Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Çarşamba, 13 May 2015 20:40

İran Masalları ve Efsaneleri - 80

İran Masalları ve Efsaneleri - 80

Geçen bölümlerde peri masallarının kahramanlarının özel ve has özelliklerinden söz ettik. Bu masalların en önemli karakterlerinden biri perilerdir. Periler insanlara benzemek, şekil değiştirmek gibi yeteneklere sahiptir. Geçen bölümde ayrıca perilerin cinsiyetinden ve genellikle dişi olduklarından ve ayrıca perilerin bir başka önemli özelliği huyları ve davranışları olduğundan söz ettik.


Perilerin bir başka önemli özelliği büyü gücüdür. Eski kitaplarda ve İran'da eski Pehlevi dilinde yazılmış eserlerde bu konuya sık sık rastlanır. Bu eserlerde perilerin her an istedikleri biçimde şekillerini ve görünüşlerini değiştirebildiği ve böylece öykünün kahramanını kandırabildikleri veya onlara zarar verebildikleri anlatılır.
Peri masallarında periler ayrıca harikulade işler yapabilir, sihir ve büyü gücünden bu işleri yapmakta yararlanır. Bir masalda peri masalı öykünün kahramanını taş yapar. Öyküde kahraman gider gider ve sonunda peri masalının yaşadığı bahçeyi bulur. Bahçenin ortasından büyük bir saray vardır ve sarayın çevresi taşa dönmüş insanlarla doludur. Kahraman periye seslenir. Peri gelir ve kahramanı taşa çevirir.
Bu tür masallarda ayrıca bir çok derdin dermanı da perilerin elindedir.


Perilerin bir başka özelliği, bu mahlûkların suyu ve çeşmelerde ve göletlerde yüzmeyi çok sevmeleridir. Bir çok masalda perilerin çeşmelerde yüzdüğünden söz edilir ve öykünün kahramanı genellikle periyi yakalamak ve isteklerine ulaşabilmek için perilerin yüzdüğü çeşmeye gider ve orada pusuya oturur.
Yine bir çok masalda peri karakteri ile ilk kez yanı başında genellikle bir ağacın da bulunduğu bir çeşmenin başında tanışırız. Bu perilerin sarayları da genellikle bir ağacın ve bir çeşmenin yakınlarındadır.
Eskilerin inancına göre perilerin bu tarz yaşamı, bu mahlûkların iyi hasat elde etmekten olumlu rol ifa ettiklerini ve insanlara bol ürün verdiklerini gösterir.

Peri masalları ile ilgili sohbetimizi burada noktalıyor ve devamını bir sonraki bölümüne bıraktıktan sonra her hafta olduğu gibi şimdi bugünkü öykümüze geçiyoruz.


Geçen bölümlerde beyaz kuş öyküsüne başladık ve dedik ki bir kral vardı, bu kral evlat sahibi olmuyordu, ama daha sonra bir erkek evladı sahibi oldu. Kral oğlunun canını korumak için annesiyle beraber sarayın dışında yaşamalarını emretti. Öte yandan kralın veziri çok kötü kalpli biriydi ve sonunda kralı öldürdü ve kendisi tahta oturdu ve ardından kralın eşi ve oğlunun da öldürülmesini emretti. Vezirin adamları kralın eşini öldürdü, ama annesi onu dereye attığı oğlunu da öldü zannederek kendi haline bıraktı, fakat çocuk ölmedi ve büyüdü, ta ki bir gün zalim vezirle mücadele etmek için arkadaşları ile dağa çıkan amcası onu buldu ve adını Şirzad koydu. Vezir ise Şirzad ve amcasını yok etmek için bir plan kurdu, ama sonunda Şirzad ve amcası savaşı kazandı ve Şirzad amcasını kral ilan etti.


Yine dedik ki Şirzad'ın iki amca oğlu onu kıskanıyordu ve bu yüzden amcası onlara şimdiye kadar gitmediği bir yerden görmediği bir şeyi getirmelerini söyledi. İki kardeşin getirdiği şeyler kralın daha önce gördüğü şeylerdi. Daha sonra Şirzad yola çıktı ve gittiği yerde yağsız yanan bir fener buldu, ama ikna olmadı ve fenerin ikinci benzerini bulmaya karar verdi ve yoluna devam etti. Şirzad sonunda gitti bir yerde ikinci feneri ve sahibini buldu. Fenerin sahibi ona devler kalesinden bir çift güvercin getirdiği takdirde feneri vereceğini söyledi. Şirzad güvercinleri beyaz bir kuşun yardımıyla buldu, ama kendisi için de bir çift güvercin almaya kalkışınca devlerin eline düştü. Devler Şirzad'ın macerasını dinledikten sonra ona başka bir kalede devlerin yetiştirdiği üzümlerden getirirse güvercinleri vereceklerini söyledi.
Şimdi maceranın devamı.


Şirzad atına bindi ve üzüm yetiştiren devlerin kalesine doğru yola çıktı ve uzun bir yol kat ettikten sonra devlerin kalesine vardı. Şirzad atından indi ve bir ağacın ardında saklanmak istediğinde bir ses duydu. Şirzad sese doğru döndü ve baktı ki yine o beyaz kuş üzerinde uçuyor. Beyaz kuş şöyle dedi: Bak Şirzad, benim sözümü dinlemedin ve bunlar başına geldi. Bu kez kulaklarını iyice aç ve sözümü iyice dinle. Sana tamah etme ve bir sepet üzüm yerine iki sepet alma diyorum.


Şirzad gece yarısına kadar bekledi ve ardından kalenin duvarına yanaştı ve ipini attı ve duvardan tırmandı ve süzüle süzüle üzümlerin saklandığı depoya ulaştı. Depo üzüm sepetleriyle doluydu. Şirzad biraz bakındı ve ardından kendi kendine önce biraz üzüm yeyim, sonra bir sepet alırım, dedi. Bunun üzerine Şirzad yere oturdu ve bir sepet üzümü yedi, ama onun gibi bir pehlivan için bir sepet üzüm azdı, bu yüzden bir demedi, iki demedi, üç demedi, dört demedi, tam beş sepet üzüm yedi. Ancak beşinci sepetten son salkımı almaya kakışınca sepet birden yeniden üzümle doldu. Şirzad gözlerine inanamıyordu. Yeniden bir başka sepeti aldı ve içindeki üzümleri yedi, ama sepe yine üzümle doldu. Şirzad bu olaya şaştı kaldı.


Sonunda Şirzad bir sepeti aldı ve gitmeye karar verdi, ama yine tamah etti ve kendi kendine buraya kadar gelmişken bu güzel üzümlerden bir sepet de amcama götürsem, dedi ve ikinci sepeti de aldı. Ama elini ikinci sepete uzatır uzatmaz tüm sepetler birden çığlık atmaya başladı ve bir anda kaledeki tüm devler Şirzad'ın başına çuvallandı ve onu yakaladı.
Şirzad yine tüm macerasını devlere anlattı. Devlerin lideri güçlü bir devdi. Dev Şirzad'a şöyle dedi: Şu yakınlarda beyaz bir dev yaşıyor ve çok güzel bir kızı var. Ben bu kıza aşığım. Eğer gidip o kızı bana getirirsen, sana da bir sepet üzüm veririm.


Şirzad yeniden atına bindi ve kendi kendine yakınarak üzgün üzgün ilerledi ve beyaz devin kalesinin yolunu tuttu.
Şirzad beyaz devin kalesine varmadan yine beyaz kuş ortaya çıktı ve şöyle dedi: Bak, yine tamah ettin ve şimdi ölüme doğru gidiyorsun. Şimdi benim sözlerimi iyi dinle. Beyaz devin kızı şu anda yedi günlük uykusunda. Kız her ay yedi gün uyuyor ve bu yedi gün içinde onu çarmıha geriyorlar. Senin onu çözüp kaldırman mümkün değil, ancak beyaz devin ahırında bir at var bu atı da 44 iple bağlamışlar ve hiç kimse ona yanaşamıyor. Sen gidip bu atın iplerini çözmeli ve üzerine binmelisin, belki o zaman kızı yerden kaldırabilirsin. Ancak eğer ilk kez kızı çarmıhtan çözemezsen dizine kadar taş olursun ve eğer ikinci kez yapamazsan beline kadar ve eğer üçüncü kez yapamazsan baştan başa taş olur ve oracıkta kalırsın.


Şirzad beyaz devin kalesine vardı ve hemen ahıra girdi. Beyaz kuşun anlattığı gibi ejderha görünümlü bir at duruyordu. Şirzad hemen hazırlandı ve bir şahinin kekliğin üzerine çuvallandığı gibi iki ayağının üzerine zıplayarak atın üzerine bindi ve ardından dizginini eline alarak kendine doğru çekti. Şirzad hemen kılıcını çekti ve iplerin tümünü kesti. İpleri kesince at Şirzad'a yere vurmak için çırpınmaya başladı, ama nafile, bu adam ötekiler gibi değildir.
Şirzad atıyla beraber beyaz devin kızına doğru gitti ve onun yanına vardı.015

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile