Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Perşembe, 13 Ağustos 2015 12:53

İran masalları ve efsaneleri - 90

İran masalları ve efsaneleri - 90

Geçen bölümlerde devlerin doğa üstü mahlûklar olduğunu ve her toplumda halk kültürünün bir parçası sayıldığını, mitolojilerde tüm kötülüklerin ve tüm çirkinliklerin cilveleri devler olduğunu anlattık.
Sözlü edebiyatta ve masallarla devlerin imajı çok korkunç ve çok tiksindirici anlatılır ve hatta devlerin yamyam olduğu ve insanları diri diri yedikleri de söylenir. Hırsızlık, devlerin bir başka özelliğidir. Devlerin görünen yüzleri yoktur ve gâh bir gölgeleri veya ruhları ile hissedilir. Halk arasındaki inanca göre devler gerçek yüzleri ve görünüşleri ile ortaya çıkacak olursa, çok korkunç olur.
Devlerin bir başka huyu, ters olmalarıdır. Yani genellikler onlara söylenen her şeyin tam tersini yapmak ister. Devlerle ilgili bu huyun varlığına yönelik inancın kökleri Firdevsi'nin Şahname adlı ünlü eserine kadar uzanır.


Firdevsi'nin Şahnamesinde İran'ın ünlü pehlivanı Rüstem'in Ekvan devle savaş masalında devlerin ters huylu oldukları örneği ile karşılaşırız. Ekvan dev ilkin bir zebraya dönüşür ve Rüstem'i peşinden sürükler, fakat Rüsten bir gece gündüz çabaya rağmen onu yakalayamaz. Bu yüzden Rüstem yorgun bitkin uykuya dalar. O sırada Ekvan dev gerçek yüzü ile ortaya çıkar ve Rüstem'i üzerinde uyuduğu kaya parçası ile beraber yerden kaldırır ve göğe çıkar ve Rüstem'den onu çöle mi, yoksa denize mi atmasını istediğin sorar. Devin ters huylu olduğunu bilen Rüstem canını kurtarmak için onu çöle atmasını söyler. Ekvan dev tam tersini yapar ve Rüstem'i denize atar ve böylece Rüstem kurtulur.
Halk kültüründe ve inancında devlerin ters huylu olduğu inancı hala hakimdir ve bunun örneklerine halk masallarında rastlamak mümkündür, öyle ki kim yanlış ve ilkelere aykırı bir harekette bulunursa onu devler gibi davranmakla suçlarlar.


Devler gündüzleri derin uykuya dalar ve geceleri faaliyetleri için daha uygun bulur. İran efsanelerinde devler genellikle güzel bir kızı kaçırmış ve onu bir kuyuda, bir mağarada veya yerin dibinde bir yerde saklar. Bazen kız kendi iradesi ile deve aşık olur ve ondan evlatları vardır. Bazı efsanelerde kahramanlara verilen Devzad lakabı da bundan kaynaklanır. Bazen devin kalbi veya ciğeri gibi bir organı, Şahname'nin beyaz devi örneğinde olduğu gibi merhemdir veya bir zehri etkisiz hale getirir. İran milletinin efsane kültüründen bir masalda kral iyileşmek için masalın kahramanından beyaz devin ciğerini talep eder. Emir Arsalan masalında da Fuladzereh adında bir devin kalbi ve ciğerinden kapalı bir kapının açılması ve beyninden de merhem yapmak için yararlanılır.


Devlerin bir başka özelliği, uçma yetenekleridir. Devler masallarda genellikle uçar. Halk edebiyatından Menuçehr Han Hekim'in İskendername adlı eserinde devleri göklere yükselmesinden "Tenure" çekme fiili ile söz edilir.
Yine devlerin genellikle felekten indiği anlatır. İskendername adlı eserde de Zerrin Ten adlı dev havadan yere iner.

Mitoloji masalları ile ilgili sohbetimizi burada noktalıyor ve devamını bir sonraki bölümüne bıraktıktan sonra her hafta olduğu gibi şimdi bugünkü öykümüze geçiyoruz.


Geçen bölümde çok eski zamanlarda bir padişahın yedi oğlu olduğunu, bunlardan altısı bir eşinden ve diğeri üvey olduğunu ve adı da Melik Muhammed olduğunu anlattık. Padişah gördüğü rüyanın ardından oğullarını çağırdı ve kim ona papağan ve altın kafesi getirirse onun yerine tahta geçeceğini söyledi. Altı kardeş papağanı ve altın kafesi bulmak için yola çıktı, ama eli boş döndü. Melik Muhammed babasından onun istediğini yerine getirmek için izin istedi ve yanına biraz mücevher ve çevik bir at alıp yola çıktı. Ancak kardeşleri onu takip etti ve bir çölde ona saldırarak öldüresiye dövdü. Kardeşler daha sonra yollarının üzerinde bulunan ilk kente uğradı ve orada yanlarında neyi varsa kumarda kaybetti. Üç kardeş dilenci oldu ve üç kardeş de çıraklık yapmaya başladı.


Öte yandan Allah'ın inayeti ile sağ kurtulan Muhammed de aynı kente vardı ve orada kızı ile birlikte yaşayan yaşlı bir kadının evine yerleşti. Yaşlı kadın Melik Muhammed'in verdiği mücevheri satarak yemek yaptı ve birlikte yediler. Yemek bitip sofra toplanınca, Melik Muhammed baktı ki yaşlı kadın ağlıyor. Melik Muhammed, nine neden ağlıyorsun? Diye sordu. Yaşlı kadın anlattı: Doğrusu bu vilayetin padişahının kızına acıyorum. Melik Muhammed nedenini sordu: Ne oldu ki? Başına bir bela mı geldi? Yaşlı kadın anlattı: Bir süredir bir dev ortaya çıktı ve her ayda bir buraya geliyor ve bir kız, 54 kilo hurma dolu bir sepet ve 30 kilo helva dolu bir tepsi alıyor ve gidiyor. Tüm insanlar sırasıyla her ay devin payını verdi, şimdi sıra padişahın kendisine geldi ve bu gece devin payını vermesi gerekiyor. Ben de padişahın kızına acıyorum, çünkü onun dadısıyım.


Bu sözleri duyan Melik Muhammed Ya Ali diyerek kılıcını kuşandı. Yaşlı kadın Melik Muhammed'in savaş için hazırlandığını görünce şöyle dedi: Canım evladım, ne yapmak istiyorsun? Melik Muhammed şöyle karşılık verdi: Gidip o devin şerrini bu halkın üzerinden bertaraf etmek istiyorum. Yaşlı kadın şöyle dedi: Ey genç, gençliğine acı. Padişah şimdiye kadar onunla savaşmak için bir kaç ordu gönderdi, ama hepsi yenildi. Sen de gidersen öldürülürsün.
Melik Muhammed şöyle dedi: Ey nine, benim kanım, padişahın kızının kanından daha değerli değil ya. Allah'ı tevekkül ederek gideceğim. Sen sadece bana devin yerini göster. Yaşlı kadın Melik Muhammed'i kararlı görünce mecburen anlattı: Kentten çıkar çıkmaz bir kubbeye varırsın. Padişahın kızı kubbenin altında oturmuştur, yanında da hurma sepet ve helva tepsisi vardır.


Melik Muhammed yaşlı kadının evinden çıktı ve bir kez daha Ya Ali diyerek atına bindi ve kentin çıkışına doğru hareket etti. Melik Muhammed kentten çıkınca kubbeyi gördü ve doğruca kubbeye doğru gitti. Padişahın kızı Melik Muhammed'in ona doğru geldiğini gördü. Melik Muhammed kubbeye varınca kızdan sordu: Ey padişahın kızı burada ne işin var senin? Kız Melik Muhammed'in yüzüne baktı, yüzü kötü bir adama benzemiyordu. Melik Muhammed şöyle devam etti: Ey padişahın kızı, ben seni kurtarmak için geldim. Kız bu sözleri duyunca ağlamaya başladı ve şöyle dedi: Ey genç, kendine acı, gençliğine acı, eğer dev seni görürse kellene koparır. Melik Muhammed şöyle karşılık verdi: Mevla'sı Hz. Ali olan insan devden korkmaz. Ben Allah'a tevekkül ederek ve mevlam Ali'nin yardımı ile seni devin elinden kurtarmaya ve ana babanın kalbini şad etmeye geldim. Kız bu sözleri duyunca biraz sakinleşti ve Melik Muhammed'e istediğini yapmasına izin verdi.


Melik Muhammed kızın yanında oturdu ve beklemeye başladı. Padişahın kızı biraz cesaret bulmuştu ve şimdi konuşabileceği biri vardı. Kız şöyle dedi: Ey genç, madem şimdi kendini feda etmek istiyorsun, bil ki bu devin gelişinin üç işareti vardır. İlkin, yerden kalkıp uçmaya başlayınca hava biraz ısınır. İkincisi havada uçmaya başlayınca havalar insanı yakıyormuş gibi olacak kadar ısınır. Üçüncüsü, yaklaştığında pis kokusu insanı boğar.
Melik Muhammed kıza şöyle dedi: Ey padişahın kızı, şimdi benim uykum geldi. Eğer uyuya kalırsam, sen beni ilk işaretle uyandır. Kız da peki, dedi.
Melik Muhammed henüz uykuya dalmışken ilk işaret belirdi. Kız Melik Muhammed'in yüzüne baktı ama onu uyandırmaya kıyamadı. Kız Melik Muhammed'in yüzüne bakmaya devam ederken ikinci işaret de belirdi, ama yine kız Melik Muhammed'i uyandırmaya kıyamadı. Devin artık iyice yaklaştığını gösteren üçüncü işaret de belirledi, ama kız yine Melik Muhammed'i uyandırmadı, fakat ağlamaya başladı ve gözünden bir yaş damlası Melik Muhammed'in yüzüne düştü. Melik Muhammed hemen uykudan uyandı ve kıza neden ağladığını sordu. Kız şöyle dedi: Ey genç, devin gelişinin tüm işaretleri belirdi, ama seni uyandırmaya kıyamadım. Şimdi dev içeri girmek üzeredir.


Melik Muhammed alelacele ayağa kalktı ve kılıcını çekti. Padişahın kızı korkudan bir köşeye saklandı. Melik Muhammed Ya Ali dedi ve devin nara attığını duydu. Öte yandan devin pis kokusu yüzünden Melik Muhammed nerdeyse boğulacaktı. Dev içeri girdi ve Melik Muhammed'i görünce kahkaha atarak gülmeye başladı ve şöyle dedi: Ademoğlu korkunca neler yaparmış meğer! Sıra padişahın kızına gelince bir genci ve bir atı da payıma eklemişler. Melik Muhammed ise bağırarak şöyle dedi: Kapa çeneni, çünkü ben Allah'ın yardımıyla senin katilin olacağım. Dev öfkelendi ve balyozunu Melik Muhammed'e doğru fırlattı. Melik Muhammed kenara çekildi ve kılıcını deve doğru savurdu. Dev de kendini geriye çekti, ama kılıç bacağına indi ve böylece bir bacağını keserek yere attı.
Melik Muhammed'in cesaretini gören dev korkudan hemen bir buluta dönüştü ve havaya uçtu.015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile