Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 18 Ocak 2016 12:38

Semavi Sureler - 94

Semavi Sureler - 94

Bugün Kur'an'ı Kerim'in 58. Suresi olan Mücadele suresini ele almak istiyoruz. Bu sure Medine'de nazil olmuş ve 22 ayetten ibarettir.
Surede cahiliye döneminde yaygın olan ve Zıhar tabiri ile anılan bir nevi boşanmanın reddedilmesi, başta fısıldaşarak konuşmanın men edildiği başkaları ile muaşeret etmenin adabı, meclise yeni gelenlere yer verilmesi, münafıklar, Hizbullah ve şeytanın taraftarları gibi konular yer almaktadır.


Mücadele suresinin ilk ayeti şöyle buyurmakta:
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir.
Ensar aşiretinden Havle adında bir kadının kocası bir macera sırasında eşine öfkelenir. Zaten sert huylu olan koca eşini boşamaya karar verir ve şöyle der: sen bana kıyasla annem gibisin.
Gerçekte bu ifada, cahiliye çağında bir nevi boşanma sayılır ve bu sözleri sarf eden erkek artık eşine dönemezdi, fakat buna göre kadın da özgür kalıp başka biriyle evlenemezdi. Bu durum evli olan bir kadının başına gelebilecek en kötü durumdu. Bir süre sonra koca söylediklerinden pişman oldu, fakat cahiliye adabına göre artık eşine geri dönemezdi. Bu yüzden kadın Resulullah'ın –s– yanına gitti ve bu meselenin hükmünü sormak istedi ve şöyle arz etti: Ya Resulullah, kocam beni gençken güzellik ve servet sahibiyken seçti. Şimdi yaşım ilerleyince Zıhar etti ve sonra da pişman oldu. Acaba eski yaşamımıza devam etmemiz için bir yol var mıdır? Resulullah –s– şöyle buyurdu: Sen ona haram olmuşsun. Ancak kadın küçük evlatları yüzünden art arda ısrar etti. Kadın sonunda yüce Allah katına döndü ve şöyle arz etti: Ya Rabbim, çaresizlikten ve ihtiyaçtan ve hayatımın zorluğundan sana şikayet ediyorum, ya Rabbim, peygamberine bir ferman nazil et ve bu sorunu çöz.
Bir süre sonra bu surenin ilk ayetleri peygamber efendimize –s– nazil oldu ve kim böyle yaparsa kefaret ödemesi gerektiğini, ayrıca boşanma da vaki olmadığını buyurdu. Sonunda kadının kocası Resulullah'ın –s– yardımı ile kefaretini ödedi ve eski yaşamına geri döndü. Böylece İslam dini de bu yanlış geleneği feshetti ve bu tür bir boşanmayı da batıl ilan etti.


Mücadele suresinin 7. Ayeti şöyle buyurmakta:
Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir.
Fısıldaşmak ve kulağa konuşmak genellikle çevremizde bulunan insanlarda zan ve şüphe uyandırır. İki kişinin fısıldaştığını gören insan, özel bir psikolojik hisse kapılır ve kendisini o toplulukta yabancı gibi hisseder. Bu durum içindeki sui zannı da arttırır.
Herkes yüce Allah bu tür fısıldaşmaları duyduğunu ve söylenen sözleri bildiğini bilmesi gerekir, çünkü yer gök, açık gizli, her şey yüce Allah'ın sonsuz ilmi karşısında aşikar ve açıktır.


Surenin 8. Ayeti konunun devamında şöyle buyurmakta:
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!


Bir grup Yahudi ve hasta yürekli münafık kendi aralarında fısıldaşıyor ve bazen de gözleri ile müminlere rahatsız edici bir şekilde işaret ediyordu. Onların bu tür davranışları müminleri üzüyordu.
Ayetin muhtevasından anlaşıldığı üzere onlar daha önce bu tür amelleri başkalarını kaygılandırdığı ve suizanlarını takviye ettiği ve bu amelden el çekmeleri gerektiği konusunda uyarıldığı anlaşılıyor.
Gerçi Allah Resulü –s– onlardan müslümanların yanındayken birbiriyle fısıldaşmamalarını istemişti, fakat onlar bu emre uymadığı gibi, fısıldaştıkları konuları da Allah'ın ve peygamberinin emirlerine aykırı olan konuların arasında seçiyordu. Onlar böylece müminlerin kalbini incitmek istiyordu.
Surenin 9. Ayetinde ise şu tavsiye yer alıyor:
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.


Mücadele suresinin 10. Ayeti şöyle buyurmakta:
Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler. Müminler varlık aleminin tek etkili gücü Allah olduğunu ve yüce Allah istemedikçe hiç kimse insana zarar veremeyeceğini bilmeleri gerekir. Bu yüzden mümin insanlar ancak Allah Teâlâ'ya tevekkül etmeli ve Allah'tan başka hiç bir şeyden korkmamalıdır. Mümin insanlar Allah'a güvenmek ve tevekkül etmekle sorunların üstesinden gelebildiği gibi şeytanın izleyenlerinin planlarını da suya düşürebilir.


Tarihte belirtildiği üzere, günlerden bir Cuma günü Allah Resulü –s– Mescidi Nebi'nin yanında yer alan Soffa üzerinde oturuyor ve sahabeden bir grup da o hazretin huzurunda bulunuyordu ve bu yüzden o alan daralmıştı. Allah Resulü Bedir savaşı mücahitlerine çok saygı gösterirdi. O sırada Bedir mücahitlerinden bir grup geldi, fakat o sırada başkaları Resulullah'ın –s– etrafını doldurmuştu. Bedir mücahitleri cemaate selam verdikten sonra ayakta durdu ve başkaları onlara yer vermelerini bekledi, fakat hiç kimse yerinden kımıldamadı. Resulullah –s– bu durumdan çok rahatsız oldu. Bu yüzden o hazret çevresinde oturan bazılarından yerlerinden kalkmalarını ve yeni gelenlere yer vermelerini istedi. Bu talep gerçekte iman ve cihatta öncü olan insanlara saygı gösterme bağlamında bir nevi edep dersi öğretmekti, fakat o sırada yerlerinden kalkmak zorunda kalanlar bu talepten rahatsız oldu. O sırada ayet nazil oldu ve insanlara, meclislerde nasıl oturacaklarını anlattı:
Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer açın" denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size "Kalkın" denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.


Mücadele suresinin bu ayeti sosyal ilişkilerde önemli bir ilke olan meclislerde uyulacak adabı ve başkalarının hakkına saygı gösterilmesini anlatıyor. Umumi meclislerde yeni gelenlere yer vermek, İslam dininin ahlaki öğretilerinden sayılır. Bir meclise yeni gelen olunca önce gelenler biraz toparlanmaları ve yeni gelene yer vermeleri gerekir, çünkü yeni gelen yorgun olabilir. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim şu tavsiyede bulunuyor:
Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer açın" denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin.
Bu ayet aynı zamanda başkalarının işine açılım sağlamak Allah Teâlâ'nın sizin de işinizde genişlik yaratacağını buyuruyor.
Bazen bir meclis çok kalabalık olur ve yeni gelen yer vermek için yerinizden kalkmanız icap eder. Bu yüzden ayet şöyle devam ediyor:
Size "Kalkın" denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.
Ayet bu ilahi emri yerine getirmenin mükafatını da şöyle beyan ediyor:
Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ve size dereceler verecektir.


Mücadele suresinin son ayeti mümin insanlara Allah sevgisi ile Allah'ın düşmanlarının sevgisi bir kalpte bir arada mümkün olmadığı ve bu ikinin arasında birini seçmeleri gerektiği konusunda uyarıyor.
Yani eğer gerçekten mümin iseler, Allah'ın düşmanları ile dostluk etmekten sakınmaları gerekir. Ayet şöyle buyurmakta:
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin.
Kuşkusuz baba, oğul, kardeş veya akraba sevgisi çok iyi ve gereklidir ve insani duyguların yaşadığını gösterir. Fakat bu sevgi Allah sevgisi ile karşılaştırıldığında, değerini kaybeder.
Ayet daha sonra kalplerini tam olarak Allah sevgisine adayan müminlerin büyük mükafatlarını anlatıyor:
İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır.
İman ehli olanlar Allah onlardan hoşnut olduğunu hissedince içlerinde güzel bir duygu gelişir, öyle ki bu duygu ve bu lezzet başka hiç bir şeyle kıyaslanamaz ve sonucu Allah Teâlâ'dan tam hoşnut olmaktır.
Ayet sonunda genel bir ilanda bulunarak şöyle buyuruyor:
İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.015

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile