Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 16 Aralık 2014 10:17

CIA’nin Uyguladığı Korkunç İşkenceler - 1

CIA’nin Uyguladığı Korkunç İşkenceler - 1

Geçen hafta Amerika senatosu istihbarat komisyonu uzun bir bekleyişin ardından sonunda CIA'nin insanlık dışı uygulamaları ve işkencelerini içeren bir raporu yayınladı. Gerçi yayınlanan rapor, hazırlanan esas korkunç raporun sadece bir özetiydi. Ama yine de Amerika yönetimi ve casusluk örgütünün cinayetlerine bir nebze olsun ışık tuttu.
Amerika senatosu istihbarat komisyonu 4 yıl süren bir araştırmanın ardından geçen hafta CIA'nin terör zanlılarına uyguladığı işkenceyi belgeleyen ve 499 sayfadan oluşan bir rapor yayınladı. Senato'nun İstihbarat Komisyonu Başkanı Diane Feinstein'ın belirttiğine göre, rapor CIA'ye ait yaklaşık 6 milyon belge incelendikten sonra hazırlandı.
Gerçi yayınlanan rapor aslında araştırmanın sonucu olan 6700 sayfalık kalın bir raporun özeti sayılıyor, ama yine de bu kadarı bile Amerika'da casusluk örgütleri ve güvenlik güçlerinin insanlık dışı uygulamalarını gün ışığına çıkarmaya yetiyor. Raporda yer alan cinayetler ve işkencelerin 11 Eylül 2001 olaylarının faillerini bulmak ve terörle mücadele bahanesiyle gerçekleştiği anlaşılıyor.
CIA'nin işkencelerini belgeleyen rapor yayınlanır yayınlanmaz uluslararası medyada ve sosyal paylaşım sitelerinde ve dünyanın siyaset çevrelerinde geniş yankı uyandırdı, öyle ki bazıları CIA'nin uyguladığı işkenceleri Saddam ve Kaddafi gibi diktatörlerin uyguladığı işkencelerle karşılaştırdı.
Oysa yayınlanan raporda Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun hazırladığı esas raporun sadece küçü bir bölümüne ve zanlılardan nasıl itiraf alındığına işaret ediliyordu.
CIA'nin işkenceleriyle ilgili yayınlanan özet raporun 59. sayfasında zanlılara tecavüz edildiğine işaret ediliyor. Senato bu yüzden CIA'nin salahiyeti olmayan sorgulama görevlilerini kullanmasını eleştiriyor. Raporun bu bölümünde şu ifadeler yer alıyor:
(Oğul Bush döneminde) CIA Başkanı Michael Hyden ve ajansın (CIA'nin) diğer yetkililerinin daha sonraları yaptıkları açıklamaları ve sanıkların sorgulanmasında yer alan kişilerin titizlikle seçildiklerini ve işlerini bildiklerini belirttiklerinin aksine CIA belgeleri gözetilen (bu bölümü sansürlenmiş) seçme yöntemi izlenmediğini gösteriyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonu CIA'nin bazı ajanlarının sebebiyet verdiği skandallardan haberdar olduğunu ama buna karşın onları zanlıları sorgulamakla görevlendirdiğini belirterek şöyle devam ediyor: Zanlıları uygunsuz bir şekilde sorgulamaya karışan bazı subayların sorunlarından biri, işyerinde öfkelerini kontrol etmekte sıkıntı yaşamalarıydı ve cinsel tecavüzde bulunduklarını itiraf ettikleri rapor edilmiş bulunuyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunda çok yankı uyandıran konulardan biri ise zanlılara eziyet ve tacizde bulunmak için onlara zorunlu lavman uygulanması ve bu işkence yöntemiyle itiraf almaya çalışılmasıdır. Oysa bundan önce CIA hakkında yapılan ifşaatta bile bu insanlık dışı uygulamaya seyrek rastlanır.
Senatonun yayınladığı raporun 100. sayfasında bu bağlamda şöyle deniliyor: Telgraflar ve belgeler, CIA tarafından gözaltına alınan ve en ağır işkencelerle işkence edilenlere lavman uygulandığını gösteriyor. Oysa bu uygulamayı gerektirecek hiç bir tıbbi delil bulunmuyor ve diğer zanlılar da benzer uygulamayla tehdit ediliyordu.
Raporda Abdurrahim Neşiri, Macid Kolian, Ebu Zubeyde, Mervan Cebur adlı sanıkların bu uygulamaya maruz kaldığı belirtiliyor. Raporda ayrıca CIA ajanlar Remzi Bin Şibe, Halid Bin Ataş ve Adnan Libi'yi de lavman uygulaması ile tehdit ettikleri kaydediliyor. Raporda, CIA'nin tabip subayları lavman uygulamasından sanıkların davranışının kontrol etme aracı şeklinde söz ettikleri de ifade ediliyor.
Gerçi CIA'nin emaillerinde lavman uygulama tekniği detaylı bir şekilde anlatılması, CIA ajanlarının bu yöntemi zanlıların davranışını değiştirmeleri için nasıl uyguladıklarını açıkça ortaya koyuyor. Ancak CIA bu yöntemi savunmak için yöntemi tamamen onaylı tedavi yöntemi şeklinde tanımlıyor. Öte yandan CIA yetkilileri bu yöntemi zorla uygulama konusunda uyarılmalarına karşın senato istihbarat komisyonu raporunda, bu konuda her hangi bir inceleme yapıldığını gösteren kanıt veya belge bulunmadığını kaydediyor.
Bu yöntemin kullanılması sonucu Suud vatandaşı Mustafa Husavi adlı bir sanığın rektumunda iltihaplanma vakası yaşandığı ve sanığın sonunda hemoroid hastalığına yakalandığı ifade ediliyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun başlıklarını kapsayan 19 sayfalık özetin 4. sayfasında ve CIA zanlılarının vahşice sorgulanması başlığıyla ilgili bölümünde zanlıların aile fertlerine zarar vermekle tehdit edildiği beyan ediliyor. Rapora göre CIA ajanları zanlıları işbirliği yapmadıkları takdirde annelerine tecavüz edeceklerini veya onları öldüreceklerini söylüyor. Raporun bu bölümünde de şu ifadeler yer alıyor:
CIA ajanları en az üç sanığı ailelerine zarar vermek ve örneğin bir sanığın çocuğuna zarar vermek, bir sanığın annesine cinsel tacizde bulunmak ve bir sanığın annesinin boğazını kesmekle tehdit etmiştir.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 70. sayfasında ise bu tür tehditlerin bir başka örneğine işaret ediliyor. Bu bölümde Abdurrahim Neşiri adlı sanığa karşı şiddet içerikli, cinsel ve sözlü taciz örneklerinden söz ediliyor. Suud vatandaşı Neşiri 2002 yılında Dubai'de yakalanıyor ve dört yıl boyunca CIA'nin Afganistan, Tayland, Polonya, Fas ve Romanya'daki gizli hapishanelerinde tutulduktan sonra sonunda Guantanamo'ya getiriliyor. Gerçi Neşiri'ye yönelik suçlamalar 2009 yılında reddediliyor, ama 2011 yılında bir kez daha bu suçlamalar yeniden gündeme geliyor. Neşiri hala CIA tarafından gözaltında tutuluyor.
Abdurrahim Neşiri'ye yönelik uygulanan sorgulama yöntemleri o kadar insanlık dışı yöntemlerden oluşuyor ki CIA 2005 yılında Neşiri ile ilgili sorgulamaların video kayıtlarını tamamen imha ediyor. Senato istihbarat komisyonunun raporuna göre uygulanan yöntemlerin arasında sözlü taciz ve annesine tecavüz tehdidi yer alıyor. Raporda şu ifadelere yer veriliyor:
Genel teftiş bürosu daha sonraları Neşiri'ye karşı (bu bölüm sansür edilmiş) CIA'nin iki numaralı subayı tarafından uygulanan illegal yöntemler uyguladığı ile ilgili suçlamaları gündeme getirdi. Örneğin dolaylı bir şekilde annesine göz önünde cinsel tacizde bulunulduğu ifade ediliyor.
CIA ajanlarının sanıklardan itiraf almak için başvurduğu bir başka yöntem sanığı uzun süre uykusuz ve uygunsuz şartlar altında bırakmaktı. Raporun başlıklarını kapsayan 19 sayfalık özetin 3. sayfasında şöyle deniliyor:
Uykudan mahrum bırakmak, sanığı 180 saat boyunca kasten ayakta tutmak veya uygunsuz şartlarda tutmaktan ibaretti ve bazı durumlarda sanığın elleri de başı üzerinde iple bağlanırdı.
Rapor şöyle devam ediyor: En az beş sanık uzun süre uykudan mahrum bırakıldıkları için rahatsız edici kuruntulara yakalanmış ve en az iki durumda CIA ajanları söz konusu sanıkları uyanık tutmaya devam etmiştir. CIA'nin adalet bakanlığına sunduğu belgelerin tam aksine CIA kendi ajanlarına Ebu Zubeyde'nin sorgulanması tıbbi müdahale ve tedavi görmesinden öncelikli olduğu talimatı vermiş ve bu durum mermi isabeti sonucu aldığı yara yüzünden Ebu Zubeyde'nin sağlık durumu gözaltında bulunduğu sürede kötüye gitmiştir. En az iki durumda CIA sağlık personelinin ağırlaştırılmış sorgulama yöntemleri sanıkta fiziksel yaralara yol açabileceğiyle ilgili uyarılarına karşın, CIA bu yöntemleri uygulamayı sürdürmüştür. CIA sağlık personeli en az bir durumda vücudu şişen sanığı tedavi ederek uykudan mahrum bırakılma işkencesinin devam etmesini sağlamıştır.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunun 16. sayfasındaki 32 numaralı dipnotta, CIA'nin Ebu Hazife adındaki sanığı aynı yöntemle işkence ettiği ifade ediliyor. Raporun bu bölümünde ise şu ifadelere yer veriliyor: Ebu Hazife, CIA bu adamın tahmin ettiği kişi olmadığını fark ederek onu serbest bırakmadan önce tam 66 saat boyunca buzlu su banyası ve ayakta uykudan mahrum bırakılma işkencesine maruz kalmıştır.
Senato istihbarat komisyonunun raporunun bir bölümünde Pakistan uyruklu Halid Şeyh Muhammed adlı sanığın yedi buçuk gün uykusuz bırakıldığı ve bu sürenin büyük bir bölümünde ayakta tutulduğu ifade ediliyor. Raporda CIA dönem Başkanı Michael Hyden'in Muhammed'in bunca gün uykusuz bırakıldığından haberdar olduğu belirtiliyor.
Raporun 54. sayfasında yer alan detaylar, uzun süre uykusuz bırakmak, darp etme ve soğuk havada tutma gibi işkencelerin yanında Afganistan uyruklu Gül Rahman'ın CIA'nin gizli hapishanelerinden birinde ölümüne sebebiyet verdiğini gösteriyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunda işaret edilen ve bundan önce de hakkında bazı belgelerle ifşa edilen işkence yöntemlerinden biri de sanıkların sözlü ölümle tehdit edilmesi ve sahte idam sahnelerinin uygulanmasıydı. Burada uygulanan yöntemlerden biri de sanığı korkutmak için gömmekti.
Raporun başlıklarını kapsayan 19 sayfalık özetin 4. sayfasında şöyle deniliyor: CIA sanıklardan 7 kişiyi asla CIA hapishanelerinden sağ kurtulamayacaklarına inanacakları vaziyete maruz bıraktı. Sanıklardan birine, ancak bir tabut boyutunda bir kutu içinde hapishaneden çıkabileceği söylendi. Sorgulama ajanlarından biri ise sanıklardan birine asla mahkemeye çıkarılmayacağını, çünkü dünyanın bizim sizin başınıza neler getirdiğimizi öğrenmesine asla müsaade etmeyeceklerini söylüyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunda bir çok yerde suni boğulma yöntemine işaret ediliyor. Raporun başlıklarını kapsayan 19 sayfalık özetin 3. sayfasında şöyle deniliyor: Suni boğulma yöntemi fiziksel açıdan çok zarar vericiydi, sanığın kusmasına ve kriz geçirmesine sebep oluyordu. Örneğin Ebu Zubeyde (suni boğulma işkencesi uygulandıktan sonra) tamamen bayıldı ve tamamen açık kalan ağzından köpük çıkmaya başladı.
CIA belgelerinde Halid Şeyh Muhammed'e uygulanan suni boğulma işkencesi bazen gerçekten boğulma noktasına ulaşmasına yol açtığı belirtiliyor.
Raporun 40. sayfasında da Ebu Zubeyde'nin sorgulanmasında uygulanan işkence yöntemlerine işaretle sanıktan itiraf almak için suni boğulma ve diğer işkence yöntemleri kullanıldığı ifade ediliyor.
Amerikan senatosu istihbarat komisyonunun raporunda bu bağlamda şöyle yazıyor: 3 Ağustos 2002'de CIA merkezi Green hapishanesindeki sorgulama ekibine Ebu Zubeyde'den itiraf alabilmek için başta suni boğulma olmak üzere ağırlaştırılmış işkence yöntemlerini kullanabileceğini bildiriyor.
Raporun 41. sayfasında Ebu Zubeyde'nin teröristler hakkında bilgilerini söylemesi için bir sorgulama sırasında nasıl baskı altında tutulduğu şöyle anlatılıyor: Öğleden sonra saat yaklaşık 6:20, Ebu Zubeyde'ye ilk kez suni boğulma uygulandı. İki buçuk saat süren suni boğulma sırasında Ebu Zubeyde öksürdü, kustu ve vücudunun üst kısmı ve başı iradesiz bir şekilde titriyordu. Hapishane yetkilileri bu süre içerisinde Ebu Zubeyde'ye fırsat verildiğini ve kendisinden Amerika birleşik devletlerine yönelik tehditlerle ilgili sorulara cevap vermesi istendiğini, fakat Ebu Zubeyde daha fazla bilgisi olmadığı konusunda ısrarını sürdürdüğünü belirtiyor.
CIA hapishanesinde görevli bir sağlık personeli emaillerinden birinde sanık Ebu Zubeyde'ye uygulanan suni boğulma işkencesini anlatıyor ve Ebu Zubeyde'ye verilen son yemeğin üzerinden on saat geçtiği halde suni boğulma işkencesi yüzünden bir kaç kez kustuğunu belirtiyor.
Senato istihbarat komisyonunun raporu Ebu Zubeyde'nin günde iki ila dört kez suni boğulma yöntemiyle işkence edildiğini gösteriyor.015

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile