Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 10 Ekim 2015 08:02

Ruh Sağlığı ve İnsani Keramet

Ruh Sağlığı ve İnsani Keramet

Bilindiği üzere 10 Ekim günü dünya ruh sağlığı gündür. Dünya sağlık federasyonu ilk kez 1992 yılında bugünü dünya ruh sağlığı günü olarak isimlendirdi. Hedef de toplumdaki bireylerin ruh sağlığını her geçen gün arttırmak, eğitim ve bilinci yükseltmektir.

Bugün münasebeti ile dünyanın birçok ülkesinde etkinlikler düzenleniyor. Ruh sağlığının birçok boyutu olması nedeni ile konuya daha fazla değinmek yerine her yıl bir konu üzerinde duruluyor. Böylece o konu hakkında bilinç ve bilgi düzeyi yükseltilmeye çalışılıyor. Bu bağlamda bu yıl 10 Kasım tarihi, "ruh sağlığı ve insani keramet" konusuna ayrılmıştır.

Tıp da, hem fiziksel hem ruhsal açıdan sağlıklı olanlara sağlıklı insan denir. Genel olarak tüm hastalıkların kontrol edilmesi ve tedavisi büyük öneme sahiptir. Ruh sağlığı da aynı şekilde önemli sayılır. İnsanın ruhundaki her türlü sorun, sadece bireyin sağlığını tehlikeye atmıyor, toplum ve çevresindekileri de tehdit ediyor.
Ruh sağlığı, cenin hayatından ölüme kadar, yaşamın tüm açılarını kapsıyor. Ruh, insanın doğru yöntemlerle psikolojik ve duygusal bağlamda kendi çevresi ile uyum sağlamasına sebep oluyor. Ayrıca sorunların çözümlenmesinde daha iyi yöntemler bulmasını sağlıyor.
Ruh sağlığı kurumunun tarifine göre ruh sağlığı, bireysel ve sosyal ruh sağlığını ve gelişmesini temin etmek, ruhsal bozukluklara yakalanmayı engellemek, uygun tedavi ve tekrar kazanımın olmasıdır.

Ruh sağlığı, insanın düşünce tarzı, duyguları ve insanın davranışlarına bağlıdır. Genel olarak ruhi açıdan sağlıklı olan kişilerin yaşama pozitif bakış açıları vardır. Onlar yaşam sorunlarıyla mücadeleye hazırdırlar, kendileri ve başkaları hakkında olumlu ve iyi duyguları vardır ve çalışma ortamında ve ilişkilerinde sorumluluk sahibidirler.
İnsanın saadeti için hem fiziksel ve hem ruhsal sağlığı zaruridir. Bizler de ruh sağlığı özelliklerini öğrenmekle dengeli ruha kavuşarak mutlu olabiliriz. Ruh sağlığına tesadüfen sahip olunmaz, bu hedefe ulaşmak için zaman ve çabaya ihtiyaç vardır.
Buna rağmen dünya sağlık örgütü tarafından yayınlanan raporlara göre, dünyada sayılı ülke ruh sağlığı için bütçe ayırıyor, örgüt tarafından yayınlanan veriler ruh sağlığının kamuoyunda hala öncelik kazanmadığını gösteriyor.

Dünya sağlık örgütü bu yıl insani keramet ve onun ruh sağlığındaki rolünü işleyecek. Tüm insanlar, insani keramete sahipler ve tüm insan hakları ise bu anlamın ekseninde toplanıyor. Başka bir anlayışa göre insani keramet, tüm insani hakların kaynağı olarak ayrılmaz ve zati bir değerdir. Tüm insanlar cinsiyet, ırk, soy, renk ve sağlık durumu gibi sosyal konumdan ayrı olarak insani keramete sahiptir. Günümüzde insan hakları ile ilgili her belgede insani keramet ve insani onur konusu yer alıyor. Bu yüzden küresel insan hakları bildirgesi, uluslararası siyasi ve sosyal misak, uluslararası sosyal ve ekonomik hakları misakı, ırkçılığa karşı konvansiyonu, işkenceyi yasaklayan konvansiyon, kadınlara karşı ayırımı giderme konvansiyonu, çocuk hakları konvansiyonu ve Cenevre 4lü konvansiyonu gibi metin ve belgelerde, insani keramet ve haysiyete (Dignity) değinilmiştir.

İnsan hakları evrensel bildirgesi birinci maddesinde şöyle okuyoruz: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
İnsan haklarının korunması ve desteklenmesi, insani keramet ve haysiyeti için zaruri bir ön şarttır ve insani keramete sahip olmak insan haklarından kaynaklanıyor. Şiddetten, ırkçılık ve benzeri çirkin olaylardan kurtulma, karar alma ve kaderini özgürce belirleme, sosyal yaşama sahip olma ve toplumun karar alma mekanizmasına ortak olma gibi hakların tümü, her inanın en asgari hakkıdır.

Ruhsal sorunu olan hastalara davranış biçimi, tüm dünyada onları bir neci ayırımcılığa tabi tutarken, onların haklarının büyük bir bölümünü çiğnemekte. Öyle ki onların insani keramet ve haysiyetleri zedeleniyor. Araştırmalar psikolojik hastaların genelde diğerlerine oranla daha erken öldüklerini gösteriyor. Onlar genelde diğer insanlardan uzak, ruh ve sinir hastaneleri ve kliniklerinde hapis tutuluyor ve inzivada yaşıyor. Onların birçoğu ruhsal ve cinsel tacizlere uğrarken, hastaneler ve hatta hapishanelerin köşelerinde unutuluyorlar.
Psikolojik hastalar kendi yaşamları hakkında karar alma hakkından mahrumlar, onların bu hakkı sistematik olarak ihlal ediliyor. Onlar hatta kendi ruh sağlıkları için gereken tedavi yöntemleri konusunda karar alamazken, tedavi görecek yerleri ve yaşayacakları mekânı seçme hakkından da mahrumlar. Onlar kendi şahsi ve mali konuları hakkında karar alma hakkına bile sahip değiller. Söz konusu insanlar, eğitim hakkı ve iş fırsatları kullanma hakkından da mahrumlar.

Aslında ruhsal hastalık, bu insanların alnında bir kara leke gibi, toplumda bir çok ayırıma maruz kalmalarına sebep oluyor. Ruhsal hastalıktan acı çeken çocuklar, okulda eğitim görmekten de mahrumlar, onlar bir kenara itiliyor ve gelecekte de bir meslek edinme şansları da yoktur. Onlar toplumda alınan kararlara ortak olamazken, kendi hakları ile ilgili bile hiçbir görüş bildiremezler. Onların ruhsal hastalıklarla ilgili sağlık siyasetleri ve yasaları konusundaki görüşleri de önemsizdir. Nepal'dan Matrika Devokta adlı hasta şöyle diyor: Bir insan, ruhsal hastalığı olursa geniş çaplı ayırım ile karşılaşır. Size ruh hastası damgası basılınca, birçok sosyal mahrumiyete tabi tutuluyorsunuz, mesleğiniz ve sosyal konumunuzu kaybediyor, aile ve toplumdan kenara itiliyorsunuz.

Dünyada bir çok insan fiziksel engeller ve ruhsal hastalıkları nedeni ile insani haklarından mahrum kalıyorlar. Bu kesim ayırıma maruz kalmakla kalmayıp, ruhsal, fiziksel ve hatta cinsel taciz ve tecavüzlere uğruyorlar.
Bu ayırım hatta sağlık olanaklarından yararlanma konusunda da geçerlidir. Genelde birçok ülke ruh hastaların tedavisi ve ruh sağlığı konusuna gereken bütçeyi ayırmıyorlar. Aslında bakım kalitesinin düşük olması, kaliteli sağlık eksikliği ve uzman psikologların olmamasıyla, söz konusu hastalar ve diğer hastalar arasındaki ayrım daha da göze çarpıyor.

Dünya sağlık örgütüne göre toplumda ruh sağlığının iyileşmesi için ülkelerin bir çok yasaya ihtiyaçları vardır. Ruh sağlığı ile ilgili yasaların onaylanması, engelli ve ruhsal rahatsızlıkları olan kişilerin insani haysiyet ve kerametine saygı gösterilmesi için önemli bir araçtır. Dünya sağlık örgütünün bu yılki önerisine göre söz konusu yasalar, özellikle BM'in engellilerin hakları ile ilgili konvansiyonu başta olmak üzere, insan hakları belgeleri ve kriterlerine uygun olmalı. Konvansiyonun birinci maddesinin bir bölümümde şöyle deniliyor: Sözleşme'nin amacı, bütün engelli kişilerin insan hakları ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit olarak yararlanmalarını teşvik etmek, korumak ve sağlamak ve bu kişilerin doğuştan gelen onuruna saygı gösterilmesini teşvik etmektir.

Benzer yasaların varlığı, insanlık dışı zalimane davranışları engelleyebilir. Ayrıca ruhsal hastalığı olanların haklarını toplumun diğer fertlerine karşı garanti edebilir. Bu yasaların uygulanması için garantilerin zarureti de söz konusudur. Ruh sağlığı alanında yasalar, söz konusu hastalara ücretsiz tedavi ve gönüllü hemşirelik hizmetleri de sağlamalı. Engelliler hakları konvansiyonu 12. maddesinde şöyle deniliyor: Taraf Devletler, yasal ehliyetin kullanılması ile ilgili olan bütün önlemlerin, uluslararası insan hakları hukukuna uygun olarak istismarın önlenmesi için uygun ve etkin mekanizmaları içermesini sağlayacaklardır.

Bazı ülkelerin ruh hastaları ile ilgili bağımsız kuralları varken, diğer bazıları ise ruh hastaları yasalarını, engelliler hakları ile birleştirirken, diğer bazıları da genel sağlık yasalarını, ruhsal hastalara da uyguluyor. Fakat Dünya Sağlık Örgütüne göre, ülkelerde açık bir şekilde ruhsal hatalarla ilgili yasalar bulunmalı; bu yasalar istihdam, tahsil, sosyal refah ve diğer hakları kapsarken, hastaların haklarının garanti edilmesi doğrultusunda da mekanizmalar bulunmalı, böylece hukuk açısından onların hakları toplumun diğer bireyleri ile eşit olunabilir.
Ruh sağlığı alanında yasaların onaylanması, toplumda ruhsal hastaların kenara itilmesini giderek azaltırken, onları topluma kazandırır ve sonuçta bu sorunu kökten yok eder. Bu yasalar ruhsal hastaların haklarını garantilerken, böylece onların insani keramet, şanı ve haklarını da korumuş olur.009-015

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile