Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 15 Şubat 2016 08:03

Nura giden yol(715) Kasas- 86 ila 88

Nura giden yol(715) Kasas- 86 ila 88

Kasas suresinin 86. Ayeti:

وَمَا كُنْتَ تَرْجُو أَنْ يُلْقَى إِلَيْكَ الْكِتَابُ إِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِلْكَافِرِينَ

(28:86)

Yani:
Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş) tir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Geçen bölümde yüce Allah peygamberine, Medine'den hicret ettikten sonra o hazreti tekrar Mekke'ye geri getirme ve kafirlere karşı zafer kazandırma vadinde bulundu. Ancak bu ayet İslam Peygamberi'ne –s– hitaben şöyle buyurmakta: Nasıl ki güç ve izzetle Mekke'ye geri dönmeyi ummuyordun, ancak Allah böyle irade buyurdu ve bunu gerçekleştirdiyse, bir gün risaletle görevlendirilmeyi ve semavi kitabın sana nazil olmasını da ummuyordun, ancak Allah hikmeti gereği sana özel rahmetini sundu ve seni peygamber olarak seçti. Hal böyle iken, asla müşriklerin ve kafirlerin yersiz taleplerine teslim olma, çünkü bu, bir nevi onlara yardım etmektir ve bunun yerine kesin tavrınla onlardan beraat et ve bunu insanlara ilan et.
Aynı surenin ilk ayetlerinde Hz. Musa'nın –s– ateş bulmak ve kendisini ve ailesini ısıtmak üzere Tur dağına çıktığını, ama orada peygamber olarak seçildiğini okuduk. İslam Peygamberi –s– konusunda da tarihî rivayetlerde belirtildiği üzere, o hazret Allah'a ibadet ve kulluk etmek üzere Nur dağında Hira mağarasına çıkıyordu ve Hz. Cebrail –s– orada o hazrete nazil oldu ve ilahi risaletle müjdeledi.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Kafirlerin bir bahanesi, neden vahiy onlara nazil olmamasıdır. Kur'an'ı Kerim ise şöyle buyurmakta: Pak ve mutahhar ruhu ile yaşayan peygamberler böyle bir beklentileri yokken, siz kafirler nasıl böyle bir beklenti içerisinde olabilirsiniz ki!?
2 – Peygamberlerin inancında kafirlerin ve zalimlerin güçlenmesine yol açacak her türlü amel yasaktır.

Kasas suresinin 87. Ayeti:

وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ آَيَاتِ اللَّهِ بَعْدَ إِذْ أُنْزِلَتْ إِلَيْكَ وَادْعُ إِلَى رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

(28:87)

Yani:
Allah'ın âyetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu âyetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma!

Bu konu, bir önceki ayetin "asla kafirlerden olma" şeklinde buyurduğunun mısdaklarından biridir. Zira ilahi ayetleri tebliğ etmekten el çekmek ve insanları tevhide davet etmekte müsamahakar davranmak, küfür ve şirkin güçlenmesine yol açar.
Tarihte belirtildiği üzere, ne zaman İslam Peygamberi –s– insanlara Kur'an'ı Kerim ayetlerini okuduğunda ve onları ilahi kelamı dinlemeye davet ettiğinde, müşrikler ve kafirler o hazreti şair ve kahin olmak ve hurafeleri beyan etmekle suçluyordu. Bu ayet ise şöyle buyurmakta: Ey peygamber, düşmanların iftiralarından ve hakaretlerinden çekinerek, görevini yerine getirmekten el çekme, çünkü eğer böyle yaparsan, sen de müşriklerden olursun ve Allah katında onlarla hiç bir farkın kalmaz.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Din düşmanları hatta ilahi peygamberler için plan ve komplo kurar ve küfür ve şirki yaygınlaştırmayı sürdürür. Bu yüzden dinimizi korumak için çaba harcamalı ve başkalarını İslam'a davet etme konusunda müsamahakar davranmamalıyız.
2 – İlahi peygamberler yüce Allah'ın gözetiminde yetişir ve Allah teala emirleri ve yasakları ile onları ikaz eder ve ilahi risaletlerini doğru biçimde yerine getirmelerini sağlar.
3 – Peygamberler insanları kendilerine değil, Allah'a davet ederdi. Yine küfür ve şirkle mücadele etmek, peygamberlerin programlarının başında yer alıyordu.

Kasas suresinin 88. Ayeti:

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آَخَرَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

(28:88)

Yani:
Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zâtından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.

Bundan önceki ayetlerde yüce Allah peygamberini insanları tevhide davet etmek ve Hak ayetlerini tebliğ etmekte müsamahakar davranmaktan sakındırdı. Bu ayet ise şöyle devam etmekte: Hiç bir muvahhid ve Allah'ı bilen insan O'na taparken başkasını ortak koşmaz, çünkü Allah'tan başka her şeyin fani olduğunu ve ancak Allah teala ve O'nun için yerine getirilen ihlaslı ameller kalacağını bilir. Bundan başka mutlak hakimiyet ancak Allah'ın elindedir ve O'ndan başkasına tapmak anlamsızdır.
Bu ayette varlık aleminde her şey fani ilan edilmiştir, çünkü tüm mahluklar er geç yok olup gider. Üstelik şimdiki varlıkları da kendilerinden kaynaklanan bir durum değildir ve eğer ilahi rahmet bir anlığına kesilecek olursa, hepsi yok olur.
Bundan önceki ayette şirke işaret edilirken, bu ayet şirki şöyle tanımlıyor: Başkasını Allah olarak tanımak. Allah Resulü'ne –s– ve evliyalara tevessül etmeyi şirk bilen sapkın Vahabilerin düşüncesinin aksine, bu büyük insanlara tevessül etmek asla şirk sayılmaz, zira hiç kimse İslam Peygamberi'ni –s– veya İmam Ali'yi –s– ve diğer evliyaları Allah karşısında bağımsız bir güç olarak görmez. Bu insanlar ancak tevhid yolunda büyük fedakarlıklar eden büyük insanlar olarak muhatap alınır.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Gerçek muvahhid insan, her türlü mabuttan bağımsızdır ve kendilerini yeryüzünün hükümdarı bilen ve herkese hükmetmek isteyen tağutlara ve zorbalara karşı direnir.
2 – Dünya ve içinde ne varsa fanidir, oysa Allah ve ilahi olan her şey bakidir.
3 – Ölüm, yok olmak değil, varlığın başlangıcına dönüştür.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile