Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 25 May 2015 17:06

İran masalları ve efsaneleri - 81

İran masalları ve efsaneleri - 81

Geçen bölümlerde peri masallarının kahramanlarının özel ve has özelliklerinden söz ettik. Bu masalların en önemli karakterlerinden biri perilerdir. Periler insanlara benzemek, şekil değiştirmek gibi yeteneklere sahiptir. Geçen bölümlerde perilerin cinsiyetinden ve genellikle dişi olduklarından ve ayrıca perilerin bir başka önemli özelliği huyları, davranışları ve sihir ve büyü gücüne sahip olduğundan söz ettik.


Peri masallarının çoğunda perilerin yaşadığı yer güzel bir bahçedir ki bu bahçe bazen yeraltında ve bazen denizlerin derinliklerindedir. Perilerin bahçeleri de genellikle büyülü ve acayip özellikleri vardır. Örneğin bir masalda perinin yaşadığı bahçe insanları adeta kendinden geçiriyor ve yine bahçedeki ağaçların her dalından güzel bir ses yükseliyor, ağaçlar meyvelerle dolu ve gönlün hangi meyveyi arzu ederse o meyvenin ağacı önünde eğiliyor.


Peri masallarında bazen de periler bir kuyunun dibinde yaşıyor. Perilerin yaşadığı yerlerin bir başka önemli özelliği, çok uzak yerlerde ve ulaşılmaz olmasıdır. Perilerin yaşadığı bahçe veya perilerin diyarı genellikle çok çok uzak yerlerde oluyor, öyle ki hiç kimsenin oraları kendi gözüyle görmediği ve oraya varmak için uzun yıllar yok katedilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bazı masallarda perilerin diyarının ulaşılmaz olduğunu beyan etmek için Kaf dağının zirvesinde ve bazı masallarda cennette olduğu beyan ediliyor. Bazı masallarda ise peri karakteri denizde yaşıyor ve bu tür perilerin bedeni genellikle yarı insan yarı balık şeklindedir.


Bir masalda şöyle anlatılıyor: Hatem denizin kenarına geldi, elbisesini yıkamak için üzerinden çıkardı. Birden denizden bir el çıktı ve Hatem'in yakasına yapıştı, bir başka elde elbiselerini topladı. Hatem'i denizin dibine götürdüler. Denizin dibine vardığında Hatem'i bir bahçeye götürdüler. Bahçede çok narin ve güzel bir peri oturuyordu. Perinin bedeninin yarısı insan, yarısı balıktı.
Bazı periler ise masallarda meyvelerin içinde yaşıyor ve o meyvenin adı ile anılıyor. Bu tür masallara Narenc ve Turunç kızı veya Nar perisi gibi masalları örnek verebiliriz. Nar perisi masalında kral bahçede ağaçların arasında dolaşırken ve Nar ağaçlarına bakarken birden bir ağaçtan bir Nar yere düştü. Nar yuvarlandı yuvarlandı ve birden güneş kadar güzel bir kıza dönüştü. Kral kıza kim olduğunu sordu. Kız da Nar perisi diye karşılık verdi.
Peri masallarında Nar, Narenc ve Turunç'tan başka periler elma, karpuz ve diğer meyvelerin içinden de çıkabiliyor.


Perilerin bir başka özelliği, devlerle olan ilişkileridir. Peri masallarında perilerle devlerin ilişkisi tamamen farklı iki biçimdedir. Peri masallarında devler bazen perilerin düşmanıdır ve onları tutsak eder veya zorla onlarla evlenmek ister. Bazı masallarda ise devler perilerin nüfuz ve sultası altındadır ve onlara hizmet eder.


Geçen bölümlerde beyaz kuş öyküsüne başladık ve dedik ki bir kral vardı, bu kral evlat sahibi olmuyordu, ama daha sonra bir erkek evladı sahibi oldu. Kral oğlunun canını korumak için annesiyle beraber sarayın dışında yaşamalarını emretti. Öte yandan kralın veziri çok kötü kalpli biriydi ve sonunda kralı öldürdü. Kendisi tahta oturdu ve ardından kralın eşi ve oğlunun da öldürülmesini emretti. Vezirin adamları kralın eşini öldürdü, ama annesi onu dereye attığı oğlunu da öldü zannederek kendi haline bıraktı, fakat çocuk ölmedi ve büyüdü, ta ki bir gün zalim vezirle mücadele etmek için arkadaşları ile dağa çıkan amcası onu buldu ve adını Şirzad koydu. Vezir ise Şirzad ve amcasını yok etmek için bir plan kurdu, ama sonunda Şirzad ve amcası savaşı kazandı ve Şirzad amcasını kral ilan etti.

Yine dedik ki Şirzad’ın iki amcaoğlu onu kıskanıyordu ve bu yüzden amcası onlara şimdiye kadar gitmediği bir yerden görmediği bir şeyi getirmelerini söyledi. İki kardeşin getirdiği şeyler kralın daha önce gördüğü şeylerdi. Daha sonra Şirzad yola çıktı ve gittiği yerde yağsız yanan bir fener buldu, ama ikna olmadı ve fenerin ikinci benzerini bulmaya karar verdi ve yoluna devam etti. Şirzad sonunda gitti bir yerde ikinci feneri ve sahibini buldu. Fenerin sahibi ona devler kalesinden bir çift güvercin getirdiği takdirde feneri vereceğini söyledi.

Şirzad uzun bir maceranın sonunda beyaz bir devin kızını kaçırmak üzere yola çıktı ve kurtardığı bir atla kızın yanına vardı.

Beyaz devin uyuyan kızının yanına varan Şirzad, kızın çok güzel olduğunu fark etti. Şirzad beyaz kuşun anlattığı gibi eğildi ve elini kızın beline attı ve onu kaldırmak istedi, ama yapamadı ve bezak kuşun anlattığı gibi dizine kadar taş kesildi. Şirzad ikinci kez denemeye çalıştı, kız biraz yerinden kımıldadı, ama yine Şirzad kızı yerinden kaldıramadı ve bu kez beline kadar taşa dönüştü. Şirzad son kez atın dizginini çekti ve şöyle dedi: Yemin ederim, eğer bu kez seni kaldıramazsam, atın belini kırarım. Şirzad elini kızın beline attı ve var gücüyle kızı yattığı yerden kaldırdı ve atın üzerine attı ve hareket etti. Şirzad’ın taşa dönüşen bedeni yine eski haline döndü.

Şirzad hızla uzaklaşmaya başladı. Ardından çok tuhaf sesler geliyordu: Aman yakalayın onu, kaçmasına izin vermeyin, ama Şirzad ardına bakmadan atını koşturdu. Bir süre sonra ardından gelen sesler yatıştı. Şirzad atını kırbaçlıyor ve tüm hızıyla ilerliyordu. O sırada beyaz kuş yeniden göründü ve şöyle dedi: Bak Şirzad, beni iyi dinle. Kız bir saat sonra uyanır, ancak uyanınca öyle bir bağırır ki dağlar taşlar sallanmaya başlar ve kulakları sağır eder. O zaman en iyisi, sen attan in ve kızı bir ağaca bağla ve yerde bir çukur kaz ve çukurun içinde saklan. Unutma, kız anasının sütüne yemin etmeden çukurdan çıkmamalısın.

Şirzad hemen attan indi ve kızı bir iple bir ağaca bağladı ve beyaz kuşun anlattığı gibi bir çukur kazdı ve içinde saklandı. Bir saat sonra kız uykudan uyandı ve öyle bir nara attı ki çukurda saklanan Şirzad bile sallandı. Şirzad kendi kendine şöyle dedi: Ne güzel bir kız, keşke benim eşim olsaydı, ama eğer her yedi saat uyuduktan sonra böyle nara atacak olursa artık kentte kulağı duyan bir tek kişi kalmayacak.

Kız etrafına bakındı, ama kimseyi göremedi ve bu yüzden ağlamaya ve yalvarmaya başladı ve şöyle dedi: Hey, sen kimsin? Çık oradan ve beni çöz. Ben şimdi seninim, neye istersen yemin ederim. Fakat kız anasının sütü üzerine yemin etmeden Şirzad çukurdan çıkmadı.

Sonunda kız anasının sütü üzerine yemin etti ve böylece Şirzad çukurdan çıktı, kızı çözdü ve atına bindirdikten sonra yola çıktı. Yolda giderken hava bozuldu ve korkunç bir fırtına başladı. Fırtına çok şiddetliydi, öyle ki Şirzad attan inip bir yere saklanmadıkları takdirde rüzgârın onları alıp götüreceğini hissetti. Şirzad etrafına bakındı ve yakında bir kale olduğunu fark etti. Şirzad kaleye doğru gitti, ama atından inmek istediğinde beyaz kuş yeniden ortaya çıktı ve bu kez Şirzad’a saldırmaya ve attan inmesine engel olmaya başladı. Sonunda at ürktü ve kaçmaya başladı. Beyaz kuş da onu takip etti. Zavallı Şirzad o fırtınanın ortasında atını koşturmak zorundaydı. Ta ki fırtına yatıştı ve beyaz kuş da kanatlanarak uzaklaştı.

Şirzad ve beyaz devin kızı yavaş yavaş ilerledi.

Şirzad ve kız bir çiftliğe vardı, çiftlikte çok güzel bir at vardı. Atın dizgini altından ve yumurta kabuğu gibi bembeyazdı. Kız şöyle dedi: Bak Şirzad, eğer şu atı yakalayabilsem, ben bu atın üzerine binerim, böylece hem sen rahat edersin, hem ben.

Kızın bu sözleri daha bitmeden beyaz at kişneyerek onlara doğru geldi. Şirzad beyaz atın dizginini tutmaya çalıştı, ama tam o sırada beyaz kuş yeniden ortaya çıktı ve adeta bir şimşek gibi havadan indi ve Şirzad’ın eline vurmaya başladı ve beyaz atı da ürküterek kaçırdı. Şirzad beyaz kuşun bu davranışından çok rahatsız oldu, ama hiç bir şey söylemedi.

Şirzad ve beyaz devin kızı yola devam etti ve ilk devlerin kalesine vardı. O sırada beyaz kuş yeniden ortaya çıktı ve şöyle dedi: Şirzad, bekle biraz. Bakıyorum sen ve bu kız birbirinizi seviyorsunuz, o zaman bu kızı devlere teslim etmen erkekliğe yakışmaz. Beyaz kuş o sırada sihirli bir şey söyledi, o kıza benzedi ve ardından Şirzad’a şöyle dedi: Kızı burada bırak ve beni onun yerine devlere teslim et.

Şirzad kızı kalenin dışında bıraktı ve şimdi o kıza benzeyen beyaz kuşu götürüp devlere teslim etti. Devler de ona bir sepet üzüm verdi. Şirzad geri döndü ve kızı atına bindirdi ve yoluna devam etti ve ikinci devlerin kalesine vardı. Beyaz kuş onlara yetişti ve şöyle dedi: Şirzad bekle, beni üzüm sepetinin yerine götür ve devlere ver. Şirzad artık beyaz kuşun bu yaptıklarına iyice şaşmıştı.

Neyse, Şirzad bu kez yine üzüm sepetine dönüşen beyaz kuşu devlere verdi ve yerine bir çift güvercin aldı.

Şirzad ve beyaz devin kızı tekrar yola koyuldu ve büyülü fenerin sahibinin bulunduğu kervansaraya vardı. Burada da beyaz kuşu güvercinlerin yerine adama verdi, büyülü fenerin benzerini aldı ve daha sonra amcasının sarayına doğru yola çıktı ve sonunda oraya vardı.

Kral Şirzad’ın geldiğini duyunca ona karşılamaya geldi. Kral Şirzad’ın getirdiği şeylere baktı, ardından alnından öptü ve “evladım, sen çok cesur ve yüreklisin” dedi.015

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile