Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 29 Kasım 2014 11:56

Amerika'nın insan hakları ihlalleri-10

Amerika'nın insan hakları ihlalleri-10

Amerika kurucuları, başkanları, ordusu kutsanıyor ve adları savaş gemilerine, kentlerine koyulup canlı tutuluyor. Fakat gerçek şudur ki Avrupalı beyaz göçmenler, sonra kurulan Amerika kolonileri ve ardından Amerika birleşik devletlerinin başkanları doğrudan ve dolaylı olarak Asya kökenli yerli halk olan sözde kızıl derililerle Afrika ülkelerinden kaçırdıkları ve köleleştirdikleri siyah derili masum insanların azılı katilleri ve ırkçı masonlar sayılıyor. Amerikalı beyazlar Kızılderililerle siyah derili insanların katliamını ve köleleştirilmesini kutsayıp, normal bir süreç olarak nitelendirdiler.

Vahşi Avrupalı beyazlar krallıklarla Hıristiyan kilisesinin desteğinde köle ticaretini ve insan avcılığı yapıyorlardı. Nitekim Köle taciri gemilerinin insan yükleri 150 ile 600 kişi arasında değişiyordu. Bu gemiler 21 ile 90 gün arasında değişen sürede Amerika'ya ulaşılıyordu. Erkek köleler isyan korkusuyla ya birbirlerine ya da güverteye zincirleniyordu. Geminin hacmini son haddine kadar değerlendirmek için gemilerde 183 cm uzunluğunda 41 cm eninde bölmeler bulunuyor, Zenci köleler balık istifi gibi bu bölmelerde yan yana diziliyorlardı. Ayağa kalkamayan ve sağa sola dönemeyen kölelerin bir çoğu ölüyordu. Bu masum insanlara normal şartlarda günde iki defa su ve haşlanmış pirinç, darı, irmik veya patates veriliyordu. Rüzgarların durduğu zaman yolculuğun uzayacağından verilen bu yiyeceklerden de kısılıyordu. Havalar iyi gittiği zaman Zenciler güverteye çıkarılıp havalandırılıyor ve hareket ettiriliyorlardı. Havaların bozuk olduğu zamanlarda havasız ve sağlıksız ambarlarda ateşli hastalıklar zencilerin hayatını kaybediyordu.

Köle ticaretine "Üçken Ticaret" veya "Üç Köşeli Ticaret" deniliyordu. Köle tacirleri incik, boncuk, içki veya silah karşılığı kabile şeflerinden mutlu hayat yaşatmak bahanesiyle köle satın alır, bu köleler Amerika'da satılarak gemiler tropikal ürünlerle dolu olarak Avrupa'ya dönerlerdi.

Köle tacirlerinin memleketleri olan Nantes, Bordeaux, La Rochelle, Bristol, Lizbon, Amsterdam ve Anvers bugünkü zenginliklerini köle ticaretine borçludur.

Amerika, Virjinya'da 1681 yılında 2 bin Zenci köle varken 1850'lerde Amerika'daki Zenci köle sayısı 4 milyonu aşmıştı.

16. yüzyılla 19. yüzyılın ortalarına kadar batılı sömürgeci Hıristiyan güçler tarafından kaçırılan ve sadece Brezilya'ya getirilen Zenci köle sayısı 3,5 milyonu aştı. Toplam 15 milyon Zenci köleleştirilerek Amerika Kıtası'na götürüldü. Kölelerin can kayıpları da düşünüldüğünde Afrika'dan koparılan Zenci sayısı 25 milyonu buluyordu. Bu rakam o tarihteki dünya nüfusu göz önüne alındığında korkunç bir rakamdır. Milyonlarca can ailelerinden koparılarak alınmış demektir.

Batılı devletlerin bu saldırgan ve insanlık karşıtı eylemleri sonucu, Afrika Kıtası'nın nüfus dağılımı alt üst olmuş, Kongo gibi bir çok krallıklar yıkılmış, Benin Körfezi'ne kıyısı olan bölgeler terkedilmişti.

Fransa işgaline karşı kurtuluş mücadelesi veren Cezayir'in eski cumhurbaşkanı Ahmet Bin Bela diyor ki; 1492 ile 1800 yılları arasında 100 milyon Afrikalı öldürüldü.
Fransız eski komünist partisi liderlerinden ve sonra Müslüman olan sosyolog Prof. Dr. Roger Garaudy ise diyor ki;10 ile 20 milyon arasındaki Zenciyi köle yapıp Amerika'ya götürmek için Avrupalılar, Afrika'da 100 ile 200 milyon Zenciyi öldürdüler.
Gerçekte birer insan kasabı olan Amerika kıtasının sözde kaşifleri ve destekçileri olan Avrupa krallıklarıyla kilise erbabı, yaptıkları keşiflerinden kısa bir süre sonra yaptıkları katliamlar ve Avrupalıların taşıdıkları hastalıklar neticesinde Amerika Kıtası'ndaki yerli nüfusu yok denilecek seviyeye düştü. İspanyol ve Portekizlilerin maden ocakları ve tarım alanlarında çalışacak insanlara ihtiyaç vardı. Kara yazgılı kara insanların Amerika Kıtası'na getirilişlerinin sebebi bu idi.

Zenciler doğrudan doğruya Afrika'dan Amerika'ya getirilmediler. Önce Antil Adaları'nda eğitimden geçiriliyor, Amerika'daki yaşam biçimine uyacaklarına kanaat getirildikten sonra Amerika'ya getiriliyorlardı. Bu dönemde İngiliz'lerin 13 değişik sömürgesinde beyaz köleler de vardı. Beyaz köle kısa bir süre için, Zenci ise ömür boyu köleydi. Siyah derili köleleştirilmiş insanların Hatta çocukları bile doğuştan köle sayılıyordu. Kölelerin çocuklarının vaftiz edilmesiyle yani Hıristiyan ilan edilmesi bile, o çocukların kölelik durumunun değişmeyeceğine ilişkin bir karar 1667'da Virginia'da çıkarılan bir kanunla onayladı. Zenciler Amerika toprağına ayak basar basmaz pazarda satılan hayvanlar gibi işleme tabi tutuluyor, önce kime ait oldukları belli olsun diye kızgın demirle dağlanıyorlardı. Yük hayvanı gibi çalıştırılıyor, gemilerde kürek çektiriliyor, bir işe yaramayacak olanlarsa öldürülüyorlardı.

Yaşam koşullarının bozukluğu, beslenme yetersizliği nedeniyle karılarından ve çocuklarından ayrı yaşayan Zencilerin tarım alanlarında ömürleri ortalama 7 yılı geçmiyordu. Her türlü eziyete tabi tutulan, kamçılanan kölelerden kaçmaya teşebbüs edenlerin cezası bir bacaklarının kesilmesiydi. Acımaz vahşi Avrupalı Beyaz Zencilere demir maske takıyorlardı.
Amerika'nın 1860-1865 yılları arasındaki iç savaşında her dört aileden birisin kölesi vardı. Bunlardan en az yarısının da köle sayısı 10'un üzerindeydi. Beyaz adam istediği kadar köle çalıştırabilmekteydi. Bu dönemde nüfusun % 7'si, Zencilerin % 75'inin kaderini elinde tutmaktaydı.

İngiltere sömürgeci kraliyet yönetimi başta olmak üzere, Amerika'nın çeşitli kolonileri ve eyaletlerinde ırkçılık acımasızca uygulanıyor ve faşizm kol geziyordu. Nitekim Lousiana eyaletinin Anayasası'nda: "Kölelerin durumu kayıtsız şartsız hiçbir biçimde değiştirilemez. Köle efendisinin ve onun ailesinin emirlerine kesinlikle uyacaktır. İtiraz hakkı yoktur." madde vardı.

" Richmond şehrinin bir kararnamesinde : "Zenciler sokakta bir beyazla karşılaştıklarında hemen gözden kaybolmalıdır" diye bir medde kaydedilmişti.
Charston şehri ise Zencilerin sigara içmelerini ve baston kullanmalarını yasaklıyordu. Çünkü bu filer ancak şerefli insanların yapabileceği işlerdendi. Bu dönemde kanunlar nezdinde kölelerin ruh ve bedenleri efendisinin malı gibi sayılmaktaydı. Bir köle beyaz efendisine şapka çıkarmayı unutursa hemen kırbaçlanıyordu. Okuyup yazmaları yasaktı. Zenci kadınlar efendilerinin ve misafirlerinin her türlü isteğine "Eevet" demek zorundaydılar. Kadın kölelerden doğum yapmak ve köle sayısını artırmak için de faydalanılıyordu. Dolayısıyla doğurgan bir kadın köle kısır bir köleden daha pahalıydı.

19. yüzyılın sonuna gelindiğinde yarı özgür köleler vardı. Fakat bunlar da vatandaşlık haklarından büyük ölçüde mahrumdular. Amerika kanaat önderleriyle yöneticilerine göre; Özgür bir Zenci, özgür bir insan değil yarı hayvandır. Nitekim Amerika adalet bakanlarından Roger Tany, 1857 yılında Yüksek Mahkeme Başkanı önüne gelen bir davayla ilgili olarak; "Amerika'da yaşayan Afrikalılar, özgür bile olsalar aşağı tabaka insanlarındandır. Siyasal hakları yoktur. Yurttaşlara verilen haklardan yararlanmaları söz konusu değildir. Olsa olsa beyazlar kendilerine hak verirlerse onları kullanma hakları vardı."

Amerika yönetiminin bu konudaki gerekçesi de hazırdı. : Amerika'nın ırkçı ve hunhar beyaz yönetimine göre; Barbar bir memleket olan Afrika'dan getirilmiş kölelerin çocukları tam anlamıyla yurttaş sayılamazlar.
İpten kazıktan kurtulma Avrupalıların oluşturduğu Amerika'daki beyaz topluluğu genellikle bekârdı. Bu ise melezler sorununu doğurmuştu. İnka, Maya, Kızılderili, Aztek veya Zencilerle beyazlar arasında melez nesiller türemeye başlayınca insanlıktan nasibini almamış ırkçı Avrupalı beyazların derinden rahatsızlık duymasına sebep oluyordu. Amerika Kıtasındaki işgalci beyazlar kızılderili kadınları kabul ediyor ve doğal olarak melez çocuklar dünyaya geliyordu. Batılılara göre yenilgiye uğramış masum yerli insanlar Avrupalıya göre aşağılık insanlardı. Aşağılık insanlardan türeyen melezler beyazlarla eşit sayılamazlardı.

18. yüzyılda, İspanyollar melezleşmeyle ilgili bir dizi terim oluşturdular. En tepe noktada üstün insan beyazlar vardı. Bir İspanyolla bir Zencinin oğluna "Melez", Bir İspanyolla bir melez kadının oğluna "Marisco", bir İspanyol erkek ile bir Marisconun oğluna "Albino", bir İspanyol erkekle bir Albinonun oğluna "Tornatras" adı veriliyordu. İspanyolların ayrıcılığı bununla da bitmiyordu. Yeni Dünya'da doğanlara "Criollo" fakat İspanya'dan gelen İspanyollar hor görülen isimlerle çağırılıyordu. Meksika'da olanlara, beyaz gaga, yamak, acemi ve çaylak anlamına gelen "Gachupin" denirdi. Peru'da ise pancar suratlı anlamına gelen "Chapeton" diye çağırılıyorlardı.

Avrupa ve Amerika pazarlarında satılıp, ucuz işçi veya karın tokluğuna çalıştırılması bile çok görülüp İngiltere'nin yollarında, Fransa'nın maden ocaklarında, Amerika'nın uçsuz bucaksız tarım alanlarında ölünceye kadar köle olarak çalıştırılan bu siyah derili insanlar, sözde beyaz ırkla karışıp melezleşerek ırklar üstü bir toplum meydana getirirler korkusuyla; Amerika'da "Amerikan dil, din ve kültürünü tamamen benimsemiş Zenci Amerikalıların" eski vatanlarına kendi ırktaşları olan Liberylıları sözde medenileştirme ve Amerika'nın hizmetine takdim etme şartlarını sağlama gayesiyle eski topraklarına geri getiriliyorlardı.

İşte bu düşünceyle hayvanlar gibi gemilere doldurularak öz yurtlarından alınıp Yeni Dünya'nın insan pazarlarında satılan bu insanlar azad edilmiş Amerikalı Zencileri olarak, efendileri tarafından "Liber" yani "Hür" ülke adı verilen Liberya'ya yine gemilerle, yine zorla getiriliyorlardı. 1862-1867 yıllarında yaklaşık 10 bin Amerikalı Zenci Liberya'ya getirildi.

İşte bütün bu hususiyetlerinden dolayı Amerika'nın Afrika'daki bir vilayeti durumundaki Liberya, Batı Afrika'da Atlas Okyanusu kıyısında, Sierra Leone, Gine ve Fildişi Kıyısı ülkeleriyle çevrili bir cumhuriyettir. 1822 yılında Amerikan Kolonizasyon Derneği'nin (American Colonization Society) teşebbüsüyle Amerika'dan gönderilen azaldı Zenciler tarafından kurulan Liberya'nın başkenti "Monrovia" ise ismi Amerika'nın beşinci başkanı  "James Monroe" döneminde kurulduğu için başkanın isminden almıştır. Afrika Kıtası'nda kolonileştirilmemiş tek devlet unvanına sahip olduğu gibi, 1957 yılına kadar Afrika'nın sözde tek bağımsız devletiydi.

Beyaz Hıristiyanlar dünyanın kanını emerken, bunun korkunç faturası mazlum milletlere çıkarıldı. Amerika 'da 20 yüzyılın ortalarına kadar ve Amerika ile İngiltere destekli Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Apartheid rejimi döneminde; halka açık tuvaletlerin ve kamuya açık merkezlerin kapısında "Beyazlara mahsustur siyahlar giremez" yazısına sıkça rastlanıyordu. 004

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile