Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 08 Ocak 2013 12:26

Amerika'nın insan hakları ihlalleri-6

Amerika'nın insan hakları ihlalleri-6

Batılı sömürgeci ve işgalci güçler Üstün Beyaz Irak iddiasıyla Roma imparatorluğundan beri diğer milletleri aşağılık ve köleleştirilmesi gereken kitleler olarak nitelendirip, ilahi dinlerin eşitlik ve insan hakları temelindeki emirlerini ihlal edip, insanlık suçu işlediler ve işlemektedirler. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi simgesi olduğunu iddia eden Amerika ve İngiltere emperyalizmi eski ve modern köleciliğinin öncüleri sayılıyorlar. Nitekim 19'uncu yüzyılın sonuna kadar, 20 milyondan fazla Afrikalı masum insan, köle tüccarlarıyla insan avcıları tarafından esir alınıp köle ticaretiyle Amerika ve Avrupa'ya nakledilip, ölünceye kadar çalıştırıldılar.

Batılı güçler ve  kilise sistemi  köleliği beyaz olmayan insan ırklarının yok edilmesi girişimi olarak nitelemedikleri için, Amerika ve Avrupalı egemen ve sömürgeci devletlerle güç odakları köle ticaretini "soykırım" olarak saymadılar. Aslında insanları angarya çalıştırmak girişimi sayılan kölecilik, köleleri bir kez değil, birkaç kez ve işkenceyle öldürmek anlamındadır. Yapılan bu zülüm, sınırlı bir "soykırım"ı aşmaktadır.

Amerika Beyaz işgalci kolonilere yerleşen Avrupalı beyazlar Köle çiftliklerinde, acımasızca ve hunhar bir şekilde masum çocukları bile çalıştırdılar.

Amerikalı beyazlar denetimlerini sağlamak için köleler arasında ihtilaf çıkarıp Kölelerin birbirini öldürmesini bile sağladılar. Köleleştirilmiş masum insanların bazıları salgın hastalıklardan, açlıktan veya uygulanan işkence ve kırbaçlanmaktan dolayı öldüler.
Bazı araştırmacı ve tarihçilere göre, Amerika'da köleliğin kaldırılması çalışmalarının temel nedeni, insani duygular ve ahlakçı düşünce ve manevi değerler değil, öz bilincine varmış olan özgürlükçü köle isyanlarının yayılma eğilimi ve giderek İngiltere kraliyeti rejiminin Amerika'daki kolonilerini kaybetme korkusuydu.

Yani, köleliğin kaldırılışı, acıma duygularının gelişmesi veya insan hakları koruyuculuğu nedeniyle yapılmadı. Avrupalılar, zamanında insanlık dışı köle ticaretine kılıf uydurmak ve meşrulaştırmak için, Kilise'yi bile kullanıp, din adamlarından "siyah derililer, insan değil, bir tür maymundur" diyen bir fetva bile almışlardı.

Bir çok araştırma belgesine göre, Amerika'ya yapılan Köle ticare­tinin sürdürüldüğü 400 yıl boyunca Afrika 75 ile 90 milyon arasında genç erkeğini yitirdi. Bu dönemde Afrika'dan Amerika'ya 15 mil­yon köle getirildi. Aradaki fark, köleleştirilen Afrikalıların yolda ölmesinden kaynaklandı. Çünkü genç Afrikalı insanlar 150-600 kişilik gemilerde eli ve ayağı zincire vurulmuş biçimde, aç ve susuz bir şekilde doldurulup Amerika ve batılı ülkelere naklediliyorlardı.

18. yüzyılda Avrupa ve Amerika'da köle ticareti­ne karşı fikri ve eylemsel mücadele ve tepkiler yoğunluk kazandı. 19. yüz­yılda İngiltere ve ABD'de köle ticaretine karşı dernekler kuruldu. 1804'te Amerika'nın Maryland' bölgesinin kuzeyindeki eyaletler köleliğin kaldırılmasına karar verdi. 1807-08 yıllarında İngiltere ile Amerika'da köle ticareti yasaklandı. 1833'te İngiliz sömürgelerinde kölelik kaldırıldı; 1846'da Amerika'nın özgürlük taraftarı eyaletlerin­de kölecilik tamamen yasaklandı.

Kölelik Batı Hint Adalarında 1848'de kal­dırıldıktan sonra Portekiz, Hollanda ve İs­panya'ya bağlı topraklarda da yasaklandı.

Buna rağmen 1851'de "Kaçak Köle Yasası" adıyla çıkarılan federal bir yasa uyarınca;"Kuzey eyaletlerinin sakinlerinin, Güney'den kaçmış köleleri yakalayıp geldikleri yere iade edilmesini sağlamağa zorunda oldukları, aksi halde cezalandırılacakları" kaydedildi.

Amerika'da vahşi köleciliğin en bariz örneği "Nashville Gazete" deki 22 Ekim 1852 tarihli bir satış ilanıdır. Bu ilanda şöyle deniliyordu: "Satılık: 10 yaşından 18 yaşına kadar serpilmiş kızlar, 24'ünde bir kadın ve 3 çocuklu çok kullanışlı bir başka kadın. Başvuru: Williams Gloower."

Kuzey de kölecilikle mücadeleye rağmen Amerika'nın güney eyaletleri ısrarla köle ticaretini sürdürüyordu. Çünkü bu eyaletler tarıma dayalı üretim merkezleriydi. Buradaki büyük pamuk tarlalarında  kölelerin çalıştırılması hayati önem taşıyordu. Amerika'nın Güney eyaletlerindeki köleliği kaldırmak ve bu insanlık dışı sorununu çözümlemek için imalat sanayisi ve endüstriyel üretim kabiliyetini geliştirmiş ve de kölelik yerine serbest işçi güçüne ihtiyaç duyan kuzey eyaletleri ilgilendi. Nitekim kuzey eyaletlerinde "Amerika Kölelikle Mücadele Derneği" gibi dernekler birçok kent­te şubeler açarak örgütlendiler.

 Köleliğe karşı olanlar güney eyaletlerinde ağır bir şekilde cezalandırılıyordu. Nitekim Georgia eyaletinde kölelik karşıtı düşünceleri savunmak ölümle cezalandırabilecek bir suç sayıldı. Kuzeye gitmek isteyen kaçak köleler "Yeraltı Demiryolu Örgütü"nün yardımıyla yolculuk ediyor, gündüzleri ise köleliğe karşı olan insanların evlerinde ya da ahırlarında saklanıyordu.

Amerika iç savaşı köleliği kaldırma adına yapıldı.

Kuzey ve güney eyaletleri arasında özellik­le kölelik konusundaki ayrılık, sonunda Ame­rika İç Savaşı'na yol açtı. Savaş 1861'de başlatıldı ve 1865'te kuzeyin zaferi sonucu , yapılan anayasa deği­şikliği ile Amerika kölelik sözde  kaldı­rıldı. Amerika anayasasına 6 Aralık 1865'te köleliği yasaklayan düzenleme 13. Madde olarak eklendi. Köleliğin kaldırılmak için yapılan iç savaşa sebep olan Amerika başkanı Abraham Lincoln'de bir suikast neticesinde öldürüldü.

Amerika vatandaşlığını oluşturmak için yapılan iç  savaşının nedeni, Kuzey'in sanayi kapitalizmiyle ile Güney'in tarım ve toprak ağalığı arasındaki çıkar çatışmasından kaynaklanıyordu. Amerika Kuzey eyaletlerinin sanayileşme süreci hızla devam etmekteydi, sanayi burjuvazisinin temel ihtiyacı ucuz ve serbest işgücünü sağlamaktı. Potansiyel işgücü kaynağı, Avrupalı yeni göçmenlerle birlikte, Güney'deki siyah derili insanlardı. Amerika'nın imalat sanayi burjuvazisi Avrupa sanayi burjuvazinin feodal sistemi kaldırıp, serbest işgücü elde ettiği gibi, güney eyaletlerinde tarımda çalıştırılan köleleri serbestleştirmek istiyordu.

Bu nedenle kuzey eyaletleri, Kendilerine "Konfederasyon" adını veren ve Birlik'ten ayrılmak isteyen 13 "Güney Birlik eyaletleri" savaşa tutuştular. kuzey eyaletlerinin zaferinden sonra Amerika Senatosunda yapılan oylamada köleliğin kaldırılması için 36 eyalet lehte, 7'si aleyhte oy verdi. Fakat Köleliğin yasayla yasaklanmasına rağmen Amerikalı beyazların ırkçılığı sona ermedi.

Amerikalı ırkçılara göre, siyah derili insan'ın "zeka yaşı", oldun ve evrimleşmiş günümüz insan türüne ait 11 yaşındaki bir çocuğun zekasına eşittir. Bu çarpık ve ırkçı anlayışa göre, Siyah derili insan, "İnsan" bile sayılmıyor. Irkçılar Amerika'da oldun, Avrupa'da olsun Kendilerini destekleyen sözde bilimsel veri ve teoriler geliştirmeye çalıştılar. Bu durum Amerika'da ırkçılığı hızla tırmandırdı.

Nitekim "Jim Crow Yasaları" adıyla tanınan ilk ırk ayrımcı yasaların ortaya çıkması da bu döneme rastlar. "Jim Crow", aşağılamak amacıyla beyazlar tarafından siyahlara takılan isimlerden biriydi. Zencilere, kesinlikle insan gibi davranılmıyor, her yerde aşağılanarak hor görülüyorlardı; üstelik bu ırkçı tavır birkaç kişinin tavrı değil, Amerikan devletinin yasalar ile bizzat belirlediği bir tavırdı. Demiryolları ve tramvaylarda ırk ayrımını benimseyen ilk yasa 1875'de Tenessee'de kabul edildikten hemen sonra, tüm Güney eyaletlerinde birden demiryollarında ırk ayrımı uygulamasına gidildi. Her yere "Sadece Beyazlar İçin" ve "Siyahlar giremez" tabelaları asıldı. Aslında bunların hepsi ırkçı mevcut durumun resmiyet kazanması anlamına geliyordu. Farklı ırklardan olanlar arasında evlilik yasaklandı. Yasalara göre ayrım hastanelerde, cezaevlerinde, mezarlıklarda zorunluydu.  Bu ırk ayırımı Uygulamada otelleri, tiyatroları, kütüphaneleri ve hatta asansör ve kiliseleri de kapsıyordu.

Ayrımın en ağır biçimde hissedildiği alan ise okullardı. Çünkü bu, siyahların aleyhine en ağır sonuçları veren uygulamaydı ve onların kültürel gelişiminin önündeki en büyük engeldi.                                                                           Irk ayrımı uygulamalarına yaygın bir şiddet dalgası eşlik etti. Linç edilen siyahların sayısında hızlı bir artış oldu. 1890-1901 yılları arasında 1300'ü aşkın siyah linç edildi. Bu uygulamaların sonucunda birçok eyalette siyahların ayaklanmaları başladı.

Uygulanan ırk ayırımı süreci ırkçı düşünce ve teorilerle takviye edildi. Nitekim Amerika "biyolojik ırkçılığı" da kısa bir süre sonra "R. B. Bean"in geliştirdiği "kafatası ölçümü" yoluyla kendini ifade edip, yeni kıta halkını denetim dışı bir göç dalgasından koruma bahanesiyle özel türde bir "Amerikan ırkçılığı" ortaya çıkardı. Madison Grant 1916 yılında "The Passing of the Great Race (Üstün Irkın Sona Ermesi) kitabını yayınlayıp, "iki ırkın karışmasının aşağı türden ilkel bir ırkın ortaya çıkmasına yol açacağını" ileri sürdü ve ırklar arası evliliklerin yasaklanmasını istedi.

Amerika'ya egemen "Beyaz- Protestan- Anglosakson" ırkçı yöneticiler ve ırkçı devlet düzeni, kızıl derilileri soykırım ve sürgünle yok etmeye çalıştıkları gibi Ku Klux Klan-KKK adlı vahşi ve hunhar bir terör şebekesi kurdurdular. 24 aralık 1965de kurulan Tennessee'de kurulan siyah derili insanların azılı düşmanı KKK ırkçı gizli örgüt'ün Kurucuları Amerika ordusunun Muvazzaf subaylarıydı. Nitekim Yüzbaşı Captain, Binbaşı "John C. Lester", Major James R. Crowe, John D. Kennedy, Calvin Jones, Richard R. Reed, Frank O. McCord bu ırkçı ve faşist örgütü kurup, "Birth of a Nation" filmi ile kendilerini tanıttılar.

Ku Klux Klan-KKK terör Örgütüne katılanlar arasında da, iç savaş öncesi kurulmuş olan "Knights of the Golden Circle" (Altın Çember Şövalyeleri) adlı mason locasının üyeleri de yer almıştı.

Ku Klux Klan cinayet ve terör şebekesinin asıl amacı, Amerika iç savaşı sonrasında Amerikalı masum zencilerin kazanmaya başladığı temel hak ve özgürlüklere ve "zenci-beyaz" eşitliğine karşı mücadele etmekti. Bu terör örgütü henüz varlığını sürdürmektedir.

Haçlı Seferleri'nden itibaren Haç işareti Avrupalılar için altın ve servet getirirken, Avrupalı olmayan halklara kan, gözyaşı, vahşet, işkence ve ölüm yağdırmıştır. Özde insanlık düşmanı ve sözde kahraman olarak yutturulmak istenen "Kolomb", "Macelland" ve "Vasko dö Gama" gibi insanlık düşmanları keşfettikleri yeni topraklara ilk iş olarak devasa Haç dikerlerdi. Bu işaret o bölgede yaşayan zavallı yerliler için işkence ve zulmün başlatılacağını ve kısa süre sonra yağmur gibi ölüm yağacağını göstermekteydi.

Amerika bağımsızlık ve iç savaş öncesi ve sonrası bir bölgede "tahta haç dikilmiş ve ateş de yakılmış ise, o civardaki zavallı Zencilerin ölümle yüzleştikleri söz konusu olurdu. Geceleri Beyaz cübbeli ve kukuletalı Hıristiyan beyazlar, bu işareti dikten hemen sonra Zenci katliamına başlarlardı. Masum siyah derili kadın ve erkekle çocuklar; Tecavüzler, işkenceler, üzerine gaz dökülerek diri diri yakılmalar, asılmalar ve envai çeşit zulümlerle karşılaşırdı.  Bu vahşilik ve insanlık dışı eylemler beyaz şeytani güçler tarafından sabaha kadar devam ederdi. O yerleşim biriminde o gece Amerika devlet güvenlik güçleri ve devlet görevlileri adeta buharlaşarak yok olurlardı. Ta ki, sabah olup da, Ku Kulx Klan'cı eli kanlı katiller işkence zevkini tatmin etmiş ve çekilmiş olsunlar. Amerika Kilisesi de bu hunharlığa ses çıkarmazdı. Çünkü İsa Mesih'in beyaz tenli olduğuna inanır ve öldürülen siyahları insan saymazdı.

Amerika'daki Zencilere karşı Hıristiyan beyazların  kurdukları zulüm örgütü Ku Kulx Klan başkanlığına 1867'de başına General Forrest getirildi. Çünkü korku ve dehşeti salıp masum insanları korkutma konusunda Amerika ordusu ve özellikle generalleri ustalaşmışlardı. işkence ve katliamı bir Amerikalı general kadar başka birisi bilemezdi. KKK'nin resmen kurulmasından Kısa süre sonra, bu soykırımcı ve ırkçı terör örgütünün üye sayısı 550 bin kişiyi buldu. Güya, Amerikan hükümeti bir müddet sonra bu örgütü yasakladı. Fakat 1915 yılında Atlanta'da "Methodist" Papaz William Joseph Simmons tekrar bu hunhar örgütü canlandırdı. Bu defa Papazlar seyirci değillerdi. Katliam emirlerini bizzat bir Papaz veriyordu.004

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile