Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazar, 30 Kasım 2014 21:55

AIDS ile Mücadele Günü

AIDS ile Mücadele Günü

Bilindiği üzere 1 Aralık tarihi BM tarafından "Dünya AIDS ile Mücadele Günü" olarak ilan edilmiştir. Yılda binlerce insanın ölümüne sebep olan hastalık... 1988 yılından beri takvimlere giren bugünün nedeni ile, dünya kamuoyu söz konusu tehlikeli hastalığa daha çok dikkat ederek, birlik içinde HIV virüsüne yakalananlara destek verirken bu hastalıkla mücadeleye başladı.
Her yıl AIDS ile mücadele gününde BM tarafından bir slogan seçilerek, dikkatlerin bu konuya yönelmesi sağlanmaya çalışılıyor. Böylece tüm ülkelerin koordinasyon içinde sloganın gerçekleşmesine çalışıyorlar. Uluslararası Sağlık Örgütünün (WHO) yeni planına göre, 2011-2015 yılları arasında dünyada yeni HIV virüsü vakası yaşanmayacak. Bu yüzden 2011-2015 yılları arasında AIDS ile mücadele günü sloganı, " Sıfır yeni enfeksiyon ve HIV ölümü, yani 15 milyon HIV taşıyıcısının mevcut tedavilerden yararlanma" olarak seçildi.
Bu yıl AIDS ile mücadele günü için ise " Tedavi HIV salgınını kontrol ediyor, önlem alın, tedavi edin, yaşayın" olarak seçildi. Bu bağlamda hazırladığımız programı dinliyorsunuz.

AIDS, aslında insan bağışıklık sistemini bozan hastalıktır. Bu durumda vücut mikroplar ve virüsleri yok edemiyor. Böylece zamanla HİV virüsü taşıyan kişi, her geçen gün daha da güçsüzleşiyor ve sonunda da çok yoğun bir şekilde özel bir hastalığa yakalanıyor. Bu durumda kişinin AIDS'e yakalandığı ve ölüme yaklaştığı söylenebilir.
HIV virüsü taşıyan kişi, illa ki AIDS'e yakalandığı anlamına gelmiyor, zira daha hastalık belirtileri ortaya çıkmamıştır. Fakat virüsü taşıdığı müddetçe, toplumda sağlıklı biri olarak görünebilir, üstelik bu hastalığı başkalarına da bulaştırabilir.
Virüsün vücuda girdiği ilk etapta, soğuk algınlığı belirtileri görünür. Bu yüzden hastalığın ilk aşamalarında hastalığın teşhisi imkânsızdır. AIDS virüsünün vücuda girişinden tahlillerde görünmesine kadar 2 ila 12 hafta ve bazen de 6 aya kadar sürebilir.
Hastalığın ikinci aşaması 3-20 yıl dürebilir. Bu dönemde insanda hiçbir belirti görünmezken, virüs intikalinin en fazla bu dönemde yapıldığı saptanmıştır, zira kendisi ve başkaları ise onun bir taşıyıcı olduğunu bilmiyor.
3. evrede ise zaman aşımı ile kişi bağışıklık gücünü kaybederek, vücudun karşı koyamayacağı hastalıkların belirtisi o kadar fazla oluyor ki hasta sonunda teslim olup hayatını kaybediyor.

AIDS hastalığının kontrol edilmesi için yapılan tüm faaliyetlere rağmen, yaklaşık tüm ülkeler, ekonomi, sosyal ve kültürel seviyelerine göre, bu yeni hastalığını etkilerini hissediyorlar ve ne yazık ki HİV virüsü hızla yayılıyor. Bu tehlikeli ve öldürücü virüs, dünyanın bir çok yerinde ve özellikle de Doğu Akdeniz bölgesinde insan sağlığının başlıca sorunları arasında yer alıyor. Günümüzde dünya, HIV ile ilgili çeşitli sosyal, tedavi masrafları ve hizmet ulaştırmadaki aksaklılar ve de gençler ve çocuklar arasında epidemi hali alan gibi sorunlarla karşı karşıyadır.
İstatistikler, HIV'e yakalananlardan sadece %40'ının gereken tedavi hizmetleri aldığını gösteriyor. Yeni vakaların yaklaşık %75'inin sadece 15 ülkede ortaya çıktığı belirtiliyor.
Gerçi son yıllarda AIDS ölümlerinde düşüş yaşandı ki bu konuda bir çok hastanın uygun ilaçlara ulaşabilmesi de etkili olmuştur. BM raporunun bir bölümünde son 5 yılda bu bağlamda yaşanan ilerlemelerin ondan önceki 23 yıldan daha fazla olduğu belirtiliyor.
Hali hazırda tedavide etkili yöntemler artarken bilgilendirmedeki engellerin kalkmakta olduğu ifade ediliyor, bu yüzden AIDS epidemisine son verme umutları yeşeriyor. Fakat yeni durumun devam etmesi ve mevcut hız ve olanaklarla tedaviye devam edilmesi ise, epidemi ve salgına son veremeyeceği de bir gerçektir.

BM tarafından verilen istatistiklere göre, bu bulaşıcı hastalığın 1981 yılında tanınmasından bu yana yaklaşık 78 milyon insan HIV virüsüne bulaşmıştır ki 39 milyonu AIDS'e bağlı hastalıklardan vefat etmiştir. Bu yüzden AIDS, insanlık tarihinin en tehlikeli ve ölümcül hastalığı olarak tanınıyor. Hali hazırda dünyada HIV virüsüne bulaşmış insanlar ise yaklaşık 35 milyon olarak tahmin ediliyor. Fakat yapılan bir çok bilimsel ve tıp araştırmaları sayesinde HIV'in tedavisinde bir çok ilerlemeler kaydedilmiştir. Hastalığa yakalananları korumak ve desteklemek için bir çok yasa ve kural onaylanmıştır. Fakat her şeye rağmen insanlar kendileri ve çevrelerindekileri AIDS'e karşı nasıl koruyacakları konusunda gereken bilgiye sahip değiller. Bu yüzden HIV'ye yakalananlar hakkında bir çok ayırım ve yapılan töhmet söz konusudur. AIDS dünya günün de, HIV'in yok olmadığının yanı sıra hastalığa karşı mücadele, insanları bilgilendirmek ve ayrımcılığa son vermek için devletler ve insanlara eğitim vermek yararlı olur. Nitekim 2013 yılında AIDS'e yeni yakalanan 2,1 milyon insandan 240 binini çocuklar oluşturuyor. Ayını yılda 1,5 milyon insan da AIDS ile ilgili hastalıklardan dolayı hayatını kaybetmiştir.

Son verilere göre 2013 yılında HIV, kadınların doğurganlık dönemindeki ölümlerin temel sebebidir. HIV'ye yeni bulaşan hastaların yaklaşık %60 kadarı 15-24 yaşları arasındaki kadınlar ve genç kızlar arasından yaşanmıştır. Söz konusu kadınların önemli oranı, cinsel ilişki nedeni ile hastalığa yakalanmış, tabi ki hastalığın acı ve tedavi masraflarının yüksek olmasına ilaveten, hastalığa yakalanma utancı ve ayrıma tabi tutulmalarına da katlanmak zorundalar. Üzerinde durulması gereken diğer önemli konu ise az veya orta gelirli ülkelerde hamile kadınların %54'ü HIV tahlili yapmamalarıdır.
Gerçek şu ki AIDS hastalığı sadece sağlık ve hijyen hastalığı değildir. HIV hastalığı bir davranış bozukluğu hastalığıdır ki kökünü sosyal faktörlerde aramak gerekir. Sosyoloji, yasalar, din, ekonomi ve diğer birçok konu bu hastalıkla iç içedir. Bu yüzden bir çok ülkede hastalığın kontrol edilmesi ve kapsamlı bir kampanya mücadelesinin gerçekleşmesini zorlaştırıyor. Bu yüzden bu hastalığa her şeyden önce sosyolojik ve psikolojik açılardan yaklaşmak gerekir.

Dünya AIDS ile mücadele günü, HIV ile ilgili gerçekleri öğrenmek, kazanılan bilgileri pratiğe geçirmek için iyi ve uygun bir fırsattır. AIDS virüsün nasıl bulaştığı ve engellenme yolları öğrenilince, bireysel sağlığın yanı sıra başkalarının sağlığı için de kullanılabilir. Üstelik hastalığa yakalananlara da nasıl şefkatli ve saygılı davranılabileceği de öğrenilmiş olur.
Hiç şüphesiz ahlaki değerlere saygılı olmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmamak özellikle de bu tehlikeli maddeleri enjekte etmemek, jilet gibi kişisel malzemeleri ortakça kullanmamak, dövme iğneleri kullanmamak, güvenilir enjeksiyon cihazları kullanmak ise insanları HIV virüsüne karşı koruyabilir. Dünya çapında HIV'nin uyuşturucu madde kullananlar arasında %28 oranında daha fazla olduğu ispatlanmıştır. Bu arada eşcinsel erkekleri, sıradan insanlardan %19 daha fazla HIV'ye yakalandıkları, sokak kadınları arasında ise %12 daha fazla AIDS hastalığına rastlandığı belirtiliyor.
Hiç şüphesiz AIDS hastalığı erken teşhis edilir ve hastalığa yakalanan ise ne kadar daha erken tedavi edilirse, daha fazla yaşama şansına sahip olacaktır. Üstelik yakınlarına da hastalığın bulaşma ihtimali daha az olacaktır.
Unutmayalım ki kamuoyunun eğitimi, bilgilendirme ve bilinçlendirmesi, bu hastalığa karşı en önemli yöntemlerin başında yer alıyor.009-015

Ortam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile