Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 01 Şubat 2016 06:38

Nura giden yol(713) Kasas- 79 ila 82

Nura giden yol(713) Kasas- 79 ila 82

Kasas suresinin 79 ve 80. Ayetleri:

فَخَرَجَ عَلَى قَوْمِهِ فِي زِينَتِهِ قَالَ الَّذِينَ يُرِيدُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا يَا لَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَا أُوتِيَ قَارُونُ إِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

(28:79)

وَقَالَ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ اللَّهِ خَيْرٌ لِمَنْ آَمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا وَلَا يُلَقَّاهَا إِلَّا الصَّابِرُونَ

(28:80)

Yani:

Derken, Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o çok şanslı! dediler.

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.

Geçen bölümde Karun'un, Hz. Musa'nın izleyenlerinden biri olduğunu anlattık. Karun büyük mal ve servete kavuşunca, kibirlenmeye başladı ve isyan ederek iman çemberinin dışına çıktı.

Bu ayetler Karun'un çirkin davranışlarından birine işaret ediyor. Bu davranış günümüz toplumlarında sık sık rastlanan bir davranıştır, ki o da, kendi servetini başkalarının yüzüne vurmak ve başkalarını hor görmek ve aşağılamaktır ve bunun türlü yöntemleri vardır.

Bazen her göreni şaşırtan lüks ve büyük binalar ve evler yaptırmak, bazen çok pahalı otomobillere binmek ve caddelerde dolaşarak hava atmak ve bazen de şatafatlı ziyafetler düzenlemek ve aşırı derecede gösteriş yaparak israfa kaçmak, bu tür durumlara birer örnektir. Bu işleri serveti yüzünden bencil ve sarhoş olan insanlar yapar. Ancak bu tür gösteriş amaçlı hareketler bazen başka insanlara ah çektirir ve görenler kendilerini bedbaht ve bu tür zenginleri mesut ve mutlu sanar. Gerçi bilge ve bilinçli insanlar servetin tek başına saadet ve mutluluk getirmediğini çok iyi bilir. Nice zenginler vardır ki türlü ruhi sıkıntılar veya ailevi sorunlarla uğraşmak zorundadır ve zenginlikleri onlara saadet getirmekten ziyade, sıkıntı ve şakavet getirmektedir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Servet sahibi olmak kötü bir şey değildir, fakat hava atmak, gösteriş yapmak, lüks düşkünü olmak ve başkalarını aşağılamak en çirkin amellerdir.

2 – Eğer toplumun yöneticileri eşraf gibi yaşamaya ve Karun gibi gösteriş yapmaya başlarsa, bu durum hiç kuşkusuz toplumun değerlerini ve kültürünü olumsuz etkiler ve insanları lüks düşkünü yapar.

3 – Dünyaperest olmak, düşüncesiz ve akılsız insanların işidir, yoksa akıllı ve bilge insanlar hem dünya ve hem ahiretini düşünür.

4 – Dünyanın tüm serveti, pak ve salih insanlara cennette verilecek mükafatın karşısında bir hiçtir. O zaman akıllı ve bilge insanların dünya malına düşkün olmaktan kaçınmaları gerekir.

Kasas suresinin 81 ve 82. Ayetleri:

فَخَسَفْنَا بِهِ وَبِدَارِهِ الْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرِينَ

(28:81)

وَأَصْبَحَ الَّذِينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَوْلَا أَنْ مَنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا وَيْكَأَنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ

(28:82)

Yani:

Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, Allah rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflâh olmazmış! demeye başladılar.

İnsanları serveti ile aşağılamak ve Allah'ın peygamberine karşı aheretten bağımsız olma bahanesi ile isyan etmek, Karun'un işini öyle bir yere getirdi ki, yüce Allah şiddetli bir deprem göndererek Karun'un sarayını, bahçesini ve tüm hazinelerini yerin dibine gömdü ve geride hiç bir şey bırakmadı.

Gerçi Kur'an'ı Kerim ayetleri geçmiş kavimlerin depremle helak edildiğini duyurmuştur, fakat bu macerada ilginçtir ki sadece Karun ve sarayı yerin dibine battı ve başkalarına zarar gelmedi, ki bu da başlı başına bir mucizedir. Nitekim kendini Mısır ve Nil ırmağının maliki bilen Firavun de sonunda Nil ırmağında boğuldu ve iktidarı yok olup gitti.

Öte yandan halk bu ilahi mucizeyi görünce, gaflet uykusundan uyandı ve boşuna Karun'un servetini arzu ettiklerini itiraf etti. Çünkü gerçekte rızık Allah'ın elindedir ve Allah teala ilmi ve hikmetine göre rızkı insanların arasında paylaştırır ve onlara verdiğine göre de sorumluluk bekler.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – İsyankarlığın ve böbürlenmenin sonu aşağılanmak ve helak olmaktır.

2 – Servet her ne kadar fazla olursa olsun, insanı ilahi azap ve cezaya karşı koruyamaz.

3 – Meselelere yaklaşırken, hemen yargıda bulunmamalıyız. Karun'un servetini görünce keşke onun gibi olsaydık, diyenler, sonunu görünce de, ne iyi oldu da onun gibi olmadık, dediler.

4 – Başkalarının servetinin hasretini çekmek yerine, Allah tealanın bize verdiği ile yetinmeliyiz. Unutmayın bu dünyada tüm arzularımıza kavuşmak, belki maslahat icabı olmayabilir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile