Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 19 Ocak 2016 08:05

Hidayet Hadisi - 90

Hidayet Hadisi - 90

Hidayet hadisi başlıklı sohbetimizin bir başka bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz.

Bilindiği üzere bu programı İslam peygamberi (saa) ve pak Ehli beytinin (sa) fertleri ile ilgili hadisleri sizlerle paylaşmak üzere hazırladık.
Buna göre de her bölümde bu büyük insanlardan inanç, ibadet, ahlak, siyaset, sosyal ve iktisadi konuları içeren hadisleri ve bu hadislerden çıkarılan dersleri sizlerle paylaşıyoruz.


İslam dininin en önemli öğretilerinden biri, başkalarının onur ve haysiyetinin hürmetini korumaktır. Bu konu o kadar önemlidir ki, başkalarının onuru ile oynamak en büyük günahlardan biri sayılmış ve yüce Allah bu işi yapanları ağır azapla cezalandırmakla uyarmıştır.
İmam Sadık –s– bu konunun önemi hakkında şöyle buyurur: Kim bir söz edip amacı bir müminin kötülüğünü aşikar etmek ve onu rezil etmek olursa Allah Teala böyle birinin üzerindeki velayetini kaydırır ve şeytanı ona musallat eder.
Evet, bugünkü konumuz, müminlerin onurunu korumakla ilgili hadisleri gözden geçirmektir.


Onur insanın itibarı, hürmeti, şerefi, haysiyeti ve izzetinefsi demektir. İslam dini, müminlerin onuru, hürmeti ve haysiyetinin korunmasına büyük önem verir. Bu yüzden İslam'ın önemli taliminden biri kendimizin ve başkalarının onurunu korumaktır ve bu iş her ne şekilde olursa olsun yapılması gerekir. İnsan hatta bazen onurunu korumak için malından bile vaz geçebilir.
Bu konuda İslam Peygamberi –s– şöyle buyurur: Malınızla onurunuzu koruyun.
İnsan bazen başkası ile tartışmaktan ve mücadele etmekten vaz geçer ve böylece insani şanını ve kerametini korur, çünkü tartışma hakaret, saygısızlık ve aşağılamakla sonuçlanabilir. Bu yüzden İmam Ali –s– Müslümanlara tavsiyesinde şöyle buyurur: kim onurunu seviyorsa, tartışmaktan kaçınmalıdır.
İmam Hasan Muctaba –s– da onurunu korumak, akılcı olmanın işareti olduğunu belirterek şöyle buyurur: sefih ve akılsız insan malını aptalca işlere harcayan ve kendi onuruna karşı laubali ve müsamahakar davranın insandır.


İslam dininde toplumun sağlığı ve güvenliğinde en önemli etkenlerden biri can ve maldan sonra insanların ve özellikle müminlerin onurunu koruma şeklinde ifade edilmiştir. Çünkü gerçekte bir insanın onuru bir ömür çaba ve emeğin ürünüdür ve bir anlık gafletle yok olabilir. Bu yüzden bir Müslümanın onuru ve haysiyeti ile oynamaktan daha büyük günah düşünülemez. Buna göre İslam dini, mümin insanın onurunu yok edecek her türlü ameli şiddetle men etmiştir. Nitekim Allah Resulü –s– de şöyle buyurur: Allah Teala şöyle buyurmuştur: Kim benim dostlarımdan bir dostu rezil ederse, benimle savaşmak için pusuya yatmıştır.


İmam Bagır –s– da şöyle buyurur: İslam Peygamberi –s– miraca çıktığı gece Allah Teala dan müminin O'nun katında ne gibi değeri olduğunu sordu. Nida geldi: Ey Muhammed, kim benim dostuma hakaret ederse, sanki benimle mücadeleye kalkışmıştır ve ben hızla dostlarımın yardımına gelirim.
Ebu Besir adında bir zat, İmam Bagır'dan –s– şöyle sorduğunu nakleder: Bizim arkadaşlarımızdan biri yoksuldur ve ben zekatımı ona vermek istiyorum, ama o zekatı kabul etmekten utanıyor. Acaba ona bunun malın zekatı olduğunu söylemeli miyim? İmam şöyle karşılık buyurdu: Allah'ın sana vacip kıldığı ameli yerine getir, ama mümini aşağılama.
İmam Sadık –s– da müminin hürmeti hakkında şöyle buyurur: Sizlerden hanginiz Müslümanın kanına bulaşmamış elle ve onların onuruna dokunmamış dille Allah Teala'nın huzuruna çıkabiliyorsa, öyle yapmalıdır.


Kur'an'ı Kerim bir çok ayette Müslümanların kıblesi Kabe'nin kutsiyeti hakkında söz etmiştir. Bu yüzden Kabe'ye saygı göstermek herkese vaciptir ve Kabe'ye hakarette bulunmak büyük günah sayılır. Ama ilginçtir ki müminlere saygı da Kabe'ye saygı ile aynı seviyede sayılmıştır. Hatta İmam Sadık –s– müminin onurunu korumak, Kabe'nin hürmetinden de daha önemli olduğunu buyurmuştur.
Dolaysıyla Kabe'ye saygısızlık ve hakaret haram olduğu gibi mümin insanını kötülemek ve saygısızlık etmek de haramdır.
Rivayetlere göre günlerden bir gün Allah Resulü –s– Kabe'ye bakarken şöyle buyurdu: ey Kabe, ne mutlu sana, Rabbim seni ne kadar büyük ve hürmetini korumayı saygın tutmuş. Allah'a and olsun müminin hürmeti senden fazladır, zira Allah Teala senin için bir tek şeyi haram kılmış ama mümin için üç şey haram kılmıştır: mal, can ve onur.


Allah Teala insan şerefi ve kerametinin korunması için haysiyetin geri kazanılmasını caiz saymıştır. Nitekim Yusuf suresinde Hz. Yusuf'un haysiyetini geri kazanma çabasından söz ediyor. O hazret onuru ve haysiyeti için o kadar değer verirdi ki kralın onu affetmesini kabul etmedi ve haysiyetini geri kazanmadan zindandan da çıkmadı. Bu yüzden Mısır azizi bir meclis düzeldi ve Hz. Yusuf onurunu ve haysiyetini geri kazandıktan sonra hapisten çıkmayı kabul etti.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile