Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 01 Şubat 2016 06:35

Nura giden yol(712) Kasas- 76 ila 78

Nura giden yol(712) Kasas- 76 ila 78

Kasas suresinin 76. Ayeti:

إِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسَى فَبَغَى عَلَيْهِمْ وَآَتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُوءُ بِالْعُصْبَةِ أُولِي الْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحِينَ

(28:76)

Yani:

Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.

Bu surenin bazı önceki ayetlerinde Hz. Musa ve Firavun öyküsüne işaret edilmişti. Ancak bu ayetler Hz. Musa çağında çok büyük zenginlerden biri olan Karun'un öyküsüne işaret ediyor.

Tarih kitaplarında da belirtildiği üzere, Karun Hz. Musa'nın yakınlarından biriydi ve işin başında Hz. Musa'ya iman etmişti, fakat serveti yüzünden kibir ve bencilliğe kapıldı, öyle ki hatta Hz. Musa'ya karşı çıktı ve isyankarlardan oldu.

Ayet, Karun'un isyan etmesinin kökünü kibir ve gaflete kapılmakta görüyor. Karun serveti arttıkça Allah'tan ve insanlardan daha çok gafil oldu ve tüm aklı fikri altın, gümüş ve mücevher biriktirme üzerinde odaklanmıştı. Oysa servet, halka hizmet ve toplumun iktisat çarkını çevirmek içindir. Servet, bir avuç zenginin bu serveti kendi çıkarı için biriktirmesi için değildir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Mal ve servet sahibi olmak ve mal ve servetinizi arttırmak için çaba harcamak, kötü bir amel değildir. Ancak servetle kibire kapılmak ve Allah'a, peygamberine ve kullarına karşı isyankar olmak, çirkin bir amel sayılır.

2 – Sarhoşluk, sadece şarap içmekle olmaz. Bazen kapasitesiz insanlar para ve pula kavuşunca, her şeyi unutacak kadar sarhoş gibi olur. Bu tür insanlar güç ve servetine güvenerek, başkalarının hakkına el uzatır ve bir nevi sarhoşluğa kapılır.

Kasas suresinin 77. Ayeti:

وَابْتَغِ فِيمَا آَتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآَخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ

(28:77)

Yani:

Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.

Geçen ayette belirtildiği üzere, Hz. Musa'nın bazı izleyenleri bilge ve gerçekçi insanlardı ve kendilerini hor görmek ve Karun'u büyük saymak yerine, büyük bir cerasetle onu, malı ve serveti yüzünden kibire kapılmaması konusunda uyarırdı ve bu durumda Allah teala onu sevmeyeceğini, nitekim insanlar da mağrur zenginleri sevmediğini hatırlatırdı.

Bu ayet önceki ayetin devamında, akibeti düşünen mümin insanların dilinden dört nasihati daha gündeme getiriyor. Bu nasihatlerin en önemlisi, dünyanın ahiretin tarlası gibi olduğudur. Eğer burada bir şey ekmezsen, kıyamette hiç bir şey biçemezsin. Bunca mal ve servet gerçekte yere serpilmesi ve ondan hasat elde edilmesi gereken tohum gibidir. Tohumu her ne kadar depolarda biriktirseniz biriktirin, ondan başak elde edemezsiniz.

İkinci nasihat ise şöyle ki, eğer dünya malından ahiretin için bir şeyler biriktir diyorsak, bunun anlamı, dünya yaşamını unutmak ve tüm malını Allah yolunda infak etmek değildir. Her insan kendisinin ve ailesinin refahı için malından yararlanmalıdır. Dünya ve ahiret birlikte gözetilmeli ve her birinden şanına göre yararlanılmalıdır.

Üçüncü nasihate gelince, zannetmeyin ki neyiniz varsa sizindir. Tüm bu mallar Allah'a aittir ki sana ihsan etmiş ve sana sunmuştur. Hiç kimse kendini malik bilmemeli ve sadece emanet sahibi görmelidir. Buna göre varlıklı insan Allah teala gibi muhtaç insanlara ihsanda bulunmalıdır.

Mümin insanların Karun'a dördüncü nasihati, bu nasihatleri uygulamadığı ve gözetlemediği takdirde, malı ve serveti hem kendisi ve hem toplumu için fesat ve helak olmaya vesile olacağıydı. Buna göre Karun'un malı ve serveti, toplumun ıslahı yolunda sarf edilmek yerine, toplumda sınıflaşmaya ve insanların arasında kin ve düşmanlığa vesile olacaktı. Nitekim günümüz kapitalist toplumlarında da seyrek sayıda insan bankaları ve toplumun sermayelerini kendi tekelinde bulundurur ve çoğunluk adeta köle gibi çalışır ve zenginlerin daha zenginleşmesine vesile olur.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – İnsanın tüm işlerde ve iktisadi faaliyetlerde amacı, kıyamet gününde Allah tealanın hoşnutluğu ve rızası olmalıdır. Gerçi bunu yaparken kendi dünyasını da unutmaması gerekir.

2 – Dünyevi yaşamımızdan yararlanırken, uhrevi kaderimizi de unutmamalıyız. Bir başka ifade ile, bu dünyada doğal ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi gözetleyip karşılarken, gerisini de ahiretimiz için biriktirmeliyiz.

3 – Mal ve servet, eğer ahiret uğruna başkalarına iyilik ve ihsan yolunda harcanırsa, hiç kötü olmadığı gibi, insanın ebedi saadetine zemin oluşturur.

Kasas suresinin 78. ayeti:

قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ عِنْدِي أَوَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ أَهْلَكَ مِنْ قَبْلِهِ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَأَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْأَلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ

(28:78)

Yani:

Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).

Bu ayette Karun, iman ehli olanların nasihat ve tavsiyelerini dinlemek ve kabul etmek yerine, kibiri yüzünden şöyle karşılık veriyor:

Bu mal ve servet benim kendi bilgim ve ilmim sayesinde hasıl olmuştur ve bu yüzden benim irademin altındadır. Siz bana neyi yapacağımı ve neyi yapamayacağımı söyleyemezsiniz. Ben kendim malımı nerede harcayacağımı ve nerede biriktireceğimi bilirim. Eğer Allah bu serveti bana vermişse, her halde benim bilgimi ve çabamı görmüş ve beni buna layık ve şayeste görmüştür.

Kur'an'ı Kerim mağrur zenginlerin bu yanlış mantığına şöyle karşılık veriyor:

Yoksa o tarihi okumamış mı ve ondan çok daha zengin ve çok daha güçlü olan insanlar Hak karşısında isyan ettikleri için bu dünyada malları ile birlikte helak olduklarını bilmez mi?

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Servet, hatta insanın ilmi ve çabasının ürünü olsa bile, yine de kibir ve gaflete kapılmamak ve bunu ilahi ihsan olarak görmek gerekir.

2 – Bilim, güç ve servetle mağrur olmak, insanın bu dünyada helak olmasına vesile olur.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile