Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 28 Mart 2016 14:19

Savcı ve Cumhurbaşkanının işbirliği(!)

Savcı ve Cumhurbaşkanının işbirliği(!)

Prof. Dr. Ünal Emiroğlu

Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Savcısıyla birlikte ve onun yanında mahkemede duruşmaya çıkabilir mi?
Bu da oldu!.. MİT TIR'larıyla ilgili haberlerinden dolayı Can Dündar ve Erdem Gül'ü yargılayan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhurbaşkanının davaya katılma istemini kabul etti.
Usul hukukuna göre şahsen zarar gören kişiler, davanın taraflarından biri (davacı-davalı) olmasalar bile, davaya katılma isteminde bulunabilirler. Bu talebi değerlendiren mahkeme kabul kararı verirse, kişi davaya "müdahil" sıfatıyla katılır.
Müdahale talebi kabul edilen Cumhurbaşkanının şahsen zarar görme durumu yoktur. Gazeteciler hakkında açılan dava kamu davasıdır, yani devlet adına açılan davadır. Savcı bu davada devleti temsil etmektedir. Devleti temsil eden Cumhuriyet Savcısı varken, yine devleti temsil eden Cumhurbaşkanının da davaya katılımı Ceza Muhakemeleri Kanununa aykırıdır.
Bu durumda mahkeme heyeti bağımsız hareket edebilecek ve âdil yargılama ilkesi işletilebilecek midir? Üstelik davaya müdahale eden Cumhurbaşkanının, davanın sanıklarının tutuksuz yargılanmalarına yol açan Anayasa Mahkemesi kararına karşı çıkan, bu karara uyan ağır ceza mahkemesini de hedefe koyan tutum ve davranışı karşısında eşitlik ve adalet nasıl uygulanacaktır?
Anayasa, hâkimlere, mahkemelere talimat verilmesini, baskı yapılmasını yasaklamışken, bu yasağa uymayan ve anayasayı ihlâl eden bir kişinin, velev ki Cumhurbaşkanı olsun, davaya müdahil olması hayli düşündürücüdür.
Mahkemenin bir başka kararı da, duruşmaları tümden kapatmasıdır. Yine usul hukukuna göre duruşmaların açık yapılması gerekir. Yargılama halka açık olarak yapılır. Ancak kamu güvenliği gerekçesiyle duruşmalar gizli yapılabilir. Sözünü ettiğimiz davada gizli belge ve bilgi bulunmamaktadır. MİT TIR'ları için daha önce açılmış davada, dosya içeriğinde tüm bilgi ve belgeler açıklanmış, olayın gizlisi saklısı kalmamıştır.
Hatta, Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde bekleyen, Erdoğan, Davutoğlu, Ala ve Fidan ile ilgili dosyadakiler nedeniyle sırf Türk kamuoyu değil, uluslararası ortamda da bilgiler dolaşmakta, diplomatik koz olarak Türkiye'ye karşı kullanılmaktadır.
Bu gerçekler karşısında gizlilik kararı, Hoca Nasreddin türbesini çağrıştırmaktadır.
Duruşmaların kapalı, gizli yapılması kararı, "seyircisiz oynama" cezası gibi de algılanabilir.
Cumhurbaşkanının, konsoloslara duruşmaları izleme yasağı içeren konuşması da gösteriyor ki, kapatma kararının alınmasında müdahil savcının gücü öne çıkmıştır. Bu güç yol alırken, adalet güç kaybederek mecalsiz bırakılmıştır.

Bu kategoriden diğerleri: « AYM kavgasının perde arkası

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile