Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 30 Ocak 2016 12:02

Hidayet hadisi - 92

Hidayet hadisi - 92

Hidayet hadisi başlıklı sohbetimizin bir başka bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz.

Bilindiği üzere bu programı İslam peygamberi (sav) ve pak ehli beytinin (sa) fertleri ile ilgili hadisleri sizlerle paylaşmak üzere hazırladık.
Buna göre de her bölümde bu büyük insanlardan inanç, ibadet, ahlak, siyaset, sosyal ve iktisadi konuları içeren hadisleri ve bu hadislerden çıkarılan dersleri sizlerle paylaşıyoruz.


İnsanların en güzel sıfatlarından biri, başkalarının hatasını affetmesidir. Hoşgörü ve bağışlama özellikleri, her müminin sahip olması gereken özelliklerden ve en büyük insani erdemlerden sayılır. Allah Teala Şura suresinin 40. Ayetinde şöyle buyurur:
Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.
İslam Peygamberi –s– bağışlamayı büyüklük ve izzet işareti olarak belirterek şöyle buyurur: Bağışlamak sizin işinizdir. Bağışlamak, kulun izzetini arttırır. O zaman birbirinizi bağışlayın ki Allah Teala de sizi aziz kılsın.


Bazen insanların arasında kırgınlıklar yaşanabilir ve bu durum devam ettiği takdirde insanların arasındaki ilişkiler soğumaya başlar, topluma tefrika ve şiddet hakim olur. Bu yüzden mantıklı ve doğru kararlarla kırgınlıkları hemen gidermek gerekir. Kırgınlıkları gidermenin bir yolu ise bağışlamaktır. Başkalarının hatasını ve suçunu tahammül etmek kin ve nefret ve düşmanlıkları yok eder ve hatta düşmanları dost yapar.
Hz. Yusuf –s– öyküsünde o hazretin kardeşleri ona en ağır darbeleri vurdu ve kardeşleri o hazreti çok ucuza sattı. Hz. Yusuf'un kardeşleri sadece onu eziyet etmekle kalmadı, babaları Hz. Yakub'u da üzdü. Ama sonunda hepsi büyük utanç içinde onun karşısına çıktı ve şöyle dedi:
Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.


Ancak kardeşleri özellikle kendisi üstün konumdayken daha fazla utanmasını veya akıllarına kardeşleri Yusuf'un şimdi intikam almak isteyeceğini getirmemeleri için hemen onları teselli etti ve güvence verdi ve onları serzeniş etmeyeceğini söyledi. Yani Hz. Yusuf kardeşlerine karşı hiç bir kin beslemediği gibi, onları utanma duygusundan kurtarmaya çalıştı ve ardından kendi hakkından vaz geçerek onları bağışladığını belirttikten sonra Allah teala da onların günahlarını bağışlayabileceğini anlatarak şöyle dedi: Bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir."
Gerçekte Hz. Yusuf –s– bu ameli ile büyüklük gösterdiği ve kardeşlerini bağışladı.


İslam dininin önde gelen büyükleri ve evliyaları da merhametli ve hoşgörülü insanlardı. Allah Resulü'nün –s– Mekke fethi sırasında müşriklere karşı davranışı Müslümanlar için en iyi örnektir. O hazret Mekke'yi fethettikten sonra müşriklere hitaben şöyle buyurdu: Bilin ki sizler Allah'ın Peygamberi için kötü komşular oldunuz ve onu tekzip ettiniz ve onu kovdunuz ve dışladınız ve eziyet ettiniz ve bununla da yetinmediniz ve savaş ateşini yaktınız. Ama şimdi gidin ve huzur içinde yaşayın, çünkü hepiniz serbestsiniz.
İslam Peygamberi –s– Mekke fethi sırasında müşrikleri bağışlamakla kalmadı, aynı zamanda müşrikleri elebaşı yani Ebu Sufyan ve eşinin evini güvenli yer ilan etti.
İmam Ali –s– de şehadeti sırasında oğlu İmam Hasan'a –s– katili hakkında şu nasihatte bulundu: eğer hayatta kalırsam, ona ne yapacağımı ben bilirim ve ya kısas eder, ya da bağışlarım. Ama eğer ölüm beni sararsa, ki vaat edilen budur, eğer onu bağışlar ve affedersem, Allah katına daha da yakınlaşmış olurum ve sizin için de iyi amel ve hasene budur, o zaman siz de onu bağışlayın.


Hoşgörü, insana kişilik kazandırır,yüceltir ve ruhi gücünü arttırır. Bu yüzden İmam Ali –s– şöyle buyurur: Düşmana galip geldiğinde zaferine şükretmek üzere onu bağışla.
Ancak bu süreçte şu meseleyi de unutmamak gerekir ki birini bağışlamak onu çirkin amelini tekrarlama konusunda cesaretlendirmemelidir. Faziletli ve muhterem insanlar karşı tarafın yaptığından gerçekten pişmanlık duyduğunu görürse, onun hatasını rahatlıkla affeder, fakat eğer onu affetmek işlediği suçta daha da küstahlaştıracağı sonucuna varırsa, ya da kendisinin affedilmesini karşı tarafın korkusu veya zayıflığının hesabına yazdığını hissederse, o zaman onu işlediği suç yüzünden yargıya teslim eder ki cezasını çeksin.


İmam Ali –s– şöyle buyurur: Affetmek ve bağışlamak, iyi insanı ıslah ettiği kadar alçak insanı daha da alçaklaştırır.
İmam Zeynelabidin –s– de hukuk risalesinde şöyle buyurur: sana kötülük edenin hakkı, senin onu bağışlamandır, ama eğer onu affetmeyi zararlı buluyorsan, onu cezalandırabilirsin.
İmam Ali –s– bir başka vecizesinde de bilinçli olarak bir suçu işleyen insanın affedilmeyi hak etmediğini belirterek şöyle buyurur:
Günahın çirkinliğini bildiği halde o günahı işleyen insan affedilmeyi hak etmez.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile