Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 14 Mart 2016 10:46

Rezevi hastanesi Başkanı Dr. Haşimzade: Radyoaktif ilaçların üretiminde kendimize yeter hale geldik

Rezevi hastanesi Başkanı Dr. Haşimzade: Radyoaktif ilaçların üretiminde kendimize yeter hale geldik

Her yıl Ferverdin ayı, İran'ın tarihi diyarında doğanın yeniden canlandığı aydır. Bu arada İran takviminde bir kaç yıldır Nükleer teknoloji günü İran milletinin tüm tehditlere, baskılara ve yaptırımlara rağmen sergilediği şanlı direnişi ile nükleer bilimde dünyanın dev güçleri ile aynı sıralarda yer aldığını hatırlatan gün olarak parlıyor.
Şimdi de İran takvimine göre yeni yıla girerken aynı arenada bu kez Rezevi hastanede yeni bir başarıya daha şahit oluyoruz. Evet, son günlerde bu hastanenin Pet Scan'inde etkili radyoaktif ilaçların üretimine şahit oluyoruz. Kuşkusuz bu bağlamda elde edilen başarıda kutsal Rezevi küliyenin merhum mütevellisi Ayetullah Vaiz Tebesi'nin destekleri büyük etkisi olmuştur.
Bu konuda bir açıklama yapan hastane Başkanı Dr. Said Haşimzade şöyle diyor: Merhum Ayetullah Vaiz Tebesi'nin talimatı ve bu sağlık merkezinin dünyanın son bilimsel ve teknolojik kazanımları ile donatılmasına vurgu yapması üzerine Rezevi hastanesinde nükleer tıp bölümü açıldı ve bu birimi donatmak ve gerekli şartları ve imkanları hazırlamak üzere Siclotron cihazı satın alındı ve böylece gerekli teçhizatın montaj çalışmalarına geçildi.
Dr. Haşimzade şöyle devam ediyor: Başta kanser tümörleri olmak üzere bazı hastalıkların teşhisi için çeşitli teşhis yöntemleri ve görüntüleme teknikleri gerekiyor ve bunlardan biri de Pet Scan sistemidir. Ancak bu sistemden teşhiste yararlanmak için de radyoaktif ilaçlar gerekiyor.
Böylece Rezevi hastanesi çeşitli radyoaktif ilaçların üretim alanına girerek bu alanda faaliyet yürüten seyrek merkezlerden biri oldu, öyle ki hali hazırda İran'da bu alanda faaliyet yürüten üçüncü merkezdir. Rezevi hastanesi bu çerçevede Pek Scan bölümünde kullanılan radyoaktif ilaçları kendisi üretiyor. Rezevi hastanesinden başka İran'da bu işi yapabilen iki merkezden biri İAEK'una bağlı nükleer tarım ve tıp araştırma merkezi ve Mesih Daneşveri hastanesidir.
Rezevi hastanesinde açılan Siclotron bölümünen bir başka belirgin ve eşsiz özelliği ise kalite kontrol laboratuarıdır, öyle ki burada üretilen radyoaktif ilaçlar titiz testlere tabi tutulduktan sonra hastalara sunuluyor.
Dr. Haşimzade şöyle devam ediyor: Hastanenin Pet Scan merkezi bundan bir buçuk yıl önce faaliyete başladı, ancak ilkin ihtiyaç duyduğu radyoaktif ilaçları başkent Tahran'dan karşılıyordu. Böylece geçtiğimiz günlerde bu tür ilaçları burada üreterek hastanenin başka merkezlere olan bağımlılığı giderildi ve hastane radyoaktif ilaç üreten merkezlerden biri oldu. Bu konuda halkı bilgilendirmekte yaşanan gecikme, üretilen radyoaktif ilaçları bir kaç kez üretip kalitesinden emin olma isteğinden kaynaklanıyordu. Nitekim son günlerde 22 hasta bu ilaçlardan yararlandı.
Bu süreci Almanya ve Avusturya'dan uzman bir ekip yakından gözetlemiştir. Dr. Haşimzade Siclotron radyoaktif ilaçlardan spektrum üretme yeteneğine sahip olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: Yakın gelecekte prostat kanseri gibi çeşitli kanserlerin tedavisi için gerekli ilaçları üreteceğiz. Böylece ve belirlenen bir program çerçevesinde yeni yılda yeni radyoaktif ilaçların üretimine ciddi bir şekilde başlamak istiyoruz.
Rezevi hastanesi Başkanı Dr. Haşimzade sağlık alanında uluslararası standartları yakalamanın şart olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: Üretilen radyoaktif ilaçları onaylayan standartlar özel ülkelere özgü değildir ve küresel boyutu bulunuyor ve biz Rezevi hastanesinde bu standartları almayı başardık. Yine sağlık bakanlığından da bu tür ilaçları üretmek için gereken milli izin belgelerini de aldık ve aldığımız standartların çerçevesinde faaliyetimizi yürütüyoruz. Radyoaktif ilaçların mahiyeti öyle ki hasta sayısına uygun üretilmesi gerekiyor, çünkü bu tür ilaçların ömrü kısadır ve depolamak gibi imkanlardan yoksun sayılır. Ancak Rezevi hastanesi başka sağlık merkezleri talepte bulunduğu takdirde ve sağlık bakanlığının ihtiyaçlarına göre bu tür ilaçları üretmeye hazırdır.
Dr. Haşimzade teşhisten tedaviye uzanan süreci de şöyle anlatıyor: Çalışmalarımızda tedavi amaçlı radyoaktif ilaçları üretmeyi de gündemimize aldık ve böylece prostat kanseri gibi bazı hastalıkları tedavi edebileceğiz. Bu mesele bizim faaliyetlerimizin İran'da ve hatta Ortadoğu'da diğer merkezlere kıyasla özel hale gelmesine vesile oluyor, öyle ki örneğin prostat tedavisinde bölgede hiç bir ülke bizim gibi değildir.
Tahran'da nükleer tıp alanında gerekli olan ilaçları üreten FDG adında iki merkez bulunuyor. ancak Rezevi hastanesinde yapılan planlama bunun da ötesindedir, öyle ki çeşitli kanserler için daha özel ilaçları üretebiliyoruz, nitekim önümüzdeki bir iki ay içerisinde yepyeni ilaçları üreteceğiz. Böylece daha fazla radyoaktif ilaç üretmek için bazı programlar geliştirdik. Yine beyin kanserinin tedavisi için bazı ilaçları üretmeyi düşünüyoruz. Daha fazla ilaç üretmeyi de düşünüyoruz ama şimdilik esas amacımız, gerekli olan ilaçlarlı üretmektir.
Dr. Haşimzade Fars körfezi ülkelerinde nükleer teknoloji ile görüntüleme bedeli yaklaşık beş bin dolar olduğunu, oysa aynı hizmet Rezevi hastanesinde sadece bin dolarla verildiğini belirterek şöyle devam ediyor:
Radyoaktif ilaçların önemi, hali hazırda bir çok vatandaşımız Pet Scan yaptırmak üzere başka ülkelere gittiği zaman anlaşılıyor. Bizim gibi merkezler çoğalırsa, seyahat masrafları azalacaktır, çünkü bu masraflar hasta ailelerini zor durumda bırakıyor, öyle ki bazen bazı hastalar evini satmak veya elindeki sermayesinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Oysa içerideki merkezlerde bu tür hizmetler çok düşük bedellerle hastalara sunuluyor. Kanserlerin teşhisi, tedavisi, tedavi süreci ve hatta ağırlaşması Pet Scan ve radyoaktif ilaçlardan etkileniyor, çünkü bu tür teknolojilerden yararlanarak zamanında teşhis ve tedavi kalitesi büyük bir titizlikle sürdürülüyor.
Rezevi hastanesinin yetkililerinden Dr. İmami de şöyle diyor: Unutmamak gerekir ki Pet Scan için başka ülkelere gitmek isteyen hastalar bunun bedelini karşılayabilecek iktisadi güce sahip olmaları gerekir. Fakat kansere yakalanan bir çok insan bu imkanlardan yoksundur. Bu yüzden ülkemizde Pet Scan hizmeti sunan merkezleri arttırmak ve gerekli radyoaktif ilaçları üretmek sureti ile ülkeden döviz ve sermaye çıkışı önlenebilir, ayrıca iktisadi gücü olmayan hastalara da destek verilebilir.
Rezevi hastanesinin nükleer tıp merkezi teknik sorumlusu da şöyle diyor: Pet Scan merkezinin ihtiyacı olan radyoaktif ilaçların üretimi yaklaşık iki buçuk yıl önce başladı ve ilkin sırf FDG ilacı üretiyordu, ancak şimdi bir çok çeşit radyoaktif ilaç üretiyoruz. Söz konusu yetkili hangi radyoaktif ilacın hangi hastalar için kullanıldığı konusunda şöyle devam diyor: Radyoaktif ilaçların kanser tedavisinde kullanılması için kullanılan ilacın söz konusu kanserin tedavisinde etkili olduğunu ispat eden belgelere ihtiyacımız vardır. Böylece bir çok kanser hastalığında ispatlanmış olması durumunda Pet Scan yapılır. Örneğin Lenfom'u olan hastalar ya da büyük bağırsak, akciğer, boyun veya deri kanseri olan hastalara bu yöntem tavsiye edilebilir. Pet tedavisi ilk teşhis aşamasında hasar gören bölgeyi tespit ediyor ve böylece tedavinin nasıl yapılacağı belirleniyor, şöyle ki acaba sırf kemotrapi mi yapılmalı, yoksa bileşik yöntemlerden mi yararlanılmalı ve sonuçta hastanın fazla masraf ve bedel yüklenmesi engelleniyor. Bazen hastalara kemotrapi gibi özel tedavi yöntemleri tavsiye ediliyor ve hatta uygulanıyor, ama daha sonra bu yöntemin etkili olmadığı anlaşılıyor. Oysa kanserlerin tedavisinde özellikle kemotrapide zaman unsuru anahtar konumdadır, çünkü zaman kaybedilirse, hastalık yayılabilir. Böylece Pet Scan sistemi ile hastaya yardım etmek ve ilk teşhisle daha etkili tedavi yöntemi uygulamak mümkün oluyor, çünkü bazen tedavi süreci tamamlanmasına karşın kanserden bazı izler geride kalıyor ve bir yıl sonra vücutta yeniden görünmemeye başlıyor. Bu yüzden tedavi süreci tamamlandığı iddia edilmeden önce titiz bir inceleme ile hastanın iyileştiğinden emin olunabilir.
Dr. İmami sözlerini şöyle sürdürüyor: Biz Rezevi hastanesinin nükleer tıp merkezini yaptırımların baskısı altında açtık, öyle ki bu cihazları montaj etmeleri gereken ülkeler hatta bizim sıradan sorularımıza bile cevap vermiyor ve bu işten kaçınıyordu.
Nükleer tıp merkezinin detaylarını anlatan Dr. İmami şöyle diyor: Nükleer tıp merkezi 2700 metrekarelik bir alana sahiptir ki bu açıdan belki de İran'ın en büyük merkezidir. Siclotron bölümü ise yaklaşık 700 metrekaredir. Bu alanın inşaatı için 11 milyar tümen harcandı ve bir o kadar da teçhizatın bedeli oldu ve böylece hastalara yüksek kalitede hizmet sunma imkanı oluşturuldu.
Dr. İmami şöyle devam ediyor: Hali hazırda bu alanda bazı sıkıntılar var. Örneğin bu hizmetin sağlık sigortası kapsamında olmaması tüm dünyada ciddi bir sorundur. Çünkü bu tür ürünler daha yolun başında sayılır ve diğer merkezler de bu hizmetleri verememektedir. Ancak bir çok ülkede Pet Scan'ın kemotrapiye gerek bırakmadığı ve bu yönteme sarf edilen yüklü paralarda tasarruf sağlandığı gözlenir. Gerçekte bu yöntemin doğrudan bedeli büyük gözükebilir, fakat bu yöntem aynı zamanda diğer yöntemlerin yan masraflarından tasarruf sağlar.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile