harcadı, ama bu çaba sonuçsuzdu ve Gül Rahman'ın öldüğü bildirildi. CIA'nin yaptığı otopsinin raporunda Gül Rahman'ın ölüm sebebi "belirsiz" olarak açıklandı, fakat otopsiyi yapan hekimin ölüm sebebiyle ilgili tespiti vücut ısısının aşırı düşmesi şeklindeydi.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 54. sayfasında Gül Rahman'ın neden çıplak olduğu hakkında da şöyle deniliyor: Rahman'ın vücudunun sadece üst kısmında elbise vardı, çünkü CIA'nin bir numaralı subayı, Rahman'ın önceki sorgulamada gerekli işbirliğinde bulunmadığı için üzerindeki elbiselerin çıkarılması için talimat vermişti. Otopsi Gül Rahman'ın muhtemelen vücut ısısının düşmesi sonucu ki bu da vücudunun alt kısmı çıplak halde yere oturmasından kaynaklanıyordu, hayatını kaybetmişti.
Gül Rahman'ın ölümünü daha da acıklı hale getiren mesele, bu şahsın yanlışlıkla ve yasalara aykırı bir şekilde tutuklanan 26 kişiden biri olmasıydı. Raporun 16. sayfasında 32 numaralı dipnotta bu kişilerin adı geçiyor. Bu bölümde Gül Rahman hakkında şöyle yazılıyor: Gül Rahman yanlış kimliklerin bir başka örneği.
Ancak tüm bu hatalara karşın hatayı işleyen CIA ajanları cezalandırılmadığı gibi, uygulamaları için mükâfatlandırılmaya hak kazandı.
Raporun 55. sayfasında bu olayda suçlu olan kişilerin CIA'nin sorgulama programının anahtar kişileri olarak görevini sürdürdü ve Rahman'ın ölümü yüzünden hiç biri hiç bir şekilde cezalandırılmadı. Bilakis, Mart 2003'te yani Gül Rahman'ın ölümünden sadece dört ay sonra CIA'nin (bu bölüm sansür edilmiş) ülkesindeki üssü (bu bölüm sansür edilmiş) bir numaralı subayı sürekli ve fevkalade çalışmalarından ötürü nakit para ödülü ile mükâfatlandırılmasını talep etti.
CIA dönem Başkanı Michael Hyden ise Gül Rahman'ın ölümüyle ilgili düzenlenen oturumlarda ilkin Rahman'ın ölümünü inkâr etmişti. Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 496. sayfasında ise Hyden ve Amerikalı senatör Carl Levin arasındaki diyalog yer alıyor.
Hyden, senatör Levin'in işkenceler sırasında kimsenin ölüp ölmediği sorusuna verdiği cevapta hiç kimsenin CIA işkenceleri sırasında ölmediğini iddia ediyor ve daha sonra Rahman'ın öldüğünü kabul ettiği halde ölümün CIA'nin uyguladığı programdan önceki düzensizlikten kaynaklandığını ileri sürüyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun araştırmaları CIA'nin en az 26 kişiyi yanlışlıkla tutukladığını ve işkence ettiğini gösteriyor. CIA hatta burada bu sayının 21 olduğunu ileri sürüyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 14. sayfasında bu koyuna işaret ediliyor. Rapora göre CIA dönem Başkanı Hyden tutuklu sayısını yüzden daha az ve genellikle 98 olarak açıklıyor, oysa komisyonun CIA verileri üzerindeki araştırmaları tutuklu sayısının en az 119 olduğunu ortaya koyuyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 15. sayfasında da insanların yanlışlıkla gözaltına alınmaları konusunda şu ifadelere yer veriliyor: CIA Şubat 2006'de istihbarat komisyonundan bir heyetle düzenlediği oturumda gözaltına alma operasyonları sırasında beş kişiyi yanlışlıkla gözaltına aldığını itiraf ederken, CIA verileri en az 21 kişinin veya tutuklanan 119 kişinden toplam 26 kişinin standart gözaltına alma prosedürüne aykırı bir şekilde tutuklandığını gösteriyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporu CIA'nin gözaltına alınan bazı zanlıların standartlara uygunsuz bir şekilde gözaltına alındıkları konusunda kuşkulu olan bir çok durumun daha söz konusu olduğunu ortaya koyuyor. Bir istisna durumun dışında CIA ajanları yanlış uygulamaları yüzünden ceza almadıklarını gösteriyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 32 numaralı dipnotu yanlışlıkla gözaltına alınanların en ağır biçimde işkence edildiğini ortaya koyuyor. Bu durumlardan sadece birinde Ebu Hazife adlı zanlı 66 saat ayak üstünde tutuluyor ve uykudan mahrum bırakılıyor.
Kobalt hapishanesinde bir çok kez zanlılar sert gözaltına alma yöntemi adı verilen yöntemle işkence ediliyor. Bu yöntemde dört beş CIA ajanı sanığın başına bağırıyor ve onu hücresinden dışarı çıkarıyor, elbiselerini yırtıyor ve ellerini bağlıyordu. Ardından sanığın kafasına bir torba geçiriliyor ve tekme tokat dövülerek yerlerde sürükleniyordu.015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile