Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Salı, 05 Nisan 2016 10:42

Türkiye’den Köşe yazarları

Türkiye’den Köşe yazarları

Esfender Korkmaz, Yeniçağ gazertesinde, "Enflasyonun yönü."başlıklı yazısını okıuyucularla paylaşıyor.
"Mart ayında, Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) binde 4 düştü, Yurt İçi Üretici Fiyatları (Yİ-ÜFE) ise yüzde 0.40 arttı.Enflasyon denilince TÜFE oranları anlaşılır. Zira perakende fiyatlar doğrudan tüketiciyi etkiliyor. Ayrıca bu fiyatlar toplam talebi etkileyen faktörlerden birisidir. Mart'tan Mart'a da yıllık TÜFE oranı ise yüzde 7.46'ya geriledi. TÜFE'nin düşmesinde gıda fiyatları etkili oldu. Mart ayında gıda fiyatları 1.53 oranında geriledi."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Enflasyon oranı daha da düşer mi?
Gıda fiyatlarında düşüş devam etmeyeceğine göre, enflasyondaki gerileme de devam etmez. Mamafih, gıda, alkolsüz içkiler, tütün ürünleri ve altın hariç, Mart ayında Çekirdek Enflasyon 9.51 oldu.
Yıllık enflasyon oranları geçici olayların etkisi altında kalır. Enflasyon trendine bakmak için arızi etkileri ortadan kaldırmak gerekir. Bunun için 12 aylık ortalamalar, enflasyon trendini daha iyi gösterir. Mart ayında yıllık enflasyon yüzde 7.46 oldu ve fakat 12 aylık ortalamalara göre enflasyon daha yüksek yüzde 7.96 oldu. (Aşağıdaki grafik) Demek ki enflasyon trendi artış yönündedir.
12 yıldır, enflasyon bir inip bir çıkıyor. Biz de tartışmayı bu bağlamda yapıyoruz.
Özellikle Merkez Bankası ve hükümet üyeleri enflasyon suçlusu olarak gıda fiyatlarını gösteriyordu. Mart ayında gıda fiyatları yüzde 1.53 oranında düştü. Yıllık gıda enflasyonu da yüzde 4.58'e geriledi. Buna rağmen yıllık enflasyon hâlâ yüzde 7.46 dir.
Demek ki ekonomi yönetimi enflasyona daha, doğru bir teşhis koyamamış.
12 yıldır yaklaşık aynı düzeyde devam eden enflasyonun temel nedeni, yapısal sorunlardır. Enflasyon kronikleşti. Para ve faiz politikası kronik enflasyonla mücadelede yeterli değil.
Ekonomide verimliliği artırmak gerekir. Devlette ağır bürokrasiyi azaltmak gerekir. Devletin planlama yaparak, piyasada oligopol yapıyı kırmak gerekir. Kartellerle mücadele etmek gerekir.
Yine mülkiyet haklarının Anayasaya uygun güvence altında olduğunu sermayeye inandırmak gerekir.
...***
Faruk Çakır, Yeniasya gazetesinde, "Hedefler unutuldu mu?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"Türkiye'yi idare edenler, cumhuriyetin ilanının 100. yılı için bazı hedefler ortaya koyup, çalışmalar yapıldığını açıklamıştı.Son aylarda bu mesele unutuldu gibi. Bazı işadamları da bu gidişle ortaya konulan hedeflere ulaşılmasının zor, hatta imkânsız olduğunu ifade ediyor.Elbette, millet menfaatine atılacak her adımın takdir edilmesi lazım. İdarecilere düşen, verdikleri sözlere sahip çıkmak ve gereğin yapmak olmalı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelee yer veriyor:
...***
Verilen sözleri ve ortaya konulan hedefleri kısaca ve özetle hatırlamakta fayda var. İşte, 2023'te ulaşılması düşünülen hedeflerin bazıları:
Dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmek. *Kişi başına düşen milli geliri 20 bin doların üzerine çıkarmak. *500 milyar dolarlık ihracat yapmak. *Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü olmak. *Dünya çapında turizm kentleri oluşturmak. *Ekonomik sıkıntılardan tamamen uzaklaşmak. Gelir dağılımını daha adil bir hale getirmek. *Demokrasi ve hukuk ilkelerini tam işler hale getirmek. *Cari açığı kapatarak cari fazla vermek. *İşsizliği çok düşük mertebelere çekmek. Yoksulluk sınırının altındaki nüfusu azaltmak. *Çok yüksek insani gelişme kategorisine çıkmak. Tüm nesli tehdit ve tehlike altında olan endemik, gösterge türlerin korunmasını sağlamak. *Yenilenebilir enerji kaynaklarını en az yüzde 30 seviyesine çıkarmak. *Türkiye'nin kıyılarını dünyanın en temiz kıyıları arasına taşıyacak etkin bir çevre yönetim sistemi kurmak. *Kent içi ulaşım sistemlerini AB standartlarına uyumlu hale getirmek.
Raylı sistemlerde yerli sanayiyi teşvik etmek. *Kent içi trafikte enerji dostu, çevreye duyarlı doğalgaz-hibrit araç kullanmak, deniz-iç suyolu ulaşımını Toplu taşımayla entegre edip iyileştirmek. *Kentlere özgün otopark yönetim sistemi kurmak. Yerli imalat olarak en az 2 tip uluslararası bilinirliği olan tek-çift motor pervaneli ve çift motorlu hafif jet uçağı üretmek. *Bilişimin hacmini 160 milyar dolara çıkarmak. Tüm sulanabilir arazilerin sulanmasını sağlamak. *Enerji köprüsü haline gelmek. *Petrol ve doğalgaz aramalarını artırıp enerjide dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak.
Ortaya konulan hedeflerin bir kısmı bu şekilde sıralanmış. Bu hedeflerin bir kısmı için para gerekirken, bazı hedefler için paradan önce kararlılık ve irade lazım. Mesela, demokrasi ve hukuk kurallarını tam olarak işler hale getirmek daha çok siyasi irade meselesidir. Elbette bu işler için para da lazım, ama önce kararlılık ve irade gerekir.
Hedeflerin ortaya konulması çok doğru. Hak, hukuk ve adalet yolunda ilerlemek durumundayız.
...***
Bülent Falakaoğlu, Evrensel gazetesinde, "Başbakanın 'kriz ve vaat' analizi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"Analiz konumuz, Başbakan Davutoğlu'nun şu tespitleridir: 2008 dünya krizine rağmen istihdam ve iş imkanı sağladık.Bugün de bölgesel sorunlara, etrafımızdaki ateş çemberine rağmen bütün bu krizleri de aşacak güce sahibiz. İlk üç ay için seçim meydanlarında verdiğimiz bütün vaatleri tamamladık.Psikolojimizi değiştirmek isteyenler asla muratlarına eremeyecekler.Başbakanın bu tespitlerini ardından Türkiye İstatistik Kurumu 2015 yılı ekonomik büyüme rakamlarını açıkladı. İstatistik Kurumu'nun verileri analizimizi derinleştirmeyi sağlayacak cinsten!"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Verilere göre 2015 yılında Türkiye yüzde 4 büyümüş.Şimdi başbakan çıkıp dese ki... "Seçimler ve etrafımızdaki ateş çemberine rağmen geçen yıl yüzde 4'lük büyüme rakamına imza attık. Pupa yelken gidiyoruz."
Haklı olmaz mı?Olur! Ama sadece görünüşte.Bir de görünmeye bakmak lazım.Ekonomik büyümeye dair, emekçiler başta olmak üzere, vatandaşa ne anlatılır? Özet: Büyüme iyidir. Büyüme iş ve aş demektir. Öyleyse, büyüme rakamın ayrıntılarını şimdilik bir kenara bırakalım ve ekonomik büyüme iş ve aş vermiş mi ona bakalım! Biz hiç karışmayalım ve sözü yine Türkiye İstatistik Kurumu'na bırakılım. Daha doğrusu onun 2015 yılı istihdam (iş-işsizlik) verilerine... 2012 yılından itibaren yükselen işsizlik oranı, 2015 yılında da tırmanışını sürdürdü. İşsiz sayısı geçen yıl 204 bin kişi arttı.Resmi rakamlara göre 204 bin kişi ama gerçekte çok daha fazla. Ümidini yitirdiği için hiç iş aramayan... İş aramayan ama çalışmaya hazır olan...2 milyon 395 bin kişi var. Ama İstatistik Kurumu bunları işsiz saymıyor. Ve hemen belirtelim ki işsiz sayılmayan ümitsizlerin sayısı, 2015 yılında, önceki yıllara göre artmış.Bunların canları cehenneme denilmiş, işsiz sayılmamış. Yine deişsiz sayılanların sayısının artması engellenememiş.Büyüme yeteri kadar vermemiş.İş vermediği gibi aş da vermemiş.Nereden anlıyoruz?İstatistik Kurumu'nun verilerine baktığımızda... 2015 yılında kadınların çalışma talebinin geçmiş yıllara göre artmış olduğunu görmemizden anlıyoruz. Belli ki evde aş yetmemiş! Kadınlar iş istemiş.Sanılmasın ki kadınlar akın akın iş istemiş! Bu memlekette kadın kısmının çalışması hala pek kabul görmüyor. 11 milyon 500 bin kadın, ev kadını olarak kayıtlara geçmiş. Sadece ümitsizler değil. Sayıları 11 milyonu aşan bu kadınlar da işsiz sayılmıyor.Önceki yıllarda ev kadını olan birkaç yüz bini... Evde aş yetmeyince, mahalle baskısına aldırmayıp geçen sene iş talep etmiş.15 yaş 65 yaş arası nüfusa çalışabilir nüfus deniyor... Çalışabilir ne kadar nüfusumuz var? Yaklaşık 58 milyon.2015 yılında bunların ortalama 26.5 milyonu istihdam edilmiş. Geri kalan 31.5 milyonu iş dışında. Kahvede, evde, boşta olanlar çalışanlardan 5 milyon fazla. Başka bir ifadeyle çalışma olanağı bulanlar, bulamayanlardan az. Bu durum iş alanı yaratılması konusunda yıllardır yetersiz kalındığının bir göstergesi!Türkiye ekonomisi 2015 yılında istihdam artışında zayıf bir performans göstermiş ve işsizlik artmış. Bu tabloda içinde, 'ekonomi yüzde 4 büyüdü' diye övünmek anlamlı mı?Övünülen, 'iyi çıktı' denilen rakamlardan biri de sanayi sektörüne ait. Sanayi 2015 yılında yüzde 3.3 oranında büyüdü.
Gel gör ki... Sanayi istihdamının toplam istihdamdaki payı yüzde 20,5'ten yüzde 20'ye indi. İstihdam artışı nerede olmuş sadece hizmet sektöründe. Yüz binlerce kişiyi, 'Toplum Yararına Çalışma' adı altında belediyelere, okullara doldurursan artar tabi. Lakin bu 100 binler işçi haklarına bile sahip değiller.İstihdamda gözüken milyonlarca insanının da "ücretsiz aile işçisi" statüsünde olduğunu da hatırlatalım. 10 milyon kişinin sigortasız, kayıt dışı çalıştığını da...Yükseköğretim mezunlarında işsizlik oranının çok hızlı arttığını da. Toplam işsiz sayısı yıllık bazda yüzde 7 artarken, yükseköğretim mezunu işsiz sayısındaki artışın bunun iki katı, yani yüzde 14 olduğunu da.

Bu kategoriden diğerleri: « Türkiye'den köşe yazarları

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile