Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cuma, 19 Şubat 2016 03:41

İran masalları ve efsaneleri - 96

Geçen bölümlerde mitolojik masalların çeşitli unsurlarını irdelerken devlerden söz ettik ve devlerin doğa üstü mahluklar olduğunu ve sözlü edebiyatta ve masallarla devlerin imajı çok korkunç ve çok tiksindirici anlatıldığını ve dev tabiri cin, gulyabani ve benzeri doğa üstü kötü mahluklar için kullanıldığını anlattık.
Mitolojik masalların diğer acayip unsurlarından biri de ejderha ve simurg adı ile anılan mitolojik bir kuştur.


Ejderha Çin'den başka dünyanın mitolojilerinde kötülüğü temsil eden bir güçtür ve ayrıca kuraklığı simgeler. Ejderhalar bulutları hapsederek onların yağmasını engeller ve doğanın solmasına yol açar ve bu yüzden ejderha ile savaşmak, kuraklıkla savaşma şeklinde algılanırdı.
Mitoloji üzerinde araştırma yapan uzmanlar masalın kahramanı veya pehlivanının ejderha ile savaşı çok eski bir mitolojik simgedir ve amacı hapsedilen suları serbest bırakmak ve sonuçta doğaya bereketi ve verimliliği geri kazandırmaktır. Bu yüzden dünyanın bir çok mitolojisinde ünlü pehlivanlar ejderha ile savaşa giderde ve böylece ejderhayı yenerek hapsettiği bulutları serbest bırakır ve doğaya tazeliğini ve yeşilliğini yeniden kazandırırdı. İran mitolojileri de bu durumdan müstesna değildir.


Fars dilinde ejdeha, ejder ve hejdehak gibi sözcüklerle de tanımlanan ejderha, ağzı çok büyük ve çok geniş olan devasa bir yılandır. Fars kültüründe ejderha iki kanadı olan ve ağzından ateş püsküren ve bir hazineyi koruyan devasa kertenkele görünümünde bir yaratık şeklinde de anlatılmıştır. Mitolojilerde ejderha hem sürüngendir ve hem uçma yeteneğine sahiptir ve kartal gibi kanatları, aslan gibi pençeleri ve yılan gibi kuyruğu ve ateş püsküren ağzı vardır ve bu görüntü dünyanın bir çok ülkesinin mitolojilerinde benzerdir.


Eski İran mitolojilerinde ejderha şer simgesi ve dev huyluluğun işaretidir. İster İran olsun ister başka ülkelerde olsun bir çok masalda ve efsanede ejderha genellikle bir mağarada yaşar ve bir hazineyi korur veya kaldığı mağarada sihirli bir çeşme vardır ve ejderha bu çeşmeye musallattır. Masalın kahramanı hazineyi veya çeşmeyi ele geçirmek için ejderha ile savaşması gerekir. Fars edebiyatında masalın kahramanı ejderhayı yok eder ve insanlara nimeti ve huzuru yeniden kazandırır.
İran'ın bir çok hamaset eksenli eserinde ve özellikle Firdevsi'nin Şahname'sinde ejderha aktif bir varlık sergilemektedir ve İran'ın Rüstem, İsfendiyar, Geştasb ve Sam gibi ünlü pehlivanları zehirli ve devasa ejderhalarla savaşır ve onları helak eder.


Fars halk edebiyatında ejderhanın güneş ve ay tutulması ile bağlantılı olduğuna inanılır ve bu doğal gelişmenin sebebi, bir ejderhanın güneşi veya ayı yutmak istemesi şeklinde açıklanır. Ejderha ayı geceler boyu yutar ve sonunda güneş ayı kurtarır ve ejderhayı da öldürür. Daha yeni efsanelerde ve masallarda ise ayın yerini güzel bir kız ve güneşin yerini de masalın kahramanı alır. Kahraman kızı kurtarmak için ejderhayı öldürür ve kızı ejderhanın karnından çıkarır.

Bir varmış, bir yokmuş, Allah'tan başka hiç kimse yokmuş.
Çok eski zamanlarda yoksul bir adam eşi ve çocukları ile yaşıyordu. Adam uzun süre işsiz güçsüzdü, sonunda eşi bu duruma isyan etti ve şöyle dedi: Hadi kalk git kendine bir iş bulmaya çalış. Böyle aylak aylak dolaşmanın hiç bir faydası yok.
Zavallı adam da evden çıktı ve sağa sola iş için başvurdu, ama nafile, hiç bir yerde iş bulamadı. Öte yandan adam artık evine dönmeye ve eşinin aşağılayıcı sözlerini ve serzenişlerini de duyacak yüzü yoktu. Bu yüzden çaresizce denizin kenarına gitti ve ölmek ve bu bedbahtlıktan kurtulmak için kendini suya attı. Tesadüfen o sırada simurg oradan geçiyordu ve adamın biri suda boğulmak üzere olduğunu fark etti. Simurg denize doğru daldı ve pençesini atarak adamı sudan çıkardı.


Simurg sudan çıkardığı adamı üstünü başını şöyle gözden geçirdi, yoksulluk ve bedbahtlık her tarafından akıyordu. Simurg hemen denizden bir balık tuttu ve adamın eline verdi.
Adam büyük bir mutluluk içinde evinin yolunu tuttu. Yolda giderken şarlatanın biri yoluna çıktı ve adama elindeki balığı biraz unla değiştirmek isteyip istemediğini sordu. Adam bu öneriye sevindi ve balığı verdi ve unu aldı. Eve vardığında eşi şöyle dedi: Ta başından böyle yapmalıydın. Eğer her gün bu kadar un getirirsen çocukların karnı doyar ve artık rahat ederiz.


Ertesi sabah adam tekrar evden çıktı ve kentte ve çevresinde ve çarşıda iş aradı, ama yine ne iş buldu ne de evine götürecek bir şey kazandı. Bu yüzden adam tekrar gidip kendini denize atmayı ve hayattan kurtulmayı düşündü ve tekrar kendini denize attı. Ama adamın iyi şansından olsa gerek, simurg yine dünkü gibi denizin üzerinde uçuyordu ve tekrar adamı kurtardı ve yine dünkü gibi tekrar bir balık avlayıp adamın eline verdi. Adam bu duruma çok sevindi, ama yine aynı şarlatan adam yolunda onu bekliyordu ve yine adamın sözlerine kandı ve elindeki balığı verip yine biraz un aldı ve güneş batmak üzere olduğu için hemen unu evine döndü. Eşi kocası eli boş dönmediğini görünce şöyle dedi: Şimdi sana evin erkeği diyebiliriz. Eğer her gün güneş batmadan biraz un getirsen bize yeter, çocukların karnı doyar ve rahatça uyur.


Bu sözleri duyan adam eşine hiç bir şey demedi ve unu nereden getirdiğini de anlatmadı. Adam üçüncü gün daha büyük bir şevkle evden çıktı ve iş aradı, ama yine nafile, en ufak bir iş bulamadı, hiç kimse adama iş vermedi. Adam kendi kendine galibe benim rızkımı deniz atmışlar dedi ve tekrar gidip kendini deniz attı. Simurg da sanki her gün bu adamı sudan kurtarmaya alışmış gibiydi, ama o gün artık adamın elinden sıkılmaya başladı ve kendi kendine bu adam galiba kendini öldürmek istiyor, o zaman iyisi mi denizde boğulup ölsün. Adamın sanki başka işi yokmuş gibi her gün gelip kendini denize atıyor. Ne demek yani!? Bundan da iş mi olmuş!? Bugün adamı kurtarsam, yarın yine gelip kendini denize atacak.


Bu sözlerin ardından simurg tekrar adama baktı. Adam gerçekten boğuluyor. Simurg kendi kendine adam ölürse vebalı onun üzerine olacağını düşündü, çünkü onu kurtarabildiği halde kurtarmamış olacaktı. Bu yüzden simurg bir kez daha adamı kurtarmaya karar verdi ve denize doğru dalarak pençesini attı ve adamı sudan çıkardı ve yine bir balık avlayıp adamın eline verdi. Fakat simurg bu zavallı adamın her defasında ona ne verdiğini bilmediğini düşündü ve bu yüzden adama şöyle dedi: ey Allah'ın kulu, neden kendini suya atıyorsun? Sana verdiği ilk balık yedi soyuna yetecek kadardı. Adam şöyle dedi: birinci balığı verdim karşılığında biraz un aldı ve ikinciyi de verdim yine biraz un aldım ve aç eşime ve çocuklarıma götürdüm. Bu muydu benim yaşamdan nasibim?


Bu sözleri duyan simurg isyan etti: evin yıkılası adam, o balığın karnı altın ve gümüş doluydu. Zavallı adam bu sözleri duyunca üzüntüden ne yapacağını bilemedi. Bu yüzden bu kez simurgun verdiği balığa sıkı sıkı sarıldı ve evinin yolunu tuttu. Bu kez yine adamın hiç bir şeyden haberi olmadığını düşünen şarlatan adam yoluna çıktı. Şarlatan adam zavallı adamın elinde balığı görünce hemen atladı ve ona balığı biraz unla değiştirmek isteyip istemediğini sordu. Zavallı adam gülerek hayır dedi. Şarlatan adam önerisini ikiye katladı, ama yine hayır cevabı ile karşılaştı ve tekrar tekrar önerisini arttırdı, ama işin sonunda biri adama balığın özelliğini anlattığını ve bu yüzden bugün kanmadığını düşündü ve bu yüzden adama bin dinar vermeyi önerdi, fakat aklı başına gelen adam yine kabul etmedi. Şarlatan adam balığı elde edemeyince bu kez zavallı adamla kavgaya tutuştu. İki adam kavga ederken, padişahın adamları onları gördü ve yakalayıp padişahın yanına götürdü.


Padişah adamlardan neden kavga ettiklerini sordu. Adam üç balığı olduğunu, balıkların içi altın ve gümüşle dolu olduğunu, şarlatan adam iki balığı biraz un karşılığında ondan aldığını ve şimdi üçüncüyü de almak istediğini, fakat kendisi balığı vermeyince, kavga etmeye başladıklarını anlattı.
Padişah balıkların getirilmesini emretti. Balıkların karnı açılınca, baktılar ki balıkların içinde her türlü mücevher ve altın ve gümüş bulunuyor. Padişah bu duruma şaştı kaldı, ama balıkları sahibine geri verdi ve bu balıkları nereden getirdiğini anlatmasını istedi. Adam macerasını anlattı ve bedbahtlıktan kendini denize attığını ve simurg onu kurtardığını ve bu balıkları ona verdiğini söyledi.
Padişah adama gidip o simurgu getirmesini emretti. Bahtı ve şansı açıldığı için mutlu olan adam tekrar kaderinin yolunda büyük bir engel çıktığını düşünerek eli boş ve kafası bozulmuş halde evine döndü.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile