Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cumartesi, 20 Aralık 2014 12:08

Aşırı Zayıflama Diyetleri, Kadın Sağlığını Tehdit Faktörü

Aşırı Zayıflama Diyetleri, Kadın Sağlığını Tehdit Faktörü

Günümüz dünyasında beslenmekteki aşırıya kaçmalardan biri zayıflama rejimleridir. Zayıflamak ve fit bir vücuda sahip olmak, insan sağlığına büyük katkılar sağlar, fakat her şeyin de bir sınırı ve ölçüsü vardır. Günümüzde mankenler gibi zayıflamak, kadınların kendi sağlıklarını hiçe sayarak onlara benzemeye çalışmasına sebep oluyor. Bir çok kadın, podyumda defilelere katılan zayıf mankenler gibi rahatlıkla zayıflayabileceklerini zannediyorlar.

Sanayi devriminin yaşanması ve yaşam tarzında büyük değişiğin yaşanması ile birlikte modaya uymak, batının kentsel yaşam tarzında bir alt kültür fenomen olarak yaşamlara sızmayı başardı. Öyle ki bu akıma uyulmaması, medeniyetten geri kalmışlıkla eşdeğer tutulurdu. Yine 20. asrın başlarında, zayıflamak, genel bir kuruntuya dönüştü ve Fransız tasarımcı Chritian Dior'un oluşturduğu "yeni tarz" zayıf olmayı günün sevilen ve beğenilen tarzına çevirdi. Buna eşzamanı olarak hazır giyimler de piyasaya çıktı, böylece kadınlar kendi ağırlıkları ve kiloları hakkında hassaslaştılar.

Günümüzde dünya çapında hazır giyim piyasaların tekelcileri ve sermaye sahipleri, büyük tüketicisi olan piyasayı ele geçirmek için ürünlerini ideal vücut ölçülerine sahip mankenlere giydiriyorlar. Bu yüzden geniş reklam kampanyaları ile zayıflamak için ilaçların kullanılması, spor ve diyetlerin yapılması yatırımcıların dikkatini çekti. Kapitalist toplum, "tüm kadınlar güzel vücut hatlarına sahip olmalı" sloganı ile bir çok kadın ve kızı zayıflama ilaçları, şurupları, jel, krem, bantlar ve hatta güzellik ameliyatına yöneltti. Bu arada batılı yatırımcılar manken üretme sanayiyi kullanarak, baş döndüren kârlar kazandılar.

Batı yargı değerleri ile toplumu homojenleştirmek, kapitalist toplumun tüm dünyada gerçekleştirmeye çalıştığı bir hedeftir. Aynı para kullanma ve dille konuşmaktan güzellik değer ölçülerine kadar. Tüm kadın ve erkeklerin, belirlenen kalıplar çerçevesinde güzellik yargısında bulunması istendi, öyle ki tüm güzellik operasyonları aynı şekil ve ölçülerde yapılıyor. Genelde mankenler sadece elbiseyi teşhir etmek aracı değillerdir, onlar hazır giyim ve modanın kadına olan bakış açılarını da belirlerler. Alıcılar da görünürde ideal olan bu vücutları görünce, kendilerini ona benzetmeye çalışıyorlar. Bu akım genelde cilt ve saç renginde aynıdır. Kadınların bel ve erkeklerin omuz ölçüleri bile dünya çapında tarif edilmiştir. Tabi ki söz konusu ideal ölçüleri doktorlar açısından sağlıklı değil ve hatta kişiyi bazı tehlikeli olaylara karşı savunmasız bırakır.

Günümüzde diyetler ve rejimlerdeki aşırıya kaçmak, şiddetle halk arasında yayılmakta. Görünüşte mutlu görünen mankenler ve aktrislerin dünyasındaki karanlıklar, herkesi şoke etmeye yeterlidir. Mankenlerin birçoğunun gün boyunca sadece bir elma, bir domates veya patatesle beslendiğini biliyor muydunuz?

Geçen yıl görevinden alınan Avustralya'nın Vogue dergisi eski genel yayın yönetmeni Christie Clements yayınladığı kitabında, moda dünyasının perde arkasını ifşa ediyor. Bir kemik bir deriye dönen modellerin dayanılmaz açlıklarından, fotoşop ile onların kemiklerini gizlemeye çalışan fotoğrafçıların çalışmasına kadar bir çok konuya değinilmiştir.

Clements kitabında şöyle yazıyor: Modellerin bir çoğu kapak olmak için çok zayıflar. Moda salonlarında çalışanlar da 34 bedene ulaşmak için en azından kendilerinden 2 beden büyük elbiseler giymeliler.

Bazı mankenler ve hatta top modellerin açlıklarını yatıştırmak ve ideal kiloya ulaşmak için özellikle de Paris moda ajanslarında peçete yediklerini yazan Clements, dünyaca ünlü bir mankenin yanında geçirdiği 3 günde " peçete tekniğinin" söz konusu modelin hastanede tedavi edilmesine sebep olduğunu yazdı.

Günümüzde bir çok kadın ve kız zayıflayarak manken gibi olmak için ağır bedeller ödüyorlar. Yapılan araştırmalara göre yapılan diyetler, kemik erimesi, saçın dökülmesi, dişlerin dökülmesi, kansızlık, görmemezlik ve sinirlerin gerilmesi gibi bir çok yan etki, yanlı diyetlerin kaçınılmaz sonuçlarıdır. Bir süre önce Fransız bir modelin kötü beslenmekten öldüğü haberleri medyada yer adlı. Kötü beslenmekten sade 25 kiloda olan İsabelle Caro, zayıf vücudundan resimler yayınlayarak moda dünyasına deprem yarattı. Bu konu İtalya ve İspanya'yı adeta salladı. Moda bayraktarları ağır eleştirilere maruz kalırken, onların modellerinin sağlığını garantileyen yasalar onaylandı. Fakat hiçbir yasa, anoreksi hastalığının modelleri bırakmasına yetmedi.

Beslenme dünyasında sorun yaratan konu, her konuda aşırıya kaçmaktır. Doktorlara göre kadınlarda doğal ağırlığa oranla beslenmek, hormonların düzenlenmesi için gereklidir. Kendi fizyolojik ağırlıklarından daha az bir kiloya sahip olmak isteyen kadınlar, bunun için ağır diyetlere uyuyorlar, fakat bu yoldan çocuk sahibi olmama riski ile karşı karşıya kalacaklarından habersizler. Buna ilaveten, modaya aşırı derece önem verip kendi dış görünümüne önem verirken aslında içten içe mutlu değiller, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşıyorlar. Günümüzde doktorlar herkese uygun yemeklerle beslenmelerini tavsiye ediyorlar. Hiç bir gıda tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekir, spor yaparak yaşamdan zevk alınmalı.

Umanizm, tüketicilik, çıkarcılık ve eğlenceye düşkünlük alt yapıya sahip kapitalizm, insanları tüketici ve batı modeline tabi olarak yetiştirmeye çalışıyor. Fakat mankenler ve batı modellerini taklit etmek, insanda öz güveni zayıflatır, ruhsal ve fiziksel hastalıklara sebep olur. İslam açısından insan hüviyetinin temelini oluşturansa, kendini tanıma, özgüven, dini inançlara eğilim ve fiziksel ve psikolojik sağlıktır. Yaşamını başkalarının belirlediği modadan örnek alanlar, asla gerçek hüviyetlerini bulamazlar. İslam açısından körü körüne taklit etmek, nefyediliyor. Mankenleri ve modayı taklit etmek, asla insan sağlığına zarar vermemeli. Bu yüzden İslam her zaman insanları uygun beslenmeye teşvik ederken, aynı zamanda insanın kemale ulaşmasında temel rolü olan ahlaki değerlerin korunması ve manevi konuların önemine vurgu yapmıştır. Ayrıca insanların ruhsal dengesi ve sağlığına da özel önem vermiştir.

Programı, geçenlerde Müslüman olan eski aktris, model ve manken Bayan Sarah Booker’i tanıtmakla noktalamak istiyoruz. Sarah Booker, manken olmayı, kadınlara bir nevi kısıtlama olarak tanımlıyor ve ekliyor:

Gerçek kişiliğim ve yaşam tarzım arasındaki çelişkiden kaçmak için yoga ve alkole sığındım. İslam’dan negatif bilgilerden başka bir bilgim yoktu. “Kadınlık dış görünüş çekiciliğim”le ilerleyince, mutluluk ve kişilik hoşnutluğumun azaldığını anlamak yıllarımı aldı. Ben modanın kölesi ve dış görünüşümün rehinesi olmuştum. Nihayet gerçeği anladım ve Kuran’la tanıştım. Kuran’ın yaşam, hayat, yaratılış, Yaradan ve kul arasındaki ilişkiye olan bakışı beni cezp etti. Ben hiç bir papazın yardımı olmazken,  Kuran’ı kalp ve ruh için basiret ile dolu olarak buldum. Aniden omuzlarımdan bir yük kalktı. Artık vaktimin tümünü alışveriş yapmak, makyaj yapmak, saç yapmak ve formda olmaya harcamıyorum. Nihayet kurtuldum.009-015

 

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile